ödev ile cümle

ödev kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Hafta sonundan önce ödevini teslim etmesi gerekiyordu.He was supposed to hand in his homework before the weekend.
Ödevimi bu gece bitireceğim.I'll catch up on my homework tonight.
Bu akşam yapman gereken ne kadar ödev var?How much homework do you have to do tonight?
Eylül 2005: Yaklaşık 30 üniversite öğrencileri üye oldular, ve ödev olarak maddeler yazdılar.September 2005: More than 30 university students registered and wrote articles as their homework.
Bunlardan bazılarının bir derecelendirilmiş ev ödevi olacağı görülmektedir.Some of these appear to be graded homework.
Yemek vakti gelmeden ödevini bitir.Ayez fini travail avant qu'il fasse nuit.
Ödevlerini kendin yapmalısın.Il faut que tu fasses tes devoirs.
Kolejdeki birinci yılında, okuldaki ödevleri yapmakta ve kurallara uymakta oldukça zorlanmıştır.He is very serious about his job and following the rules in the school.
Vergi Ödevi Anayasa madde 73'de düzenlenmiştir.Hoexter Administrative Law 103.
Ödevini yapmamış mı?Haven't you learnt your lessons?
Bu ne alaka? 3.↑ Türkçe: Eğer ödevini yaparsan sana daha fazla vereceğim bebeğim.This is kind of exciting for me! / Duke: Do your worst then, girl.
Tüm toprakların şekillendirilmesi ödeviydi.He suggested that the entire area would need to be developed.
Takımsal ve bireysel ödevleri tamamlayın.Carrying out collective and individual training.
Kimse ödevini yapmamış.Nobody did any work.
Bir Kürt bayrağının yapılması ödevi de bana verildi.For ease of manufacture a tricolour flag was adopted.
Bunun için performans ödevleri ve Powerpoint sunumları öğrenciler tarafından hazırlanır.Furthermore, students practice presentation skills using PowerPoint.
Bunu ödevlerden daha mantıklı buluyordu.However, he excelled more in his defending duties.
Begüm ev ödevini bilgisayarda yapıyor. .Joelle is working on a school report in a word processor.
Sağ taraftaki bölümde gelecek ödevlerin yer aldığı bir tür liste görüyoruz.In the right hand column we see kind of a
Boylelikle Tony odevini yapmaya basliyor.So Tony starts doing his homework.
" ...yaptığım şey dersleri ödev olarak veriyorum." ... what I do is I assign the lectures for homework.
Ve ödev olarak verdiklerimi ise, şimdi öğrencilerim sınıfta yapabiliyorlar. "And what used to be homework, I now have the students doing in the classroom."
Öğrenci olarak ödevimi yaparken kullanabilirim.I could use it as a kid to do my homework.
Ve Nelson sokak lambalarının altında ödev yapmaya devam ediyor.And Nelson is stuck studying under the streetlights.
Yani takımların her hafta ev ödevleri olacaktır.So, each week the team will have homework.
Bu görüşü desteklemek için çizelgeme Yale Hukuk Fakültesi ödevimi yapamadığımı yazdılar.To support this view, they wrote in my chart that I was unable to do my Yale Law School homework.
Eğitim görmemiş ve hayatında hiç ev ödevi yapmamış anneler tarafından büyütüldüler.They've been brought up by mothers who are illiterate, who have never ever done homework.
Ödevim için gerekli her şeyi bu iki kaynaktan aldım.I got everything for my homework from those two sources.
Her iki vakayı da iki grup öğrencisine ödev olarak veriyor.And he gave the case out, both of them, to two groups of students.
Gerçekten, o gece ödevlerimi yapmanın en büyük önceliğim olduğunu mu düşünüyorsunuz?Really, do you think that doing my homework that night was at the top of my priority list?
Ödeviniz de şu-- diyelim-- uçakların kanatları kaldırma işlevini nasıl görür?Your homework is -- you know, how does an aircraft's wing create lift?
