ölmek ile cümle
ölmek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
O düşkünler evinde, ölmek üzere olan 31 kadın ve erkek kalıyordu.Dans cet hospice, il y avait 31 hommes et femmes proches de la mort.
O düşkünler evinde, ölmek üzere olan 31 kadın ve erkek kalıyordu.Di sana, ada 31 pria dan wanita yang sedang menunggu ajal.
O düşkünler evinde, ölmek üzere olan 31 kadın ve erkek kalıyordu.En ese hospicio, había 31 hombres y mujeres en agonía.
O düşkünler evinde, ölmek üzere olan 31 kadın ve erkek kalıyordu.În acel ospiciu, erau 31 de bărbați și femei care se îndreptau spre moarte.
O düşkünler evinde, ölmek üzere olan 31 kadın ve erkek kalıyordu.In dat verzorgingstehuis waren er 31 mannen en vrouwen die actief aan het sterven waren.
O düşkünler evinde, ölmek üzere olan 31 kadın ve erkek kalıyordu.In diesem Hospiz befanden sich 31 Männer und Frauen, die im Sterben lagen.
O düşkünler evinde, ölmek üzere olan 31 kadın ve erkek kalıyordu.Naquele hospital, havia 31 homens e mulheres que estavam a morrer, progressivamente .
O düşkünler evinde, ölmek üzere olan 31 kadın ve erkek kalıyordu.Nella casa di cura c'erano 31 pazienti, uomini e donne, nello stadio terminale della vita.
O düşkünler evinde, ölmek üzere olan 31 kadın ve erkek kalıyordu.Trong nhà tế bần đó, có 31 người đàn ông và phụ nữ đang hấp hối.
O düşkünler evinde, ölmek üzere olan 31 kadın ve erkek kalıyordu.W tamtym hospicjum było 31 mężczyzn i kobiet, którzy właśnie umierali.
O düşkünler evinde, ölmek üzere olan 31 kadın ve erkek kalıyordu.Σ' αυτό το άσυλο, υπήρχαν 31 άνδρες και γυναίκες, που όδευαν προς τον θάνατο.
O düşkünler evinde, ölmek üzere olan 31 kadın ve erkek kalıyordu.В тази болница за неизлечимо болни, имаше 31 мъже и жени, които бяха на прага на смъртта.
O düşkünler evinde, ölmek üzere olan 31 kadın ve erkek kalıyordu.В тому притулку було 31 чоловік і жінка, що помирали.
O düşkünler evinde, ölmek üzere olan 31 kadın ve erkek kalıyordu.В этом хосписе содержались 31 мужчина и женщина, находящиеся при смерти.
O düşkünler evinde, ölmek üzere olan 31 kadın ve erkek kalıyordu.בבית המחסה הזה היו 31 גברים ונשים אשר גססו.
O düşkünler evinde, ölmek üzere olan 31 kadın ve erkek kalıyordu.في ذلك الدير وكان هناك 31 رجلا و امرأة على أعتاب الموت
öfkeli insanlar olacak- açlýktan ölmek üzereyken aynen ţöyle söyleyecekler,- 젠슨은 문명을 끝낼 수 밖에 없는 전제 20개를 열거합니다 . 20개를 전부 소개하다 보면 이 영화가 20시간 짜리가 될 테고
öfkeli insanlar olacak- açlýktan ölmek üzereyken aynen ţöyle söyleyecekler,Dio vi maledica." Egli dispiega la sua causa contro la civilizzazione enumerando 20 premesse.
öfkeli insanlar olacak- açlýktan ölmek üzereyken aynen ţöyle söyleyecekler,Fy fan fĂśr er." Han lägger ut sitt fall emot civilisationen genom att räkna upp 20 premisser.
öfkeli insanlar olacak- açlýktan ölmek üzereyken aynen ţöyle söyleyecekler,Il développe son plaidoyer contre la civilisation en énumérant vingt prémisses.
öfkeli insanlar olacak- açlýktan ölmek üzereyken aynen ţöyle söyleyecekler,Jensen apoya sus declaraciones contra la civilización a travéz de veinte premisas.
