öğrencilerin ile cümle
öğrencilerin kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
12
HARF
5
HECE
8
ORT. KELİME
Öğrencilerin diğer yarısına ise tam tersi söyleniyor: "Tercihini yap.לחצי השני של הסטודנטים נאמר בדיוק ההפך:
Öğrencilerin diğer yarısına ise tam tersi söyleniyor:Toisille opiskelijoille kerrotaan täysin päinvastoin:
Öğrencilerin diğer yarısına ise tam tersi söyleniyor:Στους άλλους μισούς φοιτητές λέμε ακριβώς το αντίθετο:
Öğrencilerin diğer yarısına ise tam tersi söyleniyor:Второй половине студентов говорили ровно обратное:
Öğrencilerin diğer yarısına ise tam tersi söyleniyor:Іншій половині студентів кажуть геть протилежне:
Öğrencilerin diğer yarısına ise tam tersi söyleniyor:На другата половина от студентите им е казано обратното:
Öğrencilerin diğer yarısına ise tam tersi söyleniyor:اما القسم الثاني من الطلاب فاخبرناهم العكس تماما
Öğrencilerin diğer yarısına ise tam tersi söyleniyor:"すぐに選びなさい
Öğrencilerin en iyi %20'si iyi eğitim alıyorlar.그래서 상위 20%의 학생들은 좋은 교육을 받을 수 있었습니다.
Öğrencilerin en iyi %20'si iyi eğitim alıyorlar.20% siswa yang hebat memiliki pendidikan yang bagus.
Öğrencilerin en iyi %20'si iyi eğitim alıyorlar.Azt mondhatjuk, hogy a diákok 20%-a jó képzést kapott.
Öğrencilerin en iyi %20'si iyi eğitim alıyorlar.Deci primii 20% din studenti au primit o educatie buna.
Öğrencilerin en iyi %20'si iyi eğitim alıyorlar.De modo que el 20 por ciento de los estudiantes ha tenido buena educación.
Öğrencilerin en iyi %20'si iyi eğitim alıyorlar.Du coup, 20% des étudiants ont une bonne éducation.
Öğrencilerin en iyi %20'si iyi eğitim alıyorlar.Dus de top 20 procent van de studenten heeft een goede opleiding gehad.
Öğrencilerin en iyi %20'si iyi eğitim alıyorlar.Então 20 por cento dos estudantes tiveram uma boa educação.
Öğrencilerin en iyi %20'si iyi eğitim alıyorlar.Il 20% dei migliori studenti ha dunque avuto una buona istruzione.
Öğrencilerin en iyi %20'si iyi eğitim alıyorlar.So haben die oberen 20 Prozent der Schüler eine gute Bildung genossen.
Öğrencilerin en iyi %20'si iyi eğitim alıyorlar.Stąd, 20% uczniów otrzymało dobre wykształcenie.
Öğrencilerin en iyi %20'si iyi eğitim alıyorlar.Takže těch nejlepších 20 procent studentů získalo dobré vzdělání.
Öğrencilerin en iyi %20'si iyi eğitim alıyorlar.Takže tých najlepších 20 percent študentov získalo dobré vzdelanie.
Öğrencilerin en iyi %20'si iyi eğitim alıyorlar.Έτσι, το ανώτερο 20% των μαθητών έλαβαν καλή παιδεία.
Öğrencilerin en iyi %20'si iyi eğitim alıyorlar.И лучшие 20 процентов учеников получили хорошее образование.
Öğrencilerin en iyi %20'si iyi eğitim alıyorlar.Така 20 процента от учениците са получили добро образование.
Öğrencilerin en iyi %20'si iyi eğitim alıyorlar.כך ש-20% מהתלמידים הטובים ביותר זכו לחינוך טוב,
Öğrencilerin en iyi %20'si iyi eğitim alıyorlar.لذلك تجد أفضل 20% من الطلاب تلقوا تعليماً جيداً
Öğrencilerin en iyi %20'si iyi eğitim alıyorlar.その2割は、他国のトップ2割の優秀者たちと比較しても
Öğrencilerin formül ezberlemelerini istemedik; dünyaya bakışlarını değiştirmek istedik.Chúng tôi không muốn sinh viên nhớ những công thức; chúng tôi muốn thay đổi cái cách họ nhìn nhận thế giới.
Öğrencilerin formül ezberlemelerini istemedik; dünyaya bakışlarını değiştirmek istedik.Kami tidak ingin mahasiswa kami menghafal rumus; kami ingin mengubah cara mereka melihat dunia.
Öğrencilerin formül ezberlemelerini istemedik; dünyaya bakışlarını değiştirmek istedik.우리는 학생들이 공식을 기억하는 것보다는 그들이 세계를 바라보는 방법이 달라지기를 바랍니다.
Öğrencilerin formül ezberlemelerini istemedik; dünyaya bakışlarını değiştirmek istedik.Não queríamos que os alunos decorassem fórmulas; queríamos mudar a forma como veem o mundo.
Öğrencilerin formül ezberlemelerini istemedik; dünyaya bakışlarını değiştirmek istedik.Nechceli sme, aby sa študenti učili vzorce naspamäť, chceli sme zmeniť ich spôsob nazerania na svet.
Öğrencilerin formül ezberlemelerini istemedik; dünyaya bakışlarını değiştirmek istedik.Nechtěli jsme, aby si studenti pamatovali vzorečky. Chtěli jsme změnit způsob, kterým pohlíží na svět.
Öğrencilerin formül ezberlemelerini istemedik; dünyaya bakışlarını değiştirmek istedik.Nem azt akarjuk, hogy a diákok bemagolják a képleteket; hanem szerettük volna megváltoztatni a világnézetüket.
Öğrencilerin formül ezberlemelerini istemedik; dünyaya bakışlarını değiştirmek istedik.Nie chcieliśmy, żeby studenci wkuwali wzory; chcieliśmy zmienić ich sposób postrzegania świata.
Öğrencilerin formül ezberlemelerini istemedik; dünyaya bakışlarını değiştirmek istedik.Nisva namreč želela, da si študenti zapomnijo formule, želela sva, da spremenijo svoj pogled na svet.
Öğrencilerin formül ezberlemelerini istemedik; dünyaya bakışlarını değiştirmek istedik.Non volevamo che gli studenti memorizzassero formule; volevamo cambiare il modo in cui guardano al mondo.
Öğrencilerin formül ezberlemelerini istemedik; dünyaya bakışlarını değiştirmek istedik.No queríamos que los estudiantes memorizaran las fórmulas; queríamos cambiar su manera de mirar el mundo.
Öğrencilerin formül ezberlemelerini istemedik; dünyaya bakışlarını değiştirmek istedik.Nu doream ca studenţii să memoreze formule; doream să schimbăm modul în care priveau lumea.
Öğrencilerin formül ezberlemelerini istemedik; dünyaya bakışlarını değiştirmek istedik.Vi ville inte att studenterna skulle lära sig formler utantill. Vi ville ändra hur de betraktade världen.
Öğrencilerin formül ezberlemelerini istemedik; dünyaya bakışlarını değiştirmek istedik.Wir wollten ihnen nicht nur Formeln vermitteln. Wir wollten ihre Sicht auf die Welt ändern.
Öğrencilerin formül ezberlemelerini istemedik; dünyaya bakışlarını değiştirmek istedik.Δεν θέλαμε οι φοιτητές να απομνημονεύουν τους τύπους. Θέλαμε να αλλάξουμε τον τρόπο που βλέπουν τον κόσμο.
Öğrencilerin formül ezberlemelerini istemedik; dünyaya bakışlarını değiştirmek istedik.Мы не хотели, чтобы студенты запоминали формулы; мы хотели изменить их взгляд на мир.
Öğrencilerin formül ezberlemelerini istemedik; dünyaya bakışlarını değiştirmek istedik.Не искахме студентите да запаметяват формули; искахме да променим начина, по който те гледаха на света.
Öğrencilerin formül ezberlemelerini istemedik; dünyaya bakışlarını değiştirmek istedik.Не треба змушувати студентів завчати формули; ми хотіли змінити кут їх зору на світ.
Öğrencilerin formül ezberlemelerini istemedik; dünyaya bakışlarını değiştirmek istedik.לא רצינו שסטודנטים ילמדו בעל-פה את הנוסחאות. רצינו לשנות את הדרך שבה הם הסתכלו על העולם.
Öğrencilerin formül ezberlemelerini istemedik; dünyaya bakışlarını değiştirmek istedik.لا نريد للطلاب أن يحفظوا المعادلات لقد اردنا تغيير الطريقة التي ينظرون بها إلى العالم
Öğrencilerin formül ezberlemelerini istemedik; dünyaya bakışlarını değiştirmek istedik.世界を違った目で見られるように なってほしいのです 世界を違った目で見られるように なってほしいのです 我々は成功しました
Öğrencilerinin birçoğu bunu işitince, ‹‹Bu söz çok çetin, kim kabul edebilir?›› dediler.Có nhiều môn đồ nghe Ngài, thì nói rằng: Lời nầy thật khó; ai nghe được?
Öğrencilerinin birçoğu bunu işitince, ‹‹Bu söz çok çetin, kim kabul edebilir?›› dediler.Có nhiều môn_đồ nghe Ngài , thì nói rằng : Lời nầy thật khó ; ai nghe được ?
Öğrencilerinin birçoğu bunu işitince, ‹‹Bu söz çok çetin, kim kabul edebilir?›› dediler.Da sagde mange af hans Disciple, som havde hørt ham: "Dette er en hård Tale; hvem kan høre den?"
Öğrencilerinin birçoğu bunu işitince, ‹‹Bu söz çok çetin, kim kabul edebilir?›› dediler.Entonces, al oírlo, muchos de sus discípulos dijeron: --Dura es esta palabra; ¿quién la puede oír
Öğrencilerinin birçoğu bunu işitince, ‹‹Bu söz çok çetin, kim kabul edebilir?›› dediler.kan azért, a kik hallák [ezeket] az õ tanítványai közül, mondának: Kemény beszéd ez; ki hallgathatja õt?
Öğrencilerinin birçoğu bunu işitince, ‹‹Bu söz çok çetin, kim kabul edebilir?›› dediler.제자 중 여럿이 듣고 말하되 이 말씀은 어렵도다 누가 들을 수 있느냐 한대
Öğrencilerinin birçoğu bunu işitince, ‹‹Bu söz çok çetin, kim kabul edebilir?›› dediler.Många av hans lärjungar, som hörde detta, sade då: »Detta är ett hårt tal; vem står ut med att höra på honom?»
Öğrencilerinin birçoğu bunu işitince, ‹‹Bu söz çok çetin, kim kabul edebilir?›› dediler.Mange av hans disipler sa nu, da de hørte det: Dette er en hård tale; hvem kan høre den?
Öğrencilerinin birçoğu bunu işitince, ‹‹Bu söz çok çetin, kim kabul edebilir?›› dediler.Mnogi torej učencev njegovih, ko so to slišali, reko: Trda je ta beseda; kdo jo more poslušati?
Öğrencilerinin birçoğu bunu işitince, ‹‹Bu söz çok çetin, kim kabul edebilir?›› dediler.Molti dei suoi discepoli, dopo aver ascoltato, dissero: «Questo linguaggio è duro; chi può intenderlo?»
Öğrencilerinin birçoğu bunu işitince, ‹‹Bu söz çok çetin, kim kabul edebilir?›› dediler.Muitos, pois, dos seus discípulos, ouvindo isto, disseram: Duro é este discurso; quem o pode ouvir?
Öğrencilerinin birçoğu bunu işitince, ‹‹Bu söz çok çetin, kim kabul edebilir?›› dediler.Niin monet hänen opetuslapsistansa, sen kuultuaan, sanoivat: "Tämä on kova puhe, kuka voi sitä kuulla?"