Ana içeriğe geç
Sözlük

çor ile cümle

çor kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
7
ORT. KELİME
Aynı yıl, mavi çorap siyah çorap ile değiştirilmiştir.In de loop der jaren werd de witte broek vervangen door een zwarte broek.
Un çorbası ve yağlaç diğer önemli yemeklerdir.Maïs en suikerriet zijn andere belangrijke gewassen.
Ona çorap satın alır, gezdirir, yedirir, içirir.Die wordt vervolgens gekookt, geperst, gedroogd en vermalen.
Takım oyuncularının giydiği şort beyaz, çorapları ise siyah renkteydi.De broek die de spelers dragen is zwart.
Bâzı Çor'lar ölmüş insanların, yeraltı âleminin yolunu bulamamış olan Süne ruhlarıdır.Het waren de zielen van de gesneuvelden, die geen rust konden vinden.
Çorapları katlamaktan sorumludur.Iemand van de sokken slaan.
Sabah çorbası olarak bilinir.Nu eten ze 's ochtends pap van maïsmeel.
Muhterem Nur Revnak Güzel* Yusuf Sezgin Mübeccel Vardar Zeyno Gönenç Nergis ÇorakçıMonsif Sorry Magie Smoorverliefd Kleine Maud Waar Ben Jij Tijgerkat OMG Judge Me Try
Son yıllarda, bazen erkek külotlu çorapı olarak teklif edilmiştir.Soms wordt tevens geadviseerd nog enige tijd elastische kousen te dragen.
Kahvaltıdan önce tarhana çorbası içilir.Thee wordt bij het ontbijt haast niet gedronken.
Çorbalar için de iyidir.Ook kan het in soep worden verwerkt.
Çorba, salatalarda kullanılır.Het blad kan gebruikt worden in salades.
Sıcak çorba yemeyi severim.Ik hou ervan om hete soep te eten.
O, iki çift çorap aldı.Ze kocht twee paar sokken.
Bu çorapta bir delik var.Er is een gat in deze sok.
Bu çorbada çok fazla tuz var.Er is te veel zout in die soep.
O çorbada çok fazla tuz var.Er is te veel zout in die soep.
Çoraplar indirimde.De sokken zijn in de aanbieding.
Çoraplar ucuzlukta.De sokken zijn in de aanbieding.
Birinci hol çorbadır.De eerste gang is soep.
Ayakkabı, çorap ve diğer aksesuarlar da bazen üniformaya dahil olur.Buty, skarpetki i inne dodatki czasami są częścią mundurka.
Japonya'da bol çoraplar 1990'ların ortalarından beri modadır.W Japonii są modne od połowy lat dziewięćdziesiątych.
Bol çoraplar (Japonca: ルーズソックス, rūzu sokkusu) Japon genç kızları arasında popüler olan bir çeşit çoraptır.ルーズソックス rūzu sokkusu, dosłownie "luźne skarpety") - to rodzaj skarpet popularnych wśród japońskich dziewcząt.
Sonyetka ise bunun bedeli olarak bir çift külotlu çorap talep eder.You must get yourself a pair of socks → Musisz sobie kupić parę skarpetek.
Old-fashioned Tomato Rice (eski tarz domatesli pirinçli) küçük harfle yazılan tek çorba çeşididir.Napis „Old-fashioned Tomato Rice” jest jedynym, w którym wykorzystano małe litery.
Ayrıca Cheddar Cheese (Cheddar peyniri) çorba çeşidinde kuşak üzerine yazılmış iki ek yazı bulunur.Natomiast puszka z napisem „Cheddar Cheese” ma dwa dodatkowe hasła.
Bana çorba geliyordu.Majówka z Sobótką.
Çorba, salatalarda kullanılır.Liście spożywane bywają w sałatkach.
Coğrafi olarak tescillenen ilk leblebi, Çorum leblebisidir.Wtedy jej marzenie o zostaniu primabaleriną prysło jak bańka mydlana.
