çayır ile cümle
çayır kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
Diyelim ki ormandasınız, veya çayırdasınız; ve bu karıncayı çimin ucuna tırmanırken görüyorsunuz.Si v gozdu ali na pašniku in vidiš mravljo, kako leze proti vrhu travniškega lista.
Diyelim ki ormandasınız, veya çayırdasınız; ve bu karıncayı çimin ucuna tırmanırken görüyorsunuz.Stel, je bent in het bos of je staat in een weiland. Je ziet een mier langs een grasspriet omhoog kruipen.
Diyelim ki ormandasınız, veya çayırdasınız; ve bu karıncayı çimin ucuna tırmanırken görüyorsunuz.Szóval az erdőben vannak, vagy a legelőn, és látják, hogy egy hangya egy fűszálon mászik felfelé.
Diyelim ki ormandasınız, veya çayırdasınız; ve bu karıncayı çimin ucuna tırmanırken görüyorsunuz.Tak. Jste v lese, nebo na pastvině a vidíte takového mravence, jak leze na list trávy.
Diyelim ki ormandasınız, veya çayırdasınız; ve bu karıncayı çimin ucuna tırmanırken görüyorsunuz.Tänk dig att du är ute i skogen, eller i en hage och ser en myra som klättrar upp för ett grässtrå.
Diyelim ki ormandasınız, veya çayırdasınız; ve bu karıncayı çimin ucuna tırmanırken görüyorsunuz.Vocês estão numa floresta ou num prado, e veem esta formiga trepar por uma erva.
Diyelim ki ormandasınız, veya çayırdasınız; ve bu karıncayı çimin ucuna tırmanırken görüyorsunuz.Вот вы в лесу, или на лужайке, и вы видите муравья, ползущего по травинке.
Diyelim ki ormandasınız, veya çayırdasınız; ve bu karıncayı çimin ucuna tırmanırken görüyorsunuz.И така излезли сте в гората, или сте на някое пасище и виждате мравка, която се катери по стрък трева.
Diyelim ki ormandasınız, veya çayırdasınız; ve bu karıncayı çimin ucuna tırmanırken görüyorsunuz.נניח שאתם נמצאים ביער או באחו, ואתם רואים את הנמלה הזאת מטפסת על עלה עשב.
Diyelim ki ormandasınız, veya çayırdasınız; ve bu karıncayı çimin ucuna tırmanırken görüyorsunuz.إذا انت في الغابة أو في المرعى.. وترى هذه النملة التي تتسلق ورقة العشب هذه.
Diyelim ki ormandasınız, veya çayırdasınız; ve bu karıncayı çimin ucuna tırmanırken görüyorsunuz.そこで アリが草の葉に這い上がるのを見ます 上まで這い上がり そして落ちます
En kuzeyde yaşayan Eskimolar, geniş çayırlılarda yaşayan Afrikalılardan daha farklı beslenirler.El pueblo inuit en el norte comía muy diferente que los africanos en la sabana.
En kuzeyde yaşayan Eskimolar, geniş çayırlılarda yaşayan Afrikalılardan daha farklı beslenirler.האינואיטים בצפון הרחוק אכלו אז אחרת לגמרי מהאפריקנים של הסוואנה.
En kuzeyde yaşayan Eskimolar, geniş çayırlılarda yaşayan Afrikalılardan daha farklı beslenirler.全く違うものを食べていました しかしながら 科学者たちがそういった 狩猟採取民族の食事を分析すると
Fakat, aslında buralar çayır kuşları ve bitkiler için çayırlık doğal ortamlar.Aber sie sind vielmehr bewohnbares Weideland für Weidevögel und -pflanzen.
Fakat, aslında buralar çayır kuşları ve bitkiler için çayırlık doğal ortamlar.Dar, de fapt, acestea sunt habitate de pășuni pentru păsări și plante de pășune.
Fakat, aslında buralar çayır kuşları ve bitkiler için çayırlık doğal ortamlar.그런데 그런 지역은 새와 식물류가 있는 초원 서식지이죠.
Fakat, aslında buralar çayır kuşları ve bitkiler için çayırlık doğal ortamlar.Ma, in effetti, essi sono praterie, habitat per uccelli e piante da prateria.
Fakat, aslında buralar çayır kuşları ve bitkiler için çayırlık doğal ortamlar.Mais en fait, ils sont devenus des prairies habitables par des oiseaux de prairie et des plantes.
Fakat, aslında buralar çayır kuşları ve bitkiler için çayırlık doğal ortamlar.Nhưng thật ra chúng là chúng là môi trường sống của những loài chim và thực vật đồng cỏ.
Fakat, aslında buralar çayır kuşları ve bitkiler için çayırlık doğal ortamlar.Αλλά στην πραγματικότητα είναι συστήματα ανοικτών πεδιάδων για πουλιά και φυτά.
Fakat, aslında buralar çayır kuşları ve bitkiler için çayırlık doğal ortamlar.Но всъщност са полска естествена среда за полски птици и растения.
Fakat, aslında buralar çayır kuşları ve bitkiler için çayırlık doğal ortamlar.Но на самом деле, это лугопастбищные угодья и среда обитания для луговых птиц и растений.
Fakat, aslında buralar çayır kuşları ve bitkiler için çayırlık doğal ortamlar.אבל, למעשה, הם בית גידול של ערבות עשב. עבור ציפורים וצמחים של ערבות עשב.
Fakat, aslında buralar çayır kuşları ve bitkiler için çayırlık doğal ortamlar.ولكن، في الحقيقة هي مراعي عشبية موطن للطيور والنباتات العشبية.
Fakat, aslında buralar çayır kuşları ve bitkiler için çayırlık doğal ortamlar.鳥や植物の生息地でした 草原は潅木地帯につながっていました
Haysman Kullanıcı çayır Mrs.Haysman der Wiese war Homosexuell mit einem Zelt, in dem Mrs. Bunting und andere Damen waren
Haysman Kullanıcı çayır Mrs.Haysman의 초원 부인 깃발천과 다른 여자들이되었던에 텐트와 게이
Haysman Kullanıcı çayır Mrs.Prado Haysman era gay con una tienda de campaña, en la que la señora Bunting y otras damas se
Haysman Kullanıcı çayır Mrs.Prairie Haysman était gay avec une tente, dans lequel Mme Bunting et autres dames étaient
Haysman Kullanıcı çayır Mrs.وكان ميدو Haysman لمثلي الجنس مع خيمة ، الذي السيدة الرايات وغيرها من السيدات
Haysman Kullanıcı çayır Mrs.お茶を準備し、することなく、一方、日曜学校の子供たちがレースを走り、ゲームをプレイ
Her türlü ürünle dolup taşacak ambarlarımız; Binlerce, on binlerce yavrulayacak Çayırlarda davarlarımız.우리의 곳간에는 백곡이 가득하며 우리의 양은 들에서 천천과 만만으로 번성하며
Her türlü ürünle dolup taşacak ambarlarımız; Binlerce, on binlerce yavrulayacak Çayırlarda davarlarımız.vore Forrådskamre er fulde, de yder Forråd på, Forråd, vore Hjorde føder Tusinder, Titusinder på vore Marker,
Her türlü ürünle dolup taşacak ambarlarımız; Binlerce, on binlerce yavrulayacak Çayırlarda davarlarımız.מזוינו מלאים מפיקים מזן אל זן צאוננו מאליפות מרבבות בחוצותינו׃
Her türlü ürünle dolup taşacak ambarlarımız; Binlerce, on binlerce yavrulayacak Çayırlarda davarlarımız.اهراؤنا ملآنة تفيض من صنف فصنف. اغنامنا تنتج الوفا وربوات في شوارعنا.
Her türlü ürünle dolup taşacak ambarlarımız; Binlerce, on binlerce yavrulayacak Çayırlarda davarlarımız.我 們 的 倉 盈 滿 、 能 出 各 樣 的 糧 食 、 我 們 的 羊 、 在 田 間 孳 生 千 萬
Her türlü ürünle dolup taşacak ambarlarımız; Binlerce, on binlerce yavrulayacak Çayırlarda davarlarımız.我 們 的 倉盈滿 、 能 出 各 樣 的 糧食 、 我們 的 羊 、 在 田 間 孳生 千萬
İsa, ‹‹Halkı yere oturtun›› dedi. Orası çayırlıktı. Böylece halk yere oturdu. Yaklaşık beş bin erkek vardı.예수께서 가라사대 이 사람들로 앉게 하라 하신대 그 곳에 잔디가 많은지라 사람들이 앉으니 수효가 오천쯤 되더라
İsa, ‹‹Halkı yere oturtun›› dedi. Orası çayırlıktı. Böylece halk yere oturdu. Yaklaşık beş bin erkek vardı.Аз съм истинската лоза, и Отец ми е земеделецът.
İsa, ‹‹Halkı yere oturtun›› dedi. Orası çayırlıktı. Böylece halk yere oturdu. Yaklaşık beş bin erkek vardı.ויאמר ישוע צוו את העם לשבת ארצה וירק דשא לרב היה במקום ההוא וישבו לארץ כחמשת אלפי איש במספר׃
İsa, ‹‹Halkı yere oturtun›› dedi. Orası çayırlıktı. Böylece halk yere oturdu. Yaklaşık beş bin erkek vardı.فقال يسوع اجعلوا الناس يتكئون. وكان في المكان عشب كثير. فاتكأ الرجال وعددهم نحو خمسة آلاف.
İsa, ‹‹Halkı yere oturtun›› dedi. Orası çayırlıktı. Böylece halk yere oturdu. Yaklaşık beş bin erkek vardı.耶 穌 說 、 你 們 叫 眾 人 坐 下 。 原 來 那 地 方 的 草 多 、 眾 人 就 坐 下 、 數 目 約 有 五 千
İsa, ‹‹Halkı yere oturtun›› dedi. Orası çayırlıktı. Böylece halk yere oturdu. Yaklaşık beş bin erkek vardı.耶穌說 、 你 們叫眾 人 坐下 。 原來 那 地方 的 草 多 、 眾人 就 坐下 、 數目約 有 五千
İsa herkesi küme küme yeşil çayıra oturtmalarını buyurdu.Allora ordinò loro di farli mettere tutti a sedere, a gruppi, sull'erba verde
İsa herkesi küme küme yeşil çayıra oturtmalarını buyurdu.Alors il leur commanda de les faire tous asseoir par groupes sur l`herbe verte,
İsa herkesi küme küme yeşil çayıra oturtmalarını buyurdu.Atunci le -a poruncit să -i aşeze pe toţi, cete-cete, pe iarba verde.
İsa herkesi küme küme yeşil çayıra oturtmalarını buyurdu.Då befallde han dem att låta alla i skilda matlag lägga sig ned i gröna gräset.
İsa herkesi küme küme yeşil çayıra oturtmalarını buyurdu.Él les mandó que hiciesen recostar a todos por grupos sobre la hierba verde
İsa herkesi küme küme yeşil çayıra oturtmalarını buyurdu.Então lhes ordenou que a todos fizessem reclinar-se, em grupos, sobre a relva verde.
İsa herkesi küme küme yeşil çayıra oturtmalarını buyurdu.És parancsolá nékik, hogy ültessenek le mindenkit csoportonként a zöld pázsitra.
İsa herkesi küme küme yeşil çayıra oturtmalarını buyurdu.In jim ukaže, naj jih posadé vse zaporedoma, omizje za omizjem, po zeleni travi.
İsa herkesi küme küme yeşil çayıra oturtmalarını buyurdu.I rozkázal jim, aby se kázali posaditi všechněm po houfích na zelené trávě.
İsa herkesi küme küme yeşil çayıra oturtmalarını buyurdu.제자들을 명하사 그 모든 사람으로 떼를 지어 푸른 잔디 위에 앉게 하시니
İsa herkesi küme küme yeşil çayıra oturtmalarını buyurdu.Lalu Yesus menyuruh semua orang itu duduk berkelompok-kelompok di rumput yang hijau
İsa herkesi küme küme yeşil çayıra oturtmalarını buyurdu.Ngài bèn truyền cho môn đồ biểu chúng ngồi xuống hết thảy từng chòm trên cỏ xanh.
İsa herkesi küme küme yeşil çayıra oturtmalarını buyurdu.Ngài bèn truyền cho môn_đồ biểu chúng ngồi xuống hết_thảy từng chòm trên cỏ xanh .
İsa herkesi küme küme yeşil çayıra oturtmalarını buyurdu.Niin hän määräsi heille, että kaikkien oli asetuttava ruokakunnittain vihantaan ruohikkoon.
İsa herkesi küme küme yeşil çayıra oturtmalarını buyurdu.Og han bød dem å la alle sette sig ned i det grønne gress, lag ved lag.
İsa herkesi küme küme yeşil çayıra oturtmalarını buyurdu.Og han bød dem at lade dem alle sætte sig ned i små Flokke i det grønne Græs.