Ana içeriğe geç
Sözlük

öd ile cümle

öd kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Güzel bir oda, değil mi?A nice room, isn't it?
Kırılmış pencere nedeniyle odayı sıcak tutamadık.With the window broken, we could not keep the room warm.
Odayı penceresi açıkken terk etme.Don't leave the room with the window open.
Pencereyi açar mısın ve bu havasız odayı havalandırır mısın?Will you open the window and air out this stuffy room?
Pencereyi aç ve odaya biraz temiz hava girsin, lütfen.Open the window and let some fresh air into the room, please.
Oğlum odama geldi.My son came to my room.
En fazla 100 dolar ödeyebiliriz.We can pay 100 dollars at most.
En fazla 200 dolar ödeyebiliriz.We can pay 200 dollars at most.
Taro, dönem ödevi yazıyor.Taro is writing a term paper.
Kız kardeşim, bir üniversite öğrencisi, konuşma yarışmasında birincilik ödülü kazandı.My sister, a university student, won first prize in the speech contest.
Dürüstlüğün uzun vadede ödeme yaptığına seni temin edebilirim.I can assure you that honesty pays in the long run.
Biri odasının önünde duruyor.Somebody is standing in front of his room.
Bu odada kim var?Who is in this room?
Lütfen odama birini gönder.Please send someone to my room.
Aşağıdaki odada kim yaşıyor?Who lives in the room below?
Dün gece bu odada kimin televizyon izlediğini düşünüyorsun?Who do you think was watching TV in this room last night?
Kimin bisikletini ödünç almak istedin?Whose bicycle did you want to borrow?
Herhangi birinin bu odaya girmesine ya da yaklaşmasına izin verme.Don't let anyone enter or approach this room.
Kimseyi odaya girdirme.Don't let anyone enter the room.
Kimsenin odadan çıkmasına izin verilmedi.Nobody was allowed to go out of the room.
Bir adamın odaya girdiğini gördüm.I saw a man enter the room.
Tomoko'nun bana ödünç verdiği çizgi roman hiç ilginç değildi.The comic book that Tomoko lent me was not at all interesting.
Sen onun için nerede oda bulabilirsen kutuyu koy, lütfen.Put the box wherever you can find room for it, please.
İyi manzaralı bir oda istiyorum.I'd like a room with a good view.
Bahçeye bakan bir oda istiyorum.I'd like a room facing the garden.
Erkek kardeşimin odası her zaman dağınık.My brother's room is always a mess.
Erkek kardeşimin bazı kitaplarını sana ödünç vereceğim.I'll lend you some books of my brother's.
Erkek kardeşim fiyatın iki katını ödedi.My brother paid double the price.
Erkek kardeşim odasını karmaşa içinde bırakır.My brother leaves his room in a mess.
Isı odanın her tarafına elektrik sobasıyla yayıldı.Heat was spread throughout the room by the electric stove.
Sen beni aradığında ev ödevimi bitirmiştim.I had finished my homework when you called me.
Telefonunuzu ödünç alabilir miyim?Could I borrow your phone?
Kalenin resminin odak ayarı bozuktu.The picture of the tower was out of focus.
Şimdilik, bu odayı arkadaşım ile paylaşmak zorundayım.For the time being, I must share this room with my friend.
İki çocuk odadan dışarı koşarak geldi.Two boys came running out of the room.
Çift yataklı bir oda istiyorum lütfen.I'd like a twin room, please.
Yan yana iki oda almanı istiyorum.I'd like you to get two adjacent rooms.
Güneş ışığı odayı aydınlatıyor.Sunlight brightens the room.
Japonya'ya bir ödemeli arama yapmak istiyorum.I want to make a collect call to Japan.
Japonya'ya ödemeli bir arama yapmak istiyorum.I'd like to make a collect call to Japan.
Sana istediğin kadar çok ödünç para vereceğim.I will lend you as much money as you want.
Bir kedi odadan dışarıya hızla koştu.A cat dashed out of the room.
31 Martın ödeme tarihi olduğunu sana tekrar hatırlatayım.Let me remind you again that March 31st is the due date.
Ben fiyatın iki katını öderim.I'll pay double the price.
Beyaz boya odaya ışık katacaktır.White paint will brighten the room.
Zeki adam ilk kez prestij ödülü aldı.The ingenious man received the prestigious award for the first time.
Suç işlersen bedelini ödersin.Crime doesn't pay.
Onun odadan ayrıldığını fark etmedim.I didn't notice when he left the room.
Onun sana ödünç para vermesine güvenme.Don't count on him to lend you any money.
O, bu odaya girmiş olmalı.He must have entered this room.
Onun onu bana ödünç verip vermeyeceği umurumda değil.I don't care whether he'll lend it to me or not.
O, sonunda odadan çıktı.He came out of the room at last.
Ev ödevini yalnız başına yapıp yapmadığı şüpheli.It is doubtful whether he did his homework by himself.
Ondan para ödünç almak iyi değildir.It is not good to borrow money from him.
Onun birincilik ödülünü kazandığı doğrudur.It is true that he won first prize.
O, akşam yemeği için ödeme yapacağını söyledi.He said he would pay for the dinner.
Onun odaya gizlice girdiğini fark ettim.I noticed him sneak into the room.
O, aceleyle odaya daldı.He burst into the room.
Onun, odadan çıktığını duydum.I heard him go out of the room.
O beni ziyaret ettiği zaman ödevimi yeni bitirmiştim.I had just finished my homework when he visited me.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod