çiftçi ile cümle
çiftçi kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Mandıra çiftçisi öldü.The dairy farmer died.
Tom'un bir çiftçi olduğunu düşündüm.I thought Tom was a farmer.
Ben bir çiftçiyim.I'm a farmer.
Yerel çiftçiler pazarında alışveriş yapmayı seviyorum.I like shopping at the local farmers' market.
Tom berbat bir çiftçi.Tom is a terrible farmer.
Tom bir çiftçi.Tom is a farmer.
O bir çiftçi.She's a farm worker.
Çiftçilerin çoğunun büyük aileleri vardı.Most of the farmers had large families.
Tom bir çiftçi olabilir.Tom could be a farmer.
Tom bir çiftçi değil.Tom isn't a farmer.
Tom bir çiftçiydi.Tom was a farmer.
Bir çiftçi olmalıydın.You should've been a farmer.
Çiftçi, bir ağaç dikebilmek için bir çukur kazdı.The farmer dug a hole so he could plant a tree.
Bu çiftçi traktör yerine atlara sahip.This farmer owns horses instead of a tractor.
Tom bir patates çiftçisiydi.Tom was a potato farmer.
Biodinamik çiftçiler ayın evrelerine göre ekerler.Biodynamic farmers plant according to the moon phases.
Çiftçiler kamyonu boşalttı.The farm workers unloaded the truck.
Biz çiftçiydik.We were farmers.
Çiftçinin koyunlarından birkaçı, yabani köpekler tarafından öldürülmüştü.The farmer had several of his sheep killed by feral dogs.
Teras çiftçiliği Çin'in dağlık bölgelerinde yaygın olarak uygulanmaktadır.Terrace farming is widely practiced in the mountainous regions of China.
Ben sadece bir çiftçiyim.I'm just a farmer.
Yaşlı bir çiftçiye benziyorum.I look like an old farmer.
Bu keşif, fakir çiftçilerin aleyhine oldu.This discovery has been exploited to the detriment of the poor peasants.
Tom bir koyun çiftçisi.Tom is a sheep farmer.
Onların anne ve babaları çiftçiydiler.Their parents were farmers.
Bir çiftçiye benziyor muyum?Do I look like a farmer?
John Couch Adams 1819 yılında İngiltere'de doğdu. O çiftçi bir ailede doğdu.John Couch Adams was born in England in 1819. He was born to a farming family.
Clyde Tombaugh, Illinois'daki bir çiftlikte doğdu. Onun babası bir çiftçiydi.Clyde Tombaugh was born on a farm in Illinois. His father was a farmer.
Eşim ve ben çiftçiyi ziyaret ediyorduk.My spouse and I were visiting the farmer.
Çiftçi domuz ağılına girdi.The farmer entered the pigsty.
Tom çiftçiliği seviyor.Tom likes farming.
Bazı çiftçiler koyunlarını vahşi köpeklerden korumak için eşekleri kullanıyorlar.Some farmers are using donkeys to protect their sheep from wild dogs.
Solucanlar bir çiftçinin en iyi arkadaşıdır.Earthworms are a gardener's best friends.
Bir solucan bir çiftçinin en iyi dostudur.The earthworm is a gardener's best friend.
Tom bir çiftçi olarak çalıştı.Tom worked as a farmer.
Çiftçiler pirinç ekiyor.The farmers are planting rice.
Çiftçiler arpa ekiyor.The farmers are planting barley.
Çiftçi arpa ekti.The farmer planted barley.
Çiftçi oğullarına hiçbir servet bırakamadı.The farmer could leave no wealth to his sons.
Bu bölge sakinlerinin çoğu çiftçi.Many of the inhabitants of this region are farmers.
Bir eşek sahibi olan her çiftçi ona vurur.Every farmer who owns a donkey beats it.
Çiftçiler tarlaları çabucak sürdü.The farmers quickly plowed the fields.
Ben bir çiftçi olacağım.I'm going to be a farmer.
Çiftçi yeni bir gübre kullanmalı.The farmer should use a new fertiliser.
Çiftçiler sabanla pirinç tarlalarını sürmek için su mandalarını kullanırlar.The farmers use water buffalos to plow rice fields.
Onlar çiftçi değil.They aren't farmers.
Bizim daha fazla çiftçiye ihtiyacımız var.We need more farmers.
Tom bir çiftçi olmak istedi.Tom wanted to be a farmer.
Çiftçilerimize saygı göstermemiz gerek.We need to respect our farmers.
Tom bir çiftçiydi, ancak reklamda bir kariyer düşünüyordu.Tom was a farmer, but dreamed of a career in advertising.
Çiftçiliği severim.I like farming.
Ben bir çiftçi değilim.I'm not a farmer.
Bir çiftçi olmak istedim.I wanted to be a farmer.
Çiftçi buğdayı ahıra götürdü.The farmer took the wheat to the barn.
Sen iyi bir çiftçisin.You're a good farmer.
Tom'un çiftçilik hakkında bir şey bildiğini sanmıyorum.I don't think Tom knows anything about farming.
Sen hâlâ bir çiftçisin, değil mi?You're still a farmer, aren't you?
Tom bir çiftçi değildi.Tom wasn't a farmer.
Sami'nin cesedi bir çiftçi tarafından keşfedildi.Sami's body was discovered by a farmer.
Ben sadece basit bir çiftçiyim.I'm just a simple farmer.