çoktan ile cümle

çoktan kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
11
ORT. KELİME
Devam ettirmek istediklerimiz çoktan gitmiş ya da aslında eskiden oldukları gibi değil.Wir möchten Dinge erhalten, die verschwunden sind oder Dinge, die nicht mehr so sind, wie sie waren.
Devam ettirmek istediklerimiz çoktan gitmiş ya da aslında eskiden oldukları gibi değil.Προσπαθούμε να διατηρήσουμε πράγματα που έχουμε ήδη χάσει ή πράγματα που δεν είναι πια όπως κάποτε.
Devam ettirmek istediklerimiz çoktan gitmiş ya da aslında eskiden oldukları gibi değil.Искаме за запазим неща, които са отминали или неща, които не съществуват, да бъдат такива каквито са били.
Devam ettirmek istediklerimiz çoktan gitmiş ya da aslında eskiden oldukları gibi değil.Мы хотим поддерживать вещи, которые ушли, или вещи в их неестественном состоянии.
Devam ettirmek istediklerimiz çoktan gitmiş ya da aslında eskiden oldukları gibi değil.אנו רוצים לקיים דברים שנעלמו או דברים שכבר אינם כפי שהיו.
Devam ettirmek istediklerimiz çoktan gitmiş ya da aslında eskiden oldukları gibi değil.نريد أن نساند أشياء قد ضاعت أو الأشياء التي ليست كما كانت عليه.
Devam ettirmek istediklerimiz çoktan gitmiş ya da aslında eskiden oldukları gibi değil.本来の姿ではないものを 維持しようとしています ここで考えるべきなのは
Dişi de dahil oluyor Seçimini çoktan yaptı ve yabancının kovulmasına yardım ediyorOna si však už vybrala a pomůže vetřelce odehnat.
Dişi de dahil oluyor Seçimini çoktan yaptı ve yabancının kovulmasına yardım ediyorОднако она уже сделала выбор и отвергает ухаживания самца-конкурента.
Doğru yanıt dahil, çoktan seçmeli bir soruda kaç yanıt verileceğini ayarlar.Cuantas respuestas se proporcionan para una pregunta de elección múltiple, incluyendo la respuesta correcta.
Doğru yanıt dahil, çoktan seçmeli bir soruda kaç yanıt verileceğini ayarlar.Hoeveel antwoorden zijn opgegeven voor een meerkeuzevraag, inclusief het correcte antwoord.
Doğru yanıt dahil, çoktan seçmeli bir soruda kaç yanıt verileceğini ayarlar.Hur många svar som erbjuds för en flervalsfråga, inklusive det riktiga svaret.
Doğru yanıt dahil, çoktan seçmeli bir soruda kaç yanıt verileceğini ayarlar.Hvor mange svar der tilbydes i et multiple- choise- spørgsmål, inklusive det rigtige svar.
Doğru yanıt dahil, çoktan seçmeli bir soruda kaç yanıt verileceğini ayarlar.Kolik odpovědí je poskytováno u otázek složených z více voleb včetně správné odpovědi.
Doğru yanıt dahil, çoktan seçmeli bir soruda kaç yanıt verileceğini ayarlar.Liczba odpowiedzi w pytaniach wielokrotnego wyboru, włącznie z odpowiedzią poprawną.
Doğru yanıt dahil, çoktan seçmeli bir soruda kaç yanıt verileceğini ayarlar.Nombre de réponses proposées, y compris la réponse correcte, pour une question à choix multiples.
Doğru yanıt dahil, çoktan seçmeli bir soruda kaç yanıt verileceğini ayarlar.Quantas respostas são fornecidas para uma questão de escolha múltipla, incluindo a resposta certa.
Doğru yanıt dahil, çoktan seçmeli bir soruda kaç yanıt verileceğini ayarlar.Quante risposte sono fornite per una domanda a scelta multipla, includendo la risposta corretta.
Doğru yanıt dahil, çoktan seçmeli bir soruda kaç yanıt verileceğini ayarlar.Wieviele Antworten bei einer Frage mit Mehrfachauswahl angeboten werden, inklusive der korrekten Antwort.
Doğru yanıt dahil, çoktan seçmeli bir soruda kaç yanıt verileceğini ayarlar.Ο αριθμός των απαντήσεων σε μια ερώτηση πολλαπλών απαντήσεων, συμπεριλαμβανομένου και της σωστής απάντησης.
Doğru yanıt dahil, çoktan seçmeli bir soruda kaç yanıt verileceğini ayarlar.Кількість варіантів відповіді у питанні з варіантами відповіді, разом з правильною відповіддю.
Dolayısıyla bir evrensel çevirmen aradık; birilerinin çoktan yapmış olacağını düşündüm.Abbiamo cercato un traduttore universale; ho pensato che ce ne sarebbe stato uno là fuori.
Dolayısıyla bir evrensel çevirmen aradık; birilerinin çoktan yapmış olacağını düşündüm.Aşa că am căutat un translator universal; credeam că există deja vreunul.
Dolayısıyla bir evrensel çevirmen aradık; birilerinin çoktan yapmış olacağını düşündüm.Chúng tôi đã tìm kiếm một công cụ biên dịch toàn cầu; Tôi nghĩ chắc chắn là sẽ có.
Dolayısıyla bir evrensel çevirmen aradık; birilerinin çoktan yapmış olacağını düşündüm.Donc nous avons cherché un traducteur universel : j'ai pensé qu'il devait y en avoir un quelque part.
Dolayısıyla bir evrensel çevirmen aradık; birilerinin çoktan yapmış olacağını düşündüm.Dus zochten we een universele vertaler. Ik dacht dat die zou bestaan.
Dolayısıyla bir evrensel çevirmen aradık; birilerinin çoktan yapmış olacağını düşündüm.Então nós procurámos um tradutor universal; eu pensei que haveria um por aí.
Dolayısıyla bir evrensel çevirmen aradık; birilerinin çoktan yapmış olacağını düşündüm.Entonces buscamos un traductor universal, pensamos que tenía que existir.
Dolayısıyla bir evrensel çevirmen aradık; birilerinin çoktan yapmış olacağını düşündüm.Jadi kami mencari penterjemah universal, saya merasa alat itu sudah tersedia.
Dolayısıyla bir evrensel çevirmen aradık; birilerinin çoktan yapmış olacağını düşündüm.그래서 어딘가에 하나쯤 있을 법한 세계 범용의 통역기를 찾아 헤매었죠.
Dolayısıyla bir evrensel çevirmen aradık; birilerinin çoktan yapmış olacağını düşündüm.Szukamy więc uniwersalnego tłumacza. Sądziłem, że taki już jest.
Dolayısıyla bir evrensel çevirmen aradık; birilerinin çoktan yapmış olacağını düşündüm.Takže jsme hledali univerzální překladač. Myslel jsem, že něco takového existuje.
Dolayısıyla bir evrensel çevirmen aradık; birilerinin çoktan yapmış olacağını düşündüm.Tehát egy univerzális fordítót kerestünk; azt gondoltam, van egy ott kint.
Dolayısıyla bir evrensel çevirmen aradık; birilerinin çoktan yapmış olacağını düşündüm.Wir haben also einen Universal-Übersetzer gesucht. Ich dachte es gäbe einen.
Dolayısıyla bir evrensel çevirmen aradık; birilerinin çoktan yapmış olacağını düşündüm.Οπότε αναζητήσαμε έναν παγκόσμιο μεταφραστή. Πίστευα ότι θα υπήρχε κάποιος.
Dolayısıyla bir evrensel çevirmen aradık; birilerinin çoktan yapmış olacağını düşündüm.Мы начали искать универсальный переводчик, и я думал, мы найдём что-то подходящее.
Dolayısıyla bir evrensel çevirmen aradık; birilerinin çoktan yapmış olacağını düşündüm.Отож, ми почали пошуки універсального перекладача. Я думав, що він вже існує.
Dolayısıyla bir evrensel çevirmen aradık; birilerinin çoktan yapmış olacağını düşündüm.Така че ние търсихме универсален преводач; аз си мислих, че би трябвало да съществува такъв.
Dolayısıyla bir evrensel çevirmen aradık; birilerinin çoktan yapmış olacağını düşündüm.לכן חפשנו מתורגמן אוניברסלי: חשבתי שיהיה כזה אי שם.
Dolayısıyla bir evrensel çevirmen aradık; birilerinin çoktan yapmış olacağını düşündüm.لذلك بحثنا عن مترجم عالمي; اعتقدت أنه سيكون شخص ما هناك.
Dolayısıyla bir evrensel çevirmen aradık; birilerinin çoktan yapmış olacağını düşündüm.現在 ウェブページや携帯ですら 翻訳機能が使えますから
Dünya devletleri bu teknolojiyi çoktan biliyorlar, ve şu çok önemli ki bunu aslında siz de biliyorsunuz.Các chính phủ trên thế giới đã biết về công nghệ nầy.
Düşman beni kovalıyor, Ezip yere seriyor. Çoktan ölmüş olanlar gibi, Beni karanlıklarda oturtuyor.(142:3) Враг преследует душу мою, втоптал в землю жизнь мою, принудил меня жить во тьме, как давно умерших, –
Düşman beni kovalıyor, Ezip yere seriyor. Çoktan ölmüş olanlar gibi, Beni karanlıklarda oturtuyor.Il nemico mi perseguita, calpesta a terra la mia vita, mi ha relegato nelle tenebre come i morti da gran tempo
Düşman beni kovalıyor, Ezip yere seriyor. Çoktan ölmüş olanlar gibi, Beni karanlıklarda oturtuyor.원수가 내 영혼을 핍박하며 내 생명을 땅에 엎어서 나로 죽은지 오랜 자 같이 흑암한 곳에 거하게 하였나이다
Düşman beni kovalıyor, Ezip yere seriyor. Çoktan ölmüş olanlar gibi, Beni karanlıklarda oturtuyor.Mijn vijand achtervolgt mij. Hij wil mij doden en mij het dodenrijk injagen, de duisternis in.
Düşman beni kovalıyor, Ezip yere seriyor. Çoktan ölmüş olanlar gibi, Beni karanlıklarda oturtuyor.כי רדף אויב נפשי דכא לארץ חיתי הושיבני במחשכים כמתי עולם׃
Düşman beni kovalıyor, Ezip yere seriyor. Çoktan ölmüş olanlar gibi, Beni karanlıklarda oturtuyor.‎لان العدو قد اضطهد نفسي سحق الى الارض حياتي. اجلسني في الظلمات مثل الموتى منذ الدهر‎.
Düşman beni kovalıyor, Ezip yere seriyor. Çoktan ölmüş olanlar gibi, Beni karanlıklarda oturtuyor.原 來 仇 敵 逼 迫 我 、 將 我 打 倒 在 地 . 使 我 住 在 幽 暗 之 處 、 像 死 了 許 久 的 人 一 樣
Düşman beni kovalıyor, Ezip yere seriyor. Çoktan ölmüş olanlar gibi, Beni karanlıklarda oturtuyor.原 來仇 敵 逼迫 我 、 將 我 打倒 在地 . 使我 住在 幽暗 之 處 、 像 死 了 許久 的 人 一 樣
Eğer burada bir ipucu olsaydı onlar çoktan bulurlardı.Als er een aanwijzing rondslingerde, zouden ze die wel gevonden hebben.
Eğer burada bir ipucu olsaydı onlar çoktan bulurlardı.Gdyby dowód leżał gdzieś tutaj, na pewno by go znaleźli.
Eğer burada bir ipucu olsaydı onlar çoktan bulurlardı.Se ci fosse stata uno stracccio di prova, sicuramente l'avrebbero trovata.
Eğer burada bir ipucu olsaydı onlar çoktan bulurlardı.S'il y avait le moindre indice, ils l'auraient déjà trouvé,
Eğer burada bir ipucu olsaydı onlar çoktan bulurlardı.Wenn hier ein Hinweiss herum gelegen hat, werden sie ihn gefunden haben.
Eğer burada bir ipucu olsaydı onlar çoktan bulurlardı.Αν υπήρχε καποιο στοιχείο εδώ γύρω, θα το έβρισκαν.
Eğer burada bir ipucu olsaydı onlar çoktan bulurlardı.Смотрите, что я нашёл!
Eğer burada bir ipucu olsaydı onlar çoktan bulurlardı.ちょっとこれ見て!
Eğer Çin'i ikiye bölebilirsem, buraya bakın, Shangai aslında çoktan yakalamış durumda.Αν σπάσω την Κίνα, κοιτάξτε εδώ, η Σανγκάη τους έχει ήδη φτάσει.
Eğer kolay olsaydı, bugüne kadar çoktan ortak sabıka kaydı kontrolleri yapılıyor olurdu.그게 쉬웠다면 지금쯤 우리는 이미 전과기록 조회를 하고 있었겠지요.
İlgili Sayfalar