öğle ile cümle

öğle kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Ben her gün öğleyin öğle yemeği yerim.I eat lunch every day at noon.
Bir kadının öğle yemeğini yediği için bir adamı bıçakladığını duydum.I heard that a woman stabbed a man for eating her lunch.
Ben sadece öğleden sonraki toplantıya katılamayacağımı sana bildirmek istiyorum.I just want to let you know that I can't attend this afternoon's meeting.
Bazen öğleden sonra erken saatlerde uykulu hissediyorum.I sometimes feel drowsy in the early afternoon.
Ben bazen öğleden sonranın ilk saatlerinde uykulu hissediyorum.I sometimes feel drowsy in the early afternoon.
Patronun öğle yemeğini yemekle suçlandım.I was accused of eating the boss's lunch.
Yarın öğleden sonra buralarda olacağım, bu yüzden lütfen uğra.I'm going to be around tomorrow afternoon, so please drop in.
Eğer o büyük bir öğle yemeği yerse, genellikle öğleden sonra uyur.If he eats a big lunch, he usually gets sleepy mid-afternoon.
Şu ana kadar yiyeceğin en iyi salata onların özel öğle yemeğiyle verdikleridir.The best salad you'll ever eat is the one they serve with their lunch special.
Japon öğrencileri genellikle öğle yemeği için ne yer?What do Japanese students usually eat for lunch?
Bu öğleden sonra geç saatlerde parka gitmek ister misin?Would you like to go to the park later this afternoon?
Bugün öğle yemeğini nerede yiyorsunuz?Where are you having lunch today?
Gala yemeği öğleden sonra 10'da.The gala dinner is at 10 p.m.
Dürüstçe, saat kaça kadar yatmayı planlıyorsun? Zaten öğle oldu.Honestly, what time do you plan to sleep until? It's already noon!
Tom öğle yemeği için ne yer?What does Tom eat for lunch?
Tom yemek için yeterli zamanı olmadığından öğle yemeği yemeden gitti.Tom went without lunch because he didn't have enough time to eat.
Tom çok sık öğle yemeğinden sonra bir saat şekerleme alır.Tom very often takes a nap for an hour after lunch.
Tom genellikle öğleden sonranın ilk saatlerinde uykulu hissediyor.Tom usually feels sleepy in the early afternoon.
Tom öğle yemeğini genellikle tek başına yer.Tom usually eats his lunch alone.
Tom Pazartesi öğleden sonraları genellikle çalışmak zorunda değildir.Tom usually doesn't have to work on Monday afternoons.
Tom arkadaşlarıyla öğle yemeği yediğini söyledi.Tom said that he had eaten lunch with his friends.
Tom yarın öğleden sonra havuzu temizleyemeyeceğini söyledi.Tom said he couldn't clean the pool tomorrow afternoon.
Tom, öğle yemeğine sadece üç dolar harcadı.Tom only spent three dollars for his lunch.
Tom öğle yemeği için sadece üç dolar harcadı.Tom only spent three dollars for his lunch.
Tom gelecek hafta arabamı herhangi bir öğleden sonra ödünç alabilir.Tom may borrow my car any afternoon next week.
Tom öğle yemeği için kendine bir fıstık ezmeli sandviç hazırladı.Tom made himself a peanut butter sandwich for lunch.
Tom öğle yemeğini yedikten sonra evden ayrıldı.Tom left the house after eating lunch.
Tom bu öğleden sonra bir yere gitmiyor.Tom isn't going anywhere this afternoon.
Tom öğleden önce birçok şey yapmak zorunda.Tom has to do a lot of things before noon.
Tom bütün öğleden sonra boyunca kitap okuyor.Tom has been reading a book all afternoon.
Tom'un dün öğleden sonra yapacak bir sürü işi vardı.Tom had a lot of work to do yesterday afternoon.
Tom öğleden önce buraya vardı.Tom got here before noon.
Tom, neredeyse her öğleden sonra koşuya gider.Tom goes jogging almost every afternoon.
Tom her öğleden sonra yürüyüşe gider.Tom goes for a walk every afternoon.
Tom öğleden sonra erken saatlerde şekerleme yapmayı sever.Tom enjoys taking a nap in the early afternoon.
Tom şimdi öğle yemeği yemek istemiyor.Tom doesn't want to eat lunch now.
Tom bu öğleden sonra kar yağacağını düşünmüyor.Tom doesn't think it will snow this afternoon.
Tom'un öğle yemeği yemek için zamanı yoktu.Tom didn't have time to eat lunch.
Tom'un canı öğle yemeği yemek istemiyordu.Tom didn't feel like eating lunch.
Tom ofisime dün öğleden sonra erken geldi.Tom came to my office early yesterday afternoon.
Tom öğleden az sonra geldi.Tom came a little after noon.
Tom bu öğleden sonra beni aradı.Tom called me this afternoon.
Tom öğle yemeği için sadece üç havuç yedi.Tom ate only three carrots for lunch.
Tom hızlı bir öğle yemeği yedi sonra işe geri döndü.Tom ate a quick lunch then went back to work.
Tom ve sınıf arkadaşları yarın öğleden sonra bir sanat müzesine gidecek.Tom and his classmates are going to an art museum tomorrow afternoon.
Öğle yemeğinden en az bir saat önce, Tom her zaman aç hisseder.Tom always feels hungry at least one hour before lunch.
Tom'un odadan ayrıldığı tek zaman tam öğle yemeği yememizden önceydi.The only time that Tom left the room was just before we ate dinner.
Tom öğleden sonra sadece evden çıkmak zorunda olduğuna karar verdi.In the early afternoon, Tom decided that he just had to get out of the house.
Tom, o zaman Mary ile birlikte öğle yemeği yiyorduTom was eating lunch with Mary at that time.
Tom Mary'yi hastanede görmek için bu öğleden sonra gitmeli.Tom should go to see Mary in the hospital this afternoon.
Tom Mary ile öğle yemeğini paylaştı.Tom shared his lunch with Mary.
Tom Mary ile öğle yemeği yemek için istekli olduğunu söyledi.Tom said that he was eager to eat lunch with Mary.
Tom, Mary için öğle yemeği hazırladı.Tom prepared lunch for Mary.
Tom tüm öğleden sonra Mary'ye hiç dikkat etmedi.Tom paid no attention to Mary all afternoon.
Tom bu öğleden sonra Mary'yi görmüş olmalı.Tom must have seen Mary this afternoon.
Tom Mary ile bu öğleden sonra dışarı çıkıyor.Tom is going out this afternoon with Mary.
Tom bütün öğleden sonra Mary ile birlikte bir barda takıldı.Tom hung out in a bar with Mary all afternoon.
Tom dün öğleden sonra Mary'ye yardım etti.Tom helped Mary yesterday afternoon.
Tom'un bu öğleden sonra Mary ile randevusu var.Tom has a date with Mary this afternoon.
Tom, Mary ile öğle yemeği yedi.Tom had lunch with Mary.

İlgili Sayfalar