İki yılın sonunda ise Hindistan'ın her yerinden çocuklar ev ödevlerini Googleluyorlardı.And all over India, at the end of about two years, children were beginning to Google their homework.
Evde ödevinizi okuyabilmek için ışığınız var mı?Do you have lighting in your house to be able to read your homework?
Üniversitede arka arkaya 13 muhasebe ödevini yapmaları için başka çocuklar tuttum.I hired kids to do my accounting assignments in university for 13 consecutive assignments.
Aptal olan çocuk o, sorun yaratıcı, ve asla ev ödevlerini yapmayan çocuk.It's the dumb kid, the troublemaker, the one who never does his homework.
Eğer bu denklemi ödev için çözüyorsanız, tüm bunları yazmak zorunda değilsiniz.If you were doing this for your homework, you wouldn't have to write all this.
Ev ödevi başka bir şey.Homework is another thing.
O yüzden, öğrencilerin ödevi, yarının bifteği nasıl olmalı, onu tasarlamaktı.And so, the assignment to the students was, how should the steak of tomorrow be?
Neredeyse, "Ödevini yap," demek geliyor içimden -- biraz ilgi gerek.It's almost, "Do your homework," -- some involvement.
Ödevlerimi bitirmekten hoşlanırdım.I liked getting my work done.
Yazarlık dersinde öğrencilere özel bir ödev veriyorum.In my writing class, I give students a special assignment.
Ve burada bu fikri benimle paylaşanlara üç ödev veriyorum.And so I am going to leave you now with three calls for action for those who share this vision.
Evet ikinci ödevim:Okay, number two:
Oğluyla ev ödevi yapan bir adamın resmi var.There's a picture of a guy doing homework with his son.
O da bizimle aynı masada oturuyor ve matematik ödevini yapıyordu.He was sitting at the same table, doing his math homework.
Fujio'nun ev ödevi, dünden kalma.Fujio's homework, from yesterday.
Şimdi size bir ödev, bunu iyice düşünün derinlemesine, ne anlama geldiğini anlatmaya çalışın.Now your homework assignment is to really think about this, to contemplate what it means.
Size bir başka ödev daha.More homework assignment for you.
Ev ödevi olarak, bundan kurtulmanın 10 yolunu düşünün.As a homework assignment, think of 10 ways to get around it.
Bu alıştırmadaki tüm ödevleri çözdünüz. Menüye geri götürüleceksiniz.You solved all tasks in this exercise. You will be brought back to the menu.
(Çevirilerdeki yardımı karşılığında, arkadaşının ödevlerindeki yazım hatalarını düzeltirdi.)(In exchange for help with the translations, Smith would proofread all of her friend's coursework.)
Gruevski müsteşara Makedonya'nın yapması gereken ev ödevinin farkında olduğuna dair güvence verdi.Gruevski assured him that Macedonia was aware of the homework it needs to do.
Ancak, eğitimi için ondan beklenen ezber ödevlerini iyi yapamaz.However, he does not take well to the rote memorization he is expected to perform.
Sonunda ödevimi bitirdim; şimdi yatağa gidebilirim.Ich habe meine Hausaufgaben endlich fertig gemacht; jetzt kann ich ins Bett gehen.
Özür dilerim. Ödevimi yapmayı unuttum.Entschuldigung, ich habe vergessen, meine Hausaufgaben zu machen.
Ev ödevimi zaten yaptım.Ich habe meine Hausaufgaben schon gemacht.
Bugün çok ödevim var.Heute habe ich viele Hausaufgaben.
Tom ev ödevini tek başına yaptığını söyledi.Tom sagte, dass er seine Haausaufgaben selbst gemacht hat.
Nancy şimdi ödevini yapmak zorunda mı?Muss Nancy jetzt ihre Hausübungen machen?
Ödevini yaptın mı?Haben Sie Ihre Hausaufgaben gemacht?

İlgili Sayfalar