öğrencilere ile cümle

öğrencilere kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
11
HARF
5
HECE
11
ORT. KELİME
İşte bu, İsanın ölümden dirildikten sonra öğrencilere üçüncü görünüşüydü.耶 穌 從 死 裡 復 活 以 後 、 向 門 徒 顯 現 、 這 是 第 三 次
İşte bu, İsanın ölümden dirildikten sonra öğrencilere üçüncü görünüşüydü.耶穌從 死 裡復 活 以後 、 向 門徒 顯現 、 這是 第三 次
Kela, öğrencilere ve işsizlere de aynı koşulları taşımaları koşuluyla annelik parası ödemektedir.FPA betalar ut moderskapspenning på samma villkor också till studeranden och arbetslösa.
Kela, öğrencilere ve işsizlere de aynı koşulları taşımaları koşuluyla annelik parası ödemektedir.Kela maksaa äitiysrahaa samoilla ehdoilla myös opiskelijoille ja työttömille.
Kela, öğrencilere ve işsizlere de aynı koşulları taşımaları koşuluyla annelik parası ödemektedir.Kela pagará el subsidio de maternidad con las mismas condiciones también a estudiantes y desempleados.
Kela, öğrencilere ve işsizlere de aynı koşulları taşımaları koşuluyla annelik parası ödemektedir.Kela verse les allocations de maternité selon les mêmes conditions aux étudiantes et personnes au chômage.
Kela, öğrencilere ve işsizlere de aynı koşulları taşımaları koşuluyla annelik parası ödemektedir.На таких же условиях Kela выплачивает материнское пособие студентам и безработным.
Kela, öğrencilere ve işsizlere de aynı koşulları taşımaları koşuluyla annelik parası ödemektedir.تدفع كيلا البدل النقدي للأمومة بموجب نفس الشروط للطلاب وللعاطلين عن العمل أيضاً.
Kela, öğrencilere ve işsizlere de aynı koşulları taşımaları koşuluyla annelik parası ödemektedir.若您享受芬兰的社会保障,并且在分娩前在芬兰或其它欧盟或欧洲经济区成员国或瑞士连续享受满180天的医疗保险,您便可申领芬兰提供的产假补贴。按照同样要求,Kela也为学生及失业人员发放产假补贴。
Khan Academy'i ilk duyduğumda, beni en çok etkileyen şey tüm öğrencilere oldukları yerde ulaşacak olmasıydı.개별 학습 제가 칸아카데미를 처음 알았을 때 가장 좋다고 생각했던 점은 모든 학생들이 자기 공간에서 접속할 수 있고, 앉은 자리에서 그 학생들과 만날 수 있다는 겁니다.
Khan Academy'i ilk duyduğumda, beni en çok etkileyen şey tüm öğrencilere oldukları yerde ulaşacak olmasıydı.عندما سمعت باكاديمية خان، النقطة الاكثر جاذبية كانت ان هذا سيصل الى كل الطلاب اينما كانوا ويلقاهم في اي مكان
Khan Academy'i ilk duyduğumda, beni en çok etkileyen şey tüm öğrencilere oldukları yerde ulaşacak olmasıydı.生徒がどこにいようとも教えることができる点です。 自分たちのペースで学習することができて、しかも
Kocluk candır güzel koc daha candır ogrencilere destek olmaya kocluk denir.El coach está aquí
Kontrolü öğrencilere bırakmayı.학생들에게 넘겨줘야 한다는 걸 배웠습니다.
Kontrolü öğrencilere bırakmayı.לידי התלמידים במהלך הזמן.
Kontrolü öğrencilere bırakmayı.لفائدة التلاميذ عبر الوقت.
Kontrolü öğrencilere bırakmayı.そこには、「信用」、「理解」、
Kuveyt'teki öğrencilere bu olayların nerede meydana geldiklerini tahmin etmelerini istedim.1つ目はサウジアラビアだと答えました 異論なし
Kuveyt'teki öğrencilere bu olayların nerede meydana geldiklerini tahmin etmelerini istedim.Dan saya bertanya pada mahasiswa di Kuwait di mana mereka pikir insiden itu terjadi.
Kuveyt'teki öğrencilere bu olayların nerede meydana geldiklerini tahmin etmelerini istedim.En ik vroeg de studenten in Koeweit waar ze dachten dat deze incidenten plaatsgevonden hadden.
Kuveyt'teki öğrencilere bu olayların nerede meydana geldiklerini tahmin etmelerini istedim.Et j'ai demandé aux étudiants au Koweït où ils pensaient que ces incidents avaient eu lieu.
Kuveyt'teki öğrencilere bu olayların nerede meydana geldiklerini tahmin etmelerini istedim.Ho chiesto agli studenti in Kuwait dove pensavano che questi fatti fossero accaduti.
Kuveyt'teki öğrencilere bu olayların nerede meydana geldiklerini tahmin etmelerini istedim.I zapytałem studentów w Kuwejcie, gdzie sądzili, że te wydarzenia miały miejsce.
Kuveyt'teki öğrencilere bu olayların nerede meydana geldiklerini tahmin etmelerini istedim.그리고 전 쿠웨이트의 학생들에게 이 사건이 어디서 일어났을까 물어봤습니다.
Kuveyt'teki öğrencilere bu olayların nerede meydana geldiklerini tahmin etmelerini istedim.Le pregunté a los estudiantes de Kuwait dónde pensaban que habían ocurrido estos incidentes.
Kuveyt'teki öğrencilere bu olayların nerede meydana geldiklerini tahmin etmelerini istedim.Megkérdeztem a kuvaiti diákokat mit gondolnak, hol történtek az incidensek.
Kuveyt'teki öğrencilere bu olayların nerede meydana geldiklerini tahmin etmelerini istedim.Perguntei aos estudantes no Kuwait onde é que estes incidentes teriam tido lugar.
Kuveyt'teki öğrencilere bu olayların nerede meydana geldiklerini tahmin etmelerini istedim.Şi i-am întrebat pe studenţii din Kuweit unde cred că s-au petrecut aceste incidente.
Kuveyt'teki öğrencilere bu olayların nerede meydana geldiklerini tahmin etmelerini istedim.Tôi hỏi sinh viên ở Kuwait những việc này xảy ra ở đâu.
Kuveyt'teki öğrencilere bu olayların nerede meydana geldiklerini tahmin etmelerini istedim.Und ich fragte die Studenten wo sie sich diese Dinge ereignet haben könnten.
Kuveyt'teki öğrencilere bu olayların nerede meydana geldiklerini tahmin etmelerini istedim.Και ρώτησα τους φοιτητές στο Κουβέιτ πού νόμιζαν ότι συνέβησαν αυτά τα περιστατικά.
Kuveyt'teki öğrencilere bu olayların nerede meydana geldiklerini tahmin etmelerini istedim.И попитах студентите в Кувейт, къде смятаха, че са се случили тези инциденти.
Kuveyt'teki öğrencilere bu olayların nerede meydana geldiklerini tahmin etmelerini istedim.Я спросил кувейтских студентов, где, по их мнению, произошли эти события.
Kuveyt'teki öğrencilere bu olayların nerede meydana geldiklerini tahmin etmelerini istedim.שאלתי את הסטודנטים בכווית איפה הם חושבים שהאירועים האלו התרחשו.
Kuveyt'teki öğrencilere bu olayların nerede meydana geldiklerini tahmin etmelerini istedim.وقد سألت الطلاب في الكويت .. اين تظنوا تلك الحادثتين وقعتا ؟
Logan Smalley: Ama o ders, yalnızca o sınıftaki öğrencilere ulaşıyor.Ce cours n'atteindra que les étudiants qui sont ici.
Logan Smalley: Ama o ders, yalnızca o sınıftaki öğrencilere ulaşıyor.그런데 그 강의는 그 교실에 있는 학생들만 접할 수 있잖아요.
Logan Smalley: Ama o ders, yalnızca o sınıftaki öğrencilere ulaşıyor.Nhưng bài học chỉ tới được học sinh trong lớp đó.
Logan Smalley: Ama o ders, yalnızca o sınıftaki öğrencilere ulaşıyor.Quella lezione ha un impatto solo sugli studenti di quella classe.
Logan Smalley: Ama o ders, yalnızca o sınıftaki öğrencilere ulaşıyor.לוגן סמולי: השיעור הזה מגיע רק לתלמידים בחדר.
Logan Smalley: Ama o ders, yalnızca o sınıftaki öğrencilere ulaşıyor.هذا الدرس للطلاب المتواجدين في هذا الصف فقط
Logan Smalley: Ama o ders, yalnızca o sınıftaki öğrencilere ulaşıyor.これを掴み取れたら何が起こるだろう
Mükemmel derecede zeki öğrencilere eğitim veriyorum ve eskiden olduğunda %20 daha az ödev veriyorum.저는 훌륭한 학생들을 가르치고 있는데 예전보다 20% 적은량의 과제를 부여합니다.
Mükemmel derecede zeki öğrencilere eğitim veriyorum ve eskiden olduğunda %20 daha az ödev veriyorum.Csodálatosan intelligens diákokat tanítok, és 20 százalékkal kevesebb munkát osztok ki mint régebben.
Mükemmel derecede zeki öğrencilere eğitim veriyorum ve eskiden olduğunda %20 daha az ödev veriyorum.Doy clases con mucha fortuna a estudiantes inteligentes, y les asigno 20% menos trabajo de lo que solía hacer.
Mükemmel derecede zeki öğrencilere eğitim veriyorum ve eskiden olduğunda %20 daha az ödev veriyorum.Ensino estudantes inteligentes e maravilhosos e dou-lhes menos 20% de trabalhos do que dava antes.
Mükemmel derecede zeki öğrencilere eğitim veriyorum ve eskiden olduğunda %20 daha az ödev veriyorum.Ich unterrichte wunderbar intelligente Studenten, und ich gebe ihnen 20 % weniger Arbeit als früher.
Mükemmel derecede zeki öğrencilere eğitim veriyorum ve eskiden olduğunda %20 daha az ödev veriyorum.Ik geef les aan bijzonder intelligente studenten, die ik twintig procent minder huiswerk opgeef dan vroeger.
Mükemmel derecede zeki öğrencilere eğitim veriyorum ve eskiden olduğunda %20 daha az ödev veriyorum.Insegno a studenti molto intelligenti, e do loro il 20% in meno di lavoro rispetto a un tempo.
Mükemmel derecede zeki öğrencilere eğitim veriyorum ve eskiden olduğunda %20 daha az ödev veriyorum.Jag undervisar enastående elever, och jag ger dem 20 procent mindre läxor än jag gjorde förr.
Mükemmel derecede zeki öğrencilere eğitim veriyorum ve eskiden olduğunda %20 daha az ödev veriyorum.Jeg underviser utrolig intelligente studerende, og jeg uddeler 20 procent mindre arbejde end jeg plejede.
Mükemmel derecede zeki öğrencilere eğitim veriyorum ve eskiden olduğunda %20 daha az ödev veriyorum.J'enseigne à des étudiants brillants, et je leur donne 20% de travail en moins qu'avant.
Mükemmel derecede zeki öğrencilere eğitim veriyorum ve eskiden olduğunda %20 daha az ödev veriyorum.Opetan ihanan älykkäitä opiskelijoita ja annan heille 20 prosenttia vähemmän tehtäviä kuin ennen annoin.
Mükemmel derecede zeki öğrencilere eğitim veriyorum ve eskiden olduğunda %20 daha az ödev veriyorum.Predau unor studenți incredibil de inteligenți și le dau de lucru cu 20 la sută mai puțin decât făceam eu.
Mükemmel derecede zeki öğrencilere eğitim veriyorum ve eskiden olduğunda %20 daha az ödev veriyorum.Tôi dạy những sinh viên thông minh tuyệt vời, và tôi cho bài tập ít hơn 20 phần trăm tôi từng cho.
Mükemmel derecede zeki öğrencilere eğitim veriyorum ve eskiden olduğunda %20 daha az ödev veriyorum.Učim čudovito inteligentne študente in jim dodeljujem 20 % manj dela, kot sem jim včasih.
Mükemmel derecede zeki öğrencilere eğitim veriyorum ve eskiden olduğunda %20 daha az ödev veriyorum.Učím úžasně nadané studenty, a přitom jim dávám o 20 % méně práce než jsem býval zvyklý.
Mükemmel derecede zeki öğrencilere eğitim veriyorum ve eskiden olduğunda %20 daha az ödev veriyorum.Učím výnimočne inteligentných študentov, a zadávam o 20 percent menej úloh, než som zvykol kedysi.
Mükemmel derecede zeki öğrencilere eğitim veriyorum ve eskiden olduğunda %20 daha az ödev veriyorum.Uczę bardzo inteligentnych studentów, a zadaję im 20% mniej pracy niż kiedyś.
Mükemmel derecede zeki öğrencilere eğitim veriyorum ve eskiden olduğunda %20 daha az ödev veriyorum.Διδάσκω εξαιρετικά ευφυείς μαθητές, και τους αναθέτω 20% λιγότερες εργασίες απ' ό,τι ανέθετα παλαιότερα.

İlgili Sayfalar