Ana içeriğe geç
Sözlük

çocuklu ile cümle

çocuklu kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Üç çocuklu ailenin tüm geçimi annesinin omuzlarına kalmıştır.Întreaga greutate a întreținerii celor trei copii mici rămâne în seama mamei.
İdrar yolu enfeksiyonları, insanların %10’unu çocukluk döneminde etkileyebilir.Infecțiile tractului urinar pot afecta 10% din persoane în timpul copilăriei.
Charles çok zayıf ve hastalıklı bir çocukluk geçirmişti.Pedro a avut o copilărie solitară și nefericită.
Çocukluğunu Senegal’de geçirdi.Și-a petrecut copilăria în Senegal.
Sonraki yıl Wallace, çocukluk arkadaşlarından kurduğu grup Junior M.A.F.I.A. ile bir kez daha başarı yakaladı.Anul următor, Wallace împreună cu câțiva prieteni din copilărie a format grupul Junior M.A.F.I.A..
Çocukluğu sırasında ailesini kaybetti ve Almatı'da amcasıyla birlikte yaşamaya başladı.Și-a pierdut părinții în timpul copilăriei, astfel că a fost nevoită să trăiască cu unchiul ei în Alma-Ata.
Çocukluk yıllarında yüzücülük yapmaktaydı.În copilărie a practicat înot.
Narayan Udaipur'da doğdu ve sarangi çalmayı çocukluk çağında öğrendi.Narayan s-a născut în Udaipur și a învățat să cânte la sarangi de la o vârstă fragedă.
Çocukluğunda hayvanlara karşı özel bir hayranlığı vardı.De mic a avut o atracție deosebită pentru cai.
Rooney'nin çocukken tuttuğu takım Everton, çocukluk kahramanı ise İskoç futbolcu Duncan Ferguson idi.Rooney a fost suporter al clubului Everton FC în copilărie, iar eroul său a fost Duncan Ferguson.
Mutsuz bir çocukluk geçirdi.Se spune că a avut o copilărie nefericită.
Bu yalnız çocukluk dönemi, daha sonra yazar olmasının sebeplerinden biri olarak sayıldı.Visul copilului a rămas același dintotdeauna: să devină scriitor.
Margaret çocukluk yıllarının çoğunu ablası ve ebeveynleriyle geçirdi.Rain și-a petrecut o mare parte din copilărie locuind cu părinții și sora mai mică.
Çocukluktan beri bu devam ediyor.S-a apucat de iahting în copilărie.
İnfantil amnezi veya çocukluk amnezisi kişinin kendi çocukluğundaki olayları hatırlayamamasıdır.Amnezia infantilă se manifestă la adulți care nu-și amintesc de anumite faze din copilărie.
Çocukluk yıllarının çoğu Münih’te geçmiştir.Majoritatea copilăriei și-a petrecut-o în aceste sate.
Çocukluk yıllarında babası Japon ordusunda hizmet etmekteydi.În tinerețe a servit în armata imperială.
Çocukluğunda Andronikos, ağabeyi Konstantinos ve iki kızkardeşini öldüren hastalıktan kurtuldu.În copilărie, Andronic a supraviețuit unei boli care l-a răpus pe fratele său mai mare, Constantin.
Kötü bir çocukluktu; mutlu bir çocukluğun pek kayda değer yanı yoktur zaten.Contrar așteptărilor n-a avut o copilărie prea fericită.
Çocukluk günlerindeki bayramların verdiği neşe ve mutluluk akıllardan kolay kolay çıkmaz.Amintirile despre acele zile ale copilăriei îi par atât de aproape.
Tiyatroya ilgisi çocukluğunda başladı.Dragostea de teatru se manifestă încă din fragedă copilărie.
Bu süreç özellikle çocukluk veya ergenlik çağındaki eşcinseller için geçerlidir.Cel mai frecvent, această mutilare se practică la fetițe înainte sau în perioada de pubertate.
8 çocuklu bir aileden gelmekte olup, 2 çocuk babasıdır.Cei doi provin dintr-o familie cu 8 copii.
Çocukluk döneminde Rusya Metropoliti Aleksey, hükümeti yönetti.Cât timp era minor, guvernul a fost condus de fapt de Mitropolitul Alexei al Rusiei.
Çocukluğunda, Karadeniz ve Akdeniz'deki ticaret merkezlerine uğrayan babasıyla yolculuk yapmıştır.Din copilărie se ducea împreună cu tatăl său în largul mării să prindă pește.
Craven, bu ismin çocukluk yıllarından geldiğini ifade ediyor.Numele de "Bean" vine de la o poreclă din copilărie.
İlk çocukluk yılları Amasya'da geçti.Murad al II-lea și-a petrecut copilăria în Amasya.
Henry, genellikle yoksulluk içinde kalan sekiz çocuklu ailenin yedinci çocuğuydu.Thomas Henry era al șaptelea copil și, în același timp, cel mai tânăr din cei opt care a supraviețuit.
1900'lü yıllarda, eşleri askerde olan çocuklu kadınlara para yardımı yapılmaktaydı.În Africa Centrală, femeile însărcinate numărau lunile de sarcina cu ajutorul lor.
Çocukluğum sadece neşeden ibaretti.În tinerețe îmi era mai ușor.
Çocukluk ve gençlik yıllarını Grand Rapids, Michigan'de geçirdi.El își amintește, de asemenea, ca puține familii șiite locuiau în Grand Rapids, Michigan.
Fakat ailesine, çocukluğuna ve gençlik yıllarına dair fazla bilgi yoktur.Nu se știe nimic despre originea sa, despre anii săi de copilărie și tinerețe.
Ted'in çocukluğunda da en büyük tutkusu mimar olmaktı.Încă din copilarie, muzica a fost pentru acesta cea mai mare pasiune.
Çocukluğunda eğitimini özel öğretmenlerden aldı.În tinerețe bolnăvicios, copilul a fost învățat de profesori particulari.
Ancak çocukluğu Teksas'ın San Antonio kentinde geçti.De acolo, s-a mutat la San Antonio, Texas.
Grubun üyeleri çocukluklarından beri birbirlerini tanımaktadırlar.Cei doi se consideră prieteni din copilărie.
Çocukluğu ve gençliği Hamamönü'nde Çıkrıkçılar yokuşunda geçmiştir.Vacanțele pentru copii și adolescenți erau organizate de Juventur.
Arkadaşı Herbert Schlüter'e bildirdiğine göre, yazmakta zorlanıyordu: "Çocukluğumda yazabildiğimden daha zor.Amint azt barátjának, Herbert Schlüternek írta: az írás „nehezebb, mint gyermekkorom könnyed napjaiban.
Yazar olmuş bir çocukluk arkadaşı olan Gilbert Sorrentino, Selby'yi kurgu yazmaya teşvik etti.Egy gyermekkori barátja, Gilbert Sorrentino író lett, és ő ösztönözte arra, hogy Selby is író legyen.
Çocukluğunun büyük kısmını yetimhanede geçirdi.Gyermekkorának nagy részét árvaházban töltötte.
Çocukluğunda Tottenham Hotspur taraftarıydı.Gyerekként a Tottenham Hotspurnek szurkolt.
Grubun üyeleri çocukluklarından beri birbirlerini tanımaktadırlar.A tagok már gyerekkoruk óta ismerik egymást.
George R. R. Martin en derin etkilerin çocukluk dönemindeki deneyimlerin olduğuna inanır.George R. R. Martin nagy hatást gyakoroltak a gyerekkorában olvasott könyvek.
Çocukluğu Nancy'de geçmiştir.Gyermekkorát Nantes-ban töltötte.
Çocukluğumdan beri caz söylüyorum ve bu tarzın gerçek yüzünü göstermek istedim."Gyermekkorom óta éneklek dzsesszt, és igazán meg akartam mutatni a műfaj hiteles oldalát.
Çocukluk yıllarında Porter, klasiklerden ucuz romanlara kadar her şeyi okuyordu.Gyerekkorában sokat olvasott klasszikusoktól a ponyvaregényekig mindent.
Çocukluğunda ve gençliğinde biyoloji, özellikle de botanik ve entomoloji ile ilgilenmiştir.Már gyermekkora óta érdeklődött a természettudományok és különösen a botanika és az ornitológia iránt.
Day'in çocukluğu Middletown, Rhode Island'da geçti.Gyermekkorát a Rhode Island-i Middletownban töltötte.
Erkek çocukların çok az bir kısmı çocukluktan sonra da eğitimlerine devam etmişlerdir.Néhány fiú a gyermekkor után is tovább tanult.
Çocukluk çağından itibaren dansa ve müziğe ilgisi vardı.Gyermekkorától kezdve közel áll hozzá a zene és tánc világa.
Çocukluğun Sonu; İngiliz yazar Arthur C. Clarke tarafından 1953 yılında yazılan bilimkurgu romanı.A gyermekkor vége (angolul: Childhood's End) Sir Arthur C. Clarke 1953-ban kiadott sci-fi regénye.
Çocukluk yıllarından itibaren havacılıkla ilgilenmeye başladı.Kora ifjúságától kezdve rajongott a repülésért.
Çocukluğunda sıkı bir Aston Villa taraftarıydı.Gyermekkorában az Aston Villának szurkolt.
İngilizce bilmekte olup, evli ve 3 çocukludur.Angolul beszél, nős, három gyermeke van.
On bir çocuklu bir aileden geliyordu.Tízgyermekes nemesi családból származott.
Mutsuz bir çocukluk geçirdi.Boldogtalan gyermekkora volt.
Beş çocuklu bir ailede büyüdü.Ötgyermekes családban született.
Sıkıysa Yakala filmi, aile parçalanmaları ve çocukluk döneminde yaşanan zorlukları işlemektedir.A film a szétzilált családok, összetört otthonok és a zavaros gyermekkor témájával foglalkozik.
Çocukluğunda saraç çıraklığı yapmıştır.Gyermekkorában öngyilkosságot kísérelt meg.
Özeren, çocukluğundan beri Kafkas melodilerini çok sevdiğini dile getirmiştir.Vilma saját bevallása szerint már gyermekkorától kezdve szeretett rajzolni.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod