Ama bunlar çocukluğumuzun, tarihimizin parçaları, ve bunları unutmamalıyız."忘れられてはいけないわ」 思いがけず、この性的少数者で成り立った合唱団は
Ama - çocukluğuma baktığımda - gördüğünüz gibi, Seattle'da bir tofu fabrikasında büyüdüm.Aber wenn ich an meine Kindheit zurückdenke - sehen Sie, ich bin in einer Tofufabrik in Seattle aufgewachsen.
Ama - çocukluğuma baktığımda - gördüğünüz gibi, Seattle'da bir tofu fabrikasında büyüdüm.Ale -- když se dívám zpět na své dětství -- víte, já jsem vyrůstal v továrně na tofu v Seattlu.
Ama - çocukluğuma baktığımda - gördüğünüz gibi, Seattle'da bir tofu fabrikasında büyüdüm.Dar, privind în urmă, când eram copil, am crescut într-o fabrică de tofu în Seattle.
Ama - çocukluğuma baktığımda - gördüğünüz gibi, Seattle'da bir tofu fabrikasında büyüdüm.De visszatekintve a gyermekkoromra -- tudják, egy tofu-gyárban nőttem fel Seattle-ben.
Ama - çocukluğuma baktığımda - gördüğünüz gibi, Seattle'da bir tofu fabrikasında büyüdüm.하지만 제가 어렸던 때를 떠 올려보면 전 시애틀의 두부 공장에서 자랐습니다. 하지만 제가 어렸던 때를 떠 올려보면 전 시애틀의 두부 공장에서 자랐습니다.
Ama - çocukluğuma baktığımda - gördüğünüz gibi, Seattle'da bir tofu fabrikasında büyüdüm.Mais retournons en arrière, quand j'étais enfant -- j'ai grandi dans une usine de tofu à Seattle.
Ama - çocukluğuma baktığımda - gördüğünüz gibi, Seattle'da bir tofu fabrikasında büyüdüm.Men når jeg ser langt tilbage, da jeg var barn -- ser I, voksede jeg på i en tofu fabrik i Seattle.
Ama - çocukluğuma baktığımda - gördüğünüz gibi, Seattle'da bir tofu fabrikasında büyüdüm.Pero -- mirando hacia atrás cuando yo era un niño -- ven, yo creci en una fábrica de tofu en Seattle.
Ama - çocukluğuma baktığımda - gördüğünüz gibi, Seattle'da bir tofu fabrikasında büyüdüm.Terug in de tijd naar toen ik kind was -- ik groeide op in een tofufabriek in Seattle.
Ama - çocukluğuma baktığımda - gördüğünüz gibi, Seattle'da bir tofu fabrikasında büyüdüm.Wracając do czasów dzieciństwa - dorastałem w fabryce tofu w Seattle.
Ama - çocukluğuma baktığımda - gördüğünüz gibi, Seattle'da bir tofu fabrikasında büyüdüm.Но если оглянуться назад в прошлое, в то время, когда я был ребёнком, я же вырос на фабрике тофу в Сиэтле.
Ama - çocukluğuma baktığımda - gördüğünüz gibi, Seattle'da bir tofu fabrikasında büyüdüm.Но... като поглеждам далеч, когато бях дете... разбирате ли, израснах в една фабрика за тофу в Сиатъл.
Ama - çocukluğuma baktığımda - gördüğünüz gibi, Seattle'da bir tofu fabrikasında büyüdüm.אבל - כשהייתי ילד - גדלתי בבית חרושת לטופו בסיאטל.
Ama - çocukluğuma baktığımda - gördüğünüz gibi, Seattle'da bir tofu fabrikasında büyüdüm.أنا أتذكر الآن حين كنت طفلا لقد نشأت في مصنع "توفو" في سياتل.
Ama - çocukluğuma baktığımda - gördüğünüz gibi, Seattle'da bir tofu fabrikasında büyüdüm.私はシアトルの豆腐屋さんで育ちました。 多くの皆さんは、おいしい豆腐を食べた事がない為か、豆腐を好きでないと思いますが、
Ama en önemli olay çocukluk hayali olan,Aber der Höhepunkt war die Umsetzung eines Kindheitstraums:
Ama en önemli olay çocukluk hayali olan,하지만 그의 큰 업적은 그의 소년시대의 꿈을 실현한 것이었죠.
Ama en önemli olay çocukluk hayali olan,W końcu udało mu się także ziścić marzenie z dzieciństwa:
Ama en önemli olay çocukluk hayali olan,אבל השיא היה הגשמה של חלום ילדות:
Ama en önemli olay çocukluk hayali olan,لكن المرحلة الأهم كانت تحقيق حلم الطفولة:
Ama en önemli olay çocukluk hayali olan,ナイアガラの滝の猛烈なパワーで
Anlamaya çalışıyorduk ve çocukluğumuz böyle geçti.Dovevamo scoprirli e questa è l'infanzia.
Anlamaya çalışıyorduk ve çocukluğumuz böyle geçti.우리는 그걸 밝혀야 했어요. 그게 어린시절이죠.
Anlamaya çalışıyorduk ve çocukluğumuz böyle geçti.Musieliśmy się przekonać. Takie jest dzieciństwo.
Anlamaya çalışıyorduk ve çocukluğumuz böyle geçti.On devait comprendre et c'est ça l'enfance.
Anlamaya çalışıyorduk ve çocukluğumuz böyle geçti.Teníamos que averiguarlo nosotros mismos y esa es la niñez.
Anlamaya çalışıyorduk ve çocukluğumuz böyle geçti.Trebuia să ne dăm seama. Și asta e copilăria.
Anlamaya çalışıyorduk ve çocukluğumuz böyle geçti.Нужно было это разгадать — вот что такое детство.
Anlamaya çalışıyorduk ve çocukluğumuz böyle geçti.היינו מוכרחים להבין אותם וזו הילדות.
Anlamaya çalışıyorduk ve çocukluğumuz böyle geçti.كان علينا معرفتها وهذا في مرحلة الطفولة.
Anlamaya çalışıyorduk ve çocukluğumuz böyle geçti.子供時代だったのです 遊んでゲームをしているだけでなく
Anneler küçükleri emziriyor... ...uzun bir çocukluk ve eğitim dönemi ile ... ...oyun süreci yaşıyoruz.어머니는 자식에게 젖을 먹이고 오랜 어린시절을 어른들은 자식을 가르치며
Anneler küçükleri emziriyor... ...uzun bir çocukluk ve eğitim dönemi ile ... ...oyun süreci yaşıyoruz.Les mères allaitent... les petits sont élevés par les adultes, et jouent beaucoup.
Anneler küçükleri emziriyor... ...uzun bir çocukluk ve eğitim dönemi ile ... ...oyun süreci yaşıyoruz.Майките кърмят малките си, имат дълго детство, когато възрастните обучават малките, а също има и много игри.
Annem beni çocukluğumda doktor olmak için hazırlıyordu ancak ben gerçekten istemiyordum.En mi caso, mi madre me preparaba de niña para ser médica, pero en realidad yo no quería.
Annem beni çocukluğumda doktor olmak için hazırlıyordu ancak ben gerçekten istemiyordum.준비하셨지만, 저는 의사가 되고 싶지 않았습니다.
Annem beni çocukluğumda doktor olmak için hazırlıyordu ancak ben gerçekten istemiyordum.Mijn moeder bereidde mij als kind al voor op de dokterstudie, maar ik zag dat eigenlijk niet zitten.
Annem beni çocukluğumda doktor olmak için hazırlıyordu ancak ben gerçekten istemiyordum.Moja matka już od dzieciństwa przygotowywała mnie do zawodu lekarza, chociaż nie chciałam zostać lekarzem.
Annem beni çocukluğumda doktor olmak için hazırlıyordu ancak ben gerçekten istemiyordum.Pour moi, ma mère me préparais quand j'étais enfant à devenir médecin, mais je ne le voulais vraiment pas.
Annem beni çocukluğumda doktor olmak için hazırlıyordu ancak ben gerçekten istemiyordum.Về phần tôi, mẹ tôi đã chuẩn bị từ khi tôi còn nhỏ để tôi trở thành bác sĩ, nhưng thực lòng tôi không muốn.
Annem beni çocukluğumda doktor olmak için hazırlıyordu ancak ben gerçekten istemiyordum.Щодо мене, моя мама готувала мене змалку до професії лікаря, але я, насправді, не хотіла.
Annem beni çocukluğumda doktor olmak için hazırlıyordu ancak ben gerçekten istemiyordum.להיות רופאה, אבל לא ממש רציתי.
Annem beni çocukluğumda doktor olmak için hazırlıyordu ancak ben gerçekten istemiyordum.لأصبح طبيبة، لكني لم أحب ذلك حقاً.
Annem beni çocukluğumda doktor olmak için hazırlıyordu ancak ben gerçekten istemiyordum.私は歴史家か、
Araştırmacılar, ne çocukluk mutluluğunun belgeli özbildirimine bakıyor, ne de eski günlükleri inceliyorlardı.De onderzoekers bekeken geen zelfgeschreven verslagen over een gelukkige kindertijd. of oude kranten.
Araştırmacılar, ne çocukluk mutluluğunun belgeli özbildirimine bakıyor, ne de eski günlükleri inceliyorlardı.Forskarna tittade inte på dokumenterade självrapporter om barndomslycka eller ens studerade gamla journaler.
Araştırmacılar, ne çocukluk mutluluğunun belgeli özbildirimine bakıyor, ne de eski günlükleri inceliyorlardı.연구원들은 어린 시절 행복에 대해 문서화된 자기 평가를 보려는 것도 아니었고, 심지어 오래된 일기들을 연구하려는 것도 아니었습니다.
Araştırmacılar, ne çocukluk mutluluğunun belgeli özbildirimine bakıyor, ne de eski günlükleri inceliyorlardı.Pare peneliti tidak melihat pada laporan kebahagiaan di masa kecil atau mempelajari makalah-makalah lama,
Araştırmacılar, ne çocukluk mutluluğunun belgeli özbildirimine bakıyor, ne de eski günlükleri inceliyorlardı.Selbstberichte über glückliche Kindheiten, ja nicht mal alte Tagebücher, angeschaut haben.
Araştırmacılar, ne çocukluk mutluluğunun belgeli özbildirimine bakıyor, ne de eski günlükleri inceliyorlardı.Vědci se nedívali na zdokumentované zprávy o vlastním šťastném dětství ani nestudovali staré deníky.
Araştırmacılar, ne çocukluk mutluluğunun belgeli özbildirimine bakıyor, ne de eski günlükleri inceliyorlardı.Οι ερευνητές δεν έψαξαν σε τεκμηριωμένες αυτό-αναφορές παιδικής ευτυχίας ούτε μελέτησαν παλιά ημερολόγια.
Araştırmacılar, ne çocukluk mutluluğunun belgeli özbildirimine bakıyor, ne de eski günlükleri inceliyorlardı.Дослідники не читали самозвітів про щастя у дитинстві і не вивчали старі щоденники.
Araştırmacılar, ne çocukluk mutluluğunun belgeli özbildirimine bakıyor, ne de eski günlükleri inceliyorlardı.Изследователите не са търсили специално снимки на детско щастие или проучвали стари албуми.
Araştırmacılar, ne çocukluk mutluluğunun belgeli özbildirimine bakıyor, ne de eski günlükleri inceliyorlardı.החוקרים לא בחנו דיווחים עצמיים מתועדים על אושר בילדות ואפילו לא סקרו יומנים ישנים.
Araştırmacılar, ne çocukluk mutluluğunun belgeli özbildirimine bakıyor, ne de eski günlükleri inceliyorlardı.الباحثون لم يكونوا ينظرون في تقرير شخصي موثق عن سعادة الطفولة ولا يدرسون ايضاً الصحف القديمة
Araştırmacılar, ne çocukluk mutluluğunun belgeli özbildirimine bakıyor, ne de eski günlükleri inceliyorlardı.呢D研究員唔喺查 有自己提供嘅童年滿意度 或者研究舊資料。
Araştırmacılar, ne çocukluk mutluluğunun belgeli özbildirimine bakıyor, ne de eski günlükleri inceliyorlardı.自己申告アンケート ましてや 日記などの調査はしていません この研究で考察されたのは
Avrupa’da pek çok hava kirleticinin Anna’nın çocukluğundan beri önemli oranda düşmüş olduğu bir gerçektir.Dejstvo je, da so se emisije številnih onesnaževal zraka po Evropi od Anninega otroštva precej zmanjšale.
Avrupa’da pek çok hava kirleticinin Anna’nın çocukluğundan beri önemli oranda düşmüş olduğu bir gerçektir.Faktum är att utsläppen av många luftföroreningar har minskat betydligt i hela Europa sedan Anna var barn.