çekiyor ile cümle

çekiyor kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Eski moda giyimiyle fetiş bir model olarak dikkat çekiyordu.容姿端麗で子供服のモデルをしている。
İçeride, kemerli yapı aniden dikkatimizi çekiyor.内部に地下通路が縦横に張り巡らされている。
Aralarında başı, Zoe'nin yeğeni olan Basileios çekiyordu.美しすぎる大統領の甥・ジュブが乗ってきた。
İnanıyorum ki devlet başkanımızın öldürülmesinin getirdiği sonuçların acısını çekiyoruz.我们正在承受失去国家元首所带来的后果。
Taker, sakallarıyla dikkat çekiyordu.被羅傑視為眼中釘。
Ben de çekiyorum aynı acıyı.與朕同一憂勤。
El freni yine çıplak yapısıyla dikkat çekiyordu.在《擁抱豔陽天》中,她又一次出演了裸体镜头。
Pepee gibi biraz konuşma zorluğu çekiyor.跟辣椒素一样亦有刺激性。
İnsanlar çekiyor.士民感動。
Grup düşüncelerini hiç düşünmeksizin dile getiriyordu ve tavırlarıyla çok dikkat çekiyordu.好些朋友勸她三思,她仍執意前去。
İshak Bey Padişaha karşı ayıp olmasın diye atın dizginlerini çekiyor.因為不滿加茲罕任意廢立可汗。
Ve zorbalar geliyor, Kalbin özgürlük için iç çekiyor.가름의 속박이 풀리고 가름은 자유의 몸이 되어 달려나간다.
Çünkü, ben sizin paçalarınızdan çekiyorum bu nedenle.이 때문에 삼촌과는 의절하고 말았다.
Demine devranına Hü diyelim Hü! diye gülbang çekiyorlar (dua ediyorlar) ve Pir'den himmet istiyorlardı.원제를 보필한 소망지와 대립하여, 소망지를 자결하게 하여 환관의 지배체제를 유지하였다.
Çünkü sizler cehlin elinde cezanızı çekiyorsunuz” diyerek ruhunu teslim eder.폐하께서는 스스로를 보존하십시오.”란 말을 남기고 물 속으로 투신하였다.
Telefon çekiyor.닛폰 방송.
Ben de çekiyorum aynı acıyı.그러면 나도 너희를 불쌍히 여길 것이다.
Telefon çekiyor.הטלפון מצלצל.
Çünkü, milyonlarca ezilmiş insanın ıstırabını çekiyorum."בכך הוקרתי את זכרם של מיליוני נרצחים".
Çünkü, ben sizin paçalarınızdan çekiyorum bu nedenle.רוצה אתה שאאבד כל אומתך בגללך?
Gerçekten şımarık ve seksi, sizlerin dikkatini çekiyor ve bu benim zevk almamı sağlıyor.זה אלבום חצוף ופלרטטני, והוא תופס את תשומת הלב שלך, ואני נהנית מי זה.
Ordnance QF 17 pounder tanksavar topunu çekiyordu.כוחות בריטיים הגיבו באמצעות תותח Ordnance QF 17 pounder על טנקי השרמן.
Bu yüzden acı çekiyor ve kızgınlık duyuyor" dedi.השיב להם בכעס וברוגז".
İnsanlar çekiyor.אנשים התקהלו.
Ilk bölümlerde huysuzluğuyla dikkat çekiyor.הפרק הראשון מתעתע במורכבותו.
Bir şeyler yanlış gidiyor, birileri acı çekiyor.איש לא מת, אך רבים סבלו ייסורים.
Kurtarma ve yangın söndürme ekipleri böylece yangının merkezine ulaşmakta güçlük çekiyordu.לוחמי האש של הרשות הארצית לכבאות והצלה נדרשו למאמץ מוגבר לשם כיבוי השריפות.
Muhalif ekibin başını Nihat Erim çekiyordu.למפקד החטיבה התמנה נחום שריג.
Aralarında başı, Zoe'nin yeğeni olan Basileios çekiyordu.Главен сред тях бил племенникът на Зоя.
İnsanlar çekiyor.Извиват се хора.
Dilber Hala'nın kokular sürmesini, Azim'in cinsel açlık çekiyor gibi hareket etmesini komik değil (...)Възможно е и Хефест да е роден от Хера (без намесата на Зевс) като отмъщение за раждането на Атина.
Bu haliyle tüm Avrupalı güçlerin ilgisini çekiyordu.Изхода от нея ще определят европейските сили.
El freni yine çıplak yapısıyla dikkat çekiyordu.Там Живков отново се занимава с читалищна самодейност.
Hasta istirahat halindeyken nefes darlığı çekiyorsa, sıvının boşaltılması gereklidir.Ako bolesnik ne diše, treba mu dati umjetno disanje.
Bir şeyler yanlış gidiyor, birileri acı çekiyor.Niektorí ľudia sú chorí a iní zdraví.
İçeride, kemerli yapı aniden dikkatimizi çekiyor.Priznaná konštrukcia zastrešenia je v interiéri zaujímavo stvárnená.
Ailesi maddi sorunlar çekiyordu.Potom ale rodina utrpel finančné ťažkosti.
Gerçekten şımarık ve seksi, sizlerin dikkatini çekiyor ve bu benim zevk almamı sağlıyor.Som Cigán, vyzerám dobre a robím, čo ma baví!.
İnsanlar çekiyor.Ľudová kantáta op.
Başlarda ilgisini matematik çekiyordu.Zelo zgodaj se je začel zanimati za matematiko.
Telefon çekiyor.Laukim skambučio.
İnsanlar çekiyor.Tačiau žmonės drįso.
Bir şeyler yanlış gidiyor, birileri acı çekiyor.Mõnesid need aitavad, mõnesid kahjustavad.
Melling Türkçe öğrenmişti ama Osmanlıca alfabesinde zorluk çekiyordu.Arup oli edukas õpilane, hoolimata raskustest taani keelega.
0,15 çarpı 100, 15'tir. Virgülü iki basamak sağa çekiyoruz.0,15 razy 100 równa się 15. przesunąłem przecinek o 2 miejsca w prawo...
180 kilo, yaklaşık 400 pound, yiyecek, yakıt ve erzağı yanımda çekiyordum.저는 180kg에 달하는 음식과 연료와 장비들을 끌고 10주간 평균 -35℃, 최저 -50℃까지 내려가는 추위를 뚫고
180 kilo, yaklaşık 400 pound, yiyecek, yakıt ve erzağı yanımda çekiyordum.180 kilogramm ételt, üzemanyagot és felszerelést vonszoltam.
180 kilo, yaklaşık 400 pound, yiyecek, yakıt ve erzağı yanımda çekiyordum.Ciągnąłem za sobą 180 kg jedzenia, paliwa i innych zapasów.
180 kilo, yaklaşık 400 pound, yiyecek, yakıt ve erzağı yanımda çekiyordum.Eu estava a carregar 180 kg de comida, combustível e outras provisões
180 kilo, yaklaşık 400 pound, yiyecek, yakıt ve erzağı yanımda çekiyordum.Ich schleppte 180 Kilo Essen, Heizöl und Vorräte.
180 kilo, yaklaşık 400 pound, yiyecek, yakıt ve erzağı yanımda çekiyordum.Ik sleepte 180 kilo voedsel, brandstof en hulpmiddelen.
180 kilo, yaklaşık 400 pound, yiyecek, yakıt ve erzağı yanımda çekiyordum.Jeg trak 180 kilo mad og brændstof og forråd, omkring 180 kilo.
180 kilo, yaklaşık 400 pound, yiyecek, yakıt ve erzağı yanımda çekiyordum.Je tirais 180 kilos de nourriture, de carburant et d'équipement, environ 400 livres.
180 kilo, yaklaşık 400 pound, yiyecek, yakıt ve erzağı yanımda çekiyordum.Saya menyeret 180 kilogram makanan, bahan bakar, dan perlengkapan.
180 kilo, yaklaşık 400 pound, yiyecek, yakıt ve erzağı yanımda çekiyordum.Ťahal som so sebou 180 kíl jedla, paliva a zásob, čo je okolo 400 libier.
180 kilo, yaklaşık 400 pound, yiyecek, yakıt ve erzağı yanımda çekiyordum.Táhl jsem 180 kilo jídla, paliva a dalších zásob, to je kolem 400 liber.
180 kilo, yaklaşık 400 pound, yiyecek, yakıt ve erzağı yanımda çekiyordum.Tôi kéo 180 kí lương thực và dầu và các đồ dùng, khoảng 400 pounds.
180 kilo, yaklaşık 400 pound, yiyecek, yakıt ve erzağı yanımda çekiyordum.Trăgeam 180 kg de alimente, combustibil şi provizii
180 kilo, yaklaşık 400 pound, yiyecek, yakıt ve erzağı yanımda çekiyordum.Trascinavo 180 chili di cibo, provviste e carburante, circa 400 libbre.
180 kilo, yaklaşık 400 pound, yiyecek, yakıt ve erzağı yanımda çekiyordum.Za seboj sem vlekel 180 kilogramov hrane, goriva in ostale opreme.

İlgili Sayfalar