çirkin ile cümle
çirkin kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
Bayanlar ve baylar, bu silaha bakarken insanoğlunun çirkin tarafıyla yüleşiyoruz.Dames en heren, het zien van dit wapen confronteert ons met de donkere kant van de menselijke geest.
Bayanlar ve baylar, bu silaha bakarken insanoğlunun çirkin tarafıyla yüleşiyoruz.Dámy a pánové, dívajíc se na tuto pušku jsme konfrontováni s ohyzdnou stránkou lidské mysli.
Bayanlar ve baylar, bu silaha bakarken insanoğlunun çirkin tarafıyla yüleşiyoruz.Doamnelor și domnilor, privind această armă, vedem partea urâtă a minții umane.
Bayanlar ve baylar, bu silaha bakarken insanoğlunun çirkin tarafıyla yüleşiyoruz.Hölgyeim és uraim, erre a fegyverre tekintve az emberi elme sötét oldalával találjuk magunkat szemben.
Bayanlar ve baylar, bu silaha bakarken insanoğlunun çirkin tarafıyla yüleşiyoruz.여러분, 이 총을 보면, 우리는 인간의 마음에 있는
Bayanlar ve baylar, bu silaha bakarken insanoğlunun çirkin tarafıyla yüleşiyoruz.Mesdames et Messieurs, en regardant ce fusil, nous sommes confrontés au côté hideux de l'esprit humain.
Bayanlar ve baylar, bu silaha bakarken insanoğlunun çirkin tarafıyla yüleşiyoruz.Mine damer og herrer, når vi ser på dette våben konfronteres vi med menneskelighedens mørke side.
Bayanlar ve baylar, bu silaha bakarken insanoğlunun çirkin tarafıyla yüleşiyoruz.Panie i panowie, patrząc na tę broń, stawiamy czoła ohydnej stronie ludzkiego umysłu.
Bayanlar ve baylar, bu silaha bakarken insanoğlunun çirkin tarafıyla yüleşiyoruz.Senhoras e senhores, ao olhar para esta arma, nós somos confrontados com o lado feio da mente humana.
Bayanlar ve baylar, bu silaha bakarken insanoğlunun çirkin tarafıyla yüleşiyoruz.Signore e signori, guardando questo fucile pensiamo al lato oscuro del genere umano.
Bayanlar ve baylar, bu silaha bakarken insanoğlunun çirkin tarafıyla yüleşiyoruz.Thưa quí vị, nhìn vào cây súng này, chúng ta đang đối mặt với mặt xấu của con người.
Bayanlar ve baylar, bu silaha bakarken insanoğlunun çirkin tarafıyla yüleşiyoruz.Κυρίες και κύριοι, αντικρίζοντας αυτό το όπλο ερχόμαστε αντιμέτωποι με την άσχημη πλευρά της ανθρώπινης φύσης.
Bayanlar ve baylar, bu silaha bakarken insanoğlunun çirkin tarafıyla yüleşiyoruz.Дами и господа, гледайки това оръжие, ние сме изправени срещу грозната страна на човешкия ум.
Bayanlar ve baylar, bu silaha bakarken insanoğlunun çirkin tarafıyla yüleşiyoruz.Пані та панове, дивлячись на цю зброю, ми бачимо огидний бік людського розуму.
Bayanlar ve baylar, bu silaha bakarken insanoğlunun çirkin tarafıyla yüleşiyoruz.גבירותיי ורבותיי, כאשר מסתכלים על רובה זה, אנו עומדים בפני
Bayanlar ve baylar, bu silaha bakarken insanoğlunun çirkin tarafıyla yüleşiyoruz.سيداتي سادتي بالنظر الى هذه البندقية نحن نواجه
Bayanlar ve baylar, bu silaha bakarken insanoğlunun çirkin tarafıyla yüleşiyoruz.この銃を見てください 我々は 人の心の醜い側面と 対峙しています
Bazen, ne yazık ki, işlerin daha çirkin yollara götürülmesi gerekir.70年代後半までには独裁者が 南米を支配しました
Bazen, ne yazık ki, işlerin daha çirkin yollara götürülmesi gerekir.- Áno. Niekedy sa bohužiaľ musia veci meniť skôr nepeknou cestou.
Bazen, ne yazık ki, işlerin daha çirkin yollara götürülmesi gerekir.Às vezes, lamentavelmente... ...é necessário quebrar alguns ovos.
Bazen, ne yazık ki, işlerin daha çirkin yollara götürülmesi gerekir.A veces, por desgracia, hay que cambiar las cosas de forma desagradable.
Bazen, ne yazık ki, işlerin daha çirkin yollara götürülmesi gerekir.Czasem niestety zmiany trzeba wprowadzać w brzydki sposób
Bazen, ne yazık ki, işlerin daha çirkin yollara götürülmesi gerekir.- Ja. Leider müssen manchmal Dinge auf eine hässliche Weise getan werden.
Bazen, ne yazık ki, işlerin daha çirkin yollara götürülmesi gerekir.Na žalost se morajo včasih stvari spremeniti na naprijeten način.
Bazen, ne yazık ki, işlerin daha çirkin yollara götürülmesi gerekir.Néha sajnos a dolgokat csúnya módon kell megváltoztatni.
Bazen, ne yazık ki, işlerin daha çirkin yollara götürülmesi gerekir.- Si. A volte, purtroppo, le cose vanno cambiate in maniera piuttosto brutta.
Bazen, ne yazık ki, işlerin daha çirkin yollara götürülmesi gerekir.- Ya Sayangnya, perubahan kadang berjalan dengan cara yang buruk
Bazen, ne yazık ki, işlerin daha çirkin yollara götürülmesi gerekir.Δυστυχώς, μερικές φορές, τα πράγματα πρέπει να αλλάζουν με μάλλον άσχημο τρόπο.
Bazen, ne yazık ki, işlerin daha çirkin yollara götürülmesi gerekir.Иногда, к несчастью, вещи приходится изменять ужасным путем
Bazen, ne yazık ki, işlerin daha çirkin yollara götürülmesi gerekir.כן, לפעמים, לצערי, דברים .חייבים להשתנות בדרך מכוערת
Bazı pişmanlıklarınız aslında düşünüdüğünüz kadar da çirkin değil.Alcuni dei vostri rimorsi non sono così brutti come pensate che siano.
Bazı pişmanlıklarınız aslında düşünüdüğünüz kadar da çirkin değil.Alguno de sus arrepentimientos no son tan feos como creen.
Bazı pişmanlıklarınız aslında düşünüdüğünüz kadar da çirkin değil.Alguns dos nossos arrependimentos também não são tão feios como pensamos que são.
Bazı pişmanlıklarınız aslında düşünüdüğünüz kadar da çirkin değil.Beberapa penyesalan Anda tidaklah seburuk yang Anda pikirkan.
Bazı pişmanlıklarınız aslında düşünüdüğünüz kadar da çirkin değil.Certains de vos propres regrets ne sont pas aussi laids que vous le pensez.
Bazı pişmanlıklarınız aslında düşünüdüğünüz kadar da çirkin değil.Jullie eigen gevallen van spijt zullen ook niet altijd zo lelijk zijn als jullie denken.
Bazı pişmanlıklarınız aslında düşünüdüğünüz kadar da çirkin değil.여러분의 후회 중 어떤 것들은 사실 여러분이 생각하는 것만큼 그렇게 나쁘지 않다는 겁니다
Bazı pişmanlıklarınız aslında düşünüdüğünüz kadar da çirkin değil.Manches Ihres eigenen Bedauerns ist auch nicht so hässlich, wie sie denken.
Bazı pişmanlıklarınız aslında düşünüdüğünüz kadar da çirkin değil.Một số những sự hối hận của bạn không xấu xa như bạn nghĩ đâu.
Bazı pişmanlıklarınız aslında düşünüdüğünüz kadar da çirkin değil.Některé z vašich vlastních lítostí také nejsou tak ošklivé jak si myslíte, že jsou.
Bazı pişmanlıklarınız aslında düşünüdüğünüz kadar da çirkin değil.Niektóre z waszych własnych żalów nie są tak złe, jak się wam wydaje.
