ödünç ile cümle

ödünç kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Tom sık sık Mary'den kitap ödünç alır.Tom often borrows books from Mary.
Tom bana şemsiyesini ödünç verecek.Tom is going to lend me his umbrella.
"Bana bir kalem ödünç verecek misin?" "Hiç yok ki bende.""Will you lend me a pen?" "I don't have any."
O bana iki kitap ödünç verdi, henüz hiçbirini okumadım.She lent me two books; I still haven't read any of them.
Merdivenini ödünç alabilir miyim?May I borrow your ladder?
Bu kitabı okuman bitince bana ödünç verir misin?When you've finished reading that book, could you lend it to me?
Bu kitabı bitirince bana ödünç verebilir misiniz?When you've finished reading that book, could you lend it to me?
Bunu üç haftalığına ödünç alabilir miyim?Can I borrow this for about three weeks?
Araban olsaydı bana ödünç verir miydin?Would you lend me your car if you had it?
Annesini hafta sonu için arabayı ödünç vermeye ikna etti.He persuaded his mother to lend him the car for the weekend.
Onun arabasını ödünç almamalıydın.You shouldn't have borrowed his car.
Arabamı haftaya her gün ödünç alabilir.He may borrow my car any day next week.
Tom ödünç aldığı şeyi geri vermedi.Tom didn't give back what he had borrowed.
Ödünç alabileceğim bir çakısı olan var mı?Does anyone have a pocketknife that I could borrow?
Bana bilgisayarını ödünç verir misin?Can you lend me your computer?
Ödünç alabileceğim bir çapan var mı?Do you have a hoe that I could borrow?
Bu kütüphanede aynı anda en fazla üç kitap ödünç alabilirsiniz.In this library, you can borrow up to three books at a time.
Tom bana bir çift budama makası ödünç verdi.Tom lent me a pair of pruning shears.
Ödünç alabileceğin bir plaj şemsiyem var.I have a beach umbrella you can borrow.
Bir araba ödünç aldılar ve 1955'te Los Angeles'a taşındılar.They borrowed a car and moved to Los Angeles in 1955.
Astronomik katalogları ve William’ın ödünç aldığı başka yayınları kopyalamayı öğrenmiştir.She learned to copy astronomical catalogues and other publications that William had borrowed.
Hansel ve Gretel, fakir bir oduncunun çocuklarıdır.Hansel and Gretel are the children of a poor woodcutter.
Odunculuk'da ana geçim kaynaklarından birisidir."Muhammad: His Life Based on the Earliest Sources".
Kurumun amacı, ekonomik hareketliliği sağlamak için banka ve kurumlara ödünç para sağlamaktı.The purpose of the RFC was to lend money to banks and institutions to stimulate economic activity.
Hubert, annesinin arabasını ödünç alan Antonin'in yardımıyla okuldan kaçar.Hubert runs away with the help of Antonin, who has borrowed his mother's car.
Ardından 1923'te, kuzey Avusturya'daki Stift Reichersberg isimli bir manastıra ödünç verildi.It was subsequently loaned in 1923 to Stift Reichersberg, a monastery in northern Austria.
Gözlemlediği ilk kuyruklu yıldızıydı ve evinde ödünç aldığı teleskopu kullanıyordu.It was the first comet he had observed and he was using a borrowed, home-built telescope.
Çoğu kütüphane, belirli makalelere erişim sağlayan kütüphanelerarası ödünç alma sistemine bağlıdır.Most libraries have a system for obtaining specific articles through inter-library loan.
UMBRAGE tarafından ödünç alınan teknikler arasında Shamoon uygulamasını silme dosyası da vardı.Among the techniques borrowed by UMBRAGE was the file wiping implementation used by Shamoon.
Şehirde bulunan tek Tora'yı ödünç aldı.They borrowed the only Torah scroll available in town.
Her gün 22:00'a kadar kitap ödünç verilebilmektedir. ^The Angelus is recited at 10:00 each day.
Lita ve James arasında gerçekleşen final maçı oduncu maçıydı.The final match between Lita and James was a Lumberjill match.
O günün akşamı Michelstaedter, odasına kapanıp ödünç aldığı bir tabancayla intihar etti.1910 Carlo Michelstaedter killed himself with a pistol he had in his house.
Yerel kütüphaneden ödünç aldığı bilim kitaplarını okuyarak kendi radyosunu yaptı.He read science books borrowed from the public library and built his own radio set.
'Yetenekliler ödünç alır, zekiler çalar.''Bad poets borrow, good poets steal'?"
Ayrica koyun bir diğer gelir kaynagida odunculuktur.Hoarding wealth feeds one beast, and squandering it satiates the other.
Darkspore, Spore'dan yaratık düzenleme teknolojisini ödünç alan bir video oyunudur.Darkspore was a video game that borrowed creature editing technology from Spore.
Bunlardan birini Zümrüdüanka Yoldaşlığı hareketi sırasında Sturgis Podmore'dan ödünç almıştır.One of these was borrowed by Sturgis Podmore in the course of work for the Order of the Phoenix.
Melina, Wilson'ı oduncu maçında yendi.Melina defeated Wilson in a Lumberjill match.
Fontan ödünç bisiklet bulmak için kapı kapı dolaştı.Fontan went house to house, looking for a bike to borrow.
Çin'den ise Siyaset Enstitülerini ödünç aldı.Peranakan Chinese Politics in Indonesia.
Kitaplar satın alınabildiği gibi ödünç de alınabilmektedir.Links to where books can be purchased or borrowed are also provided.
Filmin hafta sonu açılışının başarısından sonra Deadpool'un yazarlara ödünç verildiği açıklandı.It is assumed that by the film's end, Deadshot is a free man.
ODUNCULUK İŞİ YAYGINDIR. nilüfer belediyesine baglıdır.Gökçen Denkel plays for Nilüfer Belediyespor.
Diğer bir uçak test, araştırma ve geliştirme amaçlı kullanılmak üzere Boeing'e ödünç verilmiştir.One aircraft was provided to the RAF for testing and evaluation.
Oduncu da eniştesinin iki odalı evini göstermiştir.The lumberjack then showed Filiz the two bedroom house of his brother-in-law.
Yemek yapma terimleri de sıkça Yunanca kaynaklardan ödünç alınmıştır.Earthenware often used Greek models.
Vahşi bir kinaye ödünç Doğa ve Hakikat yalnızca yeterince yakın yaşadı onları.As if only the savage dwelt near enough to Nature and Truth to borrow a trope from them.
Bu insanlar, bankalar para koruyucular al ve borçlulara için ödünç düşünüyorum.The Cobden
Telefonunu ödünç alabilir miyim?Could I borrow your phone?
-Onu biraz ödünç alıyorum! -Tamamdır!- I'll take him for a moment!
İçinde kocaman bir robot kolu var ödünç aldım, (Gülüşmeler) bir arkadaşımdan.And inside it's got an 800-pound robot arm that I borrowed, (Laughter) from a friend.
Değinmek istediğim nokta bu. Hükümet sizden 100 dolar ödünç alırsa.So if I had $100, what would that be worth in 1 year?
Ve bu kitapları ödünç verdiğiniz için de teşekkürler.Thank you for these books too.
Bunları neden ödünç almasın?Why not borrow these items?
Ama Cindy bunları kimden ödünç alacak?But who will Cindy borrow from?
Bunu para ödünç alarak yapabilir, yani borçlanarak.It can do it by borrowing money, which is debt.
Sınavlarda oturmak gibi şeylerden ödünç aldığı bir senaryo.It's a script in which she's borrowed from things like sitting in exams.
Sizin Saraydan ne zaman bişey ödünç almıştım? tabii ki ödünç alınmamıştı!When did I borrow anything from your palace? Of course it's not borrowed!
Hiçbir zaman birisinde bişey ödünç almazsın! onu çaldın !You never borrow anything from anyone! You stole it!

İlgili Sayfalar