Çorap sözcüğü, Farsça kökenlidir.Jego herb to cuchnąca skarpeta.
"Tartışmalı çorba Hakkasan'da".Zasady podawania zup”.
Yakaları ve çorapları kırmızı renkte idi.Kołnierz i rękawy były obszyte na czerwono.
Su kavuşumu mevkiinde Çoruha karışır.Przy mieszaniu z wodą ulega kontrakcji objętości.
Bulgur çorbası ikram edilirken peynirli dürümde bulundurulur.Cream i Cheese zostają zauważeni na przyjęciu.
Çorapları katlamaktan sorumludur.Czy prać skarpety?
25: 30 Yakup'a, "Lütfen şu kızıl çorbadan biraz ver de içeyim.Paweł Kukiz) – 1:42 „Będziemy piwo pić” (muz. i sł.
Bu çorba ikram edilirken peynirli dürümde bulundurulur.I had cheese for supper. → Na kolację miałem ser.
Tabi (足袋), geleneksel bir Japon çorabıdır.Kimono to tradycyjny ubiór japoński.
Akkaya, Çorum ilinin Dodurga ilçesine bağlı bir köydür.Jesteś towarzyszem Sodomy jeśli się tak na czubku czeszesz.
Kara lahana çorbası vazgeçilmez yemek türüdür.Mięso sumika czarnego jest jadalne.
Önerilen porsiyon büyüklüğü iki çorba kaşığıdır.Standardowa porcja to dwie kiełbaski.
Tavsiye ederim her derde deva bu çorba derler.Później nazywano tak każdą tkaninę jedwabną.
Tandır ekmeği, bazlama, soğuk ayran çorbası geleneksel yemekler arasındadır.Żur, krupnik, chłodnik i barszcz, to zupy obecne w tradycyjnym jadłospisie.
Çorba çok tuzlu.Zupa jest bardzo słona.
Bu çorba benim için çok suludur.Ta zupa jest dla mnie zbyt wodnista.
Çorba çok tuzlu ve kötü.Zupa jest bardzo słona i niedobra.
Ayakkabı, çorap ve diğer aksesuarlar da bazen üniformaya dahil olur.Skor, strumpor och andra accessoarer inkluderas ibland som en del av uniformen.
Sabah çorbası olarak da bilinir.Det är en roll som också varit med i Morgonsoffan.
OĞMAÇ ÇORBASI Önce hamur hazırlanır.Barnen får soppa.
Tavsiye ederim her derde deva bu çorba derler.För andra betydelser, se Desa Cendono.
“Tteok” pirinç keki ve “guk” ise çorba anlamına gelmektedir."Pat" (팥) betyder "azukiböna" och "Juk" (죽) betyder "rissoppa".
Çoraklık sorunu var mı?Är det en kravatt?
El örgüsü çoraplarsa, günümüzdeki biçimini 17. yüzyılda almıştı.Sin nuvarande utformning fick strumporna i huvudsak på 1700-talet.
Bir çorba için iki ya da üç ördek kullanılır.Vanligen läggs två eller tre ägg i en kull.
Demokrat Parti Çorlu ve Tekirdağ teşkilâtlarını kurdu.Medlemmarna bad om hjälp av sockenstämman och stiftet.
Eski adı Çorçovan olan köyün adının ne anlama geldiği bilinmemektedir.Man vet inte längre vilken sten namnet Ålsten syftar på.
Diğer dört kardeş ve çocukları çorumda kalır.Även resterande sju syskon samt föräldrarna medverkar i serien.
Daha sonra Çorumspor'da oynadı.Spelade då i Sandvikens AIK.
Bana çorba geliyordu.Tingsplats var Sandviken.
Alçak bitki örtüsünde saklanabileceği çorak fundalıkları ve çalılıkları tercih eder.Den föredrar ställen med buskar eller klippor för att gömma sig.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod