Ana içeriğe geç
Sözlük

çocuklu ile cümle

çocuklu kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Ona göre, bu uzatılmış çocukluk yılları olan adam, çocukluğunun aksine uzun süre yaşayamaz.Πίστευε ότι οι άνθρωποι, με την εκτεταμένη παιδική ηλικία τους, δεν θα μπορούσαν να επιβιώσουν διαφορετικά.
Şairin çocukluğu seyahat ederek geçti.Εκεί ο ποιητής πέρασε τα παιδικά του χρόνια.
O mahalle -çocukluğumun geçtiği yer- çok büyük bir yerdi.Έτσι, στο σπίτι όπου μεγάλωσε ήταν το «κακό» παιδί.
4 çocuklu bir ailenin en büyüğü olarak Cezayir'de dünyaya gelmiştir.Η τέταρτη από τα τέσσερα παιδιά της οικογένειας, μεγάλωσε σε μεσοταξικό περιβάλλον.
Çocukluğu hakkında hiç belge bulunmamaktadır.Στοιχεία για την παιδική του ζωή δεν υπάρχουν.
Ama çocukluk yaşamı bütünüyle huzurlu ve sakin değildi.Η παιδική της ηλικία δεν ήταν εύκολη και ανέμελη.
Üç çocuklarından hiçbir tanesi çocukluk yaşlarından sağ olarak kurtulamadı.Από τα αρκετά τέκνα του, κανέναν δεν επέζησε της ενηλικίωσης.
Çocukluk dönemi hakkında çok fazla bilgi yoktur.Ελάχιστα είναι γνωστά για την παιδική του ηλικία.
Çocukluk ve ilk gençlik yıllarını bu kasabada geçirdi.Πέρασε τα παιδικά και εφηβικά του χρόνια στην ίδια πόλη.
Çocukluğunu, öz annesini ablası zannederek yaşadı.Επιθυμία της ήταν, οι κόρες της να μεγαλώσουν στην αδερφή της.
İdrar yolu enfeksiyonları, insanların %10’unu çocukluk döneminde etkileyebilir.Οι λοιμώξεις του ουροποιητικού συστήματος μπορεί να εμφανιστούν στην παιδική ηλικία σε ποσοστό 10%.
Çocukluğunda futbola ilgi duyuyordu.Στην παιδική του ηλικία ασχολήθηκε με το ποδόσφαιρο.
Babasının işi nedeniyle çocukluk yıllarını Kasımpaşa'da geçirdi.Λόγω της εργασίας του πατέρα του, πέρασε τα παιδικά του χρόνια στο Χονγκ Κονγκ.
Kendi çocukluk anılarına dayalı bir roman yazdı.Έγραψε ένα μυθιστόρημα, βασισμένο στις παιδικές της αναμνήσεις.
Grubun üyeleri çocukluklarından beri birbirlerini tanımaktadırlar.De tre har kendt hinanden, siden de var børn.
Fakat Sayid tutuklu kadının çocukluk arkadaşı Nadia olduğunu anlıyor.Sayid opdager at kvinden er Nadia, en barndomsven.
Arkadaşlık için çocuklukta duyulan arzular, başarısız sosyal karşılaşmalar sonucu körelebilir.Barndommens ønske om kammeratskab kan blive bedøvet gennem en historie af mislykkede sociale oplevelser.
Çocukluğu süresince ülkeyi annesi Marie de' Medici yönetmiştir.Indtil 1614 var han under formynderskab af sin mor, Marie af Medici.
Ronaldo'nun çocukluğunda tuttuğu takım Benfica'ydı.Ronaldos favorithold som barn var Benfica.
Biel ailesi, onun çocukluk çağında sık sık taşınmıştır.Larsen flyttede ofte i sin barndom.
Çocukluğum sadece neşeden ibaretti.Hendes barndom var ikke lykkelig.
Victor çocukluğundan bahsetmekle başlar.Patrick snakker om hans barndom.
Erkek çocukların çok az bir kısmı çocukluktan sonra da eğitimlerine devam etmişlerdir.Kun de færreste havde muligheden for at tage en uddannelse efter barndommen.
Zor bir çocukluk geçirdi.Jane havde en vanskelig barndom.
Gerboldt ve Enbert birbirlerini çocukluktan bu yana tanımaktaydılar.Randy og Sharon har kendt hinanden siden barndommen..
Karl Marx'ın çocukluğu hakkında çok az bilgi mevcuttur.Der vides ikke meget om Marx' barndom.
Çocukluğunda Saint Petersburg'da (daha sonra Petrograd'da) ailesi ile birkaç yıl geçirdi.I mange år boede han sammen med sin familie i Sankt Petersborg.
Tiyatroya ilgisi çocukluğunda başladı.Hans interesse i scenekunst begyndte i en ung alder.
