Ana içeriğe geç
Sözlük

çarp ile cümle

çarp kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Dalgalar kayalara çarptılar.The waves crashed against the rocks.
Ben bacağımı kahve masasına çarptım.I banged my leg on the coffee table.
Tom dizlerini cam sehpa üzerine çarptı.Tom banged his knees on the glass coffee table.
O erkeğin kolu benimkine hafifçe çarptı.His arm brushed against mine.
Onun kolu benimkine hafifçe çarptı.Her arm brushed against mine.
Tom'un kolu benimkine hafifçe çarptı.Tom's arm brushed against mine.
Mary çantasını çarparak masaya koydu.Mary slammed her purse on the table.
Kalbim gitgide daha da hızlı çarpıyordu.My heart was beating faster and faster.
Bir kamyon tarafından çarpıldım.I got hit by a truck.
Kafamı çarptım, gözümde şimşekler çaktı.I hit my head and saw stars.
Mary yatak odasının kapısını çarparak kapattı.Mary slammed her bedroom door shut.
Mary ağlayarak kaçtı ve yatak odasının kapısını çarptı.Mary ran off crying and slammed her bedroom door.
Tom yatak odası kapısını çarptı.Tom slammed his bedroom door.
Park Caddesinde süpermarkete çarpan arabanın sürücüsü Tom'du.Tom was the driver of the car that crashed into the supermarket on Park Street.
Kamyon otomobil ile çarpıştı.The truck collided with the car.
İkisi de ölüm cezasına çarptırıldı.Both of them were sentenced to death.
Bina kesinlikle çarpıcı.The building is absolutely stunning.
Göktaşı çarpmaları ne kadar yaygındır?How common are meteorite strikes?
Bir çarpışma rotasında olabiliriz.We may be on a collision course.
Tom'un kalbi çarpmaya başladı.Tom's heart started pounding.
Tom ona neyin çarptığını hiç bilmiyordu.Tom never knew what hit him.
Sonuçlar çarpıcıydı.The results were stunning.
Tom 30 yıla çarptırıldı.Tom was given thirty years.
Tom ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı.Tom was sentenced to life in prison.
Saat 14.30'da tren otobüsle çarpıştı.At 2:30 PM, the train collided with the bus.
Tom sarhoş bir sürücü tarafından çarpıldı.Tom was hit by a drunk driver.
Tom'un ahırı geçen sene iki kez yıldırım tarafından çarpıldı.Tom's barn was struck by lightning twice last year.
Duvara çarpan arabanın şoförü sarışın bir kadındı.The driver of the car that crashed into the wall was a blonde woman.
Tom çarpışmada öldü.Tom died in the collision.
On yedi yıl hapiste yattıktan sonra Fadıl suçlarından ötürü ölüm cezasına çarptırıldı.After serving seventeen years in prison, Fadil was put to death for his crimes.
Tom ve Mary'nin ikisi de ölüm cezasına çarptırılıyor.Tom and Mary have both been sentenced to death.
Tom ve Mary'nin her ikisi de ölüm cezasına çarptırıldı.Tom and Mary were both sentenced to death.
Ben şeylere çarpmaya devam ediyorum.I keep bumping into things.
Ben vazoya çarpıp onu kırdım.I knocked over the vase and broke it.
Ben çarparak kapıyı kapattım.I slammed the door.
Fadıl 5 yıl ev hapsi cezasına çarptırıldı.Fadil was sentenced to 5 years house arrest.
Temmuz 2004'te Fadıl, 24 yıl hapis cezasına çarptırıldı.In July 2004, Fadil was sentenced to 24 years in jail.
Sami'ye bir araba çarptı.Sami was hit by a car.
Ok onu ıska geçti ve bir ağaca çarptı.The arrow missed him and hit a tree.
Tom bir arabayla çarpıp kaçma kazasında öldü.Tom was killed in a hit-and-run accident.
Başka gezegenlere gitmezsek, tek bir meteor çarpması hepimizi öldürebilir.If we don't travel to other planets, a single meteor strike could kill us all.
Meteor çarpmaları insanlığı yok edebilir.Meteor strikes could wipe out humanity.
Meteor çarpmalarını önlemek için bir şeyler yapmak zorundayız.We have to do something to prevent meteor strikes from happening.
Genel olarak, dünyadaki suyun kuyrukluyıldızlarla çarpışmalardan geldiği düşünülür.It is generally thought that the earth's water came from collisions with comets.
Meteor çarpması tehdidini ciddiye almazsak hepimiz öleceğiz.If we don't take the threat of meteor strikes seriously, we'll all die.
Meteor çarpmaları çok gerçek bir tehdittir.Meteor strikes are a very real threat.
Meteor çarpmaları gerçek bir tehdittir.Meteor strikes are a real threat.
Söylediklerimi çarpıtıyorsun.You're distorting what I said.
O söylediklerimi çarpıttı.He distorted what I said.
O, tartışmamı çarpıttı.He distorted my argument.
O argümanımı çarpıttı.She distorted my argument.
O sözlerimi çarpıttı.He distorted my words.
O sözlerimi çarpıtıyor.He is distorting my words.
Ben asla hiç kimsenin sözlerini çarpıtmadım.I never distorted anyone's words.
Bu benim tartışmamın bir çarpıtılması.That's a distortion of my argument.
Tom, arabasını Mary'nin çitine çarptı.Tom crashed his car into Mary's fence.
Sözlerimi çarpıtmayı bırak.Stop twisting my words.
Şu anda meteor çarpmaları önlemenin bir yoluna sahip değiliz.We currently have no way of preventing meteor strikes.
Meteor çarpmaları ciddi bir tehdittir.Meteor strikes are a serious threat.
Meteor çarpmaları ciddi bir tehlikedir.Meteor strikes are a serious threat.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod