öğle yemeği ile cümle
öğle yemeği kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
11
HARF
5
HECE
7
ORT. KELİME
- Öğle yemeği sırası bu!- C'est pour le déjeuner !
- Öğle yemeği sırası bu!- Đến giờ ăn trưa rồi!
- Öğle yemeği sırası bu!- Det är lunch ranson linjen!
- Öğle yemeği sırası bu!- Es la línea ración de almuerzo!
- Öğle yemeği sırası bu! Geri zekalılar...Морски парк?
- Öğle yemeği sırası bu! Geri zekalılar...זה בסדר. האם זה טוב, אחי?
- Öğle yemeği sırası bu! Geri zekalılar...لا بأس. إنه جيّد،يا رجل؟
- Öğle yemeği sırası bu!- Het is de lunch rantsoen lijn!
- Öğle yemeği sırası bu!- Ini garis ransum makan siang!
- Öğle yemeği sırası bu!- Ini garis ransum makan siang!
- Öğle yemeği sırası bu!Không sao đâu.
- Öğle yemeği sırası bu!- Mach dir keine Sorgen. Es ist okay.
- Öğle yemeği sırası bu!- Não se preocupe. Não há problema.
- Öğle yemeği sırası bu!- Ne aggódj. Ez rendben van.
- Öğle yemeği sırası bu!- Nebojte sa. To je v poriadku.
- Öğle yemeği sırası bu!- Nebojte se. To je v pořádku.
- Öğle yemeği sırası bu!Ne jeste, kajne?
- Öğle yemeği sırası bu!- Nie martw się. To jest w porządku.
- Öğle yemeği sırası bu!- Nu-ți face griji. Acesta este în regulă.
- Öğle yemeği sırası bu!Prends. C'est quoi ?
- Öğle yemeği sırası bu!- To je fronta na oběd!
- Öğle yemeği sırası bu!- Μην ανησυχείτε. Είναι εντάξει.
- Öğle yemeği sırası bu!- Не хвилюйтеся. Це нормально.
- Öğle yemeği sırası bu!- Обедната дажба е!
- Öğle yemeği sırası bu!- Это за обедом!
Öğle yemeği vakti!Ebédidő!
Öğle yemeği vakti!Frokost!
Öğle yemeği vakti!Lounaalle!
Öğle yemeği vakti!Lunch!
Öğle yemeği vakti!Lunch!
Öğle yemeği vakti!Oběd!
Öğle yemeği vakti!Obiad!
Öğle yemeği vakti!Το φαΐ είναι έτοιμο!
Öğle yemeği vakti!Полдник!
Öğle yemeği yaklaşıyor, elemine edilmeden önce sanırım burada bitireceğim.Bữa trưa đang tới gần, và tôi nghĩ tôi sẽ dừng lại tại đây, trước khi tôi bị loại ra bởi tạo hóa.
Öğle yemeği yaklaşıyor, elemine edilmeden önce sanırım burada bitireceğim.Donc, c'est bientôt l'heure du déjeuner, et je pense que je vais m'arrêter là, avant que l'on m'expulse.
Öğle yemeği yaklaşıyor, elemine edilmeden önce sanırım burada bitireceğim.점심시간이 다가오네요, 저만 빼놓기 전에 이쯤에서 강연을 마쳐야겠네요.
Öğle yemeği yaklaşıyor, elemine edilmeden önce sanırım burada bitireceğim.Maar nu gaan we lunchen, dus ik denk dat ik het hierbij laat, voordat ik weggeselecteerd word.
Öğle yemeği yaklaşıyor, elemine edilmeden önce sanırım burada bitireceğim.Nun, das Mittagessen steht bevor und ich denke ich höre hier jetzt auf, bevor ich noch rausgewählt werde.
Öğle yemeği yaklaşıyor, elemine edilmeden önce sanırım burada bitireceğim.O que aí vem é o almoço, e penso que vou parar neste ponto, antes que corram comigo.
Öğle yemeği yaklaşıyor, elemine edilmeden önce sanırım burada bitireceğim.Penso anche che sia ora di pranzo, quindi mi fermerò a questo punto, prima di essere rimosso.
Öğle yemeği yaklaşıyor, elemine edilmeden önce sanırım burada bitireceğim.Pero ahora viene el almuerzo y creo que pararé aquí antes de que me eliminen.
Öğle yemeği yaklaşıyor, elemine edilmeden önce sanırım burada bitireceğim.Se apropie pranzul, si cred ca ma voi opri in acest punct inainte sa fiu indepartat.
Öğle yemeği yaklaşıyor, elemine edilmeden önce sanırım burada bitireceğim.Szóval jön az ebéd, és azt hiszem abba is hagyom ezen a ponton, mielőtt kiszelektálnának.
Öğle yemeği yaklaşıyor, elemine edilmeden önce sanırım burada bitireceğim.Zbliża się lunch, więc myślę, że tutaj skończę, zanim zostanę "odrzucony".
Öğle yemeği yaklaşıyor, elemine edilmeden önce sanırım burada bitireceğim.Έρχεται η ώρα του φαγητού, και νομίζω θα σταματήσω σε αυτό το σημείο, πριν με βγάλουν.
Öğle yemeği yaklaşıyor, elemine edilmeden önce sanırım burada bitireceğim.Наближава време за обяд и мисля да спра дотук, преди да ме набележат.
Öğle yemeği yaklaşıyor, elemine edilmeden önce sanırım burada bitireceğim.Но вот подходит время обеда и я, пожалуй, тут остановлюсь, пока я не выпал из этого процесса.
Öğle yemeği yaklaşıyor, elemine edilmeden önce sanırım burada bitireceğim.אז מגיעה ארוחת הצהריים, ואני חושב שאפסיק בנקודה זו, לפני שיראו לי את הדלת החוצה.
Öğle yemeği yaklaşıyor, elemine edilmeden önce sanırım burada bitireceğim.حسنا اقترب موعد الغذاء. وأعتقد أنني سأقف عند هذه النقطة، قبل أن يتم إخراجي.
Öğle yemeği yaklaşıyor, elemine edilmeden önce sanırım burada bitireceğim.淘汰されてしまう前に ここで終わりにしましょう (拍手)
Öğle yemeği yiyorduk, ve bana Bali'de uyuşturucu kullanmaktan hapiste olduğu zamandan bahsediyordu.Chúng tôi ăn trưa và anh ấy kể cho tôi về khoảng thời gian anh ấy trong tù ở Bali vì tiêm chích.
Öğle yemeği yiyorduk, ve bana Bali'de uyuşturucu kullanmaktan hapiste olduğu zamandan bahsediyordu.Estábamos almorzando, y me contaba sobre su estancia en una cárcel en Bali por inyección de drogas.
Öğle yemeği yiyorduk, ve bana Bali'de uyuşturucu kullanmaktan hapiste olduğu zamandan bahsediyordu.우리는 점심을 먹고 있었는데, 그는 자신이 마약 사용으로 발리 감옥에 수감되었던 때에대해 설명하고 있었습니다.
Öğle yemeği yiyorduk, ve bana Bali'de uyuşturucu kullanmaktan hapiste olduğu zamandan bahsediyordu.Mentre mangiavamo mi raccontò di quando fu arrestato e incarcerato a Bali per droga.
Öğle yemeği yiyorduk, ve bana Bali'de uyuşturucu kullanmaktan hapiste olduğu zamandan bahsediyordu.Nous prenions le déjeuner, et il me parlait de son séjour en prison à Bali pour injection de drogue.
Öğle yemeği yiyorduk, ve bana Bali'de uyuşturucu kullanmaktan hapiste olduğu zamandan bahsediyordu.Obědvali jsme, a on mi říkal o tom jak byl ve vězení na Bali za stříkačku s drogou.
Öğle yemeği yiyorduk, ve bana Bali'de uyuşturucu kullanmaktan hapiste olduğu zamandan bahsediyordu.Vi åt lunch och han berättade för mig om när han satt i fängelse på Bali för injektionsmissbruk.
Öğle yemeği yiyorduk, ve bana Bali'de uyuşturucu kullanmaktan hapiste olduğu zamandan bahsediyordu.W czasie lanczu opowiadał mi jak był w więzieniu w Bali - trafił tam za wstrzyknięcie narkotyku.
Öğle yemeği yiyorduk, ve bana Bali'de uyuşturucu kullanmaktan hapiste olduğu zamandan bahsediyordu.We lunchten samen, en hij vertelde mij over zijn gevangenistijd in Bali voor een drugsdelict.