Ana içeriğe geç
Sözlük

öde ile cümle

öde kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Tom en azından ödemeyi teklif etmeliydi.Tom should've at least offered to pay.
Ne kadar ödemen gerektiğini sana söylemeyi unuttum.I forgot to tell you how much you need to pay.
Bahçıvanınıza ne kadar ödeme yapıyorsunuz?How much do you pay your gardener?
Elektrikçiye ne kadar para ödedin?How much did you pay the electrician?
Tom Mary'nin kirayı ödemeyi unuttuğunu öğrendiğinde üzülecek.Tom is going to be upset when he finds out that Mary forgot to pay the rent.
Yapacak ödevlerim var.I have homework to do.
Yapacak ev ödevim var.I have homework to do.
"Bunun için ne kadar ödedin?" "Yaklaşık 20 Euro." "Vay! Bu inanılmaz ucuz.""How much did you pay for this?" "About 20 euros." "Wow! That's incredibly cheap."
Ücretli geçiş gişesinde ödeme yapmak zorundasın.You have to pay at the toll plaza.
Nasıl olur da bunu ödememi beklersin?How in the world do you expect me to pay this?
Bunu ödememi nasıl bekliyorsun?How do you expect me to pay this?
Bunu nasıl ödememi bekliyorsun?How do you expect me to pay for this?
Bir gün borcunu ödemek zorunda kalacaksın.One day you will have to pay your debt.
Onlar faturayı ödemedi.They didn't settle the bill.
Onlar hesabı ödemedi.They didn't settle the bill.
Bu ayın kirasını ödemek için yeterli param yok.I don't have enough money to pay this month's rent.
Sadece bir kitap için 40 dolar ödemeyeceğim.I won't pay 40 dollars for just one book.
Borçlar geri ödenmelidir.Debts must be repaid.
Nakit ödeyebiliriz.We can pay cash.
Bunun için zaten ödedim.I've already paid for it.
Bana yeterince para ödeniyor.I'm paid enough.
Ne kadar ekstra ödemek zorunda kalacağız.How much extra will we have to pay?
Eğer kalite istiyorsanız, bunun için ödeme yapın.If you want quality, pay for it.
Ben faturalarımı ödedim.I paid my bills.
Ev ödevini zamanında teslim etmeyen tek kişi Tom'du.Tom was the only one who didn't hand in his homework on time.
Kahvemde bir sinek olduğu için, faturayı ödemek zorunda değildim.As there was a fly in my coffee, I didn't have to pay the bill.
Ülke borçlarını ödeyemedi.The country was unable to pay its debts.
Yemeğimiz için ödeme yaptık ve sonra ayrıldık.We paid for our food and then left.
Bugün ev ödevi için gerçekten havamda değilim.I'm really not in the mood for homework today.
Onların ücretlerini ödemiyorum.I do not pay their wages.
"Baba" filminin ödeme linkini bana gönderdiğin için teşekkür ederim.Thank you for sending me the link to purchase "The Godfather" movie.
Charley yaptığı şeyi ödeyecek.Charley will pay for what he did.
Charley yaptığını ödeyecek.Charley will pay for what he did.
Her zamanki gibi onu fulle. Nakit ödeyeceğim.Fill her up with regular. I'll be paying in cash.
Sana borçlu olduğum parayı sana ne zaman geri ödeyeceğimi bilmiyorum.I don't know when I'll be able to pay you back the money I owe you.
Bu eğlenceli bir ödev.This is a fun homework assignment.
Tom ödevini yaparken yatak odasındaydı.Tom is in his bedroom doing his homework.
Tom'la konuşmayı kes ve ödevini yap.Stop talking to Tom and do your homework.
Bunu yaptığım için bana ödeme yapmalılar.They should pay me for doing this.
Ödevini yapmaya devam et.Keep doing your homework.
Tom'a ev ödevinde yardım etmeli miyim?Should I help Tom with his homework?
Tom'un o eski saksafon için çok fazla ödediğini düşünüyorum.I think Tom paid way too much for that old saxophone.
Tom'un o eski saksofon için çok fazla ödediğini düşünüyorum.I think Tom paid far too much for that old saxophone.
Bu faturaları daha önce ödemiş olduğumu düşündüm.I thought I had already paid these bills.
Bugün öğle yemeği için ben ödeyeyim.Let me pay for lunch today.
Ben zaten ödemiş olabilirim.I might have already paid.
Bazı faturaları ödemem gerek.I need to pay some bills.
Ben Tom için ödedim.I paid for Tom.
Daha fazla ödemeye hazır olman gerekiyor.You need to be prepared to pay more.
Daha fazla ödemeye hazırlıklı olmalısınız.You need to be prepared to pay more.
Bizim ödenmesi gereken faturalarımız var.We have bills that need to be paid.
Tom'a bir saatte 30 dolar ödeneceğini vaat ettiler.They promised Tom that he'd be paid $30 an hour.
Tom her şey için ödeme yaptı.Tom paid for everything.
Her şey ödendi.Everything was paid for.
Tom'a ödeme yapılmamalı.Tom shouldn't be paid.
Sen kalite için ödersin.You pay for quality.
Biri ödemek zorunda.Someone has to pay.
Onun için kim ödedi?Who paid for that?
Tom'a ödeme yapılmayacak.Tom won't be paid.
Elinden geleni öde.Pay what you can.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
öde ile cümle - Sayfa 33 - öde kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App