Çocukluğunda IQ'sunun normal düzeyin üstünde olduğu saptanmıştır.Mặc dù trẻ có chỉ số IQ bình thường.
Çocukluğunu Tayland ve Kalifornia'da geçirmiş ve Yeni Zelanda'da okumuştur.Anh đã trải qua thời thơ ấu ở Thái Lan và California, học tập tại Mỹ.
Dokuz çocuklu geniş ailesiyle toprakla uğraşmaya başlamış...”"Tôi đã sống ở đó cùng ba mẹ thời thơ ấu (tôi là con một).
Çocukluğu Edirne ve Muş'ta geçti.Cô mất cha từ nhỏ, và mọi thứ trở nên khó khăn.
15 çocuklu Halepli bir ailenin oğlu idi.Với người vợ đầu tôi có một cháu trai 15 tuổi.
"Cahit Sıtkı'nın Çocukluğu".“Ngồi khóc tuổi thơ”.
Çocukluğunda Osmanlı köle satıcıları tarafından yakalandı ve Mısır'a satıldı.子供の時、オスマン帝国の奴隷商人にさらわれ、エジプトで売られた。
Berlin'de çocukluk yıllarının çoğunu geçirdi ve ilk tıp çalışmalarına burada başladı.子供時代はベルリンで過ごし、医学の勉強を始めた。
Emily ile çocukluktan beri yakındır.幼い頃からエミリィと行動を共にしている。
Bu nedenle çocukluğu sürekli yer değiştirerek geçmiştir.そのため少年時代は各地を転々とした。
Çocukluğum sadece neşeden ibaretti.喜作とは幼なじみだった。
1946'da üç çocuklu bir dul olan Giuseppe Frau ile evlendi.1946年、3人の連れ子を持つジュゼッペ・フラウ(Giuseppe Frau)と結婚した。
Cecilia "Cece" Meyers = Hannah Simone; Jess'in çocukluğundan beri tanıdığı en iyi arkadaşı.シシ・メイヤーズ 演:ハンナ・シモン(吹き替え:) ジェスの子供の頃からの親友でモデル。
Çocukluğu Budapeşte'de havaalanı yakınında geçti ve bu sayede o yaşlarda uçmaya ilgi duydu.ブダペストの空港のそばで育ち、幼い頃から飛行機に興味を持っていた。
Beş çocuklu ailesinin iki erkek çocuğundan birisiydi.彼女は夫妻の5人の子どもの二番目であった。
Katolik kilisesindeki çocukluk deneyimi, insan vücuduyla birleştiğinde eserini kavramsal olarak şekillendi.カトリック教会での幼少期の経験は、人体に対する魅力と相まって、彼女の仕事を概念的に左右した。
Michael'ın Amerika'daki çocukluk arkadaşı.トム ジョンのアメリカ時代の幼馴染み。
Çocukluğu Paris'te geçti.幼少時代をパリで過ごす。
Roman Pearce ile çocukluk arkadaşıdır.ローマン・ピアース ブライアンの幼馴染み。
Rigby ile çocukluktan beri iyi arkadaşlardır ve bazen onunla birlikte işlerden kaytarır.ライリーとは幼い時から大親友で、常に一緒にいる。
Çocukluğunda futbola ilgi duyuyordu.幼い頃はサッカーが好きだったという。
Çocukluğu hakkında hiç belge bulunmamaktadır.児童資料は所蔵していない。
Çocukluğunda eğitimini özel öğretmenlerden aldı.幼少時、彼女はその優秀な能力から特殊児童教育校に入学した。
Çocukluğundan itibaren çeşitli sporlarla uğraştı.子どもの頃からいくつものスポーツを経験。
Çocukluk yılları, son şiirlerinde derin bir nostalji ile tekrar uyanmıştı.ミハイの幼少期が深い郷愁を生み、晩年の詩歌に繋がった。
Çocukluğundan itibaren İzmir’de yaşadı.幼少から大阪在住。
Asla, asla, asla sinir bozucu bir çocukluk geçirdiğimi söyleyemem.俺は弱いものいじめなんかじゃないさ、俺は自分の人生で決して黒ん坊なんか痛めつけた事はないぜ。
Annesi tarafından evde eğitilen küçük kız, yalnız bir çocukluk geçirdi.母親に引き取られ母子家庭で孤独な少年時代を過ごした。
Don Johnson ve Philip Michael Thomas ile çocukluk arkadaşıdır.主演はドン・ジョンソンとフィリップ・マイケル・トーマス。
