çekişmeli ile cümle
çekişmeli kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
9
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Huzurlu evlilik bu dünyanın cennetidir, çekişmeli evlilik bu dünyanın arafıdır.Marriage, in peace, is this world's paradise; in strife, this life's purgatory.
Sen çekişmeli davranıyorsun.You're being contentious.
Din hakkındaki tartışmalar sık sık çok çekişmeli.Discussions about religion are very often contentious.
Pelikanlarla insanlar arasındaki ilişki sıklıkla çekişmeli olmuştur.The relationship between pelicans and people has often been contentious.
Birinci Enternasyonal'in bir diğer çekişmeli konusu reformizmin rolü oldu.Another issue in the First International was the role of reformism.
Hırvatistan'da sıkı çekişmeli seçim kampanyası başladıTight, contentious election campaign begins in Croatia
Üsküp belediye başkanlığı yarışı da çekişmeli gidiyor.The mayoral race in Skopje is also close.
Anketler: Bulgar Parlamento Seçimleri Çekişmeli GeçecekPolls: Bulgarian Parliamentary Vote a Cliffhanger
Seçimler özellikle Split'te çekişmeli geçecek gibi görünüyor.The election promises to be particularly fierce in Split.
En çekişmeli mücadelenin Üsküp'te geçmesi bekleniyor.The toughest contest is expected in Skopje.
En çekişmeli mücadelenin Üsküp belediye başkanlığında yaşanması bekleniyor.The fiercest battle is expected to be the mayoral race in Skopje.
Yarışın ikinci bölümü daha çekişmeli geçer.The second part of the race is more hotly contested.
1790'lar oldukça çekişmeli geçti.The 1790s were highly contentious.
Üçüncü bölüm ise son derece canlı ve çekişmelidir.Der dritte Satz ist freudig und temperamentvoll.
Çekişmeli ve çekişmesiz yargı şeklinde ikiye ayrılmaktadır.Die Gelappte Melde ist einhäusig getrenntgeschlechtig (monözisch).
Birlikte tatlı ve çekişmeli bir aşk yaşarlar .Nebenher läuft eine dünnblütige Liebes- und Eifersuchtsgeschichte.
Pelikanlarla insanlar arasındaki ilişki sıklıkla çekişmeli olmuştur.Su relación entre pelícanos y el hombre ha sido a menudo conflictiva.
Ana madde: Rhône derbisi Fransa'nın en çekişmeli rekabetidir.Le Classique: Marsiglia-PSG, è la rivalità più accesa della Francia.
Çok çok çekişmeli giden seride oynanan 7 maç da uzatmaya kaldı.Предстоит многое улучшить в нашей игре, чтобы сыграть семь матчей.
1966 Türkiye Birinciliği Türk basketbol tarihinin en çekişmeli şampiyonası oldu.Чемпионат мира 1966 года стал самым запоминающимся событием в карьере Пака.
Pelikanlarla insanlar arasındaki ilişki sıklıkla çekişmeli olmuştur.A relação entre pelicanos e pessoas tem sido frequentemente controversa.
Birinci Enternasyonal'in bir diğer çekişmeli konusu reformizmin rolü oldu.Outra questão na Primeira Internacional foi o papel do reformismo.
Vagos aynı zamanda Grove Street Families ile de çekişmelidir.A Rifa também tem uma antipatia com a Grove Street Families.
Maçlar genelde çekişmeli geçmektedir.Os jogos são frequentemente motivo de apostas.
Üçüncü bölüm ise son derece canlı ve çekişmelidir.Deel 3 is aftastend en terughoudend.
Birlikte tatlı ve çekişmeli bir aşk yaşarlar .Ze gaan een hevige stormachtige liefdesrelatie aan.
Birinci Enternasyonal'in bir diğer çekişmeli konusu reformizmin rolü oldu.Było jednym z elementów ogólnonarodowej dyskusji na temat drugiego etapu reformy.
1991-92 sezonu oldukça çekişmeli bir sezon olarak geçti.Sezon 2000/01 można śmiało nazwać sezonem powrotów.
Bu defa seri, geçen yıldan bile daha çekişmeli geçti.Tym razem i Rzymianie byli dużo lepiej przygotowani niż przed rokiem.
Bu defa seri, geçen yıldan bile daha çekişmeli geçti.Цього разу фестиваль був більше розрекламований.
Oldukça çekişmeli bir harita.Доволі потайна акула.
Sezonun ilk yarışı olarak Avustralya Grand Prix, gayet çekişmeli geçmiştir.V prvním závodě sezóny, Grand Prix Austrálie, musel odstoupit.
