Rüyalarımda sizden öcümü aldığımı hayal ediyorum.Στα όνειρά μου φαντάζομαι ότι ξεσπάει η οργή μου επάνω σε εσάς παιδιά.
Rüyalarımda sizden öcümü aldığımı hayal ediyorum.В сънищата си фантазирам за жестоко отмъщение върху вас момчета.
Rüyalarımda sizden öcümü aldığımı hayal ediyorum.Я закрываю глаза и мечтаю о страшной и сладкой мести.
Rüyalarımda sizden öcümü aldığımı hayal ediyorum.בחלומותי אני מפנטז לנקום בכם.
Rüyalarımda sizden öcümü aldığımı hayal ediyorum.في احلامي أتخيل أني♪♫♪ أقوم بالانتقام منكم♪♫♪
Rüyalarımda sizden öcümü aldığımı hayal ediyorum.思いを巡らせる 彼らがバイク事故を起こし
Seni düşmandan kurtarıp, bana yapılan hakaretin öcünü alarak, görevimi yerine getirdim.A kötelességem letudtam: megmentettelek az ellenségtől, és bosszút álltam, mert megsértett engem.
Seni düşmandan kurtarıp, bana yapılan hakaretin öcünü alarak, görevimi yerine getirdim.Aku telah melakukan tugasku menyelamatkanmu dari musuh dan membalas dendam atas penghinaan terhadapku.
Seni düşmandan kurtarıp, bana yapılan hakaretin öcünü alarak, görevimi yerine getirdim.Eu cumpri o meu dever. Salvei-te do inimigo e recuperei a minha honra.
Seni düşmandan kurtarıp, bana yapılan hakaretin öcünü alarak, görevimi yerine getirdim.He cumplido rescatándote del enemigo y vengando la ofensa hacia mí.
Seni düşmandan kurtarıp, bana yapılan hakaretin öcünü alarak, görevimi yerine getirdim.Ho assolto il mio compito salvandoti e vendicando l'offesa fatta a me.
Seni düşmandan kurtarıp, bana yapılan hakaretin öcünü alarak, görevimi yerine getirdim.Ich habe meine Pflicht getan und dich vor dem Feind gerettet. Ich habe die Beleidigung gerächt.
Seni düşmandan kurtarıp, bana yapılan hakaretin öcünü alarak, görevimi yerine getirdim.Jag har gjort min plikt som befriat dig och hämnats min vanära.
Seni düşmandan kurtarıp, bana yapılan hakaretin öcünü alarak, görevimi yerine getirdim.J'ai fait mon devoir et t'ai sauvée de l'ennemi. J'ai vengé l'affront.
Seni düşmandan kurtarıp, bana yapılan hakaretin öcünü alarak, görevimi yerine getirdim.Mi-am făcut datoria, te-am salvat din mîinile duşmanului şi am răzbunat insulta ce mi s-a adus.
Seni düşmandan kurtarıp, bana yapılan hakaretin öcünü alarak, görevimi yerine getirdim.Spełniłem swój obowiązek, uratowałem cię i zmazałem plamę na moim honorze.
Seni düşmandan kurtarıp, bana yapılan hakaretin öcünü alarak, görevimi yerine getirdim.Splnil jsem svou povinnost a osvobodil tě od nepřítele a pomstil jsem svou potupu.
Seni düşmandan kurtarıp, bana yapılan hakaretin öcünü alarak, görevimi yerine getirdim.Ta đã hoàn thành nhiệm vụ giải thoát nàng và trả được mối nhục cho ta.
Seni düşmandan kurtarıp, bana yapılan hakaretin öcünü alarak, görevimi yerine getirdim.Täytin velvollisuuteni ja pelastin sinut vihollisen kynsistä ja kostin itseni loukkauksen.
Seni düşmandan kurtarıp, bana yapılan hakaretin öcünü alarak, görevimi yerine getirdim.Аз изпълних дълга си, спасявайки те от врага и отмъщавайки за обидата, нанесена на мен.
Seni düşmandan kurtarıp, bana yapılan hakaretin öcünü alarak, görevimi yerine getirdim.- Я исполнил свой долг, спас тебя от врага и смыл нанесенное мне оскорбление.
Seni düşmandan kurtarıp, bana yapılan hakaretin öcünü alarak, görevimi yerine getirdim.ונקמתי את העלבון למעני.
Seni düşmandan kurtarıp, bana yapılan hakaretin öcünü alarak, görevimi yerine getirdim.お前に疑いを持っている
Şimdi Pantheon üzerinde. Işte 26-adım-çapındaki oculus.만신전 위를 지나가다 직경이 26인지 되는 '눈'을 만나게 됩니다.
Şimdi Pantheon üzerinde. Işte 26-adım-çapındaki oculus.Over het Pantheon met zijn 8.7 meter grote oculus.
Şimdi Pantheon üzerinde. Işte 26-adım-çapındaki oculus.Peste Panteon și peste fereastra circulară cu diametrul de 8 metri.
Şimdi Pantheon üzerinde. Işte 26-adım-çapındaki oculus.Ponad Panteonem i jego 9-cio metrowym oculusem
Şimdi Pantheon üzerinde. Işte 26-adım-çapındaki oculus.Теперь мы над Пантеоном, прямо над открытой частью купола, диаметр которой составляет почти 8 метров.
Şimdi Pantheon üzerinde. Işte 26-adım-çapındaki oculus.מעל הפנתיאון, והאוקולוס בקוטר 9 מטר.
Şimdi Pantheon üzerinde. Işte 26-adım-çapındaki oculus.تطيرفوق البانثيون و الاوكولس الذي يبلغ قطرة 26 قدماً
Şimdi Pantheon üzerinde. Işte 26-adım-çapındaki oculus.飛行船をとめ アンカーロープを下ろし
Şimşon onlara, ‹‹Madem böyle yaptınız, sizden öcümü almadan duramam›› dedi.A Samson im povedal. Ak vy robíte tak, istotne sa pomstím na vás a potom prestanem.
Şimşon onlara, ‹‹Madem böyle yaptınız, sizden öcümü almadan duramam›› dedi.Da sa Samson til dem: Gjør I sådant, så vil jeg ikke hvile før jeg får hevnet mig på eder.
Şimşon onlara, ‹‹Madem böyle yaptınız, sizden öcümü almadan duramam›› dedi.Disse-lhes Sansão: É assim que fazeis? pois só cessarei quando me houver vingado de vós.
Şimşon onlara, ‹‹Madem böyle yaptınız, sizden öcümü almadan duramam›› dedi."Ik zal niet rusten voordat ik wraak heb genomen voor deze moord!" zwoer Simson.
Şimşon onlara, ‹‹Madem böyle yaptınız, sizden öcümü almadan duramam›› dedi.In Samson jim reče: Če tako delate, gotovo ne neham, dokler se ne maščujem nad vami!
Şimşon onlara, ‹‹Madem böyle yaptınız, sizden öcümü almadan duramam›› dedi.삼손이 그들에게 이르되 너희가 이같이 행하였은즉 내가 너희에게 원수를 갚은 후에야 말리라 하고
Şimşon onlara, ‹‹Madem böyle yaptınız, sizden öcümü almadan duramam›› dedi.Którym rzekł Samson: Chociaście to uczynili, przecięć się ja pomszczę nad wami, a potem przestanę.
Şimşon onlara, ‹‹Madem böyle yaptınız, sizden öcümü almadan duramam›› dedi.Samson le -a zis: ,,Aşa faceţi? Nu voi înceta decît după ce-mi voi răzbuna pe voi``.
Şimşon onlara, ‹‹Madem böyle yaptınız, sizden öcümü almadan duramam›› dedi.Samson leur dit: Est-ce ainsi que vous agissez? Je ne cesserai qu`après m`être vengé de vous.
Şimşon onlara, ‹‹Madem böyle yaptınız, sizden öcümü almadan duramam›› dedi.Sam-sôn nói : Nếu các ngươi làm như_vậy , thì ta quyết hẳn báo_thù các ngươi rồi mới chịu an_nghỉ .
Şimşon onlara, ‹‹Madem böyle yaptınız, sizden öcümü almadan duramam›› dedi.Sam-sôn nói: Nếu các ngươi làm như vậy, thì ta quyết hẳn báo thù các ngươi rồi mới chịu an nghỉ.
Şimşon onlara, ‹‹Madem böyle yaptınız, sizden öcümü almadan duramam›› dedi.Sansone disse loro: «Poiché agite in questo modo, io non la smetterò finché non mi sia vendicato di voi»
Şimşon onlara, ‹‹Madem böyle yaptınız, sizden öcümü almadan duramam›› dedi.Simson aber sprach zu ihnen: Wenn ihr solches tut, so will ich mich an euch rächen und darnach aufhören,
Şimşon onlara, ‹‹Madem böyle yaptınız, sizden öcümü almadan duramam›› dedi.Tedy řekl jim Samson: Ač jste učinili tak, však až se lépe vymstím nad vámi, teprv přestanu.
Şimşon onlara, ‹‹Madem böyle yaptınız, sizden öcümü almadan duramam›› dedi.А Самсон им каза: Щом правите така, аз ще си отмъстя на вас, и само тогава ще престана.
Şimşon onlara, ‹‹Madem böyle yaptınız, sizden öcümü almadan duramam›› dedi.Самсон сказал им: хотя вы сделали это, но я отмщу вам самим и тогда только успокоюсь.
Şimşon onlara, ‹‹Madem böyle yaptınız, sizden öcümü almadan duramam›› dedi.ויאמר להם שמשון אם תעשון כזאת כי אם נקמתי בכם ואחר אחדל׃
Şimşon onlara, ‹‹Madem böyle yaptınız, sizden öcümü almadan duramam›› dedi.فقال لهم شمشون ولو فعلتم هذا فاني انتقم منكم وبعد اكفّ.
Şimşon onlara, ‹‹Madem böyle yaptınız, sizden öcümü almadan duramam›› dedi.參 孫 對 非 利 士 人 說 、 你 們 既 然 這 樣 行 、 我 必 向 你 們 報 仇 纔 肯 罷 休
Şimşon onlara, ‹‹Madem böyle yaptınız, sizden öcümü almadan duramam›› dedi.參孫對 非利士人 說 、 你 們 既然 這樣行 、 我 必 向 你 們報 仇纔 肯 罷休
Sonra yine alırsın öcünü. Bence, bütün bu süreç boyunca Ram'ı yüceltmek istiyordu.זה נראה כאילו היא ניסתה לפאר את שמו של ראמה במהלך כל זה.
Sonra yine alırsın öcünü.И тогда уже действовать.
topluluk adam öldürenle kan öcünü alacak kişi arasında şu kurallar uyarınca karar verecek:Akkor ítéljen a gyülekezet az agyonütõ között és a vérbosszuló rokon között e törvények szerint.
topluluk adam öldürenle kan öcünü alacak kişi arasında şu kurallar uyarınca karar verecek:då skall menigheten döma mellan den som gav slaget och blodshämnaren, enligt här givna föreskrifter.
topluluk adam öldürenle kan öcünü alacak kişi arasında şu kurallar uyarınca karar verecek:da skal menigheten dømme mellem drapsmannen og blodhevneren efter disse lover.
topluluk adam öldürenle kan öcünü alacak kişi arasında şu kurallar uyarınca karar verecek:então a congregação julgará entre aquele que feriu e o vingador do sangue, segundo estas leis,
topluluk adam öldürenle kan öcünü alacak kişi arasında şu kurallar uyarınca karar verecek:entonces la congregación juzgará entre el homicida y el vengador de la sangre, conforme a estos decretos
topluluk adam öldürenle kan öcünü alacak kişi arasında şu kurallar uyarınca karar verecek:Iată legile după cari va judeca adunarea între cel ce l -a lovit şi răzbunătorul sîngelui.
topluluk adam öldürenle kan öcünü alacak kişi arasında şu kurallar uyarınca karar verecek:회중이 친 자와 피를 보수하는 자 간에 이 규례대로 판결하여