ölçüde ile cümle

ölçüde kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
11
ORT. KELİME
Bu çizgiyi yapabildiğim ölçüde en güzel şekilde çizmeye çalışıcam.Виждате, че всички тези точки привидно лежат на една права
Bu çizgiyi yapabildiğim ölçüde en güzel şekilde çizmeye çalışıcam.この線は、本質的にセッション数と コストのすべての可能な組み合わせです。
Bu değişikliklere ne sebep oluyor? Genleriniz tarafından programlandığınız, bir ölçüde doğru.Nou, het is waar in zekere mate, worden ze geprogrammeerd door je genen.
Bu demektir ki, büyük ölçüde keşfedilmemiş bir gezegende yaşıyoruz.Donc, nous vivons sur une planète qui est largement inexplorée.
Bu demektir ki, büyük ölçüde keşfedilmemiş bir gezegende yaşıyoruz.Questo significa che viviamo su un pianeta che è praticamente inesplorato.
Bu demektir ki, büyük ölçüde keşfedilmemiş bir gezegende yaşıyoruz.Δηλαδή ζούμε σε έναν πλανήτη που είναι κυρίως ανεξερεύνητος.
Bu demektir ki, büyük ölçüde keşfedilmemiş bir gezegende yaşıyoruz.То есть мы живём на планете, которая мало изучена.
Bu demektir ki, büyük ölçüde keşfedilmemiş bir gezegende yaşıyoruz.כלומר, אנו חיים בכוכב-לכת שרובו לא נחקר.
Bu durumda, oradan aşağı giden kan akışını önemli ölçüde engeller.Als dat gebeurt wordt de bloedaanvoer naar verderop aanzienlijk minder.
Bu durumda, oradan aşağı giden kan akışını önemli ölçüde engeller.E quando isso ocorre, você está cancelando o fluxo sanguíneo a partir da obstrução.
Bu durumda, oradan aşağı giden kan akışını önemli ölçüde engeller. Kesebilir bile.A dokonce může dojít k tomu, že buňky za blokádou nebudou dostávat žádný kyslík.
Bu durumda, oradan aşağı giden kan akışını önemli ölçüde engeller.Khi điều này xảy ra, dòng lưu thông của máy đến các phần khác cuối nguồn bị suy kiệt/
Bu durumda, oradan aşağı giden kan akışını önemli ölçüde engeller.이런 일이 일어나면 아래로 내려가는 혈액의 흐름을 상당히 막게 되는 거죠.
Bu durumda, oradan aşağı giden kan akışını önemli ölçüde engeller.Quand cela arrive, vous appauvrissez significativement le flux sanguin en aval de cet endroit.
Bu durumda, oradan aşağı giden kan akışını önemli ölçüde engeller.Wenn das passiert, wird der Blutfluß signifikant vermindert, in den abhängigen Gebieten flußabwärts.
Bu durumda, oradan aşağı giden kan akışını önemli ölçüde engeller.Zmniejszenie światła naczynia, powoduje znaczne ograniczenie dopływu krwi poniżej przeszkody.
Bu durumda, oradan aşağı giden kan akışını önemli ölçüde engeller.Когато това се случи, кръвният поток надолу е лишен от достатъчно кръв.
Bu durumda, oradan aşağı giden kan akışını önemli ölçüde engeller.عندما يحدث هذا، فإنك حقاً تستنزف تدفق الدم في هذا التيار من هناك.
Bu durumda, oradan aşağı giden kan akışını önemli ölçüde engeller.血管が閉じてしまい、下流の細胞に酸素がいきわたらない
Bu hayatımı önemli ölçüde değiştirdi.1000 malutkich orangutanów... (Brawa)
Bu hayatımı önemli ölçüde değiştirdi.이 일은 제 인생을 크게 바꿔놓았습니다
Bu hayatımı önemli ölçüde değiştirdi. Şu an itibariyle, iki merkezimde 1.000 kadar yavru var.Cela a changé ma vie de manière radicale, et aujourd'hui, j'ai près de 1 000 bébés dans mes 2 centres.
