çekmek ile cümle
çekmek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
11
ORT. KELİME
Bu bizi üç numaralı örneğimize getiriyor: otostop çekmek.Dat brengt ons bij voorbeeld nummer drie: liften.
Bu bizi üç numaralı örneğimize getiriyor: otostop çekmek.Điều này dẫn đến ví dụ thứ 3: Đi nhờ.
Bu bizi üç numaralı örneğimize getiriyor: otostop çekmek.Esto nos lleva al ejemplo número tres: hacer autostop.
Bu bizi üç numaralı örneğimize getiriyor: otostop çekmek.Isto leva-me ao exemplo número três: pedir boleia.
Bu bizi üç numaralı örneğimize getiriyor: otostop çekmek.여기서 세번째 사례로 이어가겠습니다. 바로 히치하이킹이죠.
Bu bizi üç numaralı örneğimize getiriyor: otostop çekmek.Questo porta all'esempio numero tre: l'autostop.
Bu bizi üç numaralı örneğimize getiriyor: otostop çekmek.Αυτό μας φέρνει στο παράδειγμα νούμερο τρία: ωτοστόπ.
Bu bizi üç numaralı örneğimize getiriyor: otostop çekmek.Това води до пример номер три: автостоп.
Bu bizi üç numaralı örneğimize getiriyor: otostop çekmek.Це нас приводить до третього прикладу: автостоп.
Bu bizi üç numaralı örneğimize getiriyor: otostop çekmek.Это приводит нас к примеру номер три: автостоп.
Bu bizi üç numaralı örneğimize getiriyor: otostop çekmek.זה מוביל לדוגמה מספר שלוש: טרמפים.
Bu bizi üç numaralı örneğimize getiriyor: otostop çekmek.وهذا يقود الى المثال الثالث: السفر مجانا(صُحبة).
Bu bizi üç numaralı örneğimize getiriyor: otostop çekmek.私はヒッチハイクが死に絶えたとは思いません
budistler " Hayat acı çekmekle ilgilidir" derler.Buddhisti tvrdia "Život je o trápení".
budistler " Hayat acı çekmekle ilgilidir" derler.Buddistit sanoo " Elämä on pääosaltaan kärsimystä".
budistler " Hayat acı çekmekle ilgilidir" derler.Buddysci mawiaja, ze 'zycie polega na cierpieniu'
budistler " Hayat acı çekmekle ilgilidir" derler. Çoğu zaman acıyı yaratan bizleriz.私たちは自ら苦難を作ってしまうことが、ままある。
budistler " Hayat acı çekmekle ilgilidir" derler.Đức Phật nói: "Đời là bể khổ."
budistler " Hayat acı çekmekle ilgilidir" derler.El budista dice "La vida es sufrimiento".
budistler " Hayat acı çekmekle ilgilidir" derler.Il Buddista dice: "La vita riguarda la sofferenza".
budistler " Hayat acı çekmekle ilgilidir" derler.불교에서는 인생이 곧 고통이라고 말합니다.
budistler " Hayat acı çekmekle ilgilidir" derler.Le boudiste dit " La vie est une histoire de souffrance"
budistler " Hayat acı çekmekle ilgilidir" derler.Umat Buddha berkata "Kehidupan adalah tentang penderitaan".
budistler " Hayat acı çekmekle ilgilidir" derler.Οι Βουδιστές λένε "Η ζωή έχει να κάνει με τον πόνο"
budistler " Hayat acı çekmekle ilgilidir" derler.Буддизм говорить: " Життя - це страждання".
budistler " Hayat acı çekmekle ilgilidir" derler.Буддисты говорят : " Жизнь - это страдание".
budistler " Hayat acı çekmekle ilgilidir" derler.הבודהיסט אומר: "החיים הם סבל"
budistler " Hayat acı çekmekle ilgilidir" derler.يقول البوذي: "الحياة هي المعاناة"
Bu durum 1971 yılında Fransa altınını geri çekmek isteyip de Nikson bunu reddedince zirve yaptı.A helyzet 1971-ben tetőzött, amikor Franciaország megpróbálta kivenni az aranyát, amit Nixon megtagadott.
Bu durum 1971 yılında Fransa altınını geri çekmek isteyip de Nikson bunu reddedince zirve yaptı.A situação atingiu um clímax em 1971 quando a França tentou fazer um saque do seu ouro e Nixon recusou.
Bu durum 1971 yılında Fransa altınını geri çekmek isteyip de Nikson bunu reddedince zirve yaptı.Cela, bien sûr, a déclenché un rapide déclin de la valeur du dollar.
Bu durum 1971 yılında Fransa altınını geri çekmek isteyip de Nikson bunu reddedince zirve yaptı.Die erreichte 1971 einen Höhepunkt, als Frankreich sein Gold zurückforderte und Präsident Nixon dies ablehnte.
Bu durum 1971 yılında Fransa altınını geri çekmek isteyip de Nikson bunu reddedince zirve yaptı.La situación llegó a su clímax en 1971 cuando Francia intentó retirar todo su oro, y Nixon se negó.
Bu durum 1971 yılında Fransa altınını geri çekmek isteyip de Nikson bunu reddedince zirve yaptı.La situazione toccò il suo apice nel 1971 quando la Francia provò a ritirare il proprio oro, ma Nixon rifiutò.
Bu durum 1971 yılında Fransa altınını geri çekmek isteyip de Nikson bunu reddedince zirve yaptı.Situace vyvrcholila v roce 1971, kdy se Francie pokusila vybrat si své zlato, a Nixon jim ho odmítl vydat.
Bu durum 1971 yılında Fransa altınını geri çekmek isteyip de Nikson bunu reddedince zirve yaptı.Situaţia a în 1971, când Franţa a încercat să se retragă este aur, iar Nixon a refuzat.
Bu durum 1971 yılında Fransa altınını geri çekmek isteyip de Nikson bunu reddedince zirve yaptı.Tapaus kulminoitui vuonna 1971, kun Ranska yritti vetää kultansa, ja Nixon kieltäytyi.
Bu durum 1971 yılında Fransa altınını geri çekmek isteyip de Nikson bunu reddedince zirve yaptı.Η κατάσταση κλιμακώθηκε το 1971 οταν η Γαλλία προσπάθησε να επαναπατρίσει τον χρυσό της και ο Νίξον αρνήθηκε
Bu durum 1971 yılında Fransa altınını geri çekmek isteyip de Nikson bunu reddedince zirve yaptı.ولكن الوضع تعقد عندما طلبت فرنسا سحب رصيدها من الذهب ونيكسون رفض
Bu durumda dikkat çekmek için istedi sizin için ve beni yarı yolda bırakmadı.Ich fragte Sie sich um diese Situation zu für Sie und Sie let me down.
Bu durumda dikkat çekmek için istedi sizin için ve beni yarı yolda bırakmadı.Ik vroeg je om te zorgen voor die situatie voor jou en je laat me naar beneden.
Bu durumda dikkat çekmek için istedi sizin için ve beni yarı yolda bırakmadı.Jeg bad dig om at tage sig af denne situation for dig og du lader mig ned.
Bu durumda dikkat çekmek için istedi sizin için ve beni yarı yolda bırakmadı.Je vous ai demandé de prendre soin de cette situation pour vous et vous me laisser tomber.
Bu durumda dikkat çekmek için istedi sizin için ve beni yarı yolda bırakmadı.Kértem, hogy vigyázzon, hogy a helyzet az Ön számára, és hagyott cserben.
Bu durumda dikkat çekmek için istedi sizin için ve beni yarı yolda bırakmadı.난 그 상황을 돌봐달라고 당신을 위해 당신은 날 실망시키지.
Bu durumda dikkat çekmek için istedi sizin için ve beni yarı yolda bırakmadı.Le pidió que cuidara de que la situación de para usted y usted me ha defraudado.
Bu durumda dikkat çekmek için istedi sizin için ve beni yarı yolda bırakmadı.Pedi-lhe para cuidar dessa situação para você e você me decepcionou.
Bu durumda dikkat çekmek için istedi sizin için ve beni yarı yolda bırakmadı.Poprosiłem, aby dbać o tej sytuacji dla Ciebie i mnie nie zawiódł.
Bu durumda dikkat çekmek için istedi sizin için ve beni yarı yolda bırakmadı.Prosil sem vas skrbeti, da se razmere za vas in me pustila na cedilu.
Bu durumda dikkat çekmek için istedi sizin için ve beni yarı yolda bırakmadı.Ptal jsem se vás postarat se o této situaci a vy mě zklamal. Nejsem jako vy.
Bu durumda dikkat çekmek için istedi sizin için ve beni yarı yolda bırakmadı.Pýtal som sa vás postarať sa o tejto situácii a vy ma sklamal.
Bu durumda dikkat çekmek için istedi sizin için ve beni yarı yolda bırakmadı.Pyysin teitä huolehtimaan, että tilanne sinulle ja sinä minulle pettymystä.
Bu durumda dikkat çekmek için istedi sizin için ve beni yarı yolda bırakmadı.Saya meminta Anda untuk menangani situasi yang untuk Anda dan Anda membiarkan saya.
Bu durumda dikkat çekmek için istedi sizin için ve beni yarı yolda bırakmadı.Te-am rugat să aibă grijă de această situaţie pentru tine si lasa-ma jos.
Bu durumda dikkat çekmek için istedi sizin için ve beni yarı yolda bırakmadı.Ti ho chiesto di prendersi cura di questa situazione per voi e mi avete deluso.
Bu durumda dikkat çekmek için istedi sizin için ve beni yarı yolda bırakmadı.Tôi hỏi bạn để chăm sóc tình hình đó cho bạn và bạn cho tôi xuống.
Bu durumda dikkat çekmek için istedi sizin için ve beni yarı yolda bırakmadı.Σου ζήτησα να ασχοληθούν με την κατάσταση για σας και σας απογοητεύσει.
Bu durumda dikkat çekmek için istedi sizin için ve beni yarı yolda bırakmadı.Помолих ви да се грижи за тази ситуация за теб и ти ме разочарова.
Bu durumda dikkat çekmek için istedi sizin için ve beni yarı yolda bırakmadı.Я просив вас, щоб піклуватися про те, що ситуація для вас, і ви мене не підводили.
Bu durumda dikkat çekmek için istedi sizin için ve beni yarı yolda bırakmadı.Я просил вас, чтобы заботиться о том, что ситуация для вас, и вы меня не подводили.