ölmek ile cümle
ölmek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
11
ORT. KELİME
Değerli kadının ölmek üzere.Din kära kvinna dör snart.
Değerli kadının ölmek üzere.Kallisarvoinen naisesi kuolee pian.
Değerli kadının ölmek üzere.La tua preziosa donna sta per morire.
Değerli kadının ölmek üzere.Tu querida chica está a punto de morir.
Değerli kadının ölmek üzere.Twoja ukochana zaraz umrze.
Değerli kadının ölmek üzere.Η πολύτιμη κοπέλα σου είναι ετοιμοθάνατη.
Değerli kadının ölmek üzere.Дорогая тебе женщина сейчас умрёт.
Doğmak, Ölmek, Yeniden doğmak,Beaucoup de fois, autant de fois que nécessaire...
Doğmak, Ölmek, Yeniden doğmak, Bu yasalar gereği, Birçok defa, birçok defa...Narodzić się, umrzeć, odrodzić ponownie, wiele razy, tak wiele, jak to tylko potrzebne, takie jest prawo.
Doğmak, Ölmek, Yeniden doğmak, Bu yasalar gereği, Birçok defa, birçok defa...Narození, smrt, opětovné narození, kolikrát je potřeba, takový je zákon.
Doğmak, Ölmek, Yeniden doğmak, Bu yasalar gereği, Birçok defa, birçok defa...Nascere, morire, rinascere di nuovo, molte volte, tante volte quanto necessario, è la legge.
Doğmak, Ölmek, Yeniden doğmak, Bu yasalar gereği, Birçok defa, birçok defa...Γεννιέσαι, πεθαίνεις, ξαναγεννιέσαι, πολλές φορές, τόσες φορές όσες είναι απαραίτητο, αυτός είναι ο νόμος.
Doğmak, Ölmek, Yeniden doğmak, Bu yasalar gereği, Birçok defa, birçok defa...Рождаясь, умирая снова рождаясь, много раз, столько, сколько нужно, это закон.
Doğmak, Ölmek, Yeniden doğmak,Geboren werden, sterben, wiedergeboren werden... so oft es notwendig ist...
Doğmak, Ölmek, Yeniden doğmak,Megszületni, meghalni, újra megszületni, annyiszor és annyiszor, amennyi szükséges.
Doğmak, Ölmek, Yeniden doğmak,Sinh ra, chết đi rồi lại đầu thai.
Duyduğuma göre suda boğularak ölmek için dünyada olabilecek en huzurlu ölüm diyorlarmış.Am auzit spus că înecul e moartea cea mai paşnică ce o poţi avea.
Duyduğuma göre suda boğularak ölmek için dünyada olabilecek en huzurlu ölüm diyorlarmış.Egyszer azt hallottam, hogy a fulladás a lehető legbékésebb halál.
Duyduğuma göre suda boğularak ölmek için dünyada olabilecek en huzurlu ölüm diyorlarmış.He oído decir que el ahogarse es la muerte más pacífica que hay.
Duyduğuma göre suda boğularak ölmek için dünyada olabilecek en huzurlu ölüm diyorlarmış.Ich habe gehört, dass Ertrinken der friedlichste Tod ist, den es gibt.
Duyduğuma göre suda boğularak ölmek için dünyada olabilecek en huzurlu ölüm diyorlarmış.Ik heb al eens horen zeggen dat verdrinking de meest vreedzame dood is die je kan overkomen.
Duyduğuma göre suda boğularak ölmek için dünyada olabilecek en huzurlu ölüm diyorlarmış.J'ai entendu dire que la noyade était la mort la plus paisible qu'on puisse avoir.
Duyduğuma göre suda boğularak ölmek için dünyada olabilecek en huzurlu ölüm diyorlarmış.Já ouvi dizer que o afogamento é a morte mais pacífica que se pode ter.
Duyduğuma göre suda boğularak ölmek için dünyada olabilecek en huzurlu ölüm diyorlarmış.누가 이런 말을 했다더군요. 익사는 사람이 가질 수 있는 가장 평화로운 죽음이라고..
Duyduğuma göre suda boğularak ölmek için dünyada olabilecek en huzurlu ölüm diyorlarmış.Počul som, že utopenie je tou najpokojnejšou smrťou, ktorej sa vám môže dostať.
Duyduğuma göre suda boğularak ölmek için dünyada olabilecek en huzurlu ölüm diyorlarmış.Saya telah mendengar bahwa tenggelam adalah cara untuk mati yang paling damai.
Duyduğuma göre suda boğularak ölmek için dünyada olabilecek en huzurlu ölüm diyorlarmış.Slišal sem, da je utopitev najbolj mirna smrt, ki jo lahko doživiš.
Duyduğuma göre suda boğularak ölmek için dünyada olabilecek en huzurlu ölüm diyorlarmış.Słyszałem kiedyś, że utonięcie to najspokojniejsza śmierć.
Duyduğuma göre suda boğularak ölmek için dünyada olabilecek en huzurlu ölüm diyorlarmış.So che si dice che affogare è la morte più pacifica che si possa avere.
Duyduğuma göre suda boğularak ölmek için dünyada olabilecek en huzurlu ölüm diyorlarmış.Và tôi nghe nói, chết đuối là cái chết êm ả nhất.
Duyduğuma göre suda boğularak ölmek için dünyada olabilecek en huzurlu ölüm diyorlarmış.Λένε ότι ο πνιγμός είναι ο πιο ειρηνικός θάνατος που μπορείς να έχεις.
Duyduğuma göre suda boğularak ölmek için dünyada olabilecek en huzurlu ölüm diyorlarmış.Чувал съм да казват, че удавянето е възможно най-мирната смърт.
Duyduğuma göre suda boğularak ölmek için dünyada olabilecek en huzurlu ölüm diyorlarmış.Я слышал, что утопление - это самая cпокойная смерть какая только может быть.
Duyduğuma göre suda boğularak ölmek için dünyada olabilecek en huzurlu ölüm diyorlarmış.Я чув, що потонути, це найспокійніша зі смертей.
Duyduğuma göre suda boğularak ölmek için dünyada olabilecek en huzurlu ölüm diyorlarmış.אבל הצלחתי איכשהו למשוך עצמי למעלה ומהר ככל שאפשר
Duyduğuma göre suda boğularak ölmek için dünyada olabilecek en huzurlu ölüm diyorlarmış.لقد سمعت من قبل أن الغرق هو أكثر الطرق السلمية تحصل بها على الموت
Duyduğuma göre suda boğularak ölmek için dünyada olabilecek en huzurlu ölüm diyorlarmış.伴わない死に方だと聞いたことがありますが そんなの
Eğer ölmek istemiyorsanız, kaçın! Çeviri:Si vous ne voulez pas mourir, alors fuyez !
Eğer ölmek istemiyorsanız, kaçın! Çeviri:Ако не искате да умрете, бягайте!
Esav, ‹‹Baksana, açlıktan ölmek üzereyim›› dedi, ‹‹İlk oğulluk hakkının bana ne yararı var?››A Ezav povedal: Hľa, jednako idem zomrieť, načože mi je prvorodenstvo?!
Esav, ‹‹Baksana, açlıktan ölmek üzereyim›› dedi, ‹‹İlk oğulluk hakkının bana ne yararı var?››Eesau vastasi: "Katso, minä kuolen kuitenkin, mitä minä esikoisuudellani teen?"
Esav, ‹‹Baksana, açlıktan ölmek üzereyim›› dedi, ‹‹İlk oğulluk hakkının bana ne yararı var?››Então replicou Esaú: Eis que estou a ponto e morrer; logo, para que me servirá o direito de primogenitura?
Esav, ‹‹Baksana, açlıktan ölmek üzereyim›› dedi, ‹‹İlk oğulluk hakkının bana ne yararı var?››Entonces Esaú dijo: --He aquí que yo me voy a morir; ¿de qué, pues, me servirá la primogenitura
Esav, ‹‹Baksana, açlıktan ölmek üzereyim›› dedi, ‹‹İlk oğulluk hakkının bana ne yararı var?››Esau antwortete: Siehe, ich muß doch sterben; was soll mir denn die Erstgeburt?