NBA tarihini en çekişmeli serilerinden birisi olan bu eşleşmede gülen taraf Celtics oldu.Dnes se jedná o jednu z nejdéle vydávaných černobílých komiksových sérií současnosti.
Birlikte tatlı ve çekişmeli bir aşk yaşarlar .Între cei doi se înfiripă în scurt timp o iubire tumultoasă și chinuitoare.
Çok çekişmeli geçen çarpışmalar sonucunda Karahanlılar yenilgiye uğratıldı.Külön érdekesség, hogy az előttük végző walesieket oda-vissza legyőzték.
Ligde ise Real Sociedad ile yaşanan çekişmeli sezonun ardından birincilik geldi.Totuuden Torvi joutui vaikeuksiin viranomaisten kanssa heti ensimmäisestä numerosta lähtien.
Çekişmeli süreç halen devam etmektedir.Η αναμέτρηση συνεχίζεται.
Vagos aynı zamanda Grove Street Families ile de çekişmelidir.Επίσης διαθέτει πολύ καλές σχέσεις με την Groove Street Families.
Calderón, 2006 yılındaki çekişmeli başkanlık seçimi sonucunda görevi devraldı.Calderón blev valgt ind i det omdiskuterede præsidentvalg i 2006.
1991-92 sezonu oldukça çekişmeli bir sezon olarak geçti.Sæsonen 1991/92 var på mange måder et godt år.
Maçlar genellikle çekişmeli geçmektedir.Spillet er for det meste spillbart.
Üçüncü bölüm ise son derece canlı ve çekişmelidir.Bagian tengahnya difungsikan sebagai mihrab dan mimbar.
Üçüncü bölüm ise son derece canlı ve çekişmelidir.Nhiệm vụ của Sư đoàn 7 rất gian truân và nặng nề.
Üçüncü bölüm ise son derece canlı ve çekişmelidir.第3楽章 とても生き生きと ヘ長調。
Oldukça çekişmeli bir harita.やっぱり、怖い本だ。
Birinci Enternasyonal'in bir diğer çekişmeli konusu reformizmin rolü oldu.제1인터내셔널의 또 다른 문제는 개혁주의의 역할이었다.
Maç baştan sona çekişmeli gitmiştir.Мачът е отложен първоначално.
Hem soruşturmacı hem de çekişmeli ceza hukuku sistemleri doğrulama yanlılığından etkilenmektedirler.Вследствие установителното действие и безспорността се погасява правото на иск.
Birlikte tatlı ve çekişmeli bir aşk yaşarlar .Двамата се впускат в спонтанна и искрена любовна история.
Oldukça çekişmeli bir harita.Trama labai karti.
Bu defa seri, geçen yıldan bile daha çekişmeli geçti.Ikaldus oli veel suurem kui eelmisel aastal.
Oldukça çekişmeli bir harita.Oli küllalt tugev maletaja.
Sezonun ilk yarışı olarak Avustralya Grand Prix, gayet çekişmeli geçmiştir.Esimesel hooajal Austraalia kõrgliigas tuldi kohe liiga põhihooaja võitjaks.
"Bencil ve çekişmeli bir halk birbirine tutunamaz ve birlik olmayınca hiçbir etki yaratılamaz."Continuou dizendo: "As pessoas egoístas e conflituosas não se integram. "E sem integração nada se pode fazer".
"Bencil ve çekişmeli bir halk birbirine tutunamaz ve birlik olmayınca hiçbir etki yaratılamaz."Dalej pisał, że "Samolubni i kłótliwi nie będą zgodni, a bez zgodności nic się nie osiągnie".
"Bencil ve çekişmeli bir halk birbirine tutunamaz ve birlik olmayınca hiçbir etki yaratılamaz."Dále řekl, že "Sobečtí a svárliví lidé nebudou držet pohromadě a bez soudržnosti se ničeho nedosáhne."
"Bencil ve çekişmeli bir halk birbirine tutunamaz ve birlik olmayınca hiçbir etki yaratılamaz.""다른 종족을 정복 할 것이다." 라고 했습니다.
"Bencil ve çekişmeli bir halk birbirine tutunamaz ve birlik olmayınca hiçbir etki yaratılamaz.""Егоистичните и конфликтни хора няма да се впишат, а без съгласуване нищо не се постига."
"Bencil ve çekişmeli bir halk birbirine tutunamaz ve birlik olmayınca hiçbir etki yaratılamaz.""С эгоистичными и склочными людьми тяжело сладить, а без слаженности невозможно достичь результата".
"Bencil ve çekişmeli bir halk birbirine tutunamaz ve birlik olmayınca hiçbir etki yaratılamaz."וכובש את השני."