Ne olursa olsun, kasaplar Yani çayır çimen komisyon, bizon, dilleri, parçalanmış ve bitki sarkık.Torej, mesarji rake the jezike bison iz trave prerijskih, ne glede na raztrgana in povešene rastline.
Ne olursa olsun, kasaplar Yani çayır çimen komisyon, bizon, dilleri, parçalanmış ve bitki sarkık.Vì vậy, hàng thịt cào lưỡi bò rừng bizon của cỏ đồng cỏ, không phụ thuộc vào bị rách và rủ nhà máy.
Ne olursa olsun, kasaplar Yani çayır çimen komisyon, bizon, dilleri, parçalanmış ve bitki sarkık.Więc rzeźników prowizji językami żubrów z trawy prerii, bez względu na rozdarty i obwisłe roślin.
Ne olursa olsun, kasaplar Yani çayır çimen komisyon, bizon, dilleri, parçalanmış ve bitki sarkık.Така че месарите рейк езици на бизон на тревата на прерията, независимо от скъсани и увиснали завод.
Ne olursa olsun, kasaplar Yani çayır çimen komisyon, bizon, dilleri, parçalanmış ve bitki sarkık.Так м'ясників граблі мови зубри з трави прерій, незалежно від розірвані і висячі рослини.
Ne olursa olsun, kasaplar Yani çayır çimen komisyon, bizon, dilleri, parçalanmış ve bitki sarkık.Так мясников грабли языки зубры из травы прерий, независимо от разорванные и висячие растения.
Ne olursa olsun, kasaplar Yani çayır çimen komisyon, bizon, dilleri, parçalanmış ve bitki sarkık.אז קצבים לגרוף את הלשונות של ביזון מתוך הדשא הערבה, ללא קשר קרועים צניחת צמח.
Ne olursa olsun, kasaplar Yani çayır çimen komisyon, bizon, dilleri, parçalanmış ve bitki sarkık.الجزارين حتى أشعل النار ألسنة البيسون من عشب البراري ، بغض النظر عن ممزقة وتدلى النبات.
Ne olursa olsun, kasaplar Yani çayır çimen komisyon, bizon, dilleri, parçalanmış ve bitki sarkık.引き裂かれ植物を垂れ。 メギの華麗な果物は単に私の目のために同様に食でしたが、私が収集さ
Ne zaman bir geviş getiren hayvan çimende otlasa, çimler bu boydan bu boya düşer.Als een herkauwer gras graast, wordt het geknipt van deze hoogte tot deze.
Ne zaman bir geviş getiren hayvan çimende otlasa, çimler bu boydan bu boya düşer.Cand un animal ierbivor paste, iarba este taiata de la aceasta inaltime la aceasta inaltime.
Ne zaman bir geviş getiren hayvan çimende otlasa, çimler bu boydan bu boya düşer.Ketika hewan memamah biak makan rumput, rumput itu terpotong antara tinggi sekian sampai sekian.
Ne zaman bir geviş getiren hayvan çimende otlasa, çimler bu boydan bu boya düşer.Khi một loài súc vật gặm cỏ, cỏ sẽ bị cắt từ chiều cao này xuống chiều cao kia
Ne zaman bir geviş getiren hayvan çimende otlasa, çimler bu boydan bu boya düşer.Kiedy zwierzę przeżuje trawę, ścina ją z tej wysokości do tej.
Ne zaman bir geviş getiren hayvan çimende otlasa, çimler bu boydan bu boya düşer.반추동물이 풀을 뜯을 때, 풀은 이 높이에서 이 높이까지 잘립니다.
Ne zaman bir geviş getiren hayvan çimende otlasa, çimler bu boydan bu boya düşer.Lorsqu'un ruminant broute l'herbe, l'herbe est coupée de cette hauteur à cette hauteur.
Ne zaman bir geviş getiren hayvan çimende otlasa, çimler bu boydan bu boya düşer.Quando un ruminante bruca l'erba, l'erba è tagliata da questa altezza a questa.
Ne zaman bir geviş getiren hayvan çimende otlasa, çimler bu boydan bu boya düşer.Όταν ένα μηρυκαστικό βόσκει, κόβει τόσο περίπου.
Ne zaman bir geviş getiren hayvan çimende otlasa, çimler bu boydan bu boya düşer.Когато животните пасат, тревата става от много висока - ниска.
Ne zaman bir geviş getiren hayvan çimende otlasa, çimler bu boydan bu boya düşer.כאשר מעלה- גירה מלחך עשב, העשב מקוצץ מגובה כזה לגובה כזה.
Ne zaman bir geviş getiren hayvan çimende otlasa, çimler bu boydan bu boya düşer.عندما يرعى مجتر العشب العشب يقص من هذا الارتفاع إلى هذا الارتفاع
Ne zaman bir geviş getiren hayvan çimende otlasa, çimler bu boydan bu boya düşer.すると反射的に面白い事をします
Ruh çimenlerin arasına uzandığında, dünyanın konuşmak için çok fazla dolu olduğunu göreceksiniz.Acolo unde sufletul se odihnește pe iarbă, este prea multă lume pentru a discuta.
Ruh çimenlerin arasına uzandığında, dünyanın konuşmak için çok fazla dolu olduğunu göreceksiniz.Als de ziel zich in dat gras neervlijt, is de wereld te vol om erover te praten.
Ruh çimenlerin arasına uzandığında, dünyanın konuşmak için çok fazla dolu olduğunu göreceksiniz.Amikor a lélek lefekszik abban a fűben, a világ túl tele van hogy beszéljünk róla.
Ruh çimenlerin arasına uzandığında, dünyanın konuşmak için çok fazla dolu olduğunu göreceksiniz.Cuando el alma yace en esa hierba, el mundo está demasiado ocupado para hablar.
Ruh çimenlerin arasına uzandığında, dünyanın konuşmak için çok fazla dolu olduğunu göreceksiniz.Když si duše lehne na tu trávu, svět je příliš plný na to, aby se o něm mluvilo.
Ruh çimenlerin arasına uzandığında, dünyanın konuşmak için çok fazla dolu olduğunu göreceksiniz.Keď si duša líha do trávy, svet je príliš plný, aby sa o ňom dalo rozprávať.
Ruh çimenlerin arasına uzandığında, dünyanın konuşmak için çok fazla dolu olduğunu göreceksiniz.Khi linh hồn nằm dưới cỏ, thế giới qua đầy để nói về.
Ruh çimenlerin arasına uzandığında, dünyanın konuşmak için çok fazla dolu olduğunu göreceksiniz.Kiedy dusza spocznie na tej trawie, świat będzie za duży by mówić o tym.
Ruh çimenlerin arasına uzandığında, dünyanın konuşmak için çok fazla dolu olduğunu göreceksiniz.영혼이 그 풀밭에서 쉬고, 세상이 생각들과 말들로 가득차서
Ruh çimenlerin arasına uzandığında, dünyanın konuşmak için çok fazla dolu olduğunu göreceksiniz.Quand l'âme s'allonge dans cette herbe, le monde déborde trop pour en parler.
Ruh çimenlerin arasına uzandığında, dünyanın konuşmak için çok fazla dolu olduğunu göreceksiniz."Quando a alma repousa nessa erva, "o mundo está demasiado cheio para falar.
Ruh çimenlerin arasına uzandığında, dünyanın konuşmak için çok fazla dolu olduğunu göreceksiniz.Quando l'anima giace in quell'erba, il mondo è troppo pieno per parlarne.
Ruh çimenlerin arasına uzandığında, dünyanın konuşmak için çok fazla dolu olduğunu göreceksiniz.Saat jiwa berbaring di atas rumput, dunia terlalu sarat untuk diperbincangkan.
Ruh çimenlerin arasına uzandığında, dünyanın konuşmak için çok fazla dolu olduğunu göreceksiniz.Wenn die Seele sich in dieses Gras legt, ist die Welt zu erfüllt, um darüber zu reden.
Ruh çimenlerin arasına uzandığında, dünyanın konuşmak için çok fazla dolu olduğunu göreceksiniz.Οταν η ψυχή ξαπλώνει στο γρασίδι, ο κόσμος παραείναι γεμάτος για να μιλήσεις γι'αυτόν.
Ruh çimenlerin arasına uzandığında, dünyanın konuşmak için çok fazla dolu olduğunu göreceksiniz.Когато душата лежи в тревите, Светът е твърде пълен, за да може да се говори за него.
Ruh çimenlerin arasına uzandığında, dünyanın konuşmak için çok fazla dolu olduğunu göreceksiniz.Когда душа моя приляжет на траву, мир окажется слишком полным, чтобы говорить о нём.
Ruh çimenlerin arasına uzandığında, dünyanın konuşmak için çok fazla dolu olduğunu göreceksiniz.Коли душа моя приляже на траву, світ виявиться надто повним, щоб говорити про нього.
Ruh çimenlerin arasına uzandığında, dünyanın konuşmak için çok fazla dolu olduğunu göreceksiniz.כאשר הנשמה שוכבת שם בדשא, העולם מלא מדי בשביל לדבר עליו.
Ruh çimenlerin arasına uzandığında, dünyanın konuşmak için çok fazla dolu olduğunu göreceksiniz.عندما تستلقي الروح على ذاك العشب ، تجد العالم يفيض بما يمكن الحديث عنه ،
Ruh çimenlerin arasına uzandığında, dünyanın konuşmak için çok fazla dolu olduğunu göreceksiniz.世界は語るにも 豊かすぎる 考えも言葉も
Saat başına çimenliği daha kısa sürede temizleyebiliyoruz.Takže "t" se rovná 15/8 hodin.
Sadece güzel çiçekler değil ağaçlar ve çimenler de polenlere sahip.A nejsou to pouze světlé květiny, které mají pyl; mají ho také stromy a různé trávy.
Sadece güzel çiçekler değil ağaçlar ve çimenler de polenlere sahip.A nielen pestré kvety majú peľ, ale aj stromy a trávy.
Sadece güzel çiçekler değil ağaçlar ve çimenler de polenlere sahip.Dan bukan hanya bunga-bunga berwarna terang yang memiliki serbuk sari, tetapi juga pohon-pohon dan rerumputan.
Sadece güzel çiçekler değil ağaçlar ve çimenler de polenlere sahip.En niet alleen felgekleurde bloemen dragen stuifmeel, maar ook bomen en grassen.
Sadece güzel çiçekler değil ağaçlar ve çimenler de polenlere sahip.E non sono solo i fiori dai colori brillanti ad avere il polline, ma anche gli alberi e l'erba.
Sadece güzel çiçekler değil ağaçlar ve çimenler de polenlere sahip.És nemcsak a színes virágok termelnek pollent, a fák és a füvek is.
Sadece güzel çiçekler değil ağaçlar ve çimenler de polenlere sahip.그리고 그것은 단지 꽃가루를 가진 꽃만의 경우만은 아닙니다. 나무나 풀도 해당됩니다.
Sadece güzel çiçekler değil ağaçlar ve çimenler de polenlere sahip.Não são só as flores de cores vivas que têm pólen; as árvores e as ervas também.
Sadece güzel çiçekler değil ağaçlar ve çimenler de polenlere sahip.Nie tylko piękne kwiaty produkują pyłek, robią to też drzewa i trawy.
Sadece güzel çiçekler değil ağaçlar ve çimenler de polenlere sahip.Şi nu doar florile aprins colorate au polen; şi copacii şi ierburile.
Sadece güzel çiçekler değil ağaçlar ve çimenler de polenlere sahip.Und nicht nur farbenprächtige Blumen haben Pollen, sondern auch Bäume und Gräser.
Sadece güzel çiçekler değil ağaçlar ve çimenler de polenlere sahip.Và không chỉ các bông hoa rực rỡ mới có phấn mà cả cây và cỏ.
Sadece güzel çiçekler değil ağaçlar ve çimenler de polenlere sahip.Y no sólo las flores brillantes son las que tienen polen; también los árboles y las hierbas.
Sadece güzel çiçekler değil ağaçlar ve çimenler de polenlere sahip.Και δεν είναι μόνο τα φανταχτερά λουλούδια που έχουν γύρη -- έχουν επίσης και τα δέντρα, και τα χόρτα.
Sadece güzel çiçekler değil ağaçlar ve çimenler de polenlere sahip.И не са само цветята, тези които произвеждат прашец, а също така дърветата и тревичките.
Sadece güzel çiçekler değil ağaçlar ve çimenler de polenlere sahip.Пыльцу имеют не только яркие цветы, пыльца есть у деревьев и трав.