Ana içeriğe geç
Sözlük

öd ile cümle

öd kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Gelecek Pazartesiye kadar ev ödevini teslim et.Hand in your homework by next Monday.
Borcumu mümkün olduğu kadar erken ödeyeceğim.I will pay my debt as soon as possible.
En kısa sürede borcumu ödeyeceğim.I will pay my debt as soon as possible.
Sık sık kendini çalışma odasına kapatır ve böyle şeyler yazar.He often shuts himself up in the study and writes things like this.
Kütüphaneye bitişik bir bekleme odası var.There is an anteroom adjoining the library.
Lütfen belgeleri bu odadan çıkarma.Please don't take the documents out of this room.
Kamu hizmetleri için ödeme yapmak zorundasın.You have to pay for utilities.
Çek ile ödeme yapabilir miyim?May I pay by check?
Çek ile ödeme yapmak istiyorum.I'd like to pay by check.
Ben onu çek ile ödeyeceğim.I will pay for it by check.
Çek birine para ödeme yöntemidir.A check is a method of paying money to somebody.
Hangi tren Odawara'ya gider?Which train is bound for Odawara?
Bana biraz ödünç para verebilir misin? Şu anda nakitim yok.Could you lend me some money? I'm short of cash at the moment.
Kız ayağa fırladı ve odadan ayrıldı.The girl jumped to her feet and left the room.
Kız odaya girdi ve gözyaşlarına boğuldu.The girl came into the room and burst into tears.
Çocuk odaya koşarak geldi.The boy came running into the room.
Çocuk odayı inceledi.The boy looked into the room.
Silgini ödünç alabilir miyim?May I borrow your eraser?
Umarım ödülü kazanmayı başarırsınız.I hope you will succeed in winning the prize.
Ödül ona gitti.The prize went to him.
Yukarıdaki odada gelen garip bir ses duydum.I heard a strange sound coming from the room above.
Yemek odası şimdi açık mı?Is the dining room open now?
Yemek odası saat kaçta açılır?What time does the dining room open?
Yatak odasında bir gürültü duydum.I heard a noise in the bedroom.
Yatak odasına girerken, hıçkırmaya başladı.On entering the bedroom, she started sobbing.
Yatak odası perdeleri kenarlarında soldu.The bedroom curtains have faded at the edges.
Yeni bir kalemim var. Onu sana ödünç vereceğim.I have a new pen; I'll lend it to you.
Okuma odasında konuşma.Don't talk in the reading room.
İnsan için hava neyse, balık için de su odur.Water is to fish what air is to man.
Matematik ödevi beklediğimden daha kolaydı.The math homework was easier than I had expected.
Çizim odasında bekleyen bazı misafirler vardı.There were some guests waiting in the drawing room.
Hükümet bize vergi ödetir.The government makes us pay tax.
Düşündüğüm odur.That's what I thought.
Dürüstlüğün ödemediği durumlar vardır.There are cases where honesty doesn't pay.
Dürüstlük bedel ödemez.Honesty doesn't pay.
Bu hafta öğrenciler öğretmenler odasına girmemeli.The students must not enter the teachers' room this week.
Vergiyi nereye ödemem gerekir?Where should I pay the tax?
Lütfen vergi ödeyin.Please pay the tax.
Vergi ödemenin bizim görevimiz olduğunu düşünüyorum.We think that it's our duty to pay taxes.
Vergi ödemek her işçinin yükümlülüğüdür.It is the obligation of every worker to pay taxes.
Bebek, sürünerek odaya girdi.The baby crept into the room.
Sana geçen hafta ödünç verdiğim kitabı bitirdin mi?Have you finished reading the book I lent you last week?
Size geçen hafta ödünç verdiğim kitabı bitirdiniz mi?Have you finished reading the book I lent you last week?
Geçen Cuma bu odada toplantımız vardı.We had the meeting in this room last Friday.
Ben erkek kardeşime hâlâ bana geçen hafta ödünç verdiği on doları borçluyum.I still owe my brother the ten dollars that he lent me last week.
Öğretmenimiz bize odayı temizletti.Our teacher made us clean the room.
Öğretmen John'a bir ödül verdi.The teacher gave John a prize.
Öğretmen bize bir sürü ev ödevi verdi.The teacher gave us a lot of homework.
Öğretmen bize ev ödevi verdi.The teacher gave us homework.
Öğretmen ödevimi sınıfın karşısında okumamı istedi.The teacher asked me to read my paper in front of the class.
Geçen gün sana ödünç verdiğim kitabı okumayı bitirdin mi?Have you finished reading the book I lent you the other day?
Birkaç gün önce sana ödünç verdiğim kitabı iade etmeni istiyorum.I want you to return the book I lent you the other day.
Peşin ödemek zorundasın.You must pay in advance.
Peşin ödemelisin.You need to pay in advance.
Bana peşin ödeyebilir misiniz?Can you pay me in advance?
Peşin ödememi ister misiniz?Do you want me to pay in advance?
Peşin ödeme yapmak zorunda mıyım?Do I have to pay in advance?
Bütün pencerelerin kapalı olması nedeniyle o oda çok havasızdı.It was very stuffy in that room with all the windows closed.
Büyükannem, Boston'a gidiş ücretimi ödedi.My grandmother paid my way to Boston.
Ne güzel bir araban var! Onun için çok para ödemiş olmalısın.What a nice car you have! You must have paid a lot for it.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
öd ile cümle - Sayfa 20 - öd kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App