çoğunlukla ile cümle

çoğunlukla kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
7
ORT. KELİME
Başı dertte insanların çoğunlukla dönecek yeri yoktur.People in trouble often have nowhere to turn.
Ülkedeki otobüsler çoğunlukla zamanında gelmezler.Buses in the country don't usually come on time.
Bir şey yaptırmak istiyorsan onu çoğunlukla kendin yapmalısın.If you want something done, you often have to do it yourself.
Ben çoğunlukla partilere davet edilmem.I don't often get invited to parties.
Amonyak çoğunlukla temizlik ürünlerinde bulunur.Ammonia is often found in cleaning products.
Cumartesi günleri çoğunlukla uğrayan üç arkadaşım var.I have three friends that often drop by on Saturdays.
Çoğunlukla postanenin yanındaki fırından ekmek alırım.I often buy bread from the bakery next to the post office.
Çoğunlukla hava hakkında konuşuruz.We often talk about the weather.
Tom çoğunlukla ofisten ayrılan son kişidir.Tom is often the last one to leave the office.
Çoğunlukla yerli bir konuşucu ile Fransızca konuşma şansım yok.I don't often have a chance to speak French with a native speaker.
Burada çoğunlukla Fransızcanın konuşulduğunu duyarız.We often hear French being spoken here.
Mary çoğunlukla uzun etek giyer.Mary often wears long skirts.
Çoğunlukla ben kardeşimle karıştırılırım.I'm often mistaken for my brother.
Çoğunlukla beni kardeşimle karıştırırlar.I'm often mistaken for my brother.
Tom kışın çoğunlukla örgü kayak şapkası giyiyor.Tom often wears a knit ski cap in the winter.
Harcanılan bir kuruş çoğunlukla biriktirilen bir kuruştan daha faydalıdır.A penny spent is often more useful than one saved.
İşler çoğunlukla beklediğinden daha uzun sürer.Things often take longer than you expect.
Hava bu yaz çoğunlukla güzeldi.For the most part the weather has been nice this summer.
Çocuklar ebeveynleri boşandığı zaman çoğunlukla kendilerini suçlarlar.Children often blame themselves when their parents divorce.
Almak için en zor bulduğun tavsiye çoğunlukla en faydalı olandır.The advice you find the hardest to take is often the most useful.
Dil ders kitapları çoğunlukla sadece iyi insanlar içerirler.Language textbooks often contain only good people.
Hiç yorgun değilim. Arabayı çoğunlukla Tom sürdü.I'm not tired at all. Tom did most of the driving.
Çoğunlukla bir insanın nereden geldiğini konuşmasından anlayabilirsin.You can often tell where a person comes from by his speech.
Öğretmenler çoğunlukla kendi paralarıyla okul malzemeleri alırlar.Teachers often buy school supplies with their own money.
Tom öğle yemeğini çoğunlukla arkadaşlarıyla yer.Tom often eats lunch with his friends.
Çoğunlukla dışarıda yemek yemem.I don't often eat out.
Tom çoğunlukla insanlara onun karısı olduğumu söyler.Tom often tells people I'm his wife.
İnsanlar çoğunlukla bana bilmek istediğimden daha fazlasını söylüyor.People often tell me more than I want to know.
Tom çoğunlukla uygun olmayan zamanlarda aptalca şeyler söylüyor.Tom often says stupid things at inappropriate times.
O çoğunlukla geç gelir.She often comes late.
Profesyonel çevirmenler çoğunlukla sadece kendi ana dillerine çeviri yapar.Professional translators often only translate into their own native language.
İnsanoğlu çoğunlukla kendi hatalarına ve başarısızlıklarına karşı iç görüden yoksundur.Human beings often lack insight into their own faults and failings.
Tom çoğunlukla biraz yüksek sesle konuşur.Tom often speaks a little too loudly.
Annesi akşam yemeğini pişirirken Tom çoğunlukla mutfakta ev ödevini yapar.Tom often does his homework in the kitchen while his mother cooks dinner.
Tom randevulara çoğunlukla geç kalır.Tom is often late for appointments.
Tom buraya geldiğinde çoğunlukla Mary'yi yanında getirir.Tom often brings Mary with him when he comes here.
İyi nasihat çoğunlukla pahalı değildir.Good advice is often not expensive.
Kahvaltı yapmak için çoğunlukla zamanım olmaz.I often don't have time to eat breakfast.
Çoğunlukla içtiğim şey kahvedir.What I drink the most is coffee.
Özel bisiklet bölgesi çoğunlukla trenin arkasındadır.The dedicated bike zone is most often at the rear of the train.
Tom çoğunlukla Mary'nin arabasını sürmesine izin vermiyor.Tom doesn't often let Mary drive his car.
Tom çoğunlukla sundurmada yalnız otururdu, kitap okurdu.Tom would often sit alone on the porch, reading a book.
Bu tür şeyler çoğunlukla kötülükten daha ziyade bir kaza sonucudur.Such things are often a result of accident rather than malice.
"Granite" yerliler tarafından çoğunlukla yanlış telaffuz ediliyor."Granite" is often mispronounced by natives.
Yürüyüşçülere çoğunlukla cadının tankları denilmektedir.Walkers are commonly called witch's tanks.
Bir kalp krizi çoğunlukla mavi gökyüzünden gelen bir şimşek gibi gelir.A heart attack often comes like lightning from a blue sky.
Mary mutfakta çalışırken çoğunlukla alçak sesle şarkılar mırıldanır.Mary often hums songs under her breath while she works in the kitchen.
Çoğunlukla, insanlar kendilerine söylediğine inanırlar.More often than not, people believe what you tell them.
Turp çoğunlukla salata sebzesi olarak kullanılır ve çiğ yenir.Radishes are commonly used as a salad vegetable and eaten raw.
Kalabalık, çoğunlukla kadınlar ve çocuklardı.The crowd was mostly women and children.
Tom çoğunlukla haklıydı.Tom was mostly right.
Tom'un söylediği şey çoğunlukla doğru.What Tom said was mostly true.
İnsanlar çoğunlukla argument ve debate arasındaki farkı karıştırırlar.People often confuse the difference between an argument and a debate.
Tom öğleden sonra çoğunlukla boştur.Tom is frequently free in the afternoon.
Tom çoğunlukla partiye gelen ilk kişi ve partiden ayrılan son kişidir.Tom is often the first one to arrive at a party and the last one to leave.
Tom çoğunlukla hız limitinin biraz üzerinde sürer.Tom often drives slightly over the speed limit.
Bir sorunu çözmek için en basit yol çoğunlukla en iyi yoldur.The simplest way is often the best way to solve a problem.
Bu çoğunlukla tatilde olur.It happens frequently on vacation.
Sanıyorum ki bu tür tercihler çoğunlukla kültürel.I presume such preferences are mostly cultural.
Kahvaltıdan önce çoğunlukla banyo yaparım.I often take a bath before breakfast.
İlgili Sayfalar