Çocukluğu Amerika'nın doğusunda geçmiştir.コリンズの子供時代はアメリカ合衆国東部で過ごした。
Ergenlik, çocukluk çağı ile yetişkinlik çağı arasındaki geçiş dönemidir.ここで大人時代と子供時代を行き来することができる。
Fakat Kepler çocukluğunda çiçek hastalığı geçirdiği için eli çolak sakat kaldı ve gözleri de zayıf idi.幼い頃ベーチェット病を患った経緯から目が光に弱かったためサングラスをかけていた。
"Çocuğu olmayan aday '3 çocuklu' diye anons edildi".3番目のケースである「放置された子ども」に該当する。
Tüccar bir aileden gelen Kulibin, çocukluğundan beri mekanik aletler yapmasıyla dikkat çekmiştir.電気店を経営していた父の元で、幼い頃から機械いじりに興味を持つ。
Çocukluğunda geçirdiği kızamık, onun sağ gözünü hemen hemen kaybetmesine neden oldu. .子供の頃にかかった麻疹のせいで左目の視力をほとんど失う。
Çocukluğunun çoğunu New York'a yerleşmeden önce Fransa ve İtalya'da geçirdi.幼少期をフランスとイタリアで過ごし、ニューヨークに移る。
Çocukluktan beri bu devam ediyor.^ 少年の時からこの癖は続いている。
Gerçekliğin henüz tamamıyla benimsenmediği çocukluk döneminde görülür.実際のガキ時代がどうあったかは全くどうでもいい。
Çocukluğu boyunca Franklin'in bir ailesi olmamıştır.サラはフランクリンの幼少時のみならず、生涯、支配的な影響を与えた。
Çocukluğundaki bu travma onun insanlara güvenememesine yol açmıştır.根っこにあるのは女性を信用できない男性の幼児性。
Cinsel yöneliminin gey olduğunu çocukluk döneminde anlamıştır.幼少時に性同一性障害を自覚する。
Çocukluğunda, yetimhanede kaldı.幼少の時、孤児院から脱走。
Çocukluk yıllarından itibaren pilotluk hayali kurdu.子供の頃から夢はパイロットになることだったという。
Böylece çocukluğu savaş cephelerinde geçti, ata binmeyi ve silah kullanmayı öğrendi.彼女と妹は若くして、ロープ使い、乗馬および射撃を教わった。
MJ sorunlu bir çocukluk dönemi geçirmiştir.グイド・リストは幸福な少年時代を過ごしたようである。
Beş çocuklu bir ailede büyüdü.5歳から母子家庭で育った。
Çocukluk yılları babasının musiki çevresinde geçti.子供時代は父親の転勤のため各地を転々とした。
Kızlık zarı en kolay bebeklik ve ergenliğe ulaşılmadan önce çocukluk sırasında görülür.これらは成熟して硬くなる前の幼菌の時期に食用になる。
Daha sonra çocukluk arkadaşı Luke Garroway ile nişanlanmıştır.直後に男子平泳ぎの競泳選手、ルーク・トリケットと結婚した。
Çocukluk yıllarında şiir yazmaya başladı ve Latince öğrendi.子どもの頃から植物に興味を持ち、ラテン語を学び始めた。
Macaristan ile çocukluklarından beri rekabet içerisindedir.出島武春とは小さい頃からのライバル。
Çocukluğundan itibaren Parnaoz’a karşılıksız aşk duyar.幼少のころから叔父バヤジットに叶わぬ恋心を抱いていた。
Çocukluğunu New York'un güneydoğusundaki Long Island'da geçirdi.幼少期はニューヨーク州ロングアイランドで過ごしていた。
Upper St. Clair'de çocukluğu geçmiştir.グレーター・マンチェスターのボルトンで幼少期を過ごした。
Çocukluğumdan beri böyleyim.それは幼い頃の出来事。
Çocukluğundan itibaren yazmaya ilgi duydu.幼少時から読書を好む。
Çocukluk yıllarında babası Japon ordusunda hizmet etmekteydi.父親が日本駐在武官で、子供のころに日本で過ごした。
"Cahit Sıtkı'nın Çocukluğu".「忍の幼馴染」。
Çocukluğu yatağında annesinin anlattığı İrlanda masalları ve korku hikâyelerini dinlemekle geçti.幼いころは、病床で母の読む小説や神話をよく聞いていたという。
Mecnun'un çocukluk arkadaşıdır.麻美の幼なじみ。