Yapacak bir şeyiniz yoksa, odanızın tavanına bakın.If you don't have anything to do, look at the ceiling of your room.
Yaşam vergi ödeyince başlar.Life begins when you pay taxes.
Ödevimi yapamayacak kadar tembelim.I'm too lazy to do my homework.
Kredi kartı ile ödeyebilir miyim?Can I pay by credit card?
Her çaba ödülü hak ediyor.Every effort deserves a reward.
Kiranı peşin olarak ödemelisin.You should pay your rent in advance.
Odanı temiz tutmalısın.You must keep your room clean.
Odada şapkanı çıkarmak zorundasın.You must take off your hat in the room.
Ödevini kendin mi yaptın?Did you do your homework by yourself?
Borçlarını ödemelisin.You should pay back your debts.
Borçlarını ödemen gerekir.You should pay your debts.
Senin kendi odan var mı?Do you have a room of your own?
Henüz ev ödevini yapmayı bitirdin mi?Have you finished doing your homework yet?
Bütün ev ödevini yaptın mı?Have you done all your homework?
Bu odadan ayrılmayacaksın.You are not to leave this room.
Öbür güne kadar bu ev ödevini bitirtmelisin.You must get this homework finished by the day after tomorrow.
Sizin oda dağınık.Your room is out of order.
Senin odan benimkinin boyutunun iki katı kadar.Your room is twice the size of mine.
Odanız her zaman temiz tutulmalıdır.Your room must always be kept clean.
Çabanız uzun vadede ödüllendirilecektir.Your effort will be rewarded in the long run.
Sana yaptığın işin miktarına göre ödeme yapılacak.You'll be paid according to the amount of work you do.
Lütfen arabanı bana ödünç ver.Please lend me your car.
Arabanı bana ödünç verir misin?Would you mind lending me your car?
Bana sözlüğünü ödünç verir misin?Will you lend me your dictionary?
Sözlüğünü ödünç alabilir miyim?May I borrow your dictionary?
Bisikletini birkaç günlüğüne bana ödünç verebilir misin?Could you lend me your bicycle for a couple of days?
Evinizde kaç oda var?How many rooms are there in your house?
Ben onu sana ödünç vereceğim.I'll lend it to you.
Defterimi sana ödünç vereceğim.I'll lend you my notebook.
Ödülü hak ediyorsun.You deserve the prize.
Siz bir ödül alacaksınız.You shall have a reward.
Ben bu kitabı size ödünç vereceğim.I'll lend you this book.
Ödevlerini Pazartesiye kadar teslim edeceksin.You are to hand in your assignments by Monday.
Ben seni odaya girerken fark ettim.I noticed you entering my room.
İhtiyacın olan her kitabı sana ödünç vereceğim.I will lend you whatever book you need.
Ödülü kazanman şaşırtıcı.It is amazing that you won the prize.
Şaşırtıcı; ödülü kazanmalıydın.It is amazing; you should have won the prize.
Yatak odanı paylaştığın kıza ne oldu?What happened to the girl you were sharing the bedroom with?
Derhal ev ödevini yapmalısın.You must do your homework at once.
Ev ödevini bitirinceye kadar bekleyeceğim.I will wait until you have finished your homework.
Hesabı ödememeliydin.You shouldn't have paid the bill.
Mevcut tek oda iki kişiliktir.The only room available is a double.
Müsait olan tek oda bir çift kişilik.The only room available is a double.
Aptalca davrandın,bunun hesabını ödeyeceksin.You've acted foolishly and you will pay for it.
Biz ödemeyi banka transferiyle yapacağız.We will make the payment by bank transfer.
Bir banka bize faizle ödünç para verir.A bank lends us money at interest.
Banka ona 500 dolar ödünç verdi.The bank loaned him 500 dollars.
Cuma akşamı, üç adam Bay White'ın oteline geldi ve üç oda istedi.On Friday night, three men came into Mr White's hotel and asked for rooms.
Ödünç vermek ya da ödünç almak istemiyorum.I don't want to lend or borrow.
Eğer sende varsa bana biraz ödünç para ver.Lend me some money, if you have any.
Para gerçekten ödenildi mi?Was the money actually paid?
Para yaşamın bedelini ödeyemez.Money cannot compensate for life.
Yakın gelecekte senin iyiliğini ödemek istiyorum.I would like to repay your kindness in the near future.
Acil durum odasına görününüz.Report to the emergency room.
Benim için sürpriz oldu, o, ödülü kazandı.To my surprise, he won the prize.
Küçük odamı en iyi şekilde değerlendirdim.I made the best of my small room.
Profesörümüz hepimiz için faturayı ödedi.Our professor paid the bill for all of us.
Balık için su neyse hava bizim için odur.Air is to us what water is to fish.
Odaya izinsiz girme.Don't enter the room without leave.
İzin almadan bu odaya girmemelisin.You mustn't enter this room without permission.