Bu bireyde nano ölçüdeki çatallı uçlardan 2 milyar tane var.Każdy osobnik ma 2 miliardy tych rozdwojeń.
Bu bireyde nano ölçüdeki çatallı uçlardan 2 milyar tane var.Og hvert individ har 2 milliarder af disse opdelte hår i nano-størrelse
Bu bireyde nano ölçüdeki çatallı uçlardan 2 milyar tane var.Und jedes einzelne Tier hat 2 Milliarden dieser gespaltenen Haarenden in Nanogröße.
Bu bireyde nano ölçüdeki çatallı uçlardan 2 milyar tane var.Un individ are 2 miliarde de astfel de vârfuri-despicate nano-dimensionate.
Bu bireyde nano ölçüdeki çatallı uçlardan 2 milyar tane var.Un individu a 2 milliards de ces fourches nanométriques.
Bu bireyde nano ölçüdeki çatallı uçlardan 2 milyar tane var.Và một cá thể thạch sùng có 2 tỉ những ngọn siêu vi như thế này.
Bu bireyde nano ölçüdeki çatallı uçlardan 2 milyar tane var.Y el individuo tiene 2000 millones de estos extremos partidos.
Bu bireyde nano ölçüdeki çatallı uçlardan 2 milyar tane var.Всеки гекон има 2 милиарда от тези косъмчета с нано размери.
Bu bireyde nano ölçüdeki çatallı uçlardan 2 milyar tane var.У особи примерно 2 миллиарда секущихся кончиков нано-размера.
Bu bireyde nano ölçüdeki çatallı uçlardan 2 milyar tane var.לכל שממית יש 2 מיליארד קצוות מפוצלים בגודל נאנו.
Bu bireyde nano ölçüdeki çatallı uçlardan 2 milyar tane var.والفرد لديه 2 بليون من هذه الانقسامات الطرفية بحجم النانو
Bu bireyde nano ölçüdeki çatallı uçlardan 2 milyar tane var.マジックテープや吸盤や
Buna çatal-çekiç stili denir, Stanley bunu annesinden ve anneannesinden öğrenmiş.Den sogenannten "Clawhammer" Stil hatte er von seiner Mutter und Großmutter gelernt.
Buna çatal-çekiç stili denir, Stanley bunu annesinden ve anneannesinden öğrenmiş.Este estilo se llama claw-hammer (garra-martillo), y él lo había aprendido de su madre y su abuela.
Buna çatal-çekiç stili denir, Stanley bunu annesinden ve anneannesinden öğrenmiş.Het heet de klauwhamerstijl. Had hij geleerd van zijn moeder en grootmoeder.
Buna çatal-çekiç stili denir, Stanley bunu annesinden ve anneannesinden öğrenmiş.Kalapácsos stílusnak is nevezik, és anyjától meg nagyanyjától tanulta.
Buna çatal-çekiç stili denir, Stanley bunu annesinden ve anneannesinden öğrenmiş.그는 어머니와 할머니한테서 그 연주기법(장도리 기법)을 배웠죠.
Buna çatal-çekiç stili denir, Stanley bunu annesinden ve anneannesinden öğrenmiş.Nauczył się tej techniki, zwanej claw-hammer, od swojej mamy i babci.
Buna çatal-çekiç stili denir, Stanley bunu annesinden ve anneannesinden öğrenmiş.Nó được gọi là phong cách claw-hammer, ông học được từ bà và mẹ.
Buna çatal-çekiç stili denir, Stanley bunu annesinden ve anneannesinden öğrenmiş.Si chiama claw-hammer style (stile artiglio-martello), che lui aveva imparato da sua madre e sua nonna.
Buna çatal-çekiç stili denir, Stanley bunu annesinden ve anneannesinden öğrenmiş.Stilul se cheamă "claw-hammer", şi el l-a învăţat de la mama şi bunica lui.
Buna çatal-çekiç stili denir, Stanley bunu annesinden ve anneannesinden öğrenmiş.Казва се "стил закривен чук", който научил от майка си и баба си.
Buna çatal-çekiç stili denir, Stanley bunu annesinden ve anneannesinden öğrenmiş.Этот стиль называется ногтеударный, он научился ему у своей мамы и бабушки.
Buna çatal-çekiç stili denir, Stanley bunu annesinden ve anneannesinden öğrenmiş.הסגנון נקרא פטיש-מפוצל, והוא למד אותו מאמו וסבתו.
Buna çatal-çekiç stili denir, Stanley bunu annesinden ve anneannesinden öğrenmiş.ويدعي " مخلب المطرقة " وقد كان تعلمها من والدته .. وجدته
Buna çatal-çekiç stili denir, Stanley bunu annesinden ve anneannesinden öğrenmiş.僕は恋に落ちた
Burak Çatalcalı, apparently needs a advisor.Burak Çatalcalı, nyilván szüksége van egy tanácsadója.
Burak Çatalcalı, apparently needs a advisor. He brought an offer to me.Аз ще Ви обясня веднага, госпожо Ебру,какви са тези безмислици.
Burak Çatalcalı, apparently needs a advisor.Εγώ να σας εξηγήσω αμέσως, κα Εμπρού... Τι είναι όλες αυτές οι βλακείες.
Burak Çatalcalı is becoming really dangerous.Burak Çatalcalı válik igazán veszélyes.
Burak Çatalcalı is becoming really dangerous.Театрална сцена ли направиха те тука?Какво е това?
- Burak Çatalcalı knows it better than all of us.De toute façon.
- Burak Çatalcalı knows it better than all of us.Mindegy .
- Burak Çatalcalı knows it better than all of us.Τέλος πάντων. Αυτά ανήκουν στο παρελθόν.
- Burak Çatalcalı knows it better than all of us.Как да е. Всичко това е минало.
Bu resme ikinci baktığımda, ağacın çatalında buluştular, öpüşüp barıştılar.A asi sekundu po tom, čo som urobil túto fotku, prišli k sebe, pobozkali sa a objali.
Bu resme ikinci baktığımda, ağacın çatalında buluştular, öpüşüp barıştılar.A chvíli po tom, co jsem je vyfotil, se sešli na rozvětvení toho stromu a navzájem se líbali a objímali.
Bu resme ikinci baktığımda, ağacın çatalında buluştular, öpüşüp barıştılar.Chwilę po tym jak zrobiłem to zdjęcie, zeszły razem niżej, żeby się pocałować i objąć.
Bu resme ikinci baktığımda, ağacın çatalında buluştular, öpüşüp barıştılar.Direkt efter bilden togs, satt de tillsammans i grenklykan och de pussade och omfamnade varandra.
Bu resme ikinci baktığımda, ağacın çatalında buluştular, öpüşüp barıştılar.Een seconde later gingen ze naar elkaar toe en ze kusten en omarmden elkaar.
Bu resme ikinci baktığımda, ağacın çatalında buluştular, öpüşüp barıştılar.이 사진을 찍자마자 곧 그들은 나무 가지가 뻗어나가는 밑둥쪽으로 내려가서 뽀뽀와 포옹을 했습니다.
Bu resme ikinci baktığımda, ağacın çatalında buluştular, öpüşüp barıştılar.La o secundă după ce am făcut poza s-au apropiat, s-au pupat și s-au îmbrățișat.
Bu resme ikinci baktığımda, ağacın çatalında buluştular, öpüşüp barıştılar.Segera setelah saya mengambil foto tadi, mereka duduk bersama di dahan pohon saling berpelukan dan berciuman.
Bu resme ikinci baktığımda, ağacın çatalında buluştular, öpüşüp barıştılar.Sekunnin kuluttua kuvan ottamisesta ne kohtasivat puunhaarassa ja suutelivat ja halivat toisiaan.
Bu resme ikinci baktığımda, ağacın çatalında buluştular, öpüşüp barıştılar.Takoj zatem, ko sem naredil posnetek, sta se srečala pri razcepu drevesa, nakar sta se poljubila in objela.
Bu resme ikinci baktığımda, ağacın çatalında buluştular, öpüşüp barıştılar.Une seconde après que j'ai pris la photo, ils se sont réunis à la base de l'arbre et ils se sont embrassés.
Bu resme ikinci baktığımda, ağacın çatalında buluştular, öpüşüp barıştılar.Y un segundo después de que tomé la foto, se fueron juntos a otro árbol y se abrazaron y besaron.
Bu resme ikinci baktığımda, ağacın çatalında buluştular, öpüşüp barıştılar.А за секунду після того, як я зробив знимку, вони зійшлися на розгалуженні дерева, обійнялися і поцілувалися.
Bu resme ikinci baktığımda, ağacın çatalında buluştular, öpüşüp barıştılar.Секундой позже мне удалось сфотографировать, как они обнялись и поцеловались на одном разветвлении.
Bu resme ikinci baktığımda, ağacın çatalında buluştular, öpüşüp barıştılar.בערך שניה אחרי שצילמתי את התמונה, הם נפגשו במזלג העץ, וחיבקו ונישקו זה את זה.
Bu resme ikinci baktığımda, ağacın çatalında buluştular, öpüşüp barıştılar.وبعد ثانية من التقاطي للصورة، اجتمعا معا في تفرع الشجرة وقبلا وعانقا بعضهما البعض.
Bu resme ikinci baktığımda, ağacın çatalında buluştular, öpüşüp barıştılar.キスをして抱擁を交わしました これはとても興味深い事です
Çatal bıçak kullanmayı bilmiyordum.Ich wusste nicht, wie man das Besteck verwendet.
Çatal bıçak kullanmayı bilmiyordum.Ik wist niet welk bestek je moest gebruiken.
Çatal bıçak kullanmayı bilmiyordum.Je ne savais pas comment utiliser les couverts.
Çatal bıçak kullanmayı bilmiyordum.저는 날붙이류를 어떻게 사용해야 하는지 몰랐고
Çatal bıçak kullanmayı bilmiyordum.Não sabia como usar os talheres.
Çatal bıçak kullanmayı bilmiyordum.Nem tudtam használni az evőeszközöket.
Çatal bıçak kullanmayı bilmiyordum.Nevěděla jsem, jak používat příbor.
Çatal bıçak kullanmayı bilmiyordum.Nevedela som, ako používať príbor.