Ana içeriğe geç
Sözlük

çocuklu ile cümle

çocuklu kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Arkadaşlık için çocuklukta duyulan arzular, başarısız sosyal karşılaşmalar sonucu körelebilir.A sikertelen kapcsolatteremtési kísérletek miatt eltompulhat a gyermekkori vágy a társaságra.
Erken çocukluk eğitimi konusunda derecesi var.Már kora gyermekkorától magas szintű oktatásban részesült.
Cecilia "Cece" Meyers = Hannah Simone; Jess'in çocukluğundan beri tanıdığı en iyi arkadaşı.Hannah Simone - Cecilia "Cece" Parekh: Egy divatmodell és Jess legjobb barátja gyerekkora óta.
Tom Araya, 7 çocuklu bir aillenin 4. çocuğudur.Hétgyermekes családba született negyedik gyerekként.
Bunun üzerine Richmond'a dönen Poe çocukluk aşkı Sarah Elmira Royster ile görüşmeye başladı.Poe ezután visszatért Richmondba, és újrakezdte kapcsolatát gyerekkori szerelmével, Sarah Elmira Roysterrel.
Çocukluğunda da ebeveynlerinin mutlu bir evliliği yoktu.Születésekor szülei nem voltak házasok.
Çocukluğunu burada geçirdi.Itt töltötte gyermekkorát.
Dul ve 2 çocuklu olup, İngilizce ve Fransızca bilmektedir.Három lánytestvére van, és mindannyian beszélnek egyaránt angolul és franciául.
Çocukluğu hakkında hiç belge bulunmamaktadır.Gyermekkoráról nincsenek adatok.
Ama çocukluk yaşamı bütünüyle huzurlu ve sakin değildi.Élete hátralévő része békés és magányos volt.
R. Spitz'e göre üstben'in oluşumu çocukluğun daha öncelerinde başlar.Carl Rogers szerint a diszfunkciókhoz vezető út a csecsemőkorból indul ki.
Mary Garth'ı çocukluğundan beri sevmektedir.De, nézzék, Godzillát gyermekkorom óta imádom.
Çocukluk yıllarında dansçı olmak istiyordu.Gyermekkorában táncórákra járt.
30 Nisan1891 günü çocukluk aşkı Frieda Saxe ile evlendi ve ertesi gün Amerikan vatandaşı oldu.1891. április 30-án feleségül vette gyermekkori pajtását, Frieda Saxe-ot.
Müslüm Gürses'in çocukluğunun ilk yılları Şanlıurfa'da geçti.Amrita élete első nyolc évét Magyarországon töltötte.
Çocukluğu İskoçya ve İngiltere'de geçti.Gyermekkorát Indiában és az Egyesült Királyságban töltötte.
Çocukluğundayken piyano çalmıştır.Gyerekkorában zongorázott.
Sophie rahat bir çocukluk geçirdi.Sophie szívesen emlékszik vissza békés gyermekkorára.
Kendi deyimiyle muhteşem bir çocukluk geçirmiştir.Saját bevallása szerint boldog gyerekkora volt.
Tiyatroya ilgisi çocukluğunda başladı.A színház foglalkoztatta gyermekkorától kezdve.
Bu sırada Amanda sorunlu bir çocukluk ve ergenlik dönemi geçirmiş ve bunların sonucunda ıslahevine girmiştir.Birdee-nek felszínes kapcsolata volt az anyjával gyerekkorában, ezért nehezen hangolódnak össze.
Çocukluğunu New York'ta geçirdi.Nyugdíjas éveit New Yorkban töltötte.
Altı çocuklu bir ailenin çocukları arasında yer almaktadır.Leánytestvérek között, egy hatgyermekes családban nőtt fel.
Henry Clerval: Victor'un çocukluğundan beri en yakın arkadaşı.Zsidó belsőépítész, Will legjobb barátja a főiskola óta.
Romanya'da dört çocuklu bir Yahudi ailenin üçüncü çocuğu olarak doğdu.Orosz zsidó családban született negyedik, és egyben legfiatalabb gyermekként.
Fakat çocukluğunun büyük kısmı Avustralya'da geçmiştir.Gyermekkorának nagy részét Ausztráliában töltötte nyolc testvérével.
Dört çocuklu bir ailenin üçüncü çocuğudur.Egy négy gyerekes család második gyermeke.
Selah Sue, çocukluğunda dans dersleri aldı, 15 yaşında gitar çalmaya ve şarkı sözü yazmaya başladı.Eliot Sumner fiatalon, 15 éves korában kezdett el zenélni, dalokat írni.
Londra'da on iki çocuklu bir ailenin evladı olarak dünyaya geldi.Londonban született egy család kilencedik gyermekeként.
Çocukluğunda babasının işi yüzünden sürekli seyahat etmiştir.Gyerekkorában az anyja munkája miatt sokat költöztek.
Erken çocukluk döneminde çocuğa çeşitli duyusal deneyimler sağlamanın gereği üzerinde önemle durdu.Mint mondja, az események megértéséhez ismernünk kell gyerekkorát.
Berlin'de çocukluk yıllarının çoğunu geçirdi ve ilk tıp çalışmalarına burada başladı.Gyerekkorát Beregszászban töltötte, itt kezdte meg tanulmányait.
Üç çocuklarından hiçbir tanesi çocukluk yaşlarından sağ olarak kurtulamadı.De egyik sem maradt életben, gyerekkorukban meghaltak.
Çocukluğu Stevenage de geçmiş ve Londra'daki National Youth Theatre da eğitim görmüştür.Stevenage-ben született, a National Youth Theatre diákja volt.
White, çocukluğunda üç kardeşiyle ve annesiyle beraber yaşıyordu.Gyermekként szüleivel és három testvérével Pestújhelyen élt.
Arden Cho çocukluğunun büyük kısmını Dallas’ta; gençliğini ise Minnesota’da geçirmiştir.A dal az életéről szól, az Emdenben töltött fiatalságáról.
Bu park bana çocukluğumu hatırlatıyor.Ez a park engem az ifjúságomra emlékeztet.
Bunun üzerine, Buffy'nin çocukluğu resmi olarak bitiyor.Sillä hetkellä Buffyn lapsuus virallisesti päättyy.
Sezar'ın çocukluğu ile ilgili kayıtlar çok azdır.Caesarin lapsuudesta on vähän vain vähän tietoa.
Asla, asla, asla sinir bozucu bir çocukluk geçirdiğimi söyleyemem.Ei koskaan liian myöhäistä saada onnellinen lapsuus.
Zor bir çocukluk geçirdi.Hänen lapsuus oli vaikea.
Çocukluk, İstismar ve Dinden Kaçış Çok Gerekli Bir Boşluk mu?Lapsuus, kaltoin kohtelu ja pako uskonnosta Erittäin tarpeellinen aukko?
Berlin'de çocukluk yıllarının çoğunu geçirdi ve ilk tıp çalışmalarına burada başladı.Suurimman osan lapsuudestaan hän vietti Berliinissä, jossa hän aloitti lääketieteen opiskelun.
Çocukluğu daha çok Swaffham, Norfolk'ta geçti.Carter vietti lapsuusvuotensa Swaffamissa, Pohjois-Norfolkissa.
Monica'ya özellikle abisi Ross tarafından sık sık çocukluğunda aşırı şişman olmasıyla ilgili şaka yapılır.Varsinkin Monican veli Ross kiusoittelee häntä usein siitä, että hän oli erittäin ylipainoinen lapsi.
Daha sonra bu durumu Bu bütün çocukluk niyetlerimi değiştiren dönüm noktası oldu diyerek açıkladı.Voisinpa melkein sanoa, että siihen sisältyy koko nuoruuteni.
Cheung çocukluğunun bir bölümünü İngiltere'de geçirdi.Dangarembga vietti osan lapsuudestaan Englannissa.
Çocukluğun Sonu; İngiliz yazar Arthur C. Clarke tarafından 1953 yılında yazılan bilimkurgu romanı.Childhood's End) on vuonna 1953 julkaistu Arthur C. Clarken kirjoittama tieteisromaani.
Dennings, beş çocuklu ailenin en küçüğüdür.Dennings on nuorin viidestä lapsesta.
Bu yapi çocukluk yıllarında gelişir.Sivuontelot kehittyvät lapsuuden aikana.
Çocukluk çağında IQ testi yapılan Ridgway 82 IQ puanı ile ortalama altı zeka göstermiştir.Lapsena Ridgwayn älykkyysosamäärä oli 82, mikä merkitsee alhaista älykkyyttä.
Lollobrigida bir mobilya imalatçısının kızı olup çocukluğunu bir dağ köyünde geçirmiştir.Lollobrigidan isä oli huonekalupuuseppä, ja perhe asui vuoristokylässä.
İsveç'te çocukluğunu İkinci Dünya Savaşı'ndan mülteci olarak geçirdi ve on yaşındayken Finlandiya'ya döndü.Laila Kinnunen vietti lapsuutensa sotalapsena Ruotsissa ja palasi Suomeen kymmenvuotiaana.
Çocukluğunda ve gençliğinde biyoloji, özellikle de botanik ve entomoloji ile ilgilenmiştir.Jo nuorena hän kiinnostui luonnonhistoriasta, erityisesti entomologiasta.
Karl Marx'ın çocukluğu hakkında çok az bilgi mevcuttur.Sarah Kerriganin nuoruudesta ei tiedetä paljoa.
Çocukluğu Brooklyn'de geçti.Mullin vietti nuoruutensa Brooklynissa.
Genç yaşta müzikle ilgilenmeye başlamış ve çocukluğunda okulunda konserler vermeye başlamıştır.Hän tuli kiinnostuneeksi musiikista varhaisessa iässä ja esiintyi lapsena koulukonserteissa.
Sophie rahat bir çocukluk geçirdi.Winnicottilla oli rauhallinen lapsuus.
Onun çocukluğu ve gençliği hakkında çok az bilgi vardır.Hänen lapsuudeestaan ja nuoruudestaan tunnetaan varsin vähän.
Çocukluğunda sıkı bir Aston Villa taraftarıydı.Albrighton on ollut suuri Aston Villan kannattaja pienestä asti.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
çocuklu ile cümle - Sayfa 29 - çocuklu kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App