Tom ölümüne dövüldü.Tom was beaten to death.
Tom neredeyse ölümüne dövüldü.Tom was half beaten to death.
O askeri mahkemeye verildi ve ölüm cezasına çarptırıldı.He was court-martialled and sentenced to death.
Bütün yolcular ölümcül tehlikedeler.All the passengers are in mortal danger.
Ölümcül kuvvet kullanımı onaylandı.Use of deadly force has been authorized.
Neredeyse bir aydır, Tom hayatla ölüm arasında gidip geldi.For nearly a month, Tom hovered between life and death.
Bu ölümcül sonuçlar doğurabilir.This may have lethal consequences.
Şöhretin olumsuz tarafı incelemedir.The downside of fame is scrutiny.
Tom Mary'nin ölümünden şahsen sorumlu.Tom is personally responsible for Mary's death.
Umarım ölümlerin sayıları mümkün olduğunca düşük olacaktır.I hope the number of fatalities will be as low as possible.
Ben onları ölüme terk edemem.I couldn't leave them to die.
Ben onu ölüme terk edemedim.I couldn't leave him to die.
Onu ölüme terk edemezdim.I couldn't leave her to die.
Polis Tom'u başından ölümcül bir biçimde yaralanmış bulduThe police found Tom fatally wounded in the head.
Bu haberi duyduğunda Tom ölümcül bir kalp krizi geçirdi.Upon hearing that news, Tom suffered a fatal heart attack.
Zengin tüccar ölüm saatinin yaklaştığını hissetti.The rich merchant felt the hour of his death approaching.
Tom köpeğinin ölümü için hala Mary'ye öfkeli.Tom is still furious with Mary for his dog's death.
Dan Linda'nın ölümünü gazetede öğrendi.Dan learnt about Linda's death in the news.
Dan karısının ölümünün intikamını almak istiyordu.Dan wanted to avenge the death of his wife.
Avrupa birliği ölüm cezasını kaldırmıştır.The European Union has eliminated the death penalty.
Dan'in ölümü açıklanamadı.Dan's death could not be explained.
Sapıklık bazen insanların ölüme mahkum edildiği bir suçtu.Heresy was a crime for which people were sometimes sentenced to death.
Stephen Hawking, Galileo'nun ölümünden tam 300 yıl sonra doğdu.Stephen Hawking was born exactly 300 years after the death of Galileo.
Hristiyan dinine göre yedi ölümcül günahın isimlerini ezberden okuyabilir misin?Can you recite the names of the seven deadly sins according to the Christian religion?
Onun ani ölümünün haberi, güneşli bir günde gök gürültüsü gibiydi.The news of his sudden death was like thunder on a sunny day.
Baykuşlar ölümü önceden haber verebilirler.The owls foretell the death.
Dan neredeyse Linda'yı ölümüne boğdu.Dan nearly choked Linda to death.
Dan ve onun sınıf arkadaşları Linda'nın ölümünün yasını tuttular.Dan and his classmates mourned Linda's death.
Dan, Linda'nın ölümü konusunda kendini suçlu hissetti.Dan felt guilty about Linda's death.
Ben ölümden kurtuldum.I was saved from death.
Dan Linda'nın ölümünden bir servet alabileceğinin iyi farkındaydı.Dan was well aware that he could get a fortune from Linda's death.
Dan karısı Linda'nın ölümüyle korkunç bir kayıp yaşadı.Dan suffered a terrible loss with the death of his wife, Linda.
Tom Mary'nin ölümünü akşam haberinde öğrendi.Tom learned about Mary's death on the evening news.
Ölüm nedeni neydi?What was the cause of death?
Tom'un ölümü resmen bir kaza olarak hükme bağlandı.Tom's death has been officially ruled as an accident.
O gıyaben ölüme mahkum edildi.She was sentenced to death in absentia.
O gıyabında ölüm cezasına çarptırıldıShe was sentenced to death in absentia.
Dan karısı Linda'nın ölümcül derecede hasta olduğu konusunda bilgilendirildi.Dan was informed that his wife, Linda, was terminally ill.
İsa bugün ölümden dirildi.Today Jesus has risen from the dead.
Yaşam, ölümü dumanıyla boğan bir alevdir.Life is a flame that smothers death.
Ne kadar korkunç! Onlar ölümüne adam taşladılar.How horrible! They stoned the man to death.
Ölümden çok az insan korkmaz.Very few people aren't afraid of death.
Uyuşukluk ya da tembellik yedi ölümcül günahtan biridir.Sloth or laziness is one of the seven deadly sins.
Yaşam, ölümün başlangıcıdır.Life is the beginning of death.
O, ölüme yaklaştı.He's got one foot in the grave.
Boston Globe filme olumsuz eleştiri verdi.The Boston Globe gave the film an unfavorable review.
Birçok şair ölümü uykuyla karşılaştırır.Many poets compare death to sleep.
Birçok şairler uyku ile ölümü eşit tutarlar.Many poets equate death with sleep.
Hiç kimse ölümden kurtulmaz.No one is saved from death.
Yaşlı adam ölümünden önce çocuklaştı.The old man became childish before his death.
Bu bir ölüm makinesi.This is a killing machine.
Yanıt olumludur.The response is affirmative.
Onun ölümünü arzu etmedi.She did not desire his death.
Bana özgürlük ya da ölüm ver!Give me liberty or death!
O, benim için bir ölüm kalım meselesiydi.For me it was a question of life or death.
Aktörün ölüm haberleri internette yayıldı.Reports of the actor's death have gone viral on the Internet.
Dede,ölüm döşeğindedir.The grandfather is on his deathbed.
Tom ölümcül silahla saldırıdan mahkum edildi.Tom was convicted of assault with a deadly weapon.
Ölümler son derece nadirdir.Fatalities are extremely rare.
Tom ölümcül yaralıydı.Tom was mortally wounded.