Özür dilemesine rağmen, hâlâ öfkeliyim.Even though he apologized, I'm still furious.
Mike öfkeli bir görüntü takındı.Mike wore an indignant look.
Neden bu kadar öfkelisin?Why are you so angry?
Her nedense bana karşı öfkeliydi.She was somehow incensed against me.
Polis öfkeli kalabalıkla karşı karşıyaydı.The policeman was confronted by the angry mob.
Yalan söylediğini söylediğimde o öfkeliydi.She was indignant when I said she was lying.
Polis öfkeli kalabalığı geride tuttu.The police held the angry crowd back.
Kız kardeşim öfkeli bir bakışla beni düzeltti.My sister fixed me with an angry stare.
Bana dik dik bakan kız öfkeliydi.The girl staring back at me was angry.
Endişelenme. Sana öfkeli değilim.Don't worry. I'm not mad at you.
Vergi mükellefleri savurgan hükümet harcamaları hakkında öfkeli.Taxpayers are angry about wasteful government spending.
O, konuşamayacak kadar çok öfkeliydi.He was too angry to speak.
O ne hakkında çok öfkeli?What is he so angry about?
O öfkeli bir yüz ile dışarı çıktı.He came out with an angry face.
Sanırım o öfkeli.I think he is angry.
Öfkeli adamı yatıştırmaya çalıştı.He tried to soothe the angry man.
O, kızına öfkeliydi.He was angry with his daughter.
Onu gördüğüm an, onun öfkeli olduğunu biliyordum.The moment I saw him, I knew he was angry.
O çok öfkeli.She has a hot temper.
O, o kadar öfkeliydi ki konuşamadı.She was so angry that she could not speak.
Öfkeli isen tartışma ve tok isen yemek yeme.Don't argue when you are angry and don't eat when you are full.
Onun niçin çok öfkeli olduğunu biliyor musun?Do you know why she's so angry?
O öfkeli bir tavşandı.That was an angry bunny.
Öfkeli kalabalık, arabaları devirdi ve mağazaların önündeki camları kırdı.The angry mob overturned cars and smashed storefront windows.
O niçin öfkeli?Why is he angry?
Öfkeli kalabalık binaya saldırdı.The angry mob attacked the building.
Tom öfkeli olduğunda her zaman bağırır.Tom always shouts when he is angry.
Renksiz yeşil fikirler öfkeli uyur.Colorless green ideas sleep furiously.
Renksiz yeşil fikirler öfkelice uyur.Colorless green ideas sleep furiously.
Renksiz yeşil fikirler öfkeli bir şekilde uyur.Colorless green ideas sleep furiously.
O, onun çocuklarına çok öfkelidir.She is very angry with her children.
Onlar niçin öfkeli?Why are they angry?
Neden öfkeliler?Why are they angry?
Vali öfkeliydi.The governor was furious.
Öfkeli bir kalabalık ona bağırdı.An angry crowd screamed at her.
Öfkeli olmak bir filozofa yakışmaz.Anger does not befit a philosopher.
Siz beyler niçin öyle öfkelisiniz?Why are you guys so angry?
Onun öfkeli olduğunu ve sadece gideceğini düşündüm.I thought she was angry and would just go away.
Tom öfkeli bir duyguyla uyandı.Tom woke up feeling grumpy.
Tom Mary'yi bu kadar öfkeli görmemişti.Tom had never seen Mary so furious.
Tom öfkeli olacaktır.Tom will be furious.
O öfkeli bir biçimde tepki gösterdi.She reacted furiously.
Öfkeli değilim.I am indignant.
O konuşamayacak kadar öfkeliydi.He was so angry he couldn't speak.
Kesinlikle çok öfkeliyim. Birisi arabamı kilitlemiş.I'm absolutely livid. Somebody's keyed my car.
Onun öfkeli olmasının nedeni odur.That's the reason he became angry.
Tom öfkeliydi.Tom was indignant.
Annem kesinlikle öfkeli olacak!Mother will be furious for sure!
Onun ailesi öfkeliydi.His parents were furious.
Ebeveynlerim öfkeliydi.My parents were furious.
O öfkeli bir sarhoş.He is an angry drunk.
O, dünyaya öfkeli.He's angry at the world.
Bu kadar öfkeli olma.Don't be so outraged.
Tom öfkeli.Tom is furious.
Tom şu anda öfkeli.Tom is angry now.
Öfkeli görünüyorsun.You sound angry.
O öfkeli görünüyor.She sounds angry.
Tom öfkeli görünüyordu.Tom looked angry.
O öfkeli.He's outraged.
O, öfkeli ve şaşkındı.He was angry and confused.