On bir çocuklu bir aileden geliyordu.Han kom fra en fattig familie med tretten børn.
İnsan dönemleri konusunda ise çocukluk dönemi ergenlik döneminin başlamasıyla biter.Er livet forbi, når alderdommen begynder?
İki çocuklu ailenin ilk çocuğudur, Naci adında bir kardeşi vardır.Hun føder Nats eneste barn, en søn ved navn Frankie.
Çocukluğu hakkında hiç belge bulunmamaktadır.Om hans ungdom haves ingen efterretning.
Lakabı çocukluğundan beri "Mutt" idi.Jeg har elsket hiphop, siden jeg var barn.
Çocukluğumdan beri böyleyim.Se under §barndom.
Fransa ile çocukluktan beri düşmandır ve ondan nefret eder.Hun elsker Frankrig og alt fransk, han hader det.
Çocukluğu Stevenage de geçmiş ve Londra'daki National Youth Theatre da eğitim görmüştür.Ed Westwick studerede på National Youth Theatre i London.
Genelde aileler 1-2 çocukludur.Hvert kuld er 1-2 unger.
İdrar yolu enfeksiyonları, insanların %10’unu çocukluk döneminde etkileyebilir.Urinvejsinfektioner kan ramme 10% af alle børn.
Çocukluğundan beri Frankfurt am Main’de ve günümüzde Münih’de yaşamaktadır.I dag bor han i Frankfurt am Main.
Ailesi, çocukluğu, gençliği ve eğitimi hakkında tam inanılır belgeler bulunmamaktadır.Der er ingen oplysninger tilgængelig om forældre, opvækst og skolegang.
Üç çocuklarından hiçbir tanesi çocukluk yaşlarından sağ olarak kurtulamadı.Ingen af husets tre beboere er heldigvis hjemme.
Çocukluk yıllarında dansçı olmak istiyordu.I sine yngre år var han professionel danser.
Çocukluğu yoksul bir çevrede zorluklar içinde geçti.Köse blev opvokset i en fattig familie under dårlige forhold.
Ada, hastalıklı bir çocukluk geçirdi.Noel havde en ulykkelig barndom.
Taylor Lautner, Jacob Black: Bella'nın eski bir çocukluk arkadaşı ve Bella'ya aşık.Jacob Black – Formskifter god ven til Bella og bliver forelsket i hende.
İsveç'te çocukluğunu İkinci Dünya Savaşı'ndan mülteci olarak geçirdi ve on yaşındayken Finlandiya'ya döndü.Laila Kinnunen tilbragte sin barndom som finnebarn i Sverige og vendte tilbage til Finland som 10-årig.
Ebeveynleri, onu çocukluğu boyunca kanalizasyondan izlemiştir.Hans mor fortsatte med at besøge ham i hele hans barndom.
Çocukluk döneminde Rusya Metropoliti Aleksey, hükümeti yönetti.Så længe han var mindreårig, var det metropolitten Aleksej af Moskva, som var den faktiske regent.
Çocukluğunun ilk yıllarını Botoşani ve İpoteşti'de ailesi ile birlikte geçirdi.Hele barndommen boede han i forældrenes familieboliger i Botoşani og Ipoteşti.
İlerleyen dönemde ise bir röportajda “Beş çocuklu bir ailenin tek erkek çocuğuyum.Sidste vidne i sagen er en 5-årig dreng.
Kız arkadaşını hamile bırakan yazar Gunther Strobbe çocukluğuna gider.Wouter Weylands kæreste var gravid ved hans død.
Çocukluğu daha çok Swaffham, Norfolk'ta geçti.Han tilbragte hovedsagligt sin barndom i Swaffham, Norfolk, hvor han boede hos sine tanter.
Çocukluğu çok sıkıntı içinde geçti.Noget gik galt i hans barndom.
Film, Celil Memmedguluzade'nin çocukluğunun olaylarını anlatıyor.En film om chilenske børns forskellige opvækstbetingelser.
O, bir çocukluk arkadaşıdır.Han er en barndomsven.
Sezar'ın çocukluğu ile ilgili kayıtlar çok azdır.Svært lite er nedtegnet om Cæsars barndom.
Çocukluğunu Napolyon savaşları ve annesinin on iki yaşındayken ölümü ile damgaladı.Hennes barndom var preget av Napoleonskrigene og morens død da hun var tolv år gammel.
Budapeşte'de çocukluğunu geçirdi, 1924 yılında ailesi Paris'e taşınmıştır.Hun tilbrakte barndommen Budapest, men familien flyttet i 1924 til Paris.
Grubun üyeleri çocukluklarından beri birbirlerini tanımaktadırlar.Bandmedlemmene har kjent hverandre siden de gikk på barneskolen.
Çocukluğumdan beri böyleyim.De øvde på dette siden barndommen.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod