çoktan ile cümle

çoktan kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
10. yıl kutlaması hakkında çoktan konuştuk.Έχουμε ήδη μιλήσει για την 10η επέτειο.
10. yıl kutlaması hakkında çoktan konuştuk.Мы уже поговорили о годовщине.
10. yıl kutlaması hakkında çoktan konuştuk.لقد تحدثنا بالفعل عن الإحتفال العاشر للنادي
10. yıl kutlaması hakkında çoktan konuştuk.何?
1 için işe yaradığını çoktan kanıtladık yani 1 için bunu varsyabiliriz.이미 1에 대해서 성립한다는 것을 증명했으니 1에 대해 성립한다고 가정할 수 있습니다
1 için işe yaradığını çoktan kanıtladık yani 1 için bunu varsyabiliriz.حسناً قد قمنا بالفعل باثبات نجاحه للـ 1 اذاً يمكننا ان نفترض انه ينجح للـ 1
Açılışı çoktan yaptık, ertesi gün de sıra Bø'de olacak.Wir haben schon begonnen und am Tag darauf sind wir in Bø.
Açılışı çoktan yaptık, ertesi gün de sıra Bø'de olacak.У нас уже была премьера, а на следующий день - Бо.
Akademi sözlüğünü bitirdiği gün, zaten güncelliğini çoktan yitirmiş olacağı da düşünülürse.Kiedy Akademia skończy słownik, będzie on dawno przestarzały.
Akademi sözlüğünü bitirdiği gün, zaten güncelliğini çoktan yitirmiş olacağı da düşünülürse.사실상 아카데미가 사전을 끝낼 쯤에는 이미 아주 구식이 되어 있을 겁니다.
Akademi sözlüğünü bitirdiği gün, zaten güncelliğini çoktan yitirmiş olacağı da düşünülürse.К тому времени, когда Академия закончит свой словарь, он уже порядком устареет.
Akademi sözlüğünü bitirdiği gün, zaten güncelliğini çoktan yitirmiş olacağı da düşünülürse.בעובדה שכאשר האקדמיה תסיים את המילון שלה, הוא כבר יהיה מיושן.
Akademi sözlüğünü bitirdiği gün, zaten güncelliğini çoktan yitirmiş olacağı da düşünülürse.بواقع أنه عندما يفرغ الأكاديميون من معجمهم، سيكون قد عفا عليه الزمان في ذلك الحين.
Akademi sözlüğünü bitirdiği gün, zaten güncelliğini çoktan yitirmiş olacağı da düşünülürse.それは もうすでに時代遅れになっているでしょう このことは
Aktörlerin heyecanından habersiz izleyiciler, çoktan salonu doldurmaya başladı bile.Tanpa melihat ketegangan para aktor, para penonton sudah siap untuk menyaksikan pertunjukan perdana
Aktörlerin heyecanından habersiz izleyiciler, çoktan salonu doldurmaya başladı bile.بغض النظر عن الممثلون القلقون, الجمهور بدأوا بالفعل بالتطلّع للأداء الأول
Alkali metallerin elektron vermeye olan eğilimlerini çoktan tanıttık.Już ustaliliśmy, że metale alkaliczne lubią oddawać swoje elektrony.
Alkali metallerin elektron vermeye olan eğilimlerini çoktan tanıttık.우리는 이미 공부를 했습니다. 이 알카리 금속들은 전자들을 주어버리기를 좋아합니다.
Alkali metallerin elektron vermeye olan eğilimlerini çoktan tanıttık.Nós já sabemos que estes Metais Alcalinos gostam de doar seus elétrons.
Alkali metallerin elektron vermeye olan eğilimlerini çoktan tanıttık.Už jsme se dohodli, že alkalické kovy rády odevzdají své elektrony.
Alkali metallerin elektron vermeye olan eğilimlerini çoktan tanıttık.Wir wissen schon, dass diese Alkali-Metalle ein Elektron weggeben wollen
Alkali metallerin elektron vermeye olan eğilimlerini çoktan tanıttık.Ya establecimos que estos metales alcalí les gusta regalar electrones.
Alkali metallerin elektron vermeye olan eğilimlerini çoktan tanıttık.Ми вже з'ясували, що лужні метали люблять віддавати електрони.
Alkali metallerin elektron vermeye olan eğilimlerini çoktan tanıttık.لقد فهمنا سابقا بان المعادن القلوية تريد ان تزيل الكتزرن واحد
Ama acele etmezsek dönüştürme çemberleri tam... Çoktan tamamlanmış olabilri.Αν δεν δράσουμε σύντομα, ο κύκλος μεταστοιχείωσής τους μπορεί να έχει ολοκληρωθεί ήδη.
Ama farkettim ki, o küçücük yaşında çoktan şu mite inanmıştı:그 때 저는 안타까움을 느꼈습니다. 어떻게 이 소년은 그 짧은 생애 동안에
Ama farkettim ki, o küçücük yaşında çoktan şu mite inanmıştı:Ma mi è venuto in mente, come nella sua breve vita
Ama farkettim ki, o küçücük yaşında çoktan şu mite inanmıştı:אבל עלה בדעתי, איך בחייו הקצרים הוא כבר האמין במיתוס
Ama farkettim ki, o küçücük yaşında çoktan şu mite inanmıştı:ولكن خطر ببالي، كيف أنه في عالمه الصغير قد صدق الأسطورة :
Ama farkettim ki, o küçücük yaşında çoktan şu mite inanmıştı:もし何か綺麗なものがあると それは我々が作った、という俗説を
Ama Gregor ilk sözleri yöneticisi çoktan dönmüştü ve şimdi de arkasına bakmadıDar la primele cuvinte lui Gregor managerul a avut deja întors, şi acum sa uitat inapoi
Ama Gregor ilk sözleri yöneticisi çoktan dönmüştü ve şimdi de arkasına bakmadıDe Gregor első szavai a menedzser már elfordult, és most nézett vissza
Ama Gregor ilk sözleri yöneticisi çoktan dönmüştü ve şimdi de arkasına bakmadı그러나 그레고르의 첫 번째 단어에서 관리자는 이미 멀리 설정되어 있었는데, 지금은 다시 보았다
Ama Gregor ilk sözleri yöneticisi çoktan dönmüştü ve şimdi de arkasına bakmadıMas em primeiras palavras de Gregor o gerente já havia se virou, e agora ele olhou para trás
Ama Gregor ilk sözleri yöneticisi çoktan dönmüştü ve şimdi de arkasına bakmadıNhưng từ đầu tiên của Gregor người quản lý đã biến đi, và bây giờ anh nhìn lại
Ama Gregor ilk sözleri yöneticisi çoktan dönmüştü ve şimdi de arkasına bakmadıאבל מילותיו הראשונות של גרגור מנהל כבר פנו משם, ועכשיו הוא הביט לאחור
Ama Gregor ilk sözleri yöneticisi çoktan dönmüştü ve şimdi de arkasına bakmadıولكن في الكلمات الأولى التي جريجور مدير تحولت بالفعل بعيدا ، وقال انه يتطلع الآن العودة
Ama Gregor ilk sözleri yöneticisi çoktan dönmüştü ve şimdi de arkasına bakmadıグレでの彼のけいれん肩に唇をすぼめ。
Ama neden çoktan yapılmış?Aber wieso ist es denn dann eingetragen?
Ama neden çoktan yapılmış?Allora, perché é stato già fatto?
Ama neden çoktan yapılmış?Dar de ce este deja facuta?
Ama neden çoktan yapılmış?근데 왜 돼있지?
Ama neden çoktan yapılmış?Maar waarom is het dan al gedaan?
Ama neden çoktan yapılmış?Mais pourquoi est-ce déjà fait ?
Ama neden çoktan yapılmış?MEn varför är det redan gjort?
Ama neden çoktan yapılmış?Tapi kenapa disini dikatakan sudah?
Ama neden çoktan yapılmış?Vậy thì tại sao ở đây ghi là đăng ký rồi nhỉ?
Ama neden çoktan yapılmış?Więc dlaczego to już zostało zrobione?
Ama neden çoktan yapılmış?Αλλα γιατί έχει γίνει ήδη;
Ama neden çoktan yapılmış?Почему тогда уже сделано?
Ama neden çoktan yapılmış?ولكن لماذا تم الامر بالفعل؟
Ama neden çoktan yapılmış?届出はご主人がなさってますね ペク・スンジョさんが
Ancak artık ellerinde bu seçenek yoktu. Çünkü kendi vatandaşları çoktan "atı alıp Üsküdarı geçmişti".Mas não lhes deram essa hipótese, porque os seus cidadãos foram muito mais rápidos.
Ancak artık ellerinde bu seçenek yoktu. Çünkü kendi vatandaşları çoktan "atı alıp Üsküdarı geçmişti".Nie mieli jednak wyboru, bo obywatele ich wyprzedzili.
Ancak artık ellerinde bu seçenek yoktu. Çünkü kendi vatandaşları çoktan "atı alıp Üsküdarı geçmişti".Oni ale neměli možnost volby, protože je jejich vlastní občané naprosto přemohli.
Ancak artık ellerinde bu seçenek yoktu. Çünkü kendi vatandaşları çoktan "atı alıp Üsküdarı geçmişti".Toda te možnosti tokrat ni bilo več, saj so jih lastni državljani prehiteli.
Ancak artık ellerinde bu seçenek yoktu. Çünkü kendi vatandaşları çoktan "atı alıp Üsküdarı geçmişti".Αλλά δεν είχαν την επιλογή, γιατί τους πρόλαβαν οι ίδιοι οι πολίτες τους.
Ancak artık ellerinde bu seçenek yoktu. Çünkü kendi vatandaşları çoktan "atı alıp Üsküdarı geçmişti".Но другого выбора у них не было, граждане обошли их на повороте.
Annen hata etti! Belki de çoktan açıklamalıydık.Ça aurait fini par se savoir.
Annen hata etti! Belki de çoktan açıklamalıydık.Igazából... úgyis nyilvánosságra kellett hogy hozzuk.
İlgili Sayfalar