ölçü ile cümle
ölçü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Okyanusya'ya hiçbir zaman büyük ölçüde yerleşme olmamıştır.Ни разу не покидал Средиземного моря.
Ancak askerlere karşı büyük ölçüde kullanışsızdırlar.Против воинов не эффективен.
Yıldızın ölçülen açısal çapı 0,72 ± 0,04 mili yay-saniye'dir.Расстояние до звезды составляет 0,0287 а.е.
Pound (kısaltması lb), bir ağırlık ölçüsü birimi.1 фт.), знач-но меньш. веса.
Bu ölçülerle orta boy bir höyük olarak görülmektedir.Состояние одного из них оценивается как средней степени тяжести..
Dişi toylar bu ölçülerin ancak yarısına varırlar ve en fazla 8 kg ağırlığına ulaşırlar.Вес машин различается от серии к серии и в целом превышает 800 кг.
(Ölçüm ve araştırma laboratuvarlarında, kumanda panolarında).(Клинич., лабораторные и катамнестические наблюдения)».
Herkes, yetenek ve becerileri ölçüsünde iş görmeli, topluma ve ülkesine bu bağlamda hizmet etmelidir.Где бы вы ни были, умом и сердцем вы обязаны служить народу.
Boyutların herhangi ölçülebilir sayısında ızgara olabilir.Формы могут быть любого размера.
Şekil: Çarpıklık: Verinin "çarpıklık" ölçüsü bu grafikte bulunmaz.Это некрасиво, не знаю в чем кроется "крутость" его поступка.
Klinik Tanıda Ca-125 ölçülmesinin tanıya bir katkısı yoktur.Специфичность теста СА-125 невысока.
Yurt dışında çalışan gurbetçilerden de önemli ölçüde döviz girdisi sağlanmaktadır.Всё большую роль в сфере занятости играют трудовые мигранты из-за рубежа.
Bu çekingenliğinin sonucu olarak Amiral Ingenohl'un itibarı büyük ölçüde zarara uğradı.По воспоминаниям адмирала Грейга, выполнить порученное ему оказалось крайне тяжело.
Mil bir mesafe ölçüm birimidir.Имеется функция измерения расстояний.
Çocukken Morrissey büyük ölçüde film, televizyon ve Gene Kelly müzikalleri ile ilgili oldu.Дэвид с детства интересовался кино и телевидением, в особенности — мюзиклами Джина Келли.
Yapılan ölçüm bilgisayarda yorumlanır.Расчет показателя выполняется на компьютере.
Büyük ölçüde kendi kendini yetiştirmişti.А Он ведь увеличил вашу численность.
Aile bireylerinin elinde bulunan şirketin hisseleri de büyük ölçüde bir araya toparlandı.Таким образом, жители одного общинного дома держали все запасы вместе.
Pigme ispermeçet balinaları hiçbir zaman büyük ölçülerde avlanmamışlardır.В любом случае, китовые акулы и в прошлом никогда не были многочисленными.
Lebesgue-Stieltjes ölçümü.Лап-тан-исходная стойка.
Cıvata kesicinin uzunluğu çene ucundan sapın sonu kadar ölçülür.Длина пальцев постепенно уменьшается от большого к мизинцу.
Çünkü Rus ordusu mühimmat stoklarını büyük ölçüde tüketmiş durumdadır.Потом у русских, наверное, вышли все боеприпасы.
Cesurca farklı, çılgınca seksi ve inanılmaz ölçüde dans edilebilir ses kaydı, dinleyicileri perçinledi.Смелая, дико сексуальная и сказочно танцевальная запись приковала слушателей.
Renk ve ölçüleri yöreye göre değişmektedir.Температуры для образцов и эталонов варьируются в зависимости от отрасли.
İşin laboratuvar kısmı da ortaya çıkan görüntüyü önemli ölçüde farklılaştırabilecek niteliktedir.Поведение устройства в том или ином случае может отличаться от описанного здесь.
Bu durum büyük ölçüde 366.Число зверя равно 666.
Hece ölçüsünü ve serbest ölçüyü kullanmıştır.Толщина границы и как её измерять.
Beden Ölçü TablosuБоди Тело Тела
Bu zaman dilimi boyunca, Sasaniler'in din politikası kraldan krala önemli ölçüde değişiklik gösterdi.В отличие от прошлых лет, на этот раз вассалы Карла гораздо энергичнее откликались на призывы короля.
SBY, SBK’nin ölçülebilir temel bir bileşenidir.SmpB — важнейший белок, связывающийся с тмРНК.
Bu sahanın içinde nüfusun dağılımı çoğunlukla geniş ölçüde yıldan yıla değişir.Численность популяции из года в год сильно варьируется.
14. yüzyılda veba salgınları nüfusu önemli ölçüde azaltınca kent bir duraklama dönemine girdi.Например, чума в 14 веке привела к значительному сокращению населения.
Manyetik alan her maddeyi belli bir ölçüde etkiler.Магнитными свойствами, выраженными в той или иной степени, обладают все вещества.
"Bütün şeyler belli ölçüde her şeyde bulunurlar."Все, что вы найдете, можно где-то использовать».
Atami'nin ekonomisi büyük ölçüde kaplıca merkezli turizm sektörüne bağlıdır.Мезмай активно развивается как центр горного туризма.
Artık kendi ölçütlerinin neler olduğunu bilemeden, kendi kendisiyle çelişir hale gelmiştir.وفي الشمائل عنه صلى الله عليه وسلم: ” ولم يكن يعرف مجلسه من مجلس أصحابه ؛ لأنه كان حيث انتهى به المجلس جلس “.
Martin Luther’in görüşleri ve okulu İngiltere’de geniş ölçüde tanındı ve tartışıldı.كانت وجهات نظر المصلح الألماني مارتن لوثر ومدرسته معروفة على نطاق واسع ومُتنازع عليها في إنجلترا.
Bu ölçümler bize bir dizi (xi, yi) çifti verecektir.وفي التنزيل العزيز: وبَعَثْنا منهم اثْنَيْ عَشر نَقِيباً.
Bir ölçü olarak kullanılan "doğurganlık oranı" bir çiftin, bireyin veya nüfusun üretebildiği yavru sayısıdır.وكمقياس، فإن "نسبة الخصوبة" هي عدد الأطفال الذين ينجبهم كل زوج أو شخص أو السكان.
Grev 25 Şubat günü başlamış ve ertesi gün büyük ölçüde bastırılmıştı.بدأ الإضراب يوم 25 فبراير، وانخفض إلى حد كبير في اليوم التالي.
Davranışlardaki ölçü de etkili olabilmektedir.قد تكون بعض التدابير السلوكية فعالة أيضا.
Tıbbın yanı sıra, kimya, coğrafya ve jeoloji gibi bilimler de özellikle Çin'de büyük ölçüde gelişmiştir.بجانب الطب يوجد علوم مثل الكيمياء والجغرافيا أو الجيولوجيا تقدموا بشكل كبير خاصة في الصين.
Hepatit C’nin hem bireylere hem de topluma olan ekonomik maliyeti önemli ölçüdedir.التكاليف الاقتصادية لالتهاب الكبد C باهظة لكلٍ من الفرد و المجتمع.
Ekonomisi büyük ölçüde çeşitlendirildi ve İzlanda, 1994 yılında Avrupa Ekonomik Alanına dahil oldu.جرى تنويع الاقتصاد إلى حد كبير وتحريره عندما انضمت آيسلندا إلى المنطقة الاقتصادية الأوروبية في 1994.
Cumhuriyet dönemi edebiyatı Türkiye'nin gerçeklerine gittikçe genişleyen ölçüde eğildi.إن أدب فترة الجمهورية قد مال في مقياس يتسع تدريجياً نحو حقائق تركيا.
1842'de John Hutchinson, spirometreyi icat etti ve bu sayede nefes gücünün ölçümü mümkün kılındı.في عام 1842، اخترع جون هتشنسون مقياس التنفس spirometer، والذي أتاح قياس السعة الحيوية للرئتين.
Buna karşın Krusty Bart'ın yardımlarından büyük ölçüde habersiz kalmış ve Bart'a ilgisiz davranmıştır.ومع ذلك ظل كروسيتى يتجاهل كثيراً من مساعدات بارت وتعامل كأنه لا علاقة له ببارت .
Fakat gözlem ve ölçümlerin bilimsel yasaları aydınlatmaktan başka amaçlar için yapıldığı görülmektedir.ولكن الملاحظات والقياسات كانت على ما يبدو لأغراض أخرى غير القوانين العلمية.
Birleşik Devletler ve NATO, Çekoslovakya'da gelişmekte olan olaylara büyük ölçüde göz yumdu.الولايات المتحدة والناتو تحولت لحد كبير لإهمال تطور الحالة في تشيكوسلوفاكيا.
Güneş'in yaşı direkt olarak ölçülemez.أن حساب عمر الشمس لايمكن أن يتم بشكل مباشر.
Kapasitelerdeki eksiklikleri ölçülebilir bir şekilde analiz edin ve anlayın.قم بتحليل وتفهم نقاط ضعفك في حدود إمكانياتك بشكل قياسي.
9 voltluk piller bile karanlık bir odada bu mekanizmayla fark edilebilir ölçüde kıvılcımlanabilir.حتى صغيرة 9 V بطارية يمكن أن تشعل ملحوظ من قبل هذه الآلية في غرفة مظلمة.
Ancak, Swazi geleneklerine belli ölçüde bağlıdır ve mirasçısı seçme yetkisine sahip değildir.ومع ذلك فهو ملزم بدرجة معينة من تقاليد إي سواتيني ولا يملك سلطة اختيار خليفته.
Örneğin tıbbi tarihçiler, eski Mısır ilaçbiliminin büyük ölçüde etkisiz olduğuna inanmaktadırlar.حيث يعتبر المؤرخون أن علم الصيدلة في مصر القديمة على سبيل المثال لم يكن فعالا.
Zaman ölçüsü birimi saattir.الباقي من الزمن ساعة.
Apollo uçuşlarının tamamında bilimsel ölçüm aletleri, Ay yüzeyine yerleştirildi.أنزلت خلال رحلات أبولو حزم كبيرة من المعدات العلمية على سطح القمر.
2004'ün sonuna kadar kültürel miraslar için altı ölçüt ve doğal miraslar için dört ölçüt bulunmaktaydı.إلى نهاية سنة 2004، كان هناك ستة معايير معمول بها للتراث الثقافي وأربعة معايير للتراث الطبيعي.
Ardından, kan şekeri ölçüm sıklığı, değerler <49 mg/dL (2.7 mmol/L) olana kadar her saatte bir artırılır.ثم، يتم زيادة وتيرة قياس مستوى السكر في الدم لكل ساعة حتى يصل <49 ملغ / ديسيلتر (2.7 مليمول / لتر).
Gözlem, laboratuvar ölçümleri ve modelleme atmosfer kimyasında üç temel öğedir.الملاحظات والقياسات المخبرية ووضع النماذج هي العناصر الرئيسية الثلاثة في كيمياء الغلاف الجوي .
Onun yeryüzündeki ölçü aletlerine, tartılara benzemediği söylenmiştir.فقالوا: إن الأرض ليس بها أنيس وعليها وحشة فحرضهم وحثهم على ذلك.