Safa, çocukluğunu pilot olarak hayal etmesi onu Bakü Havaalanı'na getirdi.Сяфа в детстве мечтал стать лётчиком, это желание привело его в Бакинский аэропорт.
Mutsuz bir çocukluk geçirdi.У него было неблагополучное детство.
Çocuklukta en çok bilimsel aktiviteler ilgisini çekerdi.В юности он больше всего интересовался наукой.
Beş çocuklu bir ailede büyüdü.В семье выросло пятеро детей.
Eminem'in çocukluğundan beri annesi Debbie Mathers ile sorunlu bir ilişkisi oldu.У него есть дочь Энн от предыдущих отношений с Дебби Донован.
Harry John, Almanya'dan ABD'ye göç etmiş 5 çocuklu bir Yahudi terzinin oğluydu.Сын еврейских музыкантов, эмигрировавших из Германии в Аргентину.
Mecnun'un çocukluk arkadaşıdır.Подруга детства Мяу.
Çocukluğumdan beri vücutça rahatsız olduğumdan layikiyle tahsil edemedim.А я не могу взлететь, А с детства была крылатой.
Çocukluğumdan beri böyleyim.Это с детства.
Çocukluğum sadece neşeden ibaretti.Но недолгой оказалась детская радость.
Üç çocuklu bir ailenin ortanca çocuğudur; abisi Eric ve kardeşi Brian.Средний из трёх братьев, есть старший брат Эрик и младший Брайан.
Çocukluk kahramanı Captain America'dır.Как правило выступает как любовный интерес Капитана Америки.
Çocukluk yıllarından itibaren pilotluk hayali kurdu.С детства он мечтал о карьере лётчика.
Çocukluğunda birçok okul değiştirdi.В детстве поменял 5 школ.
Scribonia'ın çocukluğu hakkında çok az şey bilinir.О биографии Бебианы известно очень немногое.
Annelik Madalyası beş ya da altı çocuklu annelere verilir.Медалью Материнства награждаются матери, родившие и воспитавшие пять и шесть детей.
Edward Furlong, çocukluğundan beri müziğe ilgi duymaktaydı.Патрик Кумур с детства увлекался музыкой.
Çocukluğu ve ilk gençliği II. Dünya Savaşı'na denk geldi.Детство закончилось с началом Второй мировой войны.
Kurosava'nın çocukluğunda etkisi olan bir başka faktör ise kendinden 4 yaş büyük abisi Heigo Kurosava'ydı.И одна внучка, которая на год старше своей тети Ярославы.
Çocukluğundan beri fosil toplama merakı vardı.С детства занимался коллекционированием минералов.
Yedi çocuklu ailenin ikinci en genç çocuğudur.Остался седьмой брат, самый младший.
Bu süvari gücü çocukluktan itibaren eğitilen asillerden oluşturulurdu.Возможно, быть агентом Хранилища ему было предназначено с самого детства.
Çocukluk yıllarında babası Japon ordusunda hizmet etmekteydi.С молодости служил в испанской армии.
Karaktere bu adının verilmesinde ise yapımcı Greg Daniels'in çocukluk arkadaşının adı etken olmuştur.Имя брата, или, по крайней мере то имя, которое он использовал, был Ирвинг Браксиатель.
Diana yedi çocuklu ailenin en genç üyesidir.В семье Диана была самым младшим — седьмым ребенком.
Genelde aileler 1-2 çocukludur.Самки обычно приносят одного-двух детёнышей.
Çocukluğunu annesi ve üç öz kardeşiyle geçirdi.Детство провела с матерью, отчимом и двумя младшими сестрами.
Çocukluk yıllarında tiyatroya ilgi duydu; okul piyeslerinde rol aldı.С юных лет увлекался театром, участвуя в школьных постановках.
Çocukluğunda yakalandığı uzun süren hastalığı 37 yaşında iken en verimli döneminde ölümüne sebep oldu.С детства был болен тяжёлой формой туберкулёза, от которого и умер в возрасте 37 лет.
Babasını erken yaşta kaybetti, yoksul bir çocukluk geçirdi.Рано потерял отца, с детства пришлось начать трудовую деятельность.
Babasını çocukluk çağında kaybetti ve anneannesinin evinde diğer dört kardeşiyle birlikte büyüdü.В десятилетнем возрасте потеряла мать, вместе с сестрой воспитывалась в новой семье отца.
Yılmadı, çocukluk hayalinin peşinden devam etti.Это, как ему казалось, был конец его детской мечты.
Venter çocukluğunda hiç de çalışkan biri değildi.С раннего детства был трудолюбив.
Adı çocukluğunda Tokutarō idi.В детстве его звали Тацучийо.
Partneri Konan'dır,aynı zamanda çocukluk arkadaşıdır.Постоянно заботится о Макине, который является ей другом детства.
Kötü bir çocukluktu; mutlu bir çocukluğun pek kayda değer yanı yoktur zaten.«Жили мы бедно, но счастливо, потому что детство есть детство.
Erken çocukluk eğitimi konusunda derecesi var.Воспитание ребёнка раннего возраста.
Çocukluğunda hayvanlara karşı özel bir hayranlığı vardı.С детства проявлял огромный интерес к животному миру.
İsveç'te çocukluğunu İkinci Dünya Savaşı'ndan mülteci olarak geçirdi ve on yaşındayken Finlandiya'ya döndü.أمضت طفولتها لاجئة في السويد من الحرب العالمية الثانية ، عادت إلى فنلندا في سن العاشرة.
Çocukluğunu Rio de Janeiro ve Birleşik Devletler arasında geçirmiştir.أمضت طفولتها بين ريو دي جانيرو والولايات المتحدة.
Karl Marx'ın çocukluğu hakkında çok az bilgi mevcuttur.لا يُعرف الكثير عن طفولة كارل ماركس.
İstanbul'a taşınarak Kartal’da ikamet ettiler ve çocukluğunun büyük bir bölümü orada geçti.وعندما انتقلت إلى أسطنبول اقامت في كرتال ، وقضت جزء كبير من طفولتها هناك.
Bana, kendisine çocukluğunu hatırlattığı için bu filmde rol aldı.اخد دورا في هذا الفيلم ليتذكر طفولته.
Çocukluğunda piyano dersleri aldı, 15 yaşındayken Carnegie Hall'de iki kez sahneye çıktı.تعلمت العزف على البيانو في طفولتها، وعندما كانت في سن الخامسة عشر مثلت مرتين في [قاعة كارنيجي.
Henry Clerval: Victor'un çocukluğundan beri en yakın arkadaşı.هنري كلرفال: صديق فيكتور من الطفولة.
Çocukluğu Budapeşte'de havaalanı yakınında geçti ve bu sayede o yaşlarda uçmaya ilgi duydu.عاش بالقرب من مطار بودابست وأصبح مهتمًا بالطيران عندما كان طفلاً.
Çocukluk ve gençlik yıllarını Büyükada'da geçirdi.أخذ عنه الكبار والصغار لطول سنه.
Sahte anı genelde, çocukluktaki cinsel istismarlar ile ilgili adli durumlarda göz önüne alınır.الذاكرة الزائفة غالبا ما تؤخذ بنظر الاعتبار في القضايا القانونية بشأن الاعتداء الجنسي على الاطفال.
Çocukluğu Londra ve Chicago arasında geçmiş ve hem İngiliz hem de Amerikan vatandaşlığına sahiptir.أمضى نولان طفولته مُتنقّلاً ما بينَ لندن وشيكاغو على حدٍ سواء، ولديه جنسية بريطانية وأمريكية.
Onun çocukluğu ve gençliği hakkında çok az bilgi vardır.يُعرف القليل فقط عن طفولته وشبابه.
Her istediklerini yapabildikleri bir ortamda "çok mutlu" bir çocukluk dönemi geçirdi.ملأت طفولة جولدمان ب "أي فرح كان بها".
Bu iki genç çocukluklarını beraber geçirirler.يعيشا هناك مع أطفالهم الاثنين الصغار.
Rumeli kökenlidir ve çocukluk yılları Anadolu'da geçti.هي ذو أصل روماني ، ولكنها قضت سنوات طفولتها في الأناضول.
Daha sonra çocukluk arkadaşı Luke Garroway ile nişanlanmıştır.هي حالياً مخطوبة لصاحب الطفولة لوك جارووي.
Tülin Şahin, Danimarka'nın Odense şehrinde doğdu ve çocukluğunu orada geçirdi.ولدت تولين شاهين في مدينة أودنسي بالدنمارك ، و أمضت طفولتها هناك.
Babasını çocukluk çağında kaybetti ve anneannesinin evinde diğer dört kardeşiyle birlikte büyüdü.تُوفي والدها وهي في طفولتها فتربت في بيت جدتها لوالدتها هي وأربعة أخوةٍ لها.
Doğduğu yıl ailesi Cenevre'ye, ardından Fransa'ya yerleştiğinden çocukluğu Avrupa'da geçti.أمضى طفولته في أوروبا بعد أن كانت عائلته قد إستقرت عام ولادته في جنيف ومن بعدها فرنسا.
Birleşik Devletler'de, diş çürükleri astımdan beş kat daha yaygın olup en yaygın kronik çocukluk hastalığıdır.في الولايات المتحدة، تُعتبر النخور السنيّة أشيع أمراض الطفولة المزمنة، و هي أكثر بخمس مرات تقريباً من الربو.
Çocukluğundan beri aktör olmak istediğini biliyordu."كنت أريد دائما أن أكون ممثلا مُنذُ أن أنا كُنْتُ طفلا صغيرا.
Çocukluk dönemini bu semtte geçirdi.قضت سريديفي طفولتها في هذا المنزل.