Inek, uzun, yeşil çimenlerin arasında çok yavaş hareket ediyordu.The cows were moving very slowly through the long green grass.
Bir ev, çimentodan yapılmış sağlam bir temel üstüne inşa edilmiştir.A house is built on top of a solid foundation of cement.
Çimento birkaç saat içinde donacak.The cement will set in a couple of hours.
Bazı çocuklar çimenlerin üzerinde oynuyor.Some children are playing on the grass.
Köpeğim sık sık çimene uzanır.My dog often lies on the grass.
Bazen çimenlere uzanırım.I sometimes lie on the grass.
Ben kendimi çimenlerin üzerine attım.I laid myself on the grass.
Biz kilisenin etrafındaki bütün çimenleri ve yabani otları kestik.We cut away all the grass and weeds around the church.
Hiç çimento kullanmadan kalenin duvarlarını inşa ettiler.They built the walls of the fortress without using cement at all.
Demokrasi gıda ve çimento gibi ihraç edilebilir değildir.Democracy is not exportable like food or cement.
Çimenin olduğu yerde su yoktur. Suyun olduğu yerde çimen yoktur.Where there is grass, there is no water. Where there is water, there is no grass.
Güneşli bir günde, Tom çimende uzanmayı sever.Tom loves to lie in the grass on a sunny day.
Atlar çimenleri yer.Horses eat grass.
Komşunun çimenliği daha yeşil.The neighbor's lawn is greener.
Tom Mary'nin yanındaki çimenlerin üzerinde oturdu.Tom sat on the grass next to Mary.
Tom ve Mary ıslak çimentoda el izleri yaptı.Tom and Mary made handprints in the wet cement.
Çimento 2-3 saatte sertleşir.Cement hardens in 2-3 hours.
Tom onun ön çimenliğini biçti.Tom is mowing his front lawn.
Tom çimenin üzerinde yatıyor.Tom is lying on the grass.
Tom'un çimenliği biçilmeye ihtiyaç duyuyor.Tom's lawn needs mowing.
Tom Mary'nin çimenliğini onun için biçti.Tom mowed Mary's lawn for her.
İki çimento torbası yeterli olacak.Two bags of cement will be enough.
Ders, çimenlerin büyümesini izlemek kadar sıkıcıydı.The lecture was as boring as watching grass grow.
Çimen yeşildir.The grass is green.
Çimento hâlâ ıslaktı.The cement was still wet.
Onlar çimenlerin üzerinde birlikte neşeyle dans ettiler.They danced merrily together on the grass.
Benim çimenimde yürüme!Don't walk on my lawn!
Tom çimenlerin üzerinde uzandı ve uykuya daldı.Tom stretched out on the grass and fell asleep.
Kurumak, çimento için biraz zaman alacaktır.It'll take a while for the cement to dry.
Tom'un çimenini biçmesi gerekiyor.Tom needs to mow his lawn.
Çimenleri suluyorum.I'm watering the lawn.
Çimenlikteki yabani otları temizliyorum.I'm weeding the lawn.
Git çimenliği sula.Go water the lawn.
Çimen hâlâ biçmek için çok ıslak.The lawn is still too wet to mow.
Ön çimenimde düzeltilecek büyük bir çalı var.I have a large shrub in my front lawn that needs to be trimmed.
Tom kitara çalarken çimenlerin üzerinde oturdu.Tom sat on the grass, playing ukulele.
Lütfen çimenlerin üzerinde yürümeyin.Please don't walk on the grass.
Üreticiler ayrıca nano çimento üretim metodlarını araştırmaktadırlar.Manufacturers are also investigating the methods of producing nano-cement.
Transite, hypertufa, papercrete ve petecrete yapıştırıcı olarak çimento kullanır.Transite, hypertufa, papercrete and petecrete used cement as a binder.
Bina inşaatında, beton bir bağlayıcı olarak çimento kullanır.In building construction, concrete uses cement as a binder.
Kireç Fransa’dan, çimento Almanya’dan.The lime was from France, the cement from Germany.
Portland Çimentosu: Betonarme yapılarda kullanımı en yaygın çimento türüdür.Portland cement is the most common type of cement in general usage.
Köprü, 1943 yılında yerel halk tarafından çimento kullanılarak onarıldı.Locals repaired it using cement in 1943.
Çimenliğe tepeciğe gittiğimde her yerde barut kokusu ve duman vardı".And then it sort of disappeared, and there was fire and smoke everywhere."
Son olarak bir çimento tesisine yönetici olarak tayin edildi.She was finally appointed Simulation Manager.
Çimen kaya balığı İtalya'da çokça avlanan ticari bir balıktır.The grass goby is also a commercial fish in Italy.
Üstlerinde yemyeşil çimenler ve Düşünen Adam heykeli ile...The Man in the Manhole and the Fix-it Men.
Ateşe karşı dayanıklı yapılar çimentolama işlemi ile kaplama ile sıkça sağlanır.High relief is often carved by working against the grain.
Haeju'da kimyasal madde işletmeleri ile çimento fabrikası bulunmaktadır. ^ "Haeju".Haeju has chemical-related enterprises and a cement factory.
414 ^ Ali Çimen.448 Hyginus.
Babası Bülent (Hakan Çimenser) ve kız kardeşi Burcu ile yaşamaktadır.He witnesses his sister, father and lover anxiously anticipating for him for years.
1824 yılında Joseph Aspdin Portland çimentosunu 'bulmuştur'.Joseph Aspdin obtained a patent for "Portland cement" in 1824.
Büyük bir çelik fabrikası ve çimento fabrikası ile önemli bir sanayi merkezidir.It is home to a large steel mill and a cement factory.
Otoburlardır, türlere bağlı olarak sert çimenleri veya yumuşak yaprakları yiyerek beslenirler.They are herbivores, eating tough grasses or softer leaves, depending on species.
Roma Çimentosu, James Parker tarafından 1796'da patentleştirdiği malzemeye verilen addır.Roman cement is a substance developed by James Parker in the 1780s, being patented in 1796.
Kombine oranları saat başı çimenliğin 1/5'i ve saat başı çimenliğin 1/3'ü olacak.Their combined rate will be 1/5th of a lawn per hour and 1/3rd of a lawn per hour.
Çimenlik başına 15/8 saat.15/8 hours per lawn.
Saat başına çimenliği daha kısa sürede temizleyebiliyoruz.The whole time earlier we had lawns per hour.
Sizin aklınıza çimento gelebilirdi yada mümkünse başka bir şey.You'd think maybe cement, possibly, or something.
Bu selülozik, çayırdaki çimenlerden elde edilen ikinci nesil biyo-yakıtlar.That's cellulosic, second generation biofuels from prairie grass.