Ana içeriğe geç
Sözlük

öfke ile cümle

öfke kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
4
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Özür dilemesine rağmen, hâlâ öfkeliyim.Even though he apologized, I'm still furious.
Üniversitedeyken öfkeyle rekabet ederdik.We used to compete furiously in college.
Katile karşı öfkeyle doldurulduk.We were filled with anger against the murderer.
Müzik öfkeye ses, eğlenceye şekil verir.Music gives sound to fury, shape to joy.
Spiker seyircinin öfkesini tahrik etti.The speaker aroused the anger of the audience.
Öfkemi daha fazla kontrol altına alabileceğimi sanmıyorum.I don't think I'll be able to hold in my anger any longer.
Mary kolaylıkla öfkelenir.Mary loses her temper easily.
Misato sakin olmaya çalıştı ama sonunda öfkesine yenik düştü.Misato tried to be calm, but finally she lost her temper.
Mike öfkeli bir görüntü takındı.Mike wore an indignant look.
Bob öfkesini kontrol edemedi.Bob could not control his anger.
Tom çocuklara öfkelendi.Tom got angry at the children.
Tom'un öfkesi aniden alevlendi.Tom's anger blazed out suddenly.
Onu ne çok öfkelendirdi?What made her so angry?
Neden bu kadar öfkelisin?Why are you so angry?
Her nedense bana karşı öfkeliydi.She was somehow incensed against me.
Yanıt beni öfkelendirdi.The answer irritated me.
Çocuk öfkesinde çaresizdir.The child is helpless in his rage.
Polis öfkeli kalabalıkla karşı karşıyaydı.The policeman was confronted by the angry mob.
Haber onun öfkeden patlamasına neden oldu.The news caused him to explode with anger.
Susan, öfkesini göstermek için kasıtlı olarak tabak kırdı.Susan broke the dish on purpose to show her anger.
Jim öfkesine hâkim olabildi.Jim was able to hold back his anger.
Jim öfkesine hakim oldu ve bir kavgadan kaçabildi.Jim was able to hold back his anger and avoid a fight.
Kaş çatma öfke ya da hoşnutsuzluk ifade edebilir.A frown may express anger or displeasure.
Ken öfkesini kolayca kaybeden insan tipi değildir.Ken is not the type of person who loses his temper easily.
Cathy'nin öfkesi var.Cathy has a hot temper.
Yalan söylediğini söylediğimde o öfkeliydi.She was indignant when I said she was lying.
O, kolayca öfkelenir.He easily gets angry.
Saatini kırdığımda Adam bana çok öfkelendi.Adam was furious with me when I broke his watch.
Polis öfkeli kalabalığı geride tuttu.The police held the angry crowd back.
Köpekler zorla giren kişiye öfkeyle havladı.The dogs barked furiously at the intruder.
Kız kardeşim öfkeli bir bakışla beni düzeltti.My sister fixed me with an angry stare.
Babamdan daha fazla para istediğimde gerçekten öfkelendi ve bana bağırmaya başladı.When I asked Dad for more money, he really blew up and started to yell at me.
Kolay öfkelenen insanlardan hoşlanmam.I don't like people who get angry easily.
Onun öfkesine artık tahammül edemiyorum.I cannot put up with his temper any longer.
Ben öfkemi kontrol edemedim.I couldn't control my anger.
Bana dik dik bakan kız öfkeliydi.The girl staring back at me was angry.
Zamanın öfkenin ilacı olduğu gerçekten söylenilmektedir.It is truly said that time is anger's medicine.
Aktris sözleşmesini öfkeyle yırttı.The actress tore up her contract angrily.
Endişelenme. Sana öfkeli değilim.Don't worry. I'm not mad at you.
Ses tonu öfke ve ince alayı gösterebilir.Tone of voice can indicate anger and irony.
Taro oldukça çabuk öfkelenir.Taro has a low boiling point.
Aniden, katip öfkeden kendini kaybetti.All of a sudden, the clerk lost his temper.
Öfke bir enerjidir.Anger is an energy.
Vergi mükellefleri savurgan hükümet harcamaları hakkında öfkeli.Taxpayers are angry about wasteful government spending.
O, öfkeye kapıldı.He exploded with anger.
Onun, çok öfkelenmek için iyi bir nedeni var.He has good reason to get very angry.
Onun sürekli hakaretleri öfkemi uyandırdıHis constant insults aroused my anger.
Onun kontrol edilemez bir öfkesi vardır.He has an uncontrollable temper.
Onun sesinde bir öfke önerisi vardı.There was a suggestion of anger in his voice.
Onun sürekli hakaretleri onun öfkesini uyandırdı.His constant insults aroused her anger.
O öfkelendi.He flew into a rage.
O, konuşamayacak kadar çok öfkeliydi.He was too angry to speak.
O öfke ile yanıyor.He is burning with anger.
O, öfke nöbetlerine eğilimlidir.He is subject to fits of anger.
Öfkeyle dışarı çıktı.He went out in anger.
O sık sık öfkesini gösterir.He often shows his anger.
O ne hakkında çok öfkeli?What is he so angry about?
O, öfke yüzünden titriyordu.He was trembling with rage.
Öfkeyle boğdu.He choked with rage.
O bana öfkelendi.He lost his temper with me.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod