Ben defalarca köylülerin ölmeme izin vermesini istedim.I asked the villagers many times to let me die.
Ölmeme yardım etmeni istiyorum.I want you to help me die.
Ölmeme izin verme.Don't let me die.
Ölmemek için yemelisin. Gerçi yesen de öleceksin.You should eat, or you will die. If you do eat, you'll still die.
Burada ölmeme izin verme.Don't let me die here.
Tom Mary'nin ölmemesini diledi.Tom hoped that Mary wouldn't die.
Ölmeme izin vermeyin!Don't let me die!
Benim ölmeme asla izin vermeyeceğinizi biliyordum.I knew you'd never let me die.
Hiç kimse ölmemeliydi.Nobody should've died.
Lütfen ölmeme izin vermeyin.Please don't let me die.
Tom cezaevinde ölmemeye kararlı.Tom is determined not to die in prison.
Sami, lütfen benim ölmeme izin verme.Sami, please don't let me die.
Hiçbir çocuk açlıktan ölmemeli.No child should starve.
Kimsenin ölmemesine sevindim.I'm glad that nobody died.
Pek çok kişi, bombayı etkisiz hale getirmeye çalışırdı. Ölmemenin yollarını araştırırdı.More than likely most people would try to defuse the bomb, find ways not to die.
Biri bugünlerde beni öldürmek istiyor ama gelmeni beklemeliydim, o yüzden ölmemeliydim !Someone wanted to kill me these few days but I had to wait for you, so I couldn't die!
O gün ölmemekle, bir mucizeyle ödüllendirildim.I was given the gift of a miracle, of not dying that day.
Sanırım, yapmamız gereken, sıkı tutunup... ...ölmemek için dua etmek.So this is the part where we're supposed to just hold on real tight and, uh, hope we don't die.
- Plan Tefo... ...ţimdilik... ...ölmemek.We should just get into play again What is the plan?
Açlıktan ölmemek! Açlıktan ölmemek.To not die of starvation!To not die of starvation.
Wenlie, sen abimsin yerinde dur ölmemeli onu öldürecekler!Wenlie, you're my brother Stay in your seat You can't die
Mariç, "Çıkan panikte kimsenin ölmemesi büyük şans." dedi."It is fortunate that no one else was killed in the panic that erupted," Maric said.
Yoksullar açlıktan ölmemeli, ancak tembellik etmemeleri için bazı işlerle uğraştırılmalıdırlar.Sie konnten jedoch nur den Keep besetzen, in dem sie lieber verhungerten, anstatt sich zu ergeben.
Ölüp ölmemesi, oyuncuya bağlıdır.Être ou ne pas être un acteur face à sa mort.
Huzur içinde ölmeme izin ver.Dejame morir en paz.
Sadece ölmemek, hayatta kalabilmek için çabalarlar.Ze zullen niets anders doen dan wachten op hun dood.
Sadece ölmemek, hayatta kalabilmek için çabalarlar.Вони повинні не тільки вижити і прийняти бій.
Sadece ölmemek, hayatta kalabilmek için çabalarlar.En tahdo kuolla, en vain jaksa elää.)
Böylece, İnsanlar gibi ölmemelerine rağmen Entler, yaşlandıkça sayıları azalan bir ırk haline geldiler.Vastaavasti kuollessasi vanhana et ole sama ihminen kuin teini-ikäisenä.
Sadece ölmemek, hayatta kalabilmek için çabalarlar.나는 죽기 위하여, 여러분은 살기 위해서.
Sadece ölmemek, hayatta kalabilmek için çabalarlar.Тези системи не само трябва да издържат, за да оцелеят.
Aaron, hakikaten de sihir yapabiliyordu. Ve kendimi yaptýđý sihrin O'nunla birlikte ölmemesine için adadým.Aaron opravdu uměl magii a já se oddala k tomu, aby šíření jeho magie neskončila s jeho smrtí.
Aaron, hakikaten de sihir yapabiliyordu. Ve kendimi yaptýđý sihrin O'nunla birlikte ölmemesine için adadým.Aaron poteva veramente fare magie, e sono votata a fare in modo che la sua magia non termini con la sua morte.
Aaron, hakikaten de sihir yapabiliyordu. Ve kendimi yaptýđý sihrin O'nunla birlikte ölmemesine için adadým.Aaron pouvait vraiment faire de la magie, et je ferai tout pour que sa magie ne s'arrête pas avec sa mort.
Aaron, hakikaten de sihir yapabiliyordu. Ve kendimi yaptýđý sihrin O'nunla birlikte ölmemesine için adadým.Aaron realmente podía hacer magia y estoy comprometida a asegurar que su magia no termine con su muerte.
Açlıktan ölmemek! Açlıktan ölmemek.Per non morire di fame!Per non morire di fame.
Açlıktan ölmemek!Damit wir nicht verhungern!
Açlıktan ölmemek.Ja, um nicht vor Hunger zu sterben...
Açlıktan ölmemek!¡Para no morir de hambre!
Açlıktan ölmemek.Para no morir de hambre!
Amerikalıların ölmemesi için.그들은 미국인들이 아닙니다.
Amerikalıların ölmemesi için.הם לא אמריקאים.
Amerikalıların ölmemesi için.إنهم ليسوا أمريكيون .
Amerikalıların ölmemesi için.だからアメリカ兵の無事を祈るのです
Benim ölmeme izin veremezler.De kan ikke lade mig dø.
Benim ölmeme izin veremezler.De typerna kan inte låta mig dö.
Benim ölmeme izin veremezler.Eles não me podem deixar morrer.
Benim ölmeme izin veremezler.He eivät voi antaa minun kuolla.
Benim ölmeme izin veremezler.No les interesa que me muera.
Benim ölmeme izin veremezler.Quelli non possono accettare che io muoia.
Benim ölmeme izin veremezler. Scar tarafından saldırıya uğrar ve çok zor bir durumda kalırsam...Nie mogą pozwolić, żebym im umarł, więc jeśli Scar mnie zaatakuje i będę naprawdę zagrożony...
Benim ölmeme izin veremezler.Δεν θέλουν να πεθάνω.
Benim ölmeme izin veremezler.Эти типы не дадут мне умереть.
Biyoloji cinsellik veya ölmemekle alakalıNapříklad nestrávím první lekci vykládáním o tom, jak budu učit. Prostě začnu učit hned po dalším střihu.
Biyoloji cinsellik veya ölmemekle alakalıSoy una colección de componentes orgánicos llamados Hank Green
Böyle bir yerde ölmeme izin verecek değilim!En aio kuukahtaa tällaiseen paikkaan.
Böyle bir yerde ölmeme izin verecek değilim!Jag tänker inte låta det här stället knäcka mig.
Böyle bir yerde ölmeme izin verecek değilim!Jeg vil ikke lade dette sted knække mig.
Böyle bir yerde ölmeme izin verecek değilim!Não vou apodrecer num lugar como este!
Böyle bir yerde ölmeme izin verecek değilim!Nie wykituję w takim miejscu.