öfkeli insanlar olacak- açlýktan ölmek üzereyken aynen ţöyle söyleyecekler,joten piru teidät periköön." Hän esittää kantansa sivilisaatiota vastaan listaamalla 20 premissiä.
öfkeli insanlar olacak- açlýktan ölmek üzereyken aynen ţöyle söyleyecekler,La dracu să va ia." El își expumne cazul împotriva civilizației enumerând 20 de premise.
öfkeli insanlar olacak- açlýktan ölmek üzereyken aynen ţöyle söyleyecekler,takže nech vás porazí." Vysvetľuje svoje argumenty proti
öfkeli insanlar olacak- açlýktan ölmek üzereyken aynen ţöyle söyleyecekler,they'll be glowing for one thing -- αλλά θα λιμοκτονούν,/\/\/\/\/\/\/\/\/\/\/\/\/\/\/\/\/\ και θα λένε,
öfkeli insanlar olacak- açlýktan ölmek üzereyken aynen ţöyle söyleyecekler,zur Hölle mit euch." Er stellt seine Sache gegen die Zivilisation dar durch 20 Annahmen.
öfkeli insanlar olacak- açlýktan ölmek üzereyken aynen ţöyle söyleyecekler,Он раскрывает свои доводы относительно губительности цивилизации в 20 положениях.
Ölmek dışında daha fazla hasta olamayacağını biliyorduk.Nós sabíamos que ela não poderia ficar mais doente... sem morrer.
Ölmek dışında daha fazla hasta olamayacağını biliyorduk.Ze had niet veel zieker mogen worden, om dit nog te kunnen overleven.
Ölmek istemiyorsan, yemek zorundasın.Če ne ješ, umreš.
Ölmek istemiyorsan, yemek zorundasın.Je moet eten als je niet wilt sterven.
Ölmek istemiyorsan, yemek zorundasın.Nous devons manger si nous ne voulons pas mourir.
Ölmek istemiyorsan, yemek zorundasın.Se non vuoi morire, devi mangiare.
Ölmek istemiyorsan, yemek zorundasın.Tienes que comer si no quieres morir.
Ölmek istemiyorsan, yemek zorundasın.Trebuie să mănânci, dacă nu vrei să mori.
Ölmek istemiyorsan, yemek zorundasın.Você tem que comer se não quiser morrer.
Ölmek istemiyorsan, yemek zorundasın.Πρέπει να τρως αν δεν θέλεις να πεθάνεις.
Ölmek istemiyorsan, yemek zorundasın.Не хочешь умереть - ешь.
Ölmek istemiyorsan, yemek zorundasın.عليك أن تأكل إذا لم ترغب بالموت
Ölmek istemiyorum!Aku tak ingin mati!
Ölmek istemiyorum.Eu não quero morrer.
" Ölmek istemiyorum. ""Ich will nicht sterben.
Ölmek istemiyorum!Ik wil niet doodgaan!
" Ölmek istemiyorum. ""Ik wil niet sterven.
" Ölmek istemiyorum. ""Io non voglio morire.
Ölmek istemiyorum.Jag vill inte dö.
Ölmek istemiyorum.Jeg vil ikke dø.
" Ölmek istemiyorum. ""Je ne veux pas mourir.
Ölmek istemiyorum!Je ne veux pas mourir !
" Ölmek istemiyorum. ""죽고 싶지 않아.
Ölmek istemiyorum.Não quero morrer.
Ölmek istemiyorum.Na pewno nie podkładałeś tu bomb.
" Ölmek istemiyorum. ""Nechcem umrieť, mám rodinu ku ktorej sa chcem vrátiť."
Ölmek istemiyorum!Nechci zemřít!
" Ölmek istemiyorum. ""Nem akarok meghalni.
" Ölmek istemiyorum. ""Nie chcę umierać.
Ölmek istemiyorum!Nie chcę umierać!
Ölmek istemiyorum.Nie chcę zginąć.
Ölmek istemiyorum!Nočem umreti!
Ölmek istemiyorum!¡No quiero morir!