Avrupa çevresinde ise kesin olarak hiç kimse duymamıştı.しかしデング熱は今、WTOによると
Avustralya çevresinde ve son zamanlarda da deniz aşırı yerlerde yapıldı.그야말로 수천명의 사람들이 했으며
Avustralya çevresinde ve son zamanlarda da deniz aşırı yerlerde yapıldı.באיזור אוסטרליה, ולאחרונה גם מעבר לים,
Avustralya çevresinde ve son zamanlarda da deniz aşırı yerlerde yapıldı.من أنحاء أستراليا, و من الخارج في الآونة الأخيرة
Avustralya çevresinde ve son zamanlarda da deniz aşırı yerlerde yapıldı.その成果を見ると 明確な目的に基づく計画は
Ayrıca bütün bunlar Paris ve çevresinde oldu.A jak Vám asi došlo, většina z toho se děla v Paříži nebo kolem Paříže.
Ayrıca bütün bunlar Paris ve çevresinde oldu.E apenas assim que você imaginar, a maior parte desta estava ocorrendo em e próximo de Paris.
Ayrıca bütün bunlar Paris ve çevresinde oldu.I to tylko wyobraźcie sobie, większość tego działa się w Paryżu i jego okolicach.
Ayrıca bütün bunlar Paris ve çevresinde oldu.그리고 당신이 상상할 수 있다시피 이 일의 대부분은 파리나 그 근처에서 일어났습니다
Ayrıca bütün bunlar Paris ve çevresinde oldu.Si, doar ca sa va inchipuiti, mare parte din aceasta se intampla in Paris si in jurul acestuia
Ayrıca bütün bunlar Paris ve çevresinde oldu.Und stell dir vor, das meiste davon passierte in und um Paris.
Ayrıca bütün bunlar Paris ve çevresinde oldu.Все це відбувалося в основному в та навколо Парижа.
Ayrıca bütün bunlar Paris ve çevresinde oldu.По-голямата част от това се случва във или около Париж.
Ayrıca bütün bunlar Paris ve çevresinde oldu.وتخيلوا بأن كل هذا كان يحدث في باريس و ضواحيها
Ayrıca bütün bunlar Paris ve çevresinde oldu.起こっていたんだ。 突然、一つの都市で
Balıkların yüzgeçleri petrol dolmuş oluyor. Bu arkadaşlar sızıntının çevresinde ve içinde yüzmek zorundalar!Ça se loge dans les branchies des poissons qui doivent nager au beau milieu de cette horreur.
Basra Körfezi çevresindeki ulusların güvenliğini ve küresel ekonominin istikrarını tehdit eder.Amenazaría con la eliminación de Israel,
Basra Körfezi çevresindeki ulusların güvenliğini ve küresel ekonominin istikrarını tehdit eder.أمن دول الخليج، واستقرار الاقتصاد العالمي.
Basra Körfezi çevresindeki ulusların güvenliğini ve küresel ekonominin istikrarını tehdit eder.この地域の核武装競争を引き起こし 核拡散防止条約を白紙に戻す危険があります
Batı tarafındaki terk edilmiş binaların çevresinde epey İsvalli var.Heitä vaikuttaa olevan paljon hylätyissä rakennuksissa.
Batı tarafındaki terk edilmiş binaların çevresinde epey İsvalli var.Ja, det verkar vara ganska många- -runt byggnaderna västerut.
Batı tarafındaki terk edilmiş binaların çevresinde epey İsvalli var.Jo, der er vist ret mange - - omkring bygningerne vestpå.
Batı tarafındaki terk edilmiş binaların çevresinde epey İsvalli var.Pois... Parece haver alguns deles a rondar os edifícios abandonados a oeste.
Batı tarafındaki terk edilmiş binaların çevresinde epey İsvalli var.Sí... Parece que muchos están en esos edificios abandonados del oeste.
Batı tarafındaki terk edilmiş binaların çevresinde epey İsvalli var.Sì. Sembra che ce ne siano parecchi intorno a questi edifici abbandonati all'Ovest.
Batı tarafındaki terk edilmiş binaların çevresinde epey İsvalli var.Tak... Zdaje się, że jest ich sporo w tych opuszczonych budynkach na zachodzie.
Batı tarafındaki terk edilmiş binaların çevresinde epey İsvalli var.Ναι, φαίνεται να υπάρχουν αρκετοί γύρω από τα εγκαταλελειμμένα κτίρια, δυτικά.
Batı tarafındaki terk edilmiş binaların çevresinde epey İsvalli var.Да... Похоже, их довольно много возле тех заброшенных зданий на западе.
Bence hepimizin çevresinde olanaklar var. CA:Penso que existem oportunidades à nossa volta.
Bence hepimizin çevresinde olanaklar var.E credo che ci siano opportunità tutto intorno a noi.
Bence hepimizin çevresinde olanaklar var.És azt hiszem mindenhol vannak lehetőségek.
Bence hepimizin çevresinde olanaklar var.Genoeg mogelijkheden, denk ik. CA:
Bence hepimizin çevresinde olanaklar var.Ich glaube, überall gibt es Möglichkeiten.
Bence hepimizin çevresinde olanaklar var.Jag tror att denna möjlighet finns överallt.
Bence hepimizin çevresinde olanaklar var.Je pense que cette possibilité existe tout autour de nous.
Bence hepimizin çevresinde olanaklar var.이런 기회는 우리 주변에 얼마든지 있습니다.
Bence hepimizin çevresinde olanaklar var.Pienso que existe una oportunidad muy cercana.
Bence hepimizin çevresinde olanaklar var.Příležitostí je spousta.
Bence hepimizin çevresinde olanaklar var.Şi cred că oportunitatea asta există peste tot în jurul nostru.
Bence hepimizin çevresinde olanaklar var.Tội phạm ở Mỹ đã giảm đi rất nhiều suốt 3 thập niên qua.
Bence hepimizin çevresinde olanaklar var.Wokół nas jest pełno możliwości.
Bence hepimizin çevresinde olanaklar var.Πιστεύω ότι αυτή η ευκαιρία υπάρχει παντού γύρω μας.
Bence hepimizin çevresinde olanaklar var.Аз мисля, че възможност съществува навсякъде около нас.
Bence hepimizin çevresinde olanaklar var.Я думаю, вокруг нас полно возможностей.
Bence hepimizin çevresinde olanaklar var.ואני חושב שהזדמנויות קיימות מסביבנו.
Bence hepimizin çevresinde olanaklar var.وأعتقد أن هذه الفرصة متاحةٌ للجميع.
Bence hepimizin çevresinde olanaklar var.クリス: 過去30年間アメリカで
Ben de bu çizgisel... ifade sistemini kurdum, kameralar ve geri bildirim çevresinde.저는 이런 일련의 감정 표현들을 이 카메라 장치들과 피드백을 통해 표현했습니다. 꽤 잘 작동했죠. 그리고 좀 더 사실감을 주고자 했고,
Ben de bu çizgisel... ifade sistemini kurdum, kameralar ve geri bildirim çevresinde.قمنا برسم هذا المخطط بالتعبيرات و ردود الفعل و التغذية الراجعة. و عملت بشكل جيد ثم أصبحنا واقعيين قليلاً
Ben de bu çizgisel... ifade sistemini kurdum, kameralar ve geri bildirim çevresinde.カムとフィードバックを表します かなり成功しました そして よりリアルにしていきました 設計も始めました
Ben Maharaji'nin çevresinde hiç gerginlik hissetmedim; o tamamen huzurluydu.Non ho mai sentito tensione vicino a Maharaji, era del tutto a suo agio.
Benyaminliler Avnerin çevresinde toplanarak bir birlik oluşturdular. Bir tepenin başında durup beklediler.Abners strijders van de stam van Benjamin hergroepeerden zich op de top van die heuvel.
Benyaminliler Avnerin çevresinde toplanarak bir birlik oluşturdular. Bir tepenin başında durup beklediler.Dân Bên-gia-min hiệp lại cùng Áp-ne, làm thành một đạo, và dừng lại trên chót một gò nỗng.
Benyaminliler Avnerin çevresinde toplanarak bir birlik oluşturdular. Bir tepenin başında durup beklediler.Dân_Bên - gia-min hiệp lại cùng Áp - ne , làm thành một đạo , và dừng lại trên chót một gò nỗng .
Benyaminliler Avnerin çevresinde toplanarak bir birlik oluşturdular. Bir tepenin başında durup beklediler.Da samlede Benjaminiterne sig om Abne'r og stillede sig i Klynge på Toppen af Gibeat-Amma.
Benyaminliler Avnerin çevresinde toplanarak bir birlik oluşturdular. Bir tepenin başında durup beklediler.Fiii lui Beniamin s'au adunat în urma lui Abner, au făcut o ceată, şi s'au oprit pe vîrful unui deal.
Benyaminliler Avnerin çevresinde toplanarak bir birlik oluşturdular. Bir tepenin başında durup beklediler.I Beniaminiti si radunarono dietro Abner formando un gruppo compatto e si fermarono in cima ad una collina
Benyaminliler Avnerin çevresinde toplanarak bir birlik oluşturdular. Bir tepenin başında durup beklediler.In sinovi Benjaminovi se zbero pri Abnerju ter se skupijo v krdelo, in stopijo na vrh griča.
Benyaminliler Avnerin çevresinde toplanarak bir birlik oluşturdular. Bir tepenin başında durup beklediler.베냐민 족속은 함께 모여 아브넬을 따라 한 떼를 이루고 작은 산꼭대기에 섰더라
Benyaminliler Avnerin çevresinde toplanarak bir birlik oluşturdular. Bir tepenin başında durup beklediler.Men Benjamins barn samlet sig i én flokk om Abner og stilte sig på toppen av en haug.