Tom muhtemelen ölüme mahkûm edilecek.Tom is likely to be sentenced to death.
Ben ölüm hücresindeyim.I'm on death row.
Otopsiden ölüm nedeni hakkında az bilgi geldi.The autopsy yielded little information about the cause of death.
Fadıl, Leyla'nın ölümünden sorumluydu.Fadil was responsible for Layla's death.
Fadıl'ın ölümü topluluk için büyük bir darbeydi.Fadil's death was a huge blow to the community.
Fadıl, Leyla'nın ölümünden sorumludur.Fadil is responsible for Layla's death.
Fadıl'ın ölümüyle ilgili hiçbir şüphe yoktu.There was nothing suspicious about Fadil's death.
Fadıl'ın ölümü kuşku uyandırıyordu.Fadil's death raised suspicions.
Leyla çok ölümcül bir kadındı.Layla was a very deadly woman.
Bebeklerinin ölümü Leyla için çok fazlaydı.The death of her babies was too much for Layla.
Fadıl'ın ölümü gülünç bir konu değildi.Fadil's death was no laughing matter.
Otuz yıldır ölümler bir sır kaldı.For thirty years, the deaths remained a mystery.
Dedektif Sadık bebek ölümlerini soruşturdu.Detective Sadiq investigated the baby deaths.
Fadıl'ın şiddeti ölümcül değildi.Fadil's violence was never fatal.
Fadıl'ın ölümü çözülmemiş kaldı.Fadil's death remained unsolved.
Fadıl, Leyla'dan ölümüne korkuyordu.Fadil was scared to death of Layla.
İntihar girişimi ölümle cezalandırılabilir.Suicide attempts are punishable by death.
Fadıl'ın daha ölümcül bir planı vardı.Fadil had a more deadly plan.
Leyla ölüme mahkum edilen ilk göçmen kadındı.Layla was the first immigrant woman sentenced to death.
Ben hâlâ Tom'un ölüm şokunu atlatmadım.I still haven't gotten over the shock of Tom's death.
Mary'nin ölümünden Tom sorumluydu.Tom was responsible for Mary's death.
Tom, Mary'nin ölümünden sorumludur.Tom is responsible for Mary's death.
Sami, ölümcül zehirin kendisi için olduğunu anlamadı.Sami didn't realize the deadly poison was meant for him.
Hastalığın seyri olumlu görünmüyor.The prognosis does not look favorable.
Bana olumsuz bir prognoz verildi.I was given an unfavorable prognosis.
Elektrik ölümcül olabilir.Electricity can be lethal.
Ölüm cezasına karşıyım.I am against the death penalty.
Ölüm cezasından yanayım.I am in favor of the death penalty.
Sami ölümcül bir kumar oynadı.Sami took a deadly gamble.
Sami ölüme mahkûm edildi.Sami was sentenced to death.
Sami ölümcül bir kaza geçirdi.Sami had a deadly accident.
Ölümümden sonra insanların benim adımı hatırlamalarını istiyorum.I want people to remember my name after I'm dead.
Ölüm beni korkutmaz.Death doesn't scare me.
Ben ölüme mahkum edildim.I was sentenced to death.
Ölümden sonra dirilişe inanırım.I believe in the resurrection.
Ben ölümcül derecede hastayım.I'm terminally ill.
Ölüm dışında her şeye bir çare var.There is a remedy for everything except death.
Sözde psişik güçlerine karşın kendi ölümünü tahmin edemedi.For all his supposed psychic powers, he could not predict his own death.
Ölüm ne zengin ne de fakir bilir.Death knows neither rich nor poor.
Sami'nin ölüm haberi şehri çatırdattı.News of Sami's death rattled the city.
Ev ölümcül biçimde sessizdi.The house was dead silent.
Leyla'nın annesinde beyin ölümü vardı.Layla's mother was brain dead.
Leyla'nın evi ölümüne bir kavga için bir arena haline geldi.Layla's house became an arena for a fight to the death.
Leyla, Sami'yi sopayla ölümüne dövdü.Layla bludgeoned Sami to death.
Leyla ölümüne dövüldü.Layla was beaten to death.
Leyla'nın ölümü hiçbir amaca hizmet etmedi.Layla's death didn't serve any purpose.
Leyla ölüm tarafından takip edildi.Layla was stalked by death.
Leyla'nın ölümü bir gizemdi.Layla's death was a mystery.
Ölüm kölelikten daha iyidir.Death is better than slavery.
Kitap olumlu karşılanmadı.The book was not received favorably.
Makale olumlu karşılanmadı.The article was not received favorably.
Roman olumlu karşılanmadı.The novel was not received favorably.
Leyla, Sami'nin ölümünü seyrediyordu.Layla was watching Sami die.
Ölümüne savaşacaksın.You shall fight to the death.
Dil ölümü, değerli bilimsel verilerin kaybedilmesidir.Language death is loss of precious scientific data.
Ölüm cezasıyla karşı karşıya kalabileceğini öğrenince Sami fikrini değiştirdi.Sami changed his mind when he learned that he could face the death penalty.
Onlar söylenemeyecek miktarda ölüm ve yıkıma neden oldular.They caused an untold amount of death and destruction.
Ölüm kapınızı çaldığında dünyadaki tüm servet faydasızdır.All the wealth in the world is useless when death comes knocking on your door.
Sami, Leyla'nın ölümünü kabul etmek için mücadele etti.Sami struggled to accept Layla's death.
Cezaevindeki hayat, yavaş bir ölümdür.Life in prison is a slow death.