Aç olanları iyiliklerle doyurdu, Zenginleri ise elleri boş çevirdi.hungrige mettet han med gode gaver, og rikmenn lot han gå bort med tomme hender.
Aç olanları iyiliklerle doyurdu, Zenginleri ise elleri boş çevirdi.Il a rassasié de biens les affamés, Et il a renvoyé les riches à vide.
Aç olanları iyiliklerle doyurdu, Zenginleri ise elleri boş çevirdi.주리는 자를 좋은 것으로 배불리셨으며 부자를 공수로 보내셨도다
Aç olanları iyiliklerle doyurdu, Zenginleri ise elleri boş çevirdi.Lačne je nasitil z dobrimi rečmi in bogate je odpravil prazne.
Aç olanları iyiliklerle doyurdu, Zenginleri ise elleri boş çevirdi.Lačné nakrmil dobrými věcmi, a bohaté pustil prázdné.
Aç olanları iyiliklerle doyurdu, Zenginleri ise elleri boş çevirdi.lačných naplnil dobrými vecami a bohatých poslal preč prázdnych.
Aç olanları iyiliklerle doyurdu, Zenginleri ise elleri boş çevirdi.Łaknące napełnił dobremi rzeczami, a bogacze rozpuścił próżne.
Aç olanları iyiliklerle doyurdu, Zenginleri ise elleri boş çevirdi.Nälkäiset hän on täyttänyt hyvyyksillä, ja rikkaat hän on lähettänyt tyhjinä pois.
Aç olanları iyiliklerle doyurdu, Zenginleri ise elleri boş çevirdi.Ngài đã làm cho kẻ đói được đầy thức ăn ngon, Và đuổi kẻ giàu về tay không.
Aç olanları iyiliklerle doyurdu, Zenginleri ise elleri boş çevirdi.Ngài đã làm cho kẻ đói được đầy thức_ăn ngon , Và đuổi kẻ giàu về tay_không .
Aç olanları iyiliklerle doyurdu, Zenginleri ise elleri boş çevirdi.Orang lapar dipuaskan-Nya dengan segala kebaikan, si kaya diusir dengan hampa
Aç olanları iyiliklerle doyurdu, Zenginleri ise elleri boş çevirdi.Pe cei flămînzi i -a săturat de bunătăţi, şi pe cei bogaţi i -a scos afară cu mînile goale.
Aç olanları iyiliklerle doyurdu, Zenginleri ise elleri boş çevirdi.πεινωντας ενεπλησεν απο αγαθα και πλουτουντας εξαπεστειλε κενους.
Aç olanları iyiliklerle doyurdu, Zenginleri ise elleri boş çevirdi.алчущих исполнил благ, и богатящихся отпустил ни с чем;
Aç olanları iyiliklerle doyurdu, Zenginleri ise elleri boş çevirdi.Гладните напълни с блага. А богатите отпрати празни.
Aç olanları iyiliklerle doyurdu, Zenginleri ise elleri boş çevirdi.голодних сповнив добром, а багатих одіслав упорожнї;
Aç olanları iyiliklerle doyurdu, Zenginleri ise elleri boş çevirdi.רעבים מלא טוב ועשירים שלח ריקם׃
Aç olanları iyiliklerle doyurdu, Zenginleri ise elleri boş çevirdi.اشبع الجياع خيرات وصرف الاغنياء فارغين.
Aç olanları iyiliklerle doyurdu, Zenginleri ise elleri boş çevirdi.叫 飢 餓 的 得 飽 美 食 、 叫 富 足 的 空 手 回 去
Aç olanları iyiliklerle doyurdu, Zenginleri ise elleri boş çevirdi.叫 飢餓 的 得飽 美食 、 叫 富足 的 空手 回去
‹‹Ama atalarımız dinlemek istemediler; inatla sırtlarını çevirdiler, duymamak için kulaklarını tıkadılar.Ale nechtěli pozorovati, a nastavili ramene urputného, a uši své obtížili, aby neslyšeli.
‹‹Ama atalarımız dinlemek istemediler; inatla sırtlarını çevirdiler, duymamak için kulaklarını tıkadılar.Ale nie chcieli dbać; i obrócili się tyłem, a uszy swe zatulili, aby nie słuchali.
‹‹Ama atalarımız dinlemek istemediler; inatla sırtlarını çevirdiler, duymamak için kulaklarını tıkadılar.Ali takrat niso hoteli poslušati in so uporno nastavili pleča in si zatisnili ušesa, da ne bi slišali.
‹‹Ama atalarımız dinlemek istemediler; inatla sırtlarını çevirdiler, duymamak için kulaklarını tıkadılar.Avšak nechceli pozorovať ušami, ale dali spurné plece a obťažili svoje uši, aby nepočuli;
‹‹Ama atalarımız dinlemek istemediler; inatla sırtlarını çevirdiler, duymamak için kulaklarını tıkadılar.Dar ei n'au vrut să ia aminte, ci au întors spatele, şi şi-au astupat urechile ca să n'audă.
‹‹Ama atalarımız dinlemek istemediler; inatla sırtlarını çevirdiler, duymamak için kulaklarını tıkadılar.De nem akarák meghallani, sõt vállaikat vonogaták, és bedugák füleiket, hogy ne halljanak.
‹‹Ama atalarımız dinlemek istemediler; inatla sırtlarını çevirdiler, duymamak için kulaklarını tıkadılar.Eles, porém, não quiseram escutar, e me deram o ombro rebelde, e taparam os ouvidos, para que não ouvissem.
‹‹Ama atalarımız dinlemek istemediler; inatla sırtlarını çevirdiler, duymamak için kulaklarını tıkadılar.청종하기를 싫어하며 등으로 향하며 듣지 아니하려고 귀를 막으며
‹‹Ama atalarımız dinlemek istemediler; inatla sırtlarını çevirdiler, duymamak için kulaklarını tıkadılar.Ma essi hanno rifiutato di ascoltarmi, mi hanno voltato le spalle, hanno indurito gli orecchi per non sentire
‹‹Ama atalarımız dinlemek istemediler; inatla sırtlarını çevirdiler, duymamak için kulaklarını tıkadılar.Men de vilde ikke høre; de var stivnakkede og gjorde deres Ører døve
‹‹Ama atalarımız dinlemek istemediler; inatla sırtlarını çevirdiler, duymamak için kulaklarını tıkadılar.Nhưng chúng nó không chịu nghe, xây vai lại đặng sau, và bịt lỗ tai lại đặng không nghe.
‹‹Ama atalarımız dinlemek istemediler; inatla sırtlarını çevirdiler, duymamak için kulaklarını tıkadılar.Nhưng chúng_nó không chịu nghe , xây vai lại đặng sau , và bịt lỗ tai lại đặng không nghe .
‹‹Ama atalarımız dinlemek istemediler; inatla sırtlarını çevirdiler, duymamak için kulaklarını tıkadılar.Pero no quisieron escuchar. Más bien, se encogieron de hombros rebeldemente y taparon sus oídos para no oír
‹‹Ama atalarımız dinlemek istemediler; inatla sırtlarını çevirdiler, duymamak için kulaklarını tıkadılar.Αλλ' ηρνηθησαν να προσεξωσι και εστρεψαν νωτα απειθη και εβαρυναν τα ωτα αυτων δια να μη ακουσωσι.
‹‹Ama atalarımız dinlemek istemediler; inatla sırtlarını çevirdiler, duymamak için kulaklarını tıkadılar.Но они не хотели внимать, отворотились от Меня, и уши свои отяготили, чтобы не слышать.
‹‹Ama atalarımız dinlemek istemediler; inatla sırtlarını çevirdiler, duymamak için kulaklarını tıkadılar.Но те отказаха да слушат, оттеглиха плещите си и запушиха ушите си за да не чуват.
‹‹Ama atalarımız dinlemek istemediler; inatla sırtlarını çevirdiler, duymamak için kulaklarını tıkadılar.וימאנו להקשיב ויתנו כתף סררת ואזניהם הכבידו משמוע׃
‹‹Ama atalarımız dinlemek istemediler; inatla sırtlarını çevirdiler, duymamak için kulaklarını tıkadılar.فابوا ان يصغوا واعطوا كتفا معاندة وثقّلوا آذانهم عن السمع.
‹‹Ama atalarımız dinlemek istemediler; inatla sırtlarını çevirdiler, duymamak için kulaklarını tıkadılar.他 們 卻 不 肯 聽 從 、 扭 轉 肩 頭 、 塞 耳 不 聽
‹‹Ama atalarımız dinlemek istemediler; inatla sırtlarını çevirdiler, duymamak için kulaklarını tıkadılar.他 們卻 不 肯 聽從 、 扭轉肩頭 、 塞耳不聽
Ama ondalık kesre çevirdiğimizde daha kolay olduğunu düşünüyorum. %35.7 ile başlayalım.주로 소수가 비교하기에 적당하다고 생각해요 먼저 35.7%부터 시작해 봅시다
Ama ondalık kesre çevirdiğimizde daha kolay olduğunu düşünüyorum. %35.7 ile başlayalım.Det er dog ofte nemmeste med decimaltal. Lad os starte med 35,7 procent.
Ama ondalık kesre çevirdiğimizde daha kolay olduğunu düşünüyorum. %35.7 ile başlayalım.Dla mnie ułamki dziesiętne są najprostsze. Zacznijmy od 35,7 %.
Ama ondalık kesre çevirdiğimizde daha kolay olduğunu düşünüyorum. %35.7 ile başlayalım.Kezdjünk akkor a 35,7 százalékkal!
Ama ondalık kesre çevirdiğimizde daha kolay olduğunu düşünüyorum. %35.7 ile başlayalım.Maar ik vind decimalen de makkelijkste manier om te vergelijken. Laten we starten met de 35,7%.
Ama ondalık kesre çevirdiğimizde daha kolay olduğunu düşünüyorum. %35.7 ile başlayalım.Vždy se mi ale zdálo nejjednodušší převést je na desetinná čísla a pak je porovnat. Začneme s 35,7%.
Ama ondalık kesre çevirdiğimizde daha kolay olduğunu düşünüyorum. %35.7 ile başlayalım.Αλλα παντα βρισκο τους δεκαδικους ποιο ευκολο να συγρινο. Ας αρχισουμε λοιπον με το 35.7%.
Ama ondalık kesre çevirdiğimizde daha kolay olduğunu düşünüyorum. %35.7 ile başlayalım.Но аз винаги намирам десетичните дроби като най-лесният начин за сравнение. Така че нека започнем с 35,7%.
Ama ondalık kesre çevirdiğimizde daha kolay olduğunu düşünüyorum. %35.7 ile başlayalım.では 35.7% からはじめましょう. これを小数に変換します.
Ama sen reddettin, sırt çevirdin, Çok öfkelendin meshettiğin krala.(88:39) Но ныне Ты отринул и презрел, прогневался на помазанника Твоего;
Ama sen reddettin, sırt çevirdin, Çok öfkelendin meshettiğin krala.(89:39) Et pourtant, tu as rejeté, tu as repoussé! Tu t`es irrité contre ton oint!
Ama sen reddettin, sırt çevirdin, Çok öfkelendin meshettiğin krala.Aber nun verstößest du und verwirfst und zürnest mit deinem Gesalbten.
Ama sen reddettin, sırt çevirdin, Çok öfkelendin meshettiğin krala.Jako mesiac bude pevne stáť na veky a jako svedok na oblohe verný. Sélah.
Ama sen reddettin, sırt çevirdin, Çok öfkelendin meshettiğin krala.Jako měsíc utvrzeno bude na věky, a jako svědkové na obloze hodnověrní.
Ama sen reddettin, sırt çevirdin, Çok öfkelendin meshettiğin krala.Jako miesiąc będzie utwierdzone na wieki, i jako świadkowie na niebie godnowierni. Sela.
Ama sen reddettin, sırt çevirdin, Çok öfkelendin meshettiğin krala.그러나 주께서 주의 기름 부음 받은 자를 노하사 물리쳐 버리셨으며
Ama sen reddettin, sırt çevirdin, Çok öfkelendin meshettiğin krala.Mas tu o repudiaste e rejeitaste, tu estás indignado contra o teu ungido.
Ama sen reddettin, sırt çevirdin, Çok öfkelendin meshettiğin krala.Megáll örökké, mint a hold, és bizonyos, mint a felhõben lévõ bizonyság. Szela.
Ama sen reddettin, sırt çevirdin, Çok öfkelendin meshettiğin krala.Men du har forstødt og forkastet din Salvede og handlet i Vrede imod ham;
Ama sen reddettin, sırt çevirdin, Çok öfkelendin meshettiğin krala.Net als de maan zal hij er altijd zijn, want Hij die vanuit de hemel getuigt, is trouw."