Bu hayatımı önemli ölçüde değiştirdi. Şu an itibariyle, iki merkezimde 1.000 kadar yavru var.Dat heeft mijn leven vrij dramatisch beïnvloed. en nu heb ik bijna 1,000 baby's in mijn twee centra.
Bu hayatımı önemli ölçüde değiştirdi. Şu an itibariyle, iki merkezimde 1.000 kadar yavru var.Eso cambió muy dramaticamente mi vida, y al día de hoy, tengo casi a 1.000 bebés en mis dos centros.
Bu hayatımı önemli ölçüde değiştirdi. Şu an itibariyle, iki merkezimde 1.000 kadar yavru var.Ez drámai változást hozott az életemben, és ma már közel 1.000 kölyök él a két központban.
Bu hayatımı önemli ölçüde değiştirdi. Şu an itibariyle, iki merkezimde 1.000 kadar yavru var.Quell'episodio mi ha cambiato la vita, e ad oggi ho quasi 1000 cuccioli nei miei due centri.
Bu hayatımı önemli ölçüde değiştirdi. Şu an itibariyle, iki merkezimde 1.000 kadar yavru var.Toto velmi výrazně změnilo můj život a dnes mám ve dvou střediscích téměř 1000 orangutaňat.
Bu hayatımı önemli ölçüde değiştirdi. Şu an itibariyle, iki merkezimde 1.000 kadar yavru var.Това промени живота ми драматично и до настоящия момент имам близо хиляда бебета в моите два центъра.
Bu hayatımı önemli ölçüde değiştirdi.זה שינה את חיי באופן די דרמטי,
Bu hayatımı önemli ölçüde değiştirdi.فهذا غير حياتي بشكل كبير جدا،
Bu hayatımı önemli ölçüde değiştirdi.そして現在、1000の赤ん坊が私の2つの施設にいます。
Bu, hücrenin dış dünyadan ayıran ne olduğunu ve büyük ölçüde, bu tür hücre tanımlar.Definuje ji jako velmi, velmi malý prostor. To je odkud pochází slovo "buňka".
Bu, hücrenin dış dünyadan ayıran ne olduğunu ve büyük ölçüde, bu tür hücre tanımlar.Το ορίζει σαν αυτό το πολύ πολύ μικρό διαμέρισμα.
Bu, hücrenin dış dünyadan ayıran ne olduğunu ve büyük ölçüde, bu tür hücre tanımlar.そしてそれが、細胞を定義するような役割をしている。 それが本当に小さな小さな、境を決めているんだ。
Bu ince kablo çok büyük bir teknolojik gelişmeydi ve bu ürünün bu ölçüde olmasını sağlayanda buydu.DK: Ce câble mince est une avancée technologique considérable qui permet à l'ensemble d'avoir cette taille.
Bu ince kablo çok büyük bir teknolojik gelişmeydi ve bu ürünün bu ölçüde olmasını sağlayanda buydu.DK: Ten cienki kabel był olbrzymim osiągnięciem technologicznym i umożliwił osiągnięcie obecnego wymiaru.
Bu ince kablo çok büyük bir teknolojik gelişmeydi ve bu ürünün bu ölçüde olmasını sağlayanda buydu.Este cabo Delgado foi um avanço tecnológico tremendo e permitiu que tudo isto tivesse a dimensão que tem.
Bu ince kablo çok büyük bir teknolojik gelişmeydi ve bu ürünün bu ölçüde olmasını sağlayanda buydu.데이빗 켈리: 이 얇은 케이블은 매우 큰 기술적 발전인데요 케이블에 의해서 제품의 크기가 정해졌습니다.
Bu ince kablo çok büyük bir teknolojik gelişmeydi ve bu ürünün bu ölçüde olmasını sağlayanda buydu.ДК: Този тънък кабел беше огромно технологично постижение и позволи цялото нящо да бъде в размера, в който е.
Bu ince kablo çok büyük bir teknolojik gelişmeydi ve bu ürünün bu ölçüde olmasını sağlayanda buydu.ד.ק.: הכבל העדין הזה היה התקדמות טכנולוגית עצומה וזה איפשר לכל המכשיר להיות בגודל שהוא.
Bu ince kablo çok büyük bir teknolojik gelişmeydi ve bu ürünün bu ölçüde olmasını sağlayanda buydu.ديفيد كيلي: هذا السلك الرفيع كان تقدما تقنيا كبيرا ولقد مكننا من جعل المنتج بهذا الحجم
Bu ince kablo çok büyük bir teknolojik gelişmeydi ve bu ürünün bu ölçüde olmasını sağlayanda buydu.おかげでサイズがこれくらいですみました [ナレーター] "この中央のボックスが全システムを統合しています
Bu internetin büyük sırrı. Çünkü internet bu ölçüde oyun alanları sunuyor.이것이 위대한 비밀입니다. 인터넷은 이런 수준의 놀이터이기 때문입니다.
Bu internetin büyük sırrı. Çünkü internet bu ölçüde oyun alanları sunuyor.זה הסוד הגדול. מאחר והאינטרנט מספק רמה של מגרש משחקים.
Bu internetin büyük sırrı. Çünkü internet bu ölçüde oyun alanları sunuyor.هذا هو السرّ العظيم الكبير. لأن الإنترنت تزودنا بهذا المستوى من ميدان اللعب.
Bu internetin büyük sırrı. Çünkü internet bu ölçüde oyun alanları sunuyor.誰のリンクもみな対等です
Bu kıtaların bazılarına gittim; ama Afrika, Steven Pinker'ın dediği gibi, boş bir tahtaydı, büyük ölçüde.Byłem w niektórych z tych miejsc, ale Afryka, jak mówił Steven Pinker, była białą plamą.
Bu kıtaların bazılarına gittim; ama Afrika, Steven Pinker'ın dediği gibi, boş bir tahtaydı, büyük ölçüde.Бил съм на някои от тези континенти, но Африка, по думите на Стивън Пинкър, била празна плоча, като цяло.
Buna rağmen Avrupa, Hollanda, Belçika ve daha az ölçüde Almanya, Birleşik Krallık ve Polonya’da74) Analyysi on alustava, koska Yhdistyneen kuningaskunnan tietoja vuodelta 2007 ei vielä ole saatu.
Buna rağmen Avrupa, Hollanda, Belçika ve daha az ölçüde Almanya, Birleşik Krallık ve Polonya’daČistota tablet extáze nevykazuje žádné jasné trendy.
Buna rağmen Avrupa, Hollanda, Belçika ve daha az ölçüde Almanya, Birleşik Krallık ve Polonya’daEuropa was goed voor slechts 2 % van de vangsten (UNODC, 2009).
Buna rağmen Avrupa, Hollanda, Belçika ve daha az ölçüde Almanya, Birleşik Krallık ve Polonya’daGlede čistosti tablet ekstazija ni opaziti nobenih jasnih trendov.
Buna rağmen Avrupa, Hollanda, Belçika ve daha az ölçüde Almanya, Birleşik Krallık ve Polonya’daV Turecku sa zistilo, že len
Buna rağmen Avrupa, Hollanda, Belçika ve daha az ölçüde Almanya, Birleşik Krallık ve Polonya’daСамо две други европейски държави (Франция и Германия) са
Bunların nedeni, büyük ölçüde büyük yozlaşmadır.Cauza pentru asta, se datorează în mare măsură marii corupții.
Bunların nedeni, büyük ölçüde büyük yozlaşmadır.De oorzaak hiervan is, voor een groot deel, ongebreidelde corruptie.
Bunların nedeni, büyük ölçüde büyük yozlaşmadır.Die Ursache all dessen ist zu einem Großteil großangelegte Korruption.
Bunların nedeni, büyük ölçüde büyük yozlaşmadır.E la causa principale, in gran parte, è la grande corruzione.
Bunların nedeni, büyük ölçüde büyük yozlaşmadır.광범위한 부패가 이러한 비극의 원인입니다.
Bunların nedeni, büyük ölçüde büyük yozlaşmadır.La causa de esto, es en alto grado debido a la gran corrupción.

İlgili Sayfalar