Esav, ‹‹Baksana, açlıktan ölmek üzereyim›› dedi, ‹‹İlk oğulluk hakkının bana ne yararı var?››Esau a răspuns: ,,Iată-mă, sînt pe moarte; la ce-mi slujeşte dreptul acesta de întîi născut?``
Esav, ‹‹Baksana, açlıktan ölmek üzereyim›› dedi, ‹‹İlk oğulluk hakkının bana ne yararı var?››Ê - sau đáp rằng : Nầy , anh gần thác , quyền trưởng_nam để cho anh dùng làm_chi ?
Esav, ‹‹Baksana, açlıktan ölmek üzereyim›› dedi, ‹‹İlk oğulluk hakkının bana ne yararı var?››Ê-sau đáp rằng: Nầy, anh gần thác, quyền trưởng nam để cho anh dùng làm chi?
Esav, ‹‹Baksana, açlıktan ölmek üzereyim›› dedi, ‹‹İlk oğulluk hakkının bana ne yararı var?››Ésaü répondit: Voici, je m`en vais mourir; à quoi me sert ce droit d`aînesse?
Esav, ‹‹Baksana, açlıktan ölmek üzereyim›› dedi, ‹‹İlk oğulluk hakkının bana ne yararı var?››Esau svarade: »Jag är ju döden nära; vartill gagnar mig då min förstfödslorätt?»
Esav, ‹‹Baksana, açlıktan ölmek üzereyim›› dedi, ‹‹İlk oğulluk hakkının bana ne yararı var?››Esau svarede: "Jeg er jo lige ved at omkomme; hvad bryder jeg mig om min Førstefødselsret!"
Esav, ‹‹Baksana, açlıktan ölmek üzereyim›› dedi, ‹‹İlk oğulluk hakkının bana ne yararı var?››Esau svarte: Jeg holder på å dø; hvad skal jeg da med førstefødselsretten?
Esav, ‹‹Baksana, açlıktan ölmek üzereyim›› dedi, ‹‹İlk oğulluk hakkının bana ne yararı var?››És monda Ézsaú; Ímé én halni járok, mire való hát nékem az én elsõszülöttségem?
Esav, ‹‹Baksana, açlıktan ölmek üzereyim›› dedi, ‹‹İlk oğulluk hakkının bana ne yararı var?››Ezav pa reče: Glej, proti smrti hitim, čemu mi tisto prvorojenstvo?
Esav, ‹‹Baksana, açlıktan ölmek üzereyim›› dedi, ‹‹İlk oğulluk hakkının bana ne yararı var?››I řekl Ezau: Aj, já k smrti se blížím, k čemuž mi tedy to prvorozenství?
Esav, ‹‹Baksana, açlıktan ölmek üzereyim›› dedi, ‹‹İlk oğulluk hakkının bana ne yararı var?››I rzekł Ezaw: Otom ja bliski śmierci, cóż mi po pierworodztwie?.
Esav, ‹‹Baksana, açlıktan ölmek üzereyim›› dedi, ‹‹İlk oğulluk hakkının bana ne yararı var?››Kata Esau, "Peduli apa hak itu bagi saya. Saya lapar setengah mati!
Esav, ‹‹Baksana, açlıktan ölmek üzereyim›› dedi, ‹‹İlk oğulluk hakkının bana ne yararı var?››에서가 가로되 내가 죽게 되었으니 이 장자의 명분이 내게 무엇이 유익하리요
Esav, ‹‹Baksana, açlıktan ölmek üzereyim›› dedi, ‹‹İlk oğulluk hakkının bana ne yararı var?››Rispose Esaù: «Ecco sto morendo: a che mi serve allora la primogenitura?»
Esav, ‹‹Baksana, açlıktan ölmek üzereyim›› dedi, ‹‹İlk oğulluk hakkının bana ne yararı var?››Και ο Ησαυ ειπεν, Ιδου, εγω υπαγω να αποθανω, και τι με ωφελουσι ταυτα τα πρωτοτοκια;
Esav, ‹‹Baksana, açlıktan ölmek üzereyim›› dedi, ‹‹İlk oğulluk hakkının bana ne yararı var?››А Исав рече: Виж, аз съм на умиране, за какво ми е това първородство?