Fakat yüz çevirdiler mi onlar, ancak ayrılık, aykırılık içindedir.But if they turn away, then they are in schism.
Ama onlar yüz çevirdiler. Bu yüzden üzerlerine Arim selini gönderdik.They ignored (the evidence) and We sent to them a flood, arising from a broken dam.
Organizatörler öneriyi geri çevirdiler.The organisers refused.
Örgütler daveti geri çevirdiler.The organisations declined the invitation.
Babrujsk'u domuz ahırına çevirdiler.They have turned Babrujsk into a pigsty.
Ama onlara savaş farz kılınınca içlerinden pek azı hariç, yüz çevirdiler.Doch wurden die Ambrakier, als sie zurückkehrten, von den zurückgebliebenen Akarnaniern besiegt.
Ancak onlar yüz çevirdiler, böylece Biz de onlara Arim selini gönderdik.Die Götter haben sie uns nur gezeigt und wieder genommen“.
Sonunda geri çevirdiler.Dieser lehnte schließlich ab.
Ancak Mora kentleri planı geri çevirdiler.Der Plan wurde von der Seekriegsleitung abgelehnt.
Birlikte 9 film çevirdiler.Auch drehten sie neun gemeinsame Filme.
Öteki grup ise bu durum yüzünden isimlerini The Mission'a çevirdiler.Hat demnach jemand anders in ihrem Namen diese Anfrage veranlasst?
1921- 1940 yılları arasında yaklaşık 55 film çevirdiler.Zwischen 1921 und 1940 drehten beide etwa 55 Filme.
Birlikte 9 film çevirdiler.Un total de 9 films.
Birlikte 9 film çevirdiler.Hicieron 4 películas juntos.
Daha sonra gelen krallar I. Şapur'un dini töleransını tersine çevirdiler.Posteriores reyes abandonaron la tolerancia religiosa de Sapor.
Sonunda geri çevirdiler.Finalmente renunció.
Ancak onlar yüz çevirdiler, böylece Biz de onlara Arim selini gönderdik.Somos fieles seguidores y acérrimos del Islam y le hemos rebelado contra él."
Ancak Mora kentleri planı geri çevirdiler.I commercianti del quartiere tuttavia si opposero al progetto.
Ancak onlar yüz çevirdiler, böylece Biz de onlara Arim selini gönderdik.ونحن مسؤولون عن هذا الخلق، ومأخوذون بهذا الأنام، فما أغنانا أن نلقى الله بوزرهم، وننقلب إلى الله بإثمهم.
Doğu Trakya'nın içlerinde kale ve yerleşimleri yağmaladılar ve tüm bölgeyi harabeye çevirdiler.Os castelos e assentamentos no interior da Trácia Oriental foram saqueados e a região inteira, devastada.
Ama onlara savaş farz kılınınca içlerinden pek azı hariç, yüz çevirdiler.Indien zij er dan een diaconieschool van zouden maken, zou ze de koopsom aan hen teruggeven.
Ancak Mora kentleri planı geri çevirdiler.Władze miasta odrzuciły jednak projekt.
Birlikte 9 film çevirdiler.Zarejestrowano dziewięć filmów.
Schädle onları geri çevirdiler.Stevens ich zignorował.
Ama onlara savaş farz kılınınca içlerinden pek azı hariç, yüz çevirdiler.När de slutar på -e är adjektivet bara numeruskänsligt (se incredibile i uppställningen nedan).
Schädle onları geri çevirdiler.Spartanerna avvisade dem därför.
Sonunda geri çevirdiler.Nu tackade han till slut ja.
Bazılarını olduğu gibi Türkçeye çevirdiler, bunlar da tuttu.В деяких документах її вказано як турецьку, в інших — як татарську.
Ancak Mora kentleri planı geri çevirdiler.Проте депутати міської Управи відхилили цей проект.
Ancak onlar yüz çevirdiler, böylece Biz de onlara Arim selini gönderdik.Stačí je tedy odmocnit, a dostaneme délku přepony.
Ama onlara savaş farz kılınınca içlerinden pek azı hariç, yüz çevirdiler.Když se jeden z tisů uklonil, některé z nich omdlely; „to byl pravděpodobně on“ (král).
Birlikte 9 film çevirdiler.Natočili spolu devět úspěšných snímků.
Ama onlara savaş farz kılınınca içlerinden pek azı hariç, yüz çevirdiler.Când le-a fost dat însă să lupte, au întors spatele, în afară puținora dintre ei.
Bazılarını olduğu gibi Türkçeye çevirdiler, bunlar da tuttu.Ca tovarăși în a stoarce țara de bani i-a luat și el tot pe greci, ba chiar și pe turci.
Birlikte 9 film çevirdiler.He tekivät yhdessä lopulta yhdeksän elokuvaa.
Ancak Mora kentleri planı geri çevirdiler.Kunnanvaltuusto kuitenkin jäädytti suunnitelmat.
Birlikte 9 film çevirdiler.Προβλήθηκαν 9 ταινίες.
Ancak Mora kentleri planı geri çevirdiler.Kommunen fastholdt dog planerne.
Daha sonra gelen krallar I. Şapur'un dini töleransını tersine çevirdiler.Raja-raja selanjutnya menerapkan kebijakan yang berkebalikan dari Shapur I mengenai toleransi agama.
Daha sonra gelen krallar I. Şapur'un dini töleransını tersine çevirdiler.Các nhà vua sau này đã đảo ngược chính sách khoan dung tôn giáo của Shapur.
Araplar şehrin ismini "Marsala"'ya çevirdiler.아랍인들이 이 지역에 "마르살라"라는 이름을 붙였다.
Sonunda geri çevirdiler.결국은 거절을 하고 만다.
Bazılarını olduğu gibi Türkçeye çevirdiler, bunlar da tuttu.이는 터키어의 로마자에서 시작되었고 그 외의 몇몇 언어에서도 쓰인다.
Alman kuvvetleri bu arada yapılan bir teslim önerisini geri çevirdiler.독일은 또한 강제적 중재 제안에 대해서도 거절을 했다.
Onun için Kiril ve Metodius yeni Kiril Alfabesini üretince, İncil'i Slavcaya çevirdiler.키릴로스와 메토디오스는 선교를 위해 옛 교회 슬라브 문자를 만들어 성서의 내용을 슬라브어로 번역하였다.
Sonunda geri çevirdiler.Накрая той отстъпва.
Ancak Mora kentleri planı geri çevirdiler.Въпреки това босненските сърби отхвърлят плана.
Daha sonra gelen krallar I. Şapur'un dini töleransını tersine çevirdiler.Vėlesni karaliai atmetė Šapuro religinę toleranciją.
Birlikte 9 film çevirdiler.Yra išleisti devyni televizijos filmai.
Bazılarını olduğu gibi Türkçeye çevirdiler, bunlar da tuttu.Šie sukėlė daug problemų tiek graikams, tiek persams.
‹‹Ama atalarımız dinlemek istemediler; inatla sırtlarını çevirdiler, duymamak için kulaklarını tıkadılar.Ale nechtěli pozorovati, a nastavili ramene urputného, a uši své obtížili, aby neslyšeli.
‹‹Ama atalarımız dinlemek istemediler; inatla sırtlarını çevirdiler, duymamak için kulaklarını tıkadılar.Ale nie chcieli dbać; i obrócili się tyłem, a uszy swe zatulili, aby nie słuchali.
‹‹Ama atalarımız dinlemek istemediler; inatla sırtlarını çevirdiler, duymamak için kulaklarını tıkadılar.Ali takrat niso hoteli poslušati in so uporno nastavili pleča in si zatisnili ušesa, da ne bi slišali.
‹‹Ama atalarımız dinlemek istemediler; inatla sırtlarını çevirdiler, duymamak için kulaklarını tıkadılar.Avšak nechceli pozorovať ušami, ale dali spurné plece a obťažili svoje uši, aby nepočuli;
‹‹Ama atalarımız dinlemek istemediler; inatla sırtlarını çevirdiler, duymamak için kulaklarını tıkadılar.Dar ei n'au vrut să ia aminte, ci au întors spatele, şi şi-au astupat urechile ca să n'audă.
‹‹Ama atalarımız dinlemek istemediler; inatla sırtlarını çevirdiler, duymamak için kulaklarını tıkadılar.De nem akarák meghallani, sõt vállaikat vonogaták, és bedugák füleiket, hogy ne halljanak.
‹‹Ama atalarımız dinlemek istemediler; inatla sırtlarını çevirdiler, duymamak için kulaklarını tıkadılar.Eles, porém, não quiseram escutar, e me deram o ombro rebelde, e taparam os ouvidos, para que não ouvissem.
‹‹Ama atalarımız dinlemek istemediler; inatla sırtlarını çevirdiler, duymamak için kulaklarını tıkadılar.청종하기를 싫어하며 등으로 향하며 듣지 아니하려고 귀를 막으며
‹‹Ama atalarımız dinlemek istemediler; inatla sırtlarını çevirdiler, duymamak için kulaklarını tıkadılar.Ma essi hanno rifiutato di ascoltarmi, mi hanno voltato le spalle, hanno indurito gli orecchi per non sentire
‹‹Ama atalarımız dinlemek istemediler; inatla sırtlarını çevirdiler, duymamak için kulaklarını tıkadılar.Men de vilde ikke høre; de var stivnakkede og gjorde deres Ører døve