öğrencinin ile cümle

öğrencinin kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
11
ORT. KELİME
Değerlendirme, öğrencinin öğrenme nesnesi etkinliğinden edindiği bilginin ölçülmesidir.Ο στόχος του μαθητή είναι κεντρικός στην θεώρηση του τι μαθαίνεται.
Örneğin, bir öğrencinin tüm öğretmenlerin katı ve otoriter olduğuna dair bir şeması vardır.Σε κάθε τμήμα προϊστάμενος ήταν ένας ή περισσότεροι δάσκαλοι, που είχαν πείρα και ικανότητα για τη διδασκαλία.
Eğitim bağlamında edim, öğrencinin derslerde yaptıklarıdır.Målfaktoren har med hva vi forventer at elevene skal ha lært i løpet av undervisningsperioden.
Her öğrencinin ku.edu.tr uzantılı bir mail adresi vardır.Dan setiap username memiliki sebuah alamat e-mail yang teregistrasi.
1.981 öğrencinin eğitim gördüğü 9 tane ortaöğretim kurumu bulunmaktadır.Sebanyak 1,192 proposal proyek mahasiswa yang diterima.
Bu proje kapsamında 35 milyona yakın öğrencinin bu yazılımlara ücretsiz olarak erişeceği öngörülmektedir.Ước tính sẽ có hơn 35 triệu sinh viên sẽ được truy cập các công cụ phần mềm này miễn phí qua chương trình này.
30,000 öğrencinin eğitim gördüğü La Laguna Üniversitesi de bu kenttedir.Thành phố có trường đại học La Laguna với 30,000 sinh viên.
Cümle düzeltme bölümü öğrencinin Amerikan İngilizcesi gramerini, kullanımını ve stilini ölçer.Phần sửa câu đánh giá về ngữ pháp, cách dùng và phong cách của tiếng Anh – Mĩ của người thi.
Ortaokulların amacı mesleki veya öğrencinin becerilerine yönelik eğitim vermeyi sağlamaktır.中学校の目的は、職業的な、または生徒たちの才能に応じた教育を保障することにある。
Okul, 8 öğrencinin öldüğü şiddetli bir fırtınadan sonra zarar görmüştür.雪崩の直撃を受けた生徒、教員合計8名が死亡。
Her öğrencinin mutlaka bir rehber ve eş güdüm halinde çalışan bir danışman öğretmeni vardır.専任の教職者には按手された教職者と、執事としての教職者がいる。
Bu proje kapsamında 35 milyona yakın öğrencinin bu yazılımlara ücretsiz olarak erişeceği öngörülmektedir.両大学がそれぞれ3千万ドルをこの非営利のプロジェクトに貢献している。
Hikâye, bir grup öğrencinin geçmişi değiştirmenin yollarını açan teknolojiyi keşfetmesini anlatmaktadır.故事讲述了一群学生研究和开发可以改变过去的科技。
Dokuz öğrencinin seçildiği sınavda Hülya Koçyiğit de vardır.相似的九價疫苗則在測試中。
Denekler, öğrencinin verdiği her yanlış yanıta karşılık onun gerçek şoklara maruz kaldığını sanıyorlardı.參與者將相信,學生每次作答錯誤會真的遭到電擊,但事實上他們並沒有真的受電擊。
Böylece öğrencinin eğitim takvimi aksamamaktadır.自然地,學術成績當然令人羨慕。
Bu bölümde öğrencinin kritik düşünme yeteneği ölçülür.培養學生的批判性思考能力。
"Canlı Bomba Denilen Öğrencinin Ölümüyle İlgili Tartışma Sürüyor". (yardım)“사망한 선수에게 도핑문제로 선수자격정지 중징계”.
Yeni bir öğrenci gelir, ve kızlar bu yeni gelen öğrencinin vampir olabileceğinden şüphelenmeye başlar.כשמגיעה תלמידה חדשה, הנערות מתחילות לחשוד שהיא ערפד.
Bilgisayar modellemesi ve sayısal metotlar bilim alanındaki her öğrencinin ihtiyacı olan tekniklerdir.מודלים חישוביים ושיטות מתמטיות הן טכניקות הדרושות לעוסקים בכל תחום של מדע כמותי.
Her öğrencinin mutlaka bir rehber ve eş güdüm halinde çalışan bir danışman öğretmeni vardır.כל תלמיד עובד בהנחיית איש אקדמיה או מורה מסגל בית הספר.
Şapka, okulun açılış şöleninde her yeni öğrencinin kafasına yerleştirilir.סיכת החבל הימי שחולקה לכל התלמידים בטקס הפתיחה.
Almanya 33 üniversitesindeki 560 bin öğrencinin Linux'a göç edeceğini ilan etti.Najavljeno je da će 560,000 njemačkih studenta, sa 33 univerziteta prijeći na Linux OS.
30,000 öğrencinin eğitim gördüğü La Laguna Üniversitesi de bu kenttedir.U gradu se nalazi Sveučilište La Laguna, najstarije na arhipelagu, na kojemu studira preko 30.000 studenata.
Öğrencinin kontrol kazanmasını sağlar.Od učenika zahtijeva poštovanje.
Denekler, öğrencinin verdiği her yanlış yanıta karşılık onun gerçek şoklara maruz kaldığını sanıyorlardı.Subjekty boli presvedčené, že za každú nesprávnu odpoveď žiak dostával ozajstný šok.
Bu isim öğrencinin hem zihinsel hem de fiziksel özelliklerini ima eder.Riešenie prípadov zanecháva na detektívovi psychické ale aj fyzické stopy.
Danışman, öğrencinin diğer sorunları ile de yakından ilgilenir.Študentje so hkrati v stiku z drugimi študenti.
Denekler, öğrencinin verdiği her yanlış yanıta karşılık onun gerçek şoklara maruz kaldığını sanıyorlardı.Katseisikud uskusid, et iga vale vastuse korral sai õpilane päriselt elektrilöögi.
30.000 öğrencinin 2100 kadarı yabancı uyrukludur.Koolis õpib 30 000 õpilast, kellest 2100 on välismaalased.
Öğretmen her öğrencinin derse gösterdiği tepkiyi anlık olarak takip edebilmektedir.Õpetaja saab kõigi oma õppijate vastustest ülevaate.
Binada 50 öğrencinin kaldığı banyolu odalar mevcuttur.Hoonest evakueeriti 500 üliõpilast.
Her öğrencinin mutlaka bir rehber ve eş güdüm halinde çalışan bir danışman öğretmeni vardır.Igale lasteaiarühmale on ette nähtud kvalifitseeritud õpetaja ja abiõpetaja.
30,000 öğrencinin eğitim gördüğü La Laguna Üniversitesi de bu kenttedir.Plymouthis on ülikool, kus õpib üle 30 000 üliõpilase.
Çünkü öğrenci-içerik etkileşimi öğrencinin öğrenmesinde büyük rol oynar.Seega mängib õppija emotsioon õpiprotsessis suurt rolli.
Belki zamanlarının yüzde beşi gerçekten öğrencinin yanına oturup gerçekten onlarla çalışmakla geçiyor.아마도 5% 정도의 시간만이 실제로 학생 곁에 앉아서 함께하는 시간일 것입니다.
Belki zamanlarının yüzde beşi gerçekten öğrencinin yanına oturup gerçekten onlarla çalışmakla geçiyor.Có thể 5% lượng thời gian của họ là thực sự dành cho việc ngồi cạnh học sinh và thực sự làm việc với chúng.
Belki zamanlarının yüzde beşi gerçekten öğrencinin yanına oturup gerçekten onlarla çalışmakla geçiyor.Ehkä viisi prosenttia heidän ajastaan on varsinaista oppilaiden kanssa työskentelyä heidän vierellään.
Belki zamanlarının yüzde beşi gerçekten öğrencinin yanına oturup gerçekten onlarla çalışmakla geçiyor.Kanske sitter fem procent av sin tid faktiskt bredvid studenter och faktiskt arbetar med dem.
Belki zamanlarının yüzde beşi gerçekten öğrencinin yanına oturup gerçekten onlarla çalışmakla geçiyor.Måske går 5 procent af tiden på at sidde og arbejde med eleven.
Belki zamanlarının yüzde beşi gerçekten öğrencinin yanına oturup gerçekten onlarla çalışmakla geçiyor.Może około pięć procent czasu nauczyciel naprawdę spędza, siedząc z uczniem i pracując z nim.
Belki zamanlarının yüzde beşi gerçekten öğrencinin yanına oturup gerçekten onlarla çalışmakla geçiyor.Možná pět procent je věnováno tomu, že sedí se studenty a přímo s nimi pracují.
Belki zamanlarının yüzde beşi gerçekten öğrencinin yanına oturup gerçekten onlarla çalışmakla geçiyor.Možno päť percent jeho času strávi pri študentoch a naozaj s nimi pracuje.
Belki zamanlarının yüzde beşi gerçekten öğrencinin yanına oturup gerçekten onlarla çalışmakla geçiyor.Mungkin hanya lima persen waktu mereka digunakan untuk duduk bersama muridnya dan membantunya belajar.
Belki zamanlarının yüzde beşi gerçekten öğrencinin yanına oturup gerçekten onlarla çalışmakla geçiyor.Pasa quizás 5 por ciento de su tiempo realmente sentado junto a estudiantes y de verdad trabajando con ellos.
Belki zamanlarının yüzde beşi gerçekten öğrencinin yanına oturup gerçekten onlarla çalışmakla geçiyor.Poate cinci la sută din timpul lor chiar stau lângă elevi și chiar lucrează cu ei.
Belki zamanlarının yüzde beşi gerçekten öğrencinin yanına oturup gerçekten onlarla çalışmakla geçiyor.Talán az idejük 5%-ában ülnek le egy diák mellé és dolgoznak velük együtt.
Belki zamanlarının yüzde beşi gerçekten öğrencinin yanına oturup gerçekten onlarla çalışmakla geçiyor.Talvez apliquem 5% do seu tempo a sentar-se junto dos alunos, a trabalhar com eles.
Belki zamanlarının yüzde beşi gerçekten öğrencinin yanına oturup gerçekten onlarla çalışmakla geçiyor.Talvez cinco por cento de seu tempo seja sentar com os alunos e realmente trabalhar com eles.
Belki zamanlarının yüzde beşi gerçekten öğrencinin yanına oturup gerçekten onlarla çalışmakla geçiyor.Ze besteden misschien 5 procent van hun tijd aan naast de leerlingen zitten en met hen aan de slag gaan.
Belki zamanlarının yüzde beşi gerçekten öğrencinin yanına oturup gerçekten onlarla çalışmakla geçiyor.Ίσως πέντε τοις εκατό του χρόνου του είναι πραγματικά να κάθεται δίπλα σε μαθητές και να δουλεύει μαζί τους
Belki zamanlarının yüzde beşi gerçekten öğrencinin yanına oturup gerçekten onlarla çalışmakla geçiyor.Возможно, где-то 5% своего времени они тратят на то, чтобы действительно работать с учениками, сидя рядом.
Belki zamanlarının yüzde beşi gerçekten öğrencinin yanına oturup gerçekten onlarla çalışmakla geçiyor.Всього-лише 5% свого часу вони сидять поруч учнів і дійсно з ними працюють.
Belki zamanlarının yüzde beşi gerçekten öğrencinin yanına oturup gerçekten onlarla çalışmakla geçiyor.Около 5 процента от времето си те прекарват със учениците и наистина работят с тях.
Belki zamanlarının yüzde beşi gerçekten öğrencinin yanına oturup gerçekten onlarla çalışmakla geçiyor.מוקדש למתן הרצאות ומתן ציונים ומה לא. אולי 5 אחוז מזמנם הם ממש יושבים ליד התלמידים
Belki zamanlarının yüzde beşi gerçekten öğrencinin yanına oturup gerçekten onlarla çalışmakla geçiyor.ربما خمسة في المئة من وقتهم في الواقع هو يجلس بجوار الطلاب والعمل معهم فعليا.
Belki zamanlarının yüzde beşi gerçekten öğrencinin yanına oturup gerçekten onlarla çalışmakla geçiyor.وربما 5% من زمنهم مكرس حقيقة للجلوس مع التلاميذ والعمل معهم
Belki zamanlarının yüzde beşi gerçekten öğrencinin yanına oturup gerçekten onlarla çalışmakla geçiyor.せいぜい5% といったものでしょう 今や100%の時間を そこに充てられます
Belki zamanlarının yüzde beşi gerçekten öğrencinin yanına oturup gerçekten onlarla çalışmakla geçiyor.せいぜい5%といったものでしょう 今や100%の時間をそこに充てられます
Benim şahsen bu konuda düşünmeye başlamam bir öğrencinin ziyaretime gelmesinden sonra oldu.Én akkor kezdtem ezzel foglalkozni, miután meglátogatott egy volt diákom.

İlgili Sayfalar