çocuğa ile cümle

çocuğa kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
500 milyon çocuğa ulaşmanın bedeli bu.Đó là tổng số tiền cho 500 000 triệu trẻ em
500 milyon çocuğa ulaşmanın bedeli bu.Eso es lo que cuesta vacunar a 500 millones de niños.
500 milyon çocuğa ulaşmanın bedeli bu.Itulah biaya untuk menjangkau 500 juta anak.
500 milyon çocuğa ulaşmanın bedeli bu.Právě tolik stojí, postarat se o 500 milionů dětí.
500 milyon çocuğa ulaşmanın bedeli bu.Questo è quanto ci costa raggiungere 500 milioni di bambini.
500 milyon çocuğa ulaşmanın bedeli bu.Taki jest koszt dotarcia do 500 milionów dzieci.
500 milyon çocuğa ulaşmanın bedeli bu.Αυτό είναι το κόστος προσέγγισης μισού δισεκατομμυρίου παιδιών.
500 milyon çocuğa ulaşmanın bedeli bu.Такова цена того, что мы можем охватить 500 миллионов детей.
500 milyon çocuğa ulaşmanın bedeli bu.Толкова струва да стигнем до 500 милиона деца на година.
500 milyon çocuğa ulaşmanın bedeli bu.זה כמה שזה עולה לנו להגיע ל 500 מיליון ילדים.
500 milyon çocuğa ulaşmanın bedeli bu.هذه هي تكلفة الوصول إلى 500 مليون طفل !
500 milyon çocuğa ulaşmanın bedeli bu.一見、大きな金額のようですが、
9 yaşındaki bir çocuğa sordum,저는 이렇게 물어봤습니다.
9 yaşındaki bir çocuğa sordum,Lembro-me de perguntar a um rapaz de 9 anos,
9 yaşındaki bir çocuğa sordum,Megkérdeztem egy kilenc éves kisfiút:
9 yaşındaki bir çocuğa sordum,Opýtal som sa deväťročného chlapca,
9 yaşındaki bir çocuğa sordum,Spytałem dziewięcioletniego chłopca:
9 yaşındaki bir çocuğa sordum,Tôi hỏi cậu rằng
9 yaşındaki bir çocuğa sordum,Zeptal jsem se devítiletého chlapce,
9 yaşındaki bir çocuğa sordum,Ρώτησα ένα 9χρονο αγόρι,
9 yaşındaki bir çocuğa sordum,Попитах едно девет годишно момче:
9 yaşındaki bir çocuğa sordum,Я запитав 9-річного хлопчика:
9 yaşındaki bir çocuğa sordum,Я спросил девятилетнего парнишку:
9 yaşındaki bir çocuğa sordum,שאלתי אותו
9 yaşındaki bir çocuğa sordum,لقد سألته ،
9 yaşındaki bir çocuğa sordum,「男らしさにこだわらずに
9 yaşındaki bir oğlan çocuğuna sormuştum. 9 yaşındaki bir çocuğa sordum,Ich erinnere mich, dass ich einmal einen 9jährigen Jungen fragte:
9 yaşındaki bir oğlan çocuğuna sormuştum. 9 yaşındaki bir çocuğa sordum,Ik herinner me dat ik een 9-jarige jongen vroeg, ik vroeg aan een 9-jarige jongen:
9 yaşındaki bir oğlan çocuğuna sormuştum. 9 yaşındaki bir çocuğa sordum,Îmi amintesc întrebând un băiat de nouă ani, am întrebat un băiat de nouă ani,
9 yaşındaki bir oğlan çocuğuna sormuştum. 9 yaşındaki bir çocuğa sordum,Jag minns att jag frågade en 9 år gammal pojke; jag frågade en 9 år gammal pojke;
9 yaşındaki bir oğlan çocuğuna sormuştum. 9 yaşındaki bir çocuğa sordum,Je me souviens avoir demandé à un garçon de 9 ans, j'ai demandé à un garçon de 9 ans,
9 yaşındaki bir oğlan çocuğuna sormuştum. 9 yaşındaki bir çocuğa sordum,Recuerdo haberle preguntado a un niño de 9 años:
9 yaşındaki bir oğlan çocuğuna sormuştum. 9 yaşındaki bir çocuğa sordum,Ricordo di aver chiesto una volta ad un bimbo di nove anni... chiesi ad un bimbo di nove anni,
9 yaşındaki bir oğlan çocuğuna sormuştum. 9 yaşındaki bir çocuğa sordum,Saya ingat pernah bertanya kepada seorang anak laki-laki yang berusia 9 tahun
Ağlayan çocuğa bir tokat da senin atman demek bu.C'est comme mettre une claque au visage d'un gamin en pleurs.
Ağlayan çocuğa bir tokat da senin atman demek bu.Das ist als, ob du ein weinendes Kind ohrfeigen würdest.
Ağlayan çocuğa bir tokat da senin atman demek bu.Dat is zoiets als het meppen in het gezicht van een huilend kind.
Ağlayan çocuğa bir tokat da senin atman demek bu.Det är som att örfila ansiktet av ett gårtande unge.
Ağlayan çocuğa bir tokat da senin atman demek bu.E' come dare uno schiaffo a un bambino che sta già piangendo.
Ağlayan çocuğa bir tokat da senin atman demek bu.Itu seperti menampar anak kecil yang sedang menangis.
Ağlayan çocuğa bir tokat da senin atman demek bu.Je to ako dať facku plačúcemu dieťaťu.
Ağlayan çocuğa bir tokat da senin atman demek bu.Thật chẳng khác nào tát vào mặt đứa trẻ đang khóc.
Ağlayan çocuğa bir tokat da senin atman demek bu.To jak bicie w twarz płaczącego dziecka!
Ağlayan çocuğa bir tokat da senin atman demek bu.Все равно что ударить плачущего ребенка.
Aileye bir çocuk doğduğu zaman ebeveynlerin aile iznine ayrılma, yani evde kalıp çocuğa bakma hakları vardır.Kun perheeseen syntyy lapsi, vanhemmilla on oikeus pitää perhevapaata eli jäädä hoitamaan lasta kotiin.
Aileye bir çocuk doğduğu zaman ebeveynlerin aile iznine ayrılma, yani evde kalıp çocuğa bakma hakları vardır.عندما يولد طفل في العائلة فيحق للوالدين أخذ إجازة عائلية أي يبقون في البيت لرعاية الطفل.
Aileye bir çocuk doğduğu zaman, yasalara göre anne ya da baba evde kalıp çocuğa bakabilir.Kun perheeseen syntyy lapsi, äiti tai isä voi lain mukaan jäädä kotiin hoitamaan lasta.
Aileye bir çocuk doğduğu zaman, yasalara göre anne ya da baba evde kalıp çocuğa bakabilir.Lors de la naissance d'un enfant, la mère ou le père peut légalement rester à la maison pour le garder.
Aileye bir çocuk doğduğu zaman, yasalara göre anne ya da baba evde kalıp çocuğa bakabilir.När ett barn föds till familjen kan modern eller fadern enligt lag stanna hemma för att ta hand om barnet.
Aileye bir çocuk doğduğu zaman, yasalara göre anne ya da baba evde kalıp çocuğa bakabilir.عندما يولد طفل في العائلة فإن الأم أو الأب يمكنهم طبقاً للقانون البقاء في البيت لرعاية الطفل.
Ama bir çocuğa üçgen verdiğinizde... onunla hiçbir şey yapamaz.Aber gib einem Kind ein Dreieck, dann kann es damit nichts anfangen.
Ama bir çocuğa üçgen verdiğinizde... onunla hiçbir şey yapamaz.Ale ak dáte dieťaťu trojuholník, nemôže s ním nič urobiť.
Ama bir çocuğa üçgen verdiğinizde... onunla hiçbir şey yapamaz.Ale dejte dítěti trojúhelník, a nic s ním neudělá.
Ama bir çocuğa üçgen verdiğinizde... onunla hiçbir şey yapamaz.Dați unui copil un triunghi, el nu va reuși să-l modifice.
Ama bir çocuğa üçgen verdiğinizde... onunla hiçbir şey yapamaz.De ha egy háromszöget adnának egy gyereknek, nem tudná így nyomkodni.
Ama bir çocuğa üçgen verdiğinizde... onunla hiçbir şey yapamaz.Jak damy dziecku trójkąt, nie będzie potrafiło nic z nim zrobić.
Ama bir çocuğa üçgen verdiğinizde... onunla hiçbir şey yapamaz.하지만 어린이에게 삼각형을 주면, 그는 그것을 가지고 아무것도 할 수 없습니다.
Ama bir çocuğa üçgen verdiğinizde... onunla hiçbir şey yapamaz.Maar geef een kind een driehoek, en het kan er niets mee aanvangen.
Ama bir çocuğa üçgen verdiğinizde... onunla hiçbir şey yapamaz.Mais donnez un triangle à un enfant, et il ne peut rien faire avec.
Ama bir çocuğa üçgen verdiğinizde... onunla hiçbir şey yapamaz.Ma se date un triangolo a un bambino, beh, non potrà modificarlo.
İlgili Sayfalar