çoğu ile cümle
çoğu kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Tom Fransızcayı o kadar kötü konuşuyor ki çoğunlukla yanlış anlaşılıyor.Tom speaks French so badly that he is often misunderstood.
Tom bütün gece ve ertesi günün çoğunu bir kütük gibi uyudu.Tom slept like a log all night and most of the next day.
Tom akşam yemeği yerken çoğunlukla TV izler.Tom often watches TV while eating dinner.
Tom, sık sık gecenin çoğu kısmında yatmaz.Tom often stays up most of the night.
Tom çok iyi pişiremez bu yüzden çoğunlukla dışarıda yer.Tom can't cook very well, so he often eats out.
Tom yemeklerinin çoğunu kağıt tabaklarda yedi.Tom ate many of his meals off of paper plates.
Tom ve arkadaşları, çoğu kez gece yarısına kadar kart oyunu oynar.Tom and his friends often play cards until after midnight.
Kimse paranın çoğunu katkıda bulunan kişinin Tom olduğunu bilmiyordu.Nobody knew that Tom was the person who contributed most of the money.
Tom zamanının çoğunluğunu Mary'ye yardım ederek harcar.Tom spends a majority of his time helping Mary.
Tom okuldan sonra çoğunlukla Mary ile tenis oynar.Tom often plays tennis with Mary after school.
Tom çoğunlukla Mary'ye yardım eder.Tom often helps Mary.
Tom Mary ile çoğunlukla hafta sonlarında takılır.Tom often hangs out with Mary on weekends.
Tom Mary'nin tavsiyesinin çoğunu görmezden geldi.Tom ignored most of Mary's advice.
Esperantoda, "o" ile biten isimler. Çoğul bir "j " ekleyerek oluşturulur.In Esperanto, nouns end in "o". The plural is formed by adding a "j".
Tom günün çoğunu yerel bir dergi için bir makale yazarak geçirdi.Tom spent the better part of the day writing an article for a local magazine.
Çoğu kişi yağla yemek pişirmek yerine tereyağıyla yemek pişirmeyi tercih eder.Many people prefer to cook with butter instead of oil.
Otellerin çoğu tüm yıl boyunca açıktır.Most of the hotels are open all year round.
Tom kirli bulaşıkları çoğunlukla lavaboda bırakır.Tom often leaves dirty dishes in the sink.
Tom çoğunlukla dönüş sinyalini kullanmayı unutur.Tom often forgets to use his turn signal.
Tom akşam yemeğinden sonra çoğunlukla biraz şarap içer.Tom often drinks a little wine after dinner.
Tom çoğunlukla oldukça geç kalır.Tom is quite often late.
Tom eski elbiselerinin çoğunu son zamanlarda rastladığı evsiz adama verdi.Tom gave a lot of his old clothes to a homeless man that he met recently.
Tom Mary'nin söylediklerinin çoğuna inanmıyor.Tom doesn't believe most of what Mary says.
Tom işin çoğunu kendi başına yapar.Tom does most of the work by himself.
Tom deneylerin çoğunu kendi yaptı.Tom did many of the experiments himself.
Tom Mary'nin söylediklerinin çoğuyla aynı fikirde.Tom agrees with a lot of what Mary said.
Tom Mary'nin söylediğinin çoğu ile aynı fikirde.Tom agrees with a lot of what Mary said.
Arkadaşlarımın çoğu, Tom ve Mary'nin aşırı korumacı ebeveynler olduklarını düşünüyorlar.Many of my friends think that Tom and Mary are overprotective parents.
Çoğu büyük Japon firması ihracata bağımlıdır.Most big Japanese firms depend on exports.
Buradaki öğrencilerin çoğu okula bisikletle gider.Most of the students here go to school on bike.
Çoğu kadın öyle düşünür.Most women think like that.
İsviçrelilerin çoğunluğu üç ya da dört dil konuşabilir.The majority of the Swiss can speak three or four languages.
İsviçrelilerin çoğunluğu üç ya da dört dil konuşabilmektedir.The majority of the Swiss can speak three or four languages.
Çalışmak zorunda oldukları saatleri düşünerek öğretmenlerin çoğu iyi geçinmiyor.Most teachers don't make a decent living considering the hours they have to work.
Tom çoğunlukla bisikletle okula gider.Tom often goes to school by bicycle.
Tom çoğunlukla tek başına alışverişe gider.Tom often goes shopping alone.
Tom çoğunlukla derse gelmez.Tom often cuts class.
Turistler çoğunlukla bu dükkandan hediyelik eşya satın aldılar.Tourists often bought souvenirs in this shop.
Arkadaşlarımın çoğu bu gece oraya gidiyor.Lots of my friends are going there tonight.
Atın çoğulu atlardır.The plural of horse is horses.
Çoğu insanın bildiği bir takım yıldızı Büyükayı'dır.One constellation that most people know is the Big Dipper.
Çoğu genç insanın cep telefonu vardır.Most young people have mobile phones.
Alzheimer hastalığı çoğunlukla 60 yaşından fazla olan insanları etkiler.Alzheimer's disease affects mainly people older than 60 years.
Böceklerin organlarının çoğu karınlarındadır.Most of a insect's organs are inside its abdomen.
Genetik hastalıklar çoğunlukla tedavi edilemez.Genetic diseases are mostly irremediable.
Çoğu onun tavsiyeye dirençli olduğuna ikna olmuş.Many are convinced that he is resistant to advice.
Çoğu martı etçildir.Most seagulls are carnivorous.
Çoğunlukla kitap okuyarak saatlerce oturur.He often sits for many hours reading books.
Bu arada, Almanların büyük çoğunluğu Wulff'ın istifasını talep ediyor.In the meantime, the majority of the Germans demand Wulff's resignation.
Jimmy çoğunlukla bütün gece yatmaz.Jimmy often stays up all night.
Çoğunluk teklifi kabul etmedi.The majority didn't accept the proposal.
Butan'ın milli sporu okçuluktur ve yarışmalar düzenli olarak çoğu şehirlerde düzenlenir.Bhutan's national sport is archery, and contests are regularly organized in most towns.
Bu gelenek çoğu evde takip edilir.This custom is followed in most households.
"Nebelbank"'ın çoğulu "Nebelbanken" değil, "Nebelbänke"dir.The plural of "Nebelbank" is "Nebelbänke", not "Nebelbanken".
Japon arabalarının çoğu oldukça güvenilir yapılmıştır.Most Japanese cars are reliable.
John'u çoğunlukla ikiz erkek kardeşi ile karıştırıyorum.I often confuse John and his twin brother.
Gemideki yolcuların çoğu Japondu.Most of the passengers on board were Japanese.
Amerikalıların çoğunluğu göçmenlerin soyundan gelmektedir.The majority of the Americans are descended from immigrants.
Onların çoğu üniversite öğrencileriydi.Most of them were college students.
Parasının çoğunu elbiselere harcar.She spends most of her money on clothes.
İlgili Sayfalar