çoktan ile cümle

çoktan kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Tek dayanağım annemdi eğer o olmasaydı çoktan ölmüştüm.Zijn ouders wisten dat hij stervende was, maar geen van beide was erbij toen hij stierf.
Polisler olay yerine vardığında suçlular çoktan kaçmıştı.Toen de politie verscheen sloegen de overvallers op de vlucht.
Göçmen güvercin gibi dikkat çeken bazı göçmen kuşların soyu çoktan tükenmiştir.De pop van grootvleugeligen wordt wel exaraat genoemd.
Beni çoktan ıslahevine kapatmalılardı.Vlak voor Waregem moest Van Dijcke lossen.
Ben işimi çoktan bitirdim.Ik heb mijn werk al af.
Kahvaltıyı çoktan yaptım.Ik heb al ontbeten.
Semaverde su çoktan kaynıyor.In de samowaar kookt het water al.
İlk bakışta, evin çoktan kaybolduğunu gördüm.Bij de eerste aanblik, zag ik al dat het huis verloren was.
T-Bag onu çoktan bulmuştur.T-Bag potem zjada go.
Artık kınamalarla yetinilecek bir dönemi çoktan geçtik.Otworzyło to drogę do wykonywania zawieszonych dotąd wyroków.
Hem Asya'da hem de Amerika'da devegillerin 5000 yıl evvel çoktan evcilleştirilmiş oldukları kabul edilir.Sugeruje to, iż Afryka i Ameryka Południowa około 95 mln lat temu wciąż pozostawały połączone.
Ancak bu söz Emrecan tarafından çoktan unutulmuştur.Od tego pojęcia pochodzi współczesne słowo trywialny (oczywisty).
Tek dayanağım annemdi eğer o olmasaydı çoktan ölmüştüm.W tych warunkach ojciec był zawsze niepewny, niewątpliwa była tylko matka.
Fakat durağa vardığında, Spears'ın çoktan oradan ayrıldığını görür.Po przybyciu na miejsce okazuje się, że Brulov chwilowo wyszedł.
Çoktandır o usturaları kullanmadığını da biliyordum.Nigdy też nie został użyty na Ładodze.
Beni çoktan ıslahevine kapatmalılardı.Wcześniej zaliczane były do tęczankowatych.
Çoktan doğmuş yavru annenin kesesini terk ettiğinde büyümeye devam eder.Potomstwo opuszcza terytorium rodziców, gdy dorośnie.
O çoktan Doktor'u aramaya başlamıştır.Wtedy grupa zaczyna poszukiwania mistrza.
Ancak o zamana kadar Praejecta çoktan evlenmişti.Bonifacy był w tym czasie żonaty.
Türken kommen" ("Hava çoktan karardı.Jerzy Durał) „War Is Over” (muz.
Zamanını çoktan doldurmuşlardır.Czas przeszły dokonany.
Fakat ideal gaz kanunu çoktan elde edilmiş olacaktı.Flera generaliseringar av den ideala gaslagen har gjorts.
Sorular çoktan seçmeli ve 4 seçeneklidir.Det finns 4 yrken att välja mellan och valet är bindande.
Belki genç kadın çoktan ölmüştü?Förmodligen var han då redan död.
Eğer bir hayatım olacaksa çoktan seçmelisini tercih ederim!").Om jag skall ha ett förflutet vill jag ha flera val").
Arabanın yanına gittiğinde Başkan Yardımcısının kardeşinin çoktan ölmüş olduğunu görür.Efter att ha hittat sin farbrors bil med skotthål vid förarsättet inser han att hans farbror blivit mördad.
Ancak o zamana kadar Praejecta çoktan evlenmişti.Detta trots att Demetrios redan var gift.
Hem Asya'da hem de Amerika'da devegillerin 5000 yıl evvel çoktan evcilleştirilmiş oldukları kabul edilir.I Centralamerika och Sydamerika började man tillverkasmycken för 5000 år sedan.
Rhone nehrinin kıyılarına geldiğinde Scipio, Hannibal’in çoktan bölgeyi geçtiğini fark etmiştir.När Scipio går norrut utmed Rhônes högra strand får han veta att Hannibal redan har hunnit korsa floden.
Sayısal bölüm 75 dakikada cevaplanması gereken 37 çoktan seçmeli sorudan oluşur.Кількісна частина складається з 37 питань множинного вибору, на які треба відповісти за 75 хвилин.
Grubun son albümü Strangeways, Here We Come albümü Eylül'de yayınlandığında grup çoktan dağılmıştı.На той час, як у вересні вийшов четвертий альбом Strangeways, Here We Come у вересні, група розпалася.
T-Bag onu çoktan bulmuştur.Лі Бо ймовірно там і познайомився з нею.
İnsanlar sonunda çoktan olmadığı barış dünyaya karşılaştı.Між народами нарешті настає мир.
Raylar ve tramvaylar çoktan hurdaya çıkarılmıştı.Вулиці та трамвайні колії були значно перебудовані.
Tek dayanağım annemdi eğer o olmasaydı çoktan ölmüştüm.Той, хто був моїм чоловіком, нині мертвий, а сина в мене немає.
Sevgileri, nefretleri, kıskançlıkları çoktan bitmiştir.Підозри, сумніви, ревнощі — все пройшло.
Belki genç kadın çoktan ölmüştü?Перша дружина вже померла.
O çoktan yemeği yaptı.Вона вже приготувала їжу.
Bu model çoktan-çoğa (many-to-many) model olarak da tanımlanır.To je hlavně určeno pro skupinu (many-to-many).
Ona Rahibin sözünü söylemesi için beklemesini ister ama rahip o sözü çoktan söylemiştir.Oznámila mu poselství a požádala ho, aby ho vyprávěl knězi, který uděluje v Dúbravke svátosti.
Sorular çoktan seçmeli ve 4 seçeneklidir.Na výběr je vždy ze 4 možností.
Ama bunların modası çoktan geçti.Naštěstí je vše již minulostí.
O çoktan Doktor'u aramaya başlamıştır.Začíná navštěvovat psychiatra.
Ancak o zamana kadar Praejecta çoktan evlenmişti.Porfyrogennet byl v té době ženatý.
Tek dayanağım annemdi eğer o olmasaydı çoktan ölmüştüm.Fără ea, am fi murit acum mult timp.
Elektronların yük ağırlık oranları J. J. Thomson tarafından çoktan keşfedilmişti.Primul este afinitatea de fapt electronul de mai târziu descoperit de J. J. Thomson.
Fakat ideal gaz kanunu çoktan elde edilmiş olacaktı.Este o consecință din legea gazului ideal.
Mezarımda çoktan iki metre çim.2 metri între morminte.
Ama Túrin çoktan Doriath'tan ayrılmıştı.Akkor Túrin elment Doriathból.
Sorular çoktan seçmeli ve 4 seçeneklidir.Különböző kérdések jelennek meg, 4 válaszlehetőséggel.
Tek dayanağım annemdi eğer o olmasaydı çoktan ölmüştüm.Egyedül anyám volt az, aki úgy gondolta, hogy csak tartózkodó vagyok.
Beni çoktan ıslahevine kapatmalılardı.Nagykéren a zsinagógában tartották őket zárva.
Fakat ideal gaz kanunu çoktan elde edilmiş olacaktı.A nyomás az ideális gáztörvénynek engedelmeskedik.
Çoktandır o usturaları kullanmadığını da biliyordum.Számos fajnál még ezelőtt sohasem alkalmazták ezt.
Artık kınamalarla yetinilecek bir dönemi çoktan geçtik.A büntetésekkel megnövelt időeredmény határozta meg a sorrendet.
Bu noktada, plebler çoktan pek çok magistra makamını ellerinde tutuyorlardı.Ebben az időben a bibinjeiek még a zárai nagybirtokosok jobbágyai voltak.
Adam çoktan racaycalı okla delirtilmiştir.Az egykori puszta már teljesen össze épült Ragyolccal.
Fakat durağa vardığında, Spears'ın çoktan oradan ayrıldığını görür.Mire viszont odaér, Spears már elindult a busszal egy ismeretlen helyre.
Mezarımda çoktan iki metre çim.A sírkamra 20 méter mélyen helyezkedik el.
Mihalkov 87 yaşındaydı ve çoktan beri emekli olmuştu.Mikhalkov oli tähän akoihin 87-vuotias ja ollut pitkään eläkkeellä.
İlgili Sayfalar