Bazı pişmanlıklarınız aslında düşünüdüğünüz kadar da çirkin değil.Nogle af jeres egne fortrydelser er heller ikke så slemme som I tror de er.
Bazı pişmanlıklarınız aslında düşünüdüğünüz kadar da çirkin değil.Unele dintre propriile regrete nu sunt atât de urâte pe cum credeți.
Bazı pişmanlıklarınız aslında düşünüdüğünüz kadar da çirkin değil.Μερικά πράγματα για τα οποία μετανιώνουμε δεν είναι τόσο άσχημα όσο νομίζουμε ότι είναι.
Bazı pişmanlıklarınız aslında düşünüdüğünüz kadar da çirkin değil.Некоторые из ваших сожалений так же не так страшны, как вам кажется.
Bazı pişmanlıklarınız aslında düşünüdüğünüz kadar da çirkin değil.Някои от нещата, за които вие съжалявате, също не са толкова грозни, колкото си мислите, че са.
Bazı pişmanlıklarınız aslında düşünüdüğünüz kadar da çirkin değil.Певні з ваших власних жалів є також не такими жахливими, як ви гадаєте.
Bazı pişmanlıklarınız aslında düşünüdüğünüz kadar da çirkin değil.חלק מהחרטות שלכם, גם הן לא נוראות כפי שאתם חושבים שהן.
Bazı pişmanlıklarınız aslında düşünüdüğünüz kadar da çirkin değil.بعض الأمور التي نندم عليها ليست قبيحة كما نظن أنها كذلك.
Bazı pişmanlıklarınız aslında düşünüdüğünüz kadar da çirkin değil.醜くないかもしれません。 私がこのタトゥーを入れたのは
Ben bir çirkin gözleri asla kendi kendime düşünüyor, sourer genç 'un karşı karşıya geldi. "Ajattelee itselleni etten koskaan asetettu silmät rumempaa, rikkipitoiset kohtasi nuoren "un."
Ben bir çirkin gözleri asla kendi kendime düşünüyor, sourer genç 'un karşı karşıya geldi. "Crede ca eu să mă N-am stabilit cu ochii pe un fel de lizibilă, sourer cu care se confruntă ONU tineri "."
Ben bir çirkin gözleri asla kendi kendime düşünüyor, sourer genç 'un karşı karşıya geldi. "Denkt, dass ich mich habe ich nie zu Gesicht auf einer hässlicher, konfrontiert säuerlicher jung 'un. "
Ben bir çirkin gözleri asla kendi kendime düşünüyor, sourer genç 'un karşı karşıya geldi. "Denkt dat ik aan mezelf dat ik nooit gezien een lelijker, zuurder geconfronteerd jonge 'un. "
Ben bir çirkin gözleri asla kendi kendime düşünüyor, sourer genç 'un karşı karşıya geldi. "Mengira aku pada diriku sendiri aku pernah melihat sebuah jelek, sourer berwajah 'un. "
Ben bir çirkin gözleri asla kendi kendime düşünüyor, sourer genç 'un karşı karşıya geldi. "Misli, da sem se sam ne bom nikoli nastavite oči na grdo, sourer s katerimi se soočajo mladi "un".
Ben bir çirkin gözleri asla kendi kendime düşünüyor, sourer genç 'un karşı karşıya geldi. "Myśli, że sobie nigdy na oczy brzydsze, sourer wobec młodych "un".
Ben bir çirkin gözleri asla kendi kendime düşünüyor, sourer genç 'un karşı karşıya geldi. "Nghĩ rằng tôi đến bản thân mình tôi không bao giờ đặt mắt trên uglier một, sourer phải đối mặt với bỏ trẻ. "
Ben bir çirkin gözleri asla kendi kendime düşünüyor, sourer genç 'un karşı karşıya geldi. "Pensa che io a me stesso che non ha mai messo gli occhi su un più brutta, aspri di fronte giovani 'ONU ".
Ben bir çirkin gözleri asla kendi kendime düşünüyor, sourer genç 'un karşı karşıya geldi. "Pensa que eu a mim mesma que nunca pôs os olhos em um mais feio, sourer enfrentou un jovens '. "