öğle yemeği ile cümle

öğle yemeği kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
11
HARF
5
HECE
7
ORT. KELİME
Tom'un bile hızlı bir öğle yemeği yemek için zaman yoktu.Tom didn't even have time to eat a quick lunch.
Öğle yemeğinden önce asla bira içmem.I never drink beer before lunch.
Böylesine mükellef bir kahvaltı yapmış olmasaydım, öğle yemeğini seve seve sizinle yerdim.If I hadn't had such a large breakfast, I would have loved to have lunch with you.
Ben bugünden itibaren bir hafta boyunca öğle yemeğini atlamak niyetindeyim.I intend to skip lunch for a week starting today.
Öğle yemeğini erken yedik.We had lunch early.
Öğle yemeği için Çin buğulama domuz eti köfte yedim.I ate Chinese steamed pork dumplings for lunch.
Öğle yemeğini nerede yiyeceğinize karar verdiniz mi?Did you decide where you're going to have lunch?
Aç olduğum için on bir sularında öğle yemeğimi yedim.I ate lunch at around eleven because I was hungry.
Bugün öğle yemeğini sana ödüyorum.Today I'm paying you for lunch.
Bugün öğle yemeğini senin yerine ödüyorum.Today I'm paying you for lunch.
Tom'un, öğle yemeğini paylaştığı tüm sınıf arkadaşları ishale yakalandı.The classmates Tom shared his lunch with all came down with diarrhea.
O çok güzel bir öğle yemeğiydi.That was a very nice lunch.
Öğle yemeği hazır olacak.Lunch will be available.
Neredeyse öğle yemeği vakti.It's almost lunchtime.
Öğle yemeği harikaydı.Lunch was great.
Biz Park Caddesindeki Chuck's Bar and Grill'de öğle yemeği yedik.We had lunch at Chuck's Bar and Grill on Park Street.
Chuck'ın Bar and Grill'inde öğle yemeği yedik.We had lunch at Chuck's Bar and Grill.
Bugün öğle yemeğini kim getirdi?Who brought lunch today?
Bir öğle yemeği getir.Bring a lunch.
O öğle yemeğinden sonra asla yapmadığım bir şey.That's something I never do after lunch.
Öğle yemeği için hiç param yok.I don't have any money for lunch.
Tom burada haftada bir öğle yemeği yer.Tom eats lunch here once a week.
Tom ve Mary öğle yemeği için dışarı çıktılar.Tom and Mary have gone out for lunch.
Öğle yemeği için bir sandviç yaptım.I made a sandwich for lunch.
Bugün öğle yemeği için ben ödeyeyim.Let me pay for lunch today.
O benim öğle yemeğimdi.That was my lunch.
Biletler 13 dolar ve oyundan sonra bir piknik öğle yemeği dahildir.Tickets are $13 and include a picnic lunch after the game.
Öğle yemeği dahil.Lunch is included.
Öğle yemeği sağlanacaktır.Lunch will be provided.
Öğle yemeği öğle saatlerinde servis edilir.Lunch is served at noon.
Öğle yemeği servis edilecek.Lunch will be served.
Onun öğle yemeği için bize katılması gerekiyordu.She was supposed to join us for lunch.
Annem bizim için öğle yemeği yaptı.Mom made lunch for us.
"Öğle yemeğinde ne vardı?" "Çavdar ekmeği üzerine teriyaki soslu biftek ve tavuk.""What did you have for lunch?" "Roast beef and chicken with teriyaki sauce on rye bread."
Tom Meryem'i öğle yemeğine davet etti.Tom asked Mary to lunch.
O, öğle yemeği için bir pasta pişirdi.She has baked a cake for lunch.
Öğle yemeği ye.Have lunch.
Tom öğle yemeği için dışarıda.Tom is out for lunch.
Zaten tüm öğle yemeğimi yedim!I've already eaten all my lunch!
Inday tarafından hazırlanmış öğle yemeği beni çok doyurdu.The lunch prepared by Inday filled me very much.
Tom öğle yemeği için haftada en az üç kez bir restorana gider.Tom goes to a restaurant for lunch at least three times a week.
En son ne zaman Tom'la öğle yemeği yedin?When was the last time you ate lunch with Tom?
Geçen pazartesi, Tom ve ben birlikte öğle yemeği yedik.Last Monday, Tom and I ate lunch together.
Tom aç olamaz. O az önce öğle yemeği yedi.Tom can't be hungry. He just ate lunch.
Tom henüz öğle yemeği yemedi.Tom hasn't eaten lunch yet.
Tom çok öğle yemeği yemedi.Tom didn't eat much lunch.
Ben zaten öğle yemeğimi yedim.I've already eaten my lunch.
Ben genellikle kahvaltıyı iyi yaparım, öğle yemeğini ise hafif.I usually eat a big breakfast and a light lunch.
Tom bugün öğle yemeğini getirmeyi unuttu.Tom forgot to bring his lunch today.
Aç olduğum için yaklaşık on birde öğle yemeği yedim.I had lunch around eleven because I was hungry.
Tom haftada iki ya da üç kez öğle yemeğini okul kafeteryasında yer.Tom eats lunch at the school cafeteria two or three times a week.
12.30'da birlikte öğle yemeği yiyeceğiz.We will have lunch together at twelve-thirty.
Demokrasi öğle yemeği için ne yiyeceğini oylayan iki kurt ve bir kuzudur.Democracy is two wolves and a lamb voting on what to have for lunch.
12.30'da öğle yemeğini beraber yiyeceğiz.We will eat lunch together at 12:30.
Bana benimle öğle yemeği yeme zevkini ver.Give me the pleasure of having lunch with me.
Tom genellikle öğle yemeğini yalnız yer.Tom usually eats lunch alone.
Herkes öğle yemeği için ne yiyor?What's everyone eating for lunch?
Mary kendi öğle yemeğini hazırladı.Mary made her own lunch.
Tom kendi öğle yemeğini hazırlamak için yeterli zamanını olmadığını söyledi.Tom said that he didn't have enough time to make his own lunch.
Eğer Tom için sakıncası yoksa, öğle yemeği için ona katılmak istiyorum.If Tom doesn't mind, I'd like to join him for lunch.

İlgili Sayfalar