Ana içeriğe geç
Sözlük

çocuklu ile cümle

çocuklu kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Amandes, Richmond, Illinois'te 11 çocuklu bir ailenin altıncı çocuğu olarak doğdu.Tom Amandes nasce a Richmond nell'Illinois, sesto di undici fratelli.
Çocukluğunun ilk yılları erkek çocuklarınkinden farksızdı.Durante il loro primo anno, i giovani sono distinguibili dai genitori.
Bir röportajında çocukluğundan beri vejetaryen olduğunu söylemişti.Mia madre dice che li ho avuti fin da quando ero bambina.
Yazar eseri, dostu Leon Werth’in çocukluğuna adamıştır.Il racconto è dedicato al bambino che fu Léon Werth, amico dell'autore.
Çocukluk ve gençliği hakkında pek kesin bilgi bulunmamaktadır.Non si sa molto riguardo alla sua infanzia e gioventù.
Erkek çocukların çok az bir kısmı çocukluktan sonra da eğitimlerine devam etmişlerdir.Solo poche persone sono sopravvissute alla tarda infanzia e all'adolescenza.
Çocukluğundan beri aktör olmak istediğini biliyordu.Decide fin da piccolo di diventare attore.
Çocukluğunda ve mekanik aletlere ilgisi vardı.Fin da giovane si interessò di meccanica.
Çocukluğunda atletizme meraklıydı ve baseball'un yanı sıra boksla da ilgileniyordu.Da ragazzo, si appassiona all'atletica e specialmente alla boxe.
Çocukluk yıllarından itibaren havacılıkla ilgilenmeye başladı.Fin da giovane Frati si appassionò all'aviazione.
Kerkük'teki çocukluk yıllarını Bir Devrin Romanı adlı anı kitabında aktardı.Per 8 anni ha curato mensilmente una rubrica di libri per bambini sul settimanale Donna Moderna.
Nadya sekiz çocuklu bir ailenin altıncısıdır.Sarkar era il quarto di una famiglia di otto figli.
Çocukluğum sadece neşeden ibaretti.La sua infanzia, comunque, fu sostanzialmente felice.
Mary Garth'ı çocukluğundan beri sevmektedir.Girard ha lavorato fin dall'infanzia.
Çocukluğunun büyük bir bölümü müzikle geçti.La sua infanzia fu avvolta nella musica.
Eğer çocukluğunda geçirmemişse, yaşlılığında bile geçirebilir.Però, invece di ringiovanire, invecchiava a vista d'occhio.
Çocukluk zamanlarını Brezilya'da geçirdi.Trascorse i suoi anni giovanili in Brasile.
Genellikle çocuklu ailelere yönelik hazırlanır.Normalmente va trattata tutta la famiglia del bambino.
Ma, Hong Kong'da sekiz çocuklu bir ailenin çocuğu olarak 10 Haziran 1962'de doğdu.Nasce a Hong Kong il 22 giugno 1962, unico maschio di quattro figli.
Çocukluk yıllarında şiir yazmaya başladı ve Latince öğrendi.Da bambino fece il chierichetto e grazie a questo imparò un po' di latino.
Babası ve ağabeyi ile beraber çocukluğunda İstanbul'a gelmiştir.Giunse in Italia assieme al padre ed al fratello quand'era ancora bambino.
Çocukluğu Edirne ve Muş'ta geçti.Nacque e trascorse l'infanzia a Sbeitla.
Eserleri için ilhamını çocukluğundan almaktadır.Sin da adolescente la passione per la recitazione.
"Çocukluğum oynar serin avluda." 13.La soddisfazione dì un gentiluomo", "13.
Bu yapi çocukluk yıllarında gelişir.Si sviluppa nell'infanzia.
Genelde aileler 1-2 çocukludur.Le femmine di solito partoriscono uno o due piccoli.
Çocukluğunun büyük kısmını yetimhanede geçirdi.Ricavava la maggior parte del suo cibo dal suo orto.
Bu nedenle çocukluk çağında rutin göz muayenesi son derece önemlidir.Pertanto, lo screening alla nascita è molto importante.
Emily ile çocukluktan beri yakındır.È amica intima di Emma fin dall'infanzia.
Yani daha bir cüceye göre çocukluktan yeni çıkmış gibilerdir.Come il professore, sembra uscito da un'altra epoca.
Ali’nin çocukluğunda bir kuraklık Mekke'yi sarmıştı.Da bambina soffriva di asma.
Karl Marx'ın çocukluğu hakkında çok az bilgi mevcuttur.Dell'infanzia di Charles Howard non si sa molto.
Çocukluğu ve gençliği Karagümrük, Fatih ve Kadıköy'de geçti.La sua infanzia e giovinezza trascorsero tra l'avvento e la caduta del regime nazista.
Ebeveynleri, onu çocukluğu boyunca kanalizasyondan izlemiştir.Sua madre continuò a fargli visita nel corso dell'infanzia.
Çocukluğundan beri klasik dans eğitimi aldı.Da bambina praticava danza classica.
İnsanda aterom çocukluğun ileri yaşlarında, genelde 5 - 9 yaşlarında yağ çizgileri olarak başlar.Si sviluppa nell'infanzia, generalmente prima dei 5 anni di età.
Tom Araya, 7 çocuklu bir aillenin 4. çocuğudur.Tom infatti non è un ragazzo comune, ma il settimo figlio di un settimo figlio.
Venter çocukluğunda hiç de çalışkan biri değildi.L' età adolescenziale per lui non fu tanto facile.
Çocukluğunda, Kur'an ve bazı fen ilimlerini tahsil etmekle geçirdi.“Da bambino ero attirato dalla medicina e dai romanzi.
Çocukluğu yokluk içinde geçti.La sua infanzia trascorse tranquillamente.
Cletus Kasady oldukça sıkıntılı ve belalı bir çocukluk yaşamıştır.Swen ebbe un'infanzia piuttosto dura e travagliata.
Fakat Sayid tutuklu kadının çocukluk arkadaşı Nadia olduğunu anlıyor.Per quanto riguarda Kaede, invece, la considera solo un'amica d'infanzia.
Jim'i Çocuklukluktan tanırdım.Я знал Джима с детства.
Tom'u çocukluktan beri bilirimЯ знаю Тома с детства.
Hatırlıyor musun çocukluğunu?Вы помните детство?
Çocukluğunuzu Hatırlıyormusunuz?Вы помните детство?
Çocukluğunuzu hatırlıyor musnuz?Вы помните детство?
Tom çocukluğunu Birleşik Devletlerde geçirdi.Том провёл своё детство в Соединённых Штатах.
Karanlık korkusu bende çocukluktan beri var.Боязнь темноты — это у меня с детства.
Çocukluk aşılarınızı hangi ülkede olmuştunuz?В какой стране вам делали прививки в детстве?
Agnes Bernauer muhtemelen 1410 civarında doğmuştu; çocukluğu ve gençliği hakkında hiçbir şey bilinmemektedir.Агнес Бернауэр родилась приблизительно в 1410 году, о её детстве и ранней юности не известно ничего.
Otto çocukluğunda arkadaşlarıyla birlikte boş vakitlerinde senaryolar yazar, kostümler ve afişler tasarlardı.В детстве Отто и её друзья в свободное время писали сценарии и придумывали костюмы.
Çocukluklarında, Edsel ve onun erkek kardeşi olan Simon Dope, ebeveynleri boşandığında ayrıldılar.В детстве, Эдсель и его брат, Саймон Доуп, были разлучены когда их родители развелись.
Çocukluğu Budapeşte'de havaalanı yakınında geçti ve bu sayede o yaşlarda uçmaya ilgi duydu.Вырос рядом с Будапештским аэропортом и с детства мечтал о полётах.
J.G. Ballard, Bale ile, kendi çocukluğu arasında fiziksel bir benzerlik gördü.Джеймс Баллард полагает, что Бейл имел физическое сходство с ним самим в том же возрасте.
Çocukluğunu Hamburg'da geçirdi.Провёл детство в Гамбурге.
Çocukluğunda babasının işi yüzünden sürekli seyahat etmiştir.В детстве часто переезжал из-за работы отца.
Arkadaşlık için çocuklukta duyulan arzular, başarısız sosyal karşılaşmalar sonucu körelebilir.Детское желание иметь друзей может ослабнуть под влиянием многочисленных неудачных социальных взаимодействий.
Çocukluk yıllarında yüzücülük yapmaktaydı.В детстве занимался плаванием.
Çocukluk yıllarında satrançtan baleye kadar birçok okul küluplerine katıldı.В детстве посещала много школьных кружков, от шахмат до балета.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod