Tom yeni bir çift deri eldiven aldı.Tom bought a new pair of leather gloves.
Tom çift vardiya yapmak zorundaydı.Tom had to do a double shift.
Tom oğlunu evcil hayvan çiftliğine götürdü.Tom took his son to the petting zoo.
Tom basamakları çifter çifter çıktı.Tom took the stairs two at a time.
Tom bir çiftlikte doğup büyüdü.Tom was born and raised on a farm.
Tom Mary'ye bir çift elmas küpe verdi.Tom gave Mary a pair of diamond earrings.
Tom Boston'a giderken büyükbabasının çiftliğinde durdu.Tom stopped at his grandfather's farm on his way to Boston.
Üç çift çorap istiyorum.I want three pairs of socks.
Her cümleden sonra bir çift boşluk bırakın.Leave a double space after each sentence.
Geceleyin bir çiftlik evinde durduk.We stopped at a farmhouse overnight.
Bazı kelimeler çift anlama sahiptir.Some words have double meanings.
Biodinamik çiftçiler ayın evrelerine göre ekerler.Biodynamic farmers plant according to the moon phases.
Tom büyük bir çift peynirburger ve patates kızartması siparişi verdi.Tom ordered a large double cheeseburger and fries.
Tom bir çift ameliyat eldiveni giydi.Tom put on a pair of surgical gloves.
Tom ve ailesi buradan çok uzakta olmayan küçük bir çiftlik evinde yaşamaktadır.Tom and his family live in a small farm house not too far from here.
Tom çiftliği satmak zorunda kaldı.Tom was forced to sell his farm.
Ben bir çocukken bir çiftlikte yaşıyordum.I lived on a farm when I was a kid.
Biz bazen çiftliğimizin üzerinde uçan uçaklar görüyoruz.We sometimes see airplanes flying over our farm.
Tom izole edilmiş bir çiftlik evinde yaşıyor.Tom lives in an isolated farm house.
Ahır, çiftlik ekipmanları ve aletleri ile dolu.The barn is full of farm equipment and tools.
O çiftlik Jackson ailesine ait.That farm belongs to the Jackson family.
Böyle böcek ilaçlarını çiftliğimizde kullanmıyoruz.We don't use pesticides like those on our farm.
Bir sonraki çiftlik ne kadar uzakta?How far is the next farm?
Tom sadece büyük bir şehirde yaşayan bir çiftlik çocuğu.Tom is just a farm boy living in a big city.
Tom bir çiftlik almakla ilgilendiğini söyledi.Tom said he was interested in buying a farm.
Bu benim çiftliğim ve satılık değil.This is my farm, and it isn't for sale.
Tom gibi bir şehirli züppenin bir çiftlikte yaşamaktan mutlu olacağını düşünüyor musun?Do you think a city-slicker like Tom would be happy living on a farm?
Çiftliğimiz buradan uzakta değil.Our farm isn't far away from here.
Tom şehirde yaşamayı sevmiyordu ve büyüdüğü çiftliğe geri taşındı.Tom didn't like living in the city and moved back to the farm where he grew up.
Bu çiftlik terk edilmiş gibi görünüyor.This farm seems to have been abandoned.
Bir çiftlikte yaşıyorum.I live on a farm.
Ben asla bir çiftlikte yaşamadım ama ebeveynlerimin ikisi de çiftliklerde büyüdü.I've never lived on a farm, but both of my parents grew up on farms.
Okulumuzda birçok göçmen çiftlik işçisi çocuğu var.There are many migrant farm-worker children at our school.
İkisinin de buraya 3 kilometreden az mesafede çiftlikleri var.They both have farms less than three kilometers from here.
Bu çiftlik nesiller boyu ailemize aitti.This farm has belonged to our family for generations.
Tom yerel çiftliklerden birinde iş buldu.Tom got a job at one of the local farms.
Tom Mary'nin babasına ona çiftliklerinde iş verdirdi.Tom got Mary's father to give him the job on their farm.
Tom çiftliğini babasından miras aldı.Tom inherited his farm from his father.
Çiftliğinizde ne yetiştiriyorsunuz?What do you grow on your farm?
Ne tür bir çiftlik makinesi alman gerekiyor?What kind of farm machinery do you need to buy?
Tom'un ailesi çiftliklerini sattı ve şehre taşındı.Tom's family sold their farm and moved to the city.
Tom geçen yaz bir çiftlikte çalıştı.Tom worked on a farm last summer.
Çiftçiler kamyonu boşalttı.The farm workers unloaded the truck.
Oh Zeus, çiftlik fazla tahıl sağlamıyor.Oh Zeus, the farm does not provide much grain.
Tom ve Mary eski bir çiftlik aldı.Tom and Mary bought an old farm.
Siz ikiniz çok güzel bir çiftsiniz.You two make a nice couple.
Kaç çift çorabın var?How many pairs of socks do you have?
Tom satış fiyatı iyiyse iki çift ayakkabı alabileceğini söyledi.If the sale price is good, Tom said he might buy two pairs of shoes.
Tom, üç yaşındayken Boston'da bir çift tarafından evlat edinildi.Tom was adopted by a couple in Boston when he was three years old.
Muhtemelen birkaç çift çorap alman gerekiyor.You should probably buy a few pairs of socks.
Biz bir çift yeni sandalye aldık.We bought a couple of new chairs.
Tom bana annesine bir çift terlik almak istediğini söyledi.Tom told me that he wanted to buy his mother a pair of slippers.
Ben geçen hafta baktığımız o çiftliği satın almaya karar verdim.I've decided to buy that farm we were looking at last week.
Sana bir çift küpe almak istediğimi düşünüyordum.I was thinking I'd like to buy you a pair of earrings.
Karım çiftliğe gitti.My wife went to the farm.
Tom bir çift lateks eldiven giydi.Tom put on a pair of latex gloves.
Güzel bir çift olacağınızı düşünüyorum.I think you make a lovely couple.
Onlar güzel bir çift olurlar.They make a lovely couple.
Sizden güzel bir çift olur.You make such a lovely couple.
Sizden güzel bir çift olurdu.You'd